Akıllı Geleceğin Habercileri Sensörler mi Olacak Dersiniz?

Bu yazı konuk yazarımız Eda Pekar tarafından kaleme alınmıştır.

Bir zamanlar sadece mekanik ve elektrikli parçalardan oluşan ürünler, internet üzerinden çeşitli biçimlerde bağlanan, donanım, sensör ve yazılımı birleştiren karmaşık cihazlara, hatta platformlara dönüştüler. Bu akıllı bağlantılı nesneler yeni fonksiyonlar, geleneksel ürün sınırlarını aşan yetkinliklere katlanarak büyüyen fırsatlar sunuyor.

GSMA tarafından yapılan bir araştırmaya göre akıllı makinelerin 2022’de ulaşacağı sayı 50 milyar civarında. Eskiden telefon, modem ve yazıcıdan oluşan akıllı bağlantılar artık gün geçtikçe kamera, ampul, spor ürünleri, priz, tartı, sağlık ekipmanı, depo ve ev sensörleri olarak karşımıza çıkmakta ve çıkmaya da devam edecektir şüphesiz.

image003 (1)

Aslında bu  devrimi tetikleyen asıl kıvılcım ise  mobil internet ve akıllı telefonlar oldu. Hep söylenildiği üzere büyük icatlar diğer büyük icatları tetikler. Bugün akıllı telefonumuz hayatımızın uzaktan kumandası ve her geçen gün yönetebildiği cihaz sayısı artıyor. Sensörlerin ucuzlaması ve arayüzlerin basitleşmesiyle yaygınlaşmasıyla beraber önümüzdeki yıllarda çok önemli dönüşümler yaşanacağa ve dijital nesnelerin fiziki ortama entegre olabilmesinin önünün gelişen sensörler sayesinde açılacağa benziyor. Bunun en güzel örneklerinden birini McDonalds’ın Stokholm’de gerçekleştirdiği Pick’n Play uygulamasında görüyoruz. Şehrin belirli noktalarına yerleştirilen sensör ve interaktif panolara, akıllı telefonlarındaki tarayıcalarla bağlanan kişiler, telefonlarını kumanda olarak kullanarak panoda oyun oynuyor, kazandığında da telefonuna gelen kodla en yakınındaki McDonalds’a gidip hediyesini alıyor. Böylelikle şubesi olmayan caddelerden bile müşteri toplayabiliyor.

McDonalds_PickNPlay11-560x282

Dijital aletlerin fiziksel ortamlara taşınması günümüzde son derece önemli bir çığır açtı. Giyilebilir teknolojiler gelişmekte olup, gözlükler, lensler, kıyafetler, ayakkabılar, tene temas eden yapışkan sensörlü cihazlar insan yaşamında ve işlerinde çok önemli yardımcı görevlerde bulunuyor.

Google-Shop-London-3-BI-3

Bu sistemlerin akıllı olma özelliği onları veriyle besleyen ürünlerin akıllı ve sensör bağlantılı olma özelliğinden geliyor. Uzaktan kontrol sağlayan sensörler özellikle tüm performans verilerini takip ediyor. Ürünler birbirleriyle ve birçok farklı sistemle iletişimde kalarak sadece tek bir fayda değil bu faydaları bir ekosistem haline dönüştürüyor. Şöyle bir örnek verecek olursak; bir afet durumunda sağlık birimleri, trafik birimleri sensörleri ve hava durumu verilerinin tek bir yerde toplanarak işlendiği afet koordinasyon merkezleri bu sistemin ilk örneğini oluşturuyor.

Buradan anlaşıldığı üzere gelecekte sensör sistemi sadece insan müdahalesi olan acil durumlarda değil, olağan durumlarda da akıllı bağlantılı nesnelerin kendi aralarında iletişimi sayesinde hayatımızı büyük ölçüde kolaylaştırmaya başlayacaklar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Annelerimizden Altın Değerinde 7 Pazarlama Tavsiyesi

Hepimiz biliriz “anneler en iyisini bilir.” Hatta en iyisini bilmekle kalmaz en doğrusunu söyler, en güzelini yapar ve bunun gibi birçok “en” daha sayabiliriz hayatımızda. Küçüklükten bu yana hayatınızda onların sözünden daha kıymetlisi var mıydı ya da bir sorununuz olduğunda size daha çok yardım edeceğini bildiğiniz başka bir kimse?

İster içgüdüsel olarak doğruyu önerdiklerini varsayalım, ister deneyimlerinin bizim yolumuzu aydınlattığını… Ama kabul edelim bu kadınlar bir şeyler biliyorlar! İyi ile kötüyü ayırmayı nereden öğrendik ki biz? Sahi bugün öğrendiklerimizin yapı taşı neydi ki? Hepimiz farkındayız; tabii ki annelerimizin öğütleri… Bir şeyin yanlış olduğunu en kolay öğrendiğimiz yol “annelerimizin terlikleri” değil miydi?

Girizgah biraz uzun oldu farkındayım ama başlıktan da anlaşılacağı üzere, bu yazıda annelerimizden aldığımız hayat derslerinin üzerine bir basamak daha çıkacağız ve annelerimizin o sürekli söyledikleri ama bizim de ısrarla dinlemediğimiz sonrasında mutlaka pişman olduğumuz (yaşadığımdan biliyorum) o sihirli cümlelerden değişik anlamlar çıkaracağız pazarlamaya dair.

Haydi başlayalım.

zuhal

#1 Teşekkür ettin mi Teyzeye / Amcaya?

“Bir şey isterken lütfen de, teşekkür etmeyi unutma” küçüklüğümüzden beri sürekli tekrar ederek annelerimizin bize aşıladığı bu güzel öğütlerin aslında annelerimizin bizlerin nazik, dürüst ve cana yakın yetişmesini istediğinden olabilir. Ee insanlar böyle olabiliyor madem markalar neden olmasın? Saygılı ve nazik bir tavır ve dürüst bir tutumun marka imajı için hayati önem taşıdığının elbette farkındayız. Kısacası temel görgü kurallarını şirketinizin, markanızın temeli, misyonu haline getirin. Çok şey kazanacaksınız.

 atari

#2 Odanı toplamadan asla dışarı çıkmak yok!

Bu cümlenin diğer versiyonu da şu olabilir: “Ödevlerini bitirmeden atari oynamak yok”. Kim bilir evrende kaç anne şu cümleleri tekrar etti çocuklarına ki anlasınlar güzel şeylere ulaşmak zordur, çaba ister, düzen ister, plan ister. Anneniz size o küçücük yaşınızda bir plan dahilinde hareket etmenizin ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışıyordur aslında. Pazarlama dilinde ise bu özlü sözün anlamı; gerekenleri yapmadan, emek vermeden, işlerini düzene oturtmadan, planlamadan başarılı olmak zordur. Hatta imkansızdır. Çevrenizin düzenli olması, aklınızdaki şeyleri de düzene koymanıza yardım eder, bir plan dahilinde hareket etmeniz ise sizi başarıyı getirir, işinizi doğru yapmanızı sağlar.

#3 Kendine karşı her zaman dürüst ol!

Hayat mottomuz haline getirmemiz gereken bu cümle sadece günlük hayatımızda değil, yaptığımız işlerde de kendini göstermeli. Nasıl mı? Markanız, mesajınız, içeriğiniz her zaman belirlediğiniz hedef kitle ile uyumlu olmalı. Ve siz de onlara her zaman sadık kalmalısınız. Artık hepimiz sadakat pazarlamasının ne kadar değerli olduğunun farkındayızdır sanırım. (unutanlar Lady Gaga yazıma göz atabilirler)

 senidoğurdum

#4 Seni bu dünyaya kim getirdi? Ben! (Senin hayatında değerli tek bir şey varsa o da benimdir)

Ne kastetti? Tam olarak sizinde varoluş amacınızı sorgulamanız gerektiğini kastetti. Bir bakıma klasik yaşam döngüsünü anlattı annemiz bizlere sevgili pazarlama severler. Ee haklı da. Bizim varoluş sebebimiz nasıl annelerimizse, piyasa da var olan ürünlerin, markaların varoluş nedeni de bizleriz, tüketiciler. Biz sevdiğimiz, biz aldığımız sürece varlar, biz onlardan bahsettiğimiz sürece popülerler. Hep dikkatimizi çekmek zorundalar, hep bizim için bir şeyler yapmak zorundalar. Ne demiş reklam dahisi David Oglivy “Tüketici moron değildir; karınızdır. Herhangi bir şeyi satın almak için onu sade bir slogan ve birkaç sıkıcı görselin ikna ettiğini zannetmek, onun zekasını aşağılamaktır. O verebileceğiniz tüm bilgileri ister.” Detaylı olun, bilgilendirici olun, dikkat çekici olun. En önemlisi de özgün olun. Sevdirin bize kendinizi!

Bu noktada varoluş amacınızı sorgulayabilirsiniz. Peki sizi bu dünyaya ne getirdi? Bir ihtiyacı karşılamak olabilir mi? Ürünlerinizin, markanızın, paylaştığınız içeriklerin müşterilerinizin istek ve ihtiyaçlarına odaklı olması gerçeğini aklınızdan çıkarmayın.

 annesinin-kuzusu

#5 Ayağına terlik giy, üzerine kazak giy, üşüteceksin! Cidden sokağa böyle mi çıkacaksın?

Bir anne çocuğuna üzerine kazak giy demişse o çocuk uygunsuz giyinmiştir. Anne biliyordur ki o çocuk da her söz dinlemeyen çocuklar gibi 40 derece ateşle yanacaktır ilerleyen günlerde. İçerik pazarlaması açısından düşünelim. Görünüş önemlidir! Burada kastedilen terlik aslında web sitenizin tasarımından, içeriğinize uygun seçeceğiniz görsele, web sitenizi mobil görüntülenmeye uygun hale getirmeniz gerekliliğine kadar birçok şey olabilir. Tasarımı düşünün, terliği düşünün, geniş düşünün!

#6 Ben seni böyle mi yetiştirdim!

Markanızın, şirketinizin ürününüzün temel değerleri, anlatmak istedikleri, misyonu ile tamamen uyuşan bir strateji peşinde koşmanız gerekir. Markanızın değerleri ile uyuşmayan şeyleri yapıyor olmanız itibarınıza zarar verir. Ki bunun geri dönüşü ise çok zordur. Unutmayın kötü şeyler çabuk yayılır, kulaktan kulağa pazarlamanın gücünü hafife almayın!

#7 Olsun annecim herkes hata yapar.

Sözün özünü annemiz söylemiştir. Kimse mükemmel değildir, iş dünyasında da bu böyledir. Aslolan hatayı kabul edip düzeltmek, gerekirse özür dilemek ve iletişimi asla kesmemektir. Hatanızı kabul edin, daha da fazla çalışın, daha iyi yapmaya gayret gösterin. Böyle olduğu vakit hedef kitlenizin özrünüzü kabul etmesi hatta dürüstlüğünüzden dolayı sempati duyulmanız işten bile değildir.

 marge-and-lisa-picture

Bonus: Bunun için bir gün bana teşekkür edeceksin!

Aslında hepimizin yapması gereken ama ihmal ettiğimiz, çoğu zamanda unuttuğumuz şeylerden biridir şükretmek. Hiç nedeniniz olmadan müşterilerinize teşekkür ettiniz mi sadece sizin müşteriniz olmasından dolayı duyduğunuz minnet için? Bunu yapın, müşterilerinize onların sayesinde var olduğunuzu, ilerlemenize katkıda bulunduklarını söyleyin, teşekkür edin. Böylelikle hem gündemde kalmış, hem de onların saygısını kazanmış olursunuz.

Bu sözleri hayatımızda birden fazla kez duyduk çok eminim. Bu sefer annemizin sözünü dinlemediğimiz için pişman olmadan harekete geçmeye ne dersiniz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Robotların Dünyayı Ele Geçiremeyeceğini Gösteren 5 Neden

  • Birçok kişi robot ve yapay zeka teknolojilerinin, eninde sonunda insanlık için bir tehdit haline geleceğine inanıyor.
  • Ünlü girişimci Elon Musk, geçtiğimiz yıl içerisinde attığı bir tweetle “yapay zekanın 3. Dünya Savaşı’na neden olacağı” yönündeki görüşlerini açık bir şekilde dile getirdi.
  • McKinsey’nin raporuna göre, 2030 itibarıyla robotlar yüzünden 800 milyon kişi işsiz kalacak.
  • Uluslararası Robotik Federasyonu’nun verilerine göre, dünya genelindeki ortalama robot çalışan sayısı her geçen yıl artıyor
  • Güney Danimarka Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapan Norbert Krüger ve robotik alanında uzman olan öğretim üyesi Ole Dolriis, robotların yakın gelecekte dünyayı ele geçirmeyeceğine inanıyorlar ve bu görüşlerini 5 neden ile destekliyorlar.
  • İlgili Yazı: Yapay Zeka ile İlgili Dikkat Çekici 15 İstatistik

Özellikle son dönemin en popüler konusu haline gelen robot ve yapay zeka teknolojileri, her ne kadar hayatın birçok alanında bizim için işleri kolaylaştırıyor olsalar da, pek çok insan bu iki teknolojinin gelecekte insanlık için bir tehdit unsuru haline geleceğini düşünüyor. Hatta bu insanlardan biri de ünlü girişimci Elon Musk. Musk geçtiğimiz yıl içerisinde, attığı bir tweetle “yapay zekanın 3. Dünya Savaşı’na neden olacağı” yönündeki görüşlerini açık bir şekilde dile getirmişti.

Bununla birlikte robotların ve yapay zekanın, istihdam konusunda da sıkıntı yaratacağına dair ciddi endişeler var. Yönetim danışmanlığı firması McKinsey‘nin yayımladığı rapor da bu endişeleri haklı çıkartıyor. McKinsey’nin raporuna göre, 2030 itibarıyla robotlar yüzünden 800 milyon kişi işsiz kalacak. Ayrıca Uluslararası Robotik Federasyonu‘nun verilerine göre, dünya genelindeki ortalama robot çalışan sayısı her geçen yıl artıyor. 2015 yılında 10 bin insan işçi başına 66 adet olan dünya genelindeki ortalama robot işçi sayısı, 2016 yılı itibarıyla 74 adede kadar yükseldi.

Ancak bütün bunlara rağmen, robotların ve yapay zekanın istihdam açısından bir tehdit olmadığını düşünenler de mevcut. Bu kişilerden biri olan Microsoft CEO’su Satya Nadella, yapay zekanın yok ettiğinden çok daha fazla istihdam yaratabileceğini düşünüyor.

Güney Danimarka Üniversitesi‘nde profesör olarak görev yapan Norbert Krüger ve robotik alanında uzman olan öğretim üyesi Ole Dolriis‘in birlikte hazırladıkları ve kar amacı gütmeyen bağımsız bir basın kuruluşu olan The Conversation’ın internet sitesinde yer alan yazıda da robotların en azından yakın gelecekte bizler için bir tehdit olmayacağına dikkat çekiliyor. Çünkü Krüger ve Dolriis’e göre, robotların bazı temel insan yetenekleriyle boy ölçüşebilmeleri için önlerinde daha çok uzun bir yol bulunuyor. İkili, robotların yakın gelecekte neden dünyayı ele geçiremeyeceklerini şu 5 madde ile açıklıyor:

İnsan Benzeri Eller

Bilim adamları, insan ellerinin kompleks yapısını kopyalamaktan oldukça uzaklar. Günümüzde gerçek uygulamalarda kullanılan robotların sahip oldukları eller ise son derece kullanışsız. Laboratuarlarda geliştirilen daha gelişmiş eller yeterince dirençli değil ve insan ellerinin maharetinden yoksun.

Temas Algısı

Çeşitli dokunsal sensörleri kapsayan muhteşem insan ve hayvan derisi için teknik bir eşleşme henüz yok. Bu algı, kompleks manipülasyon için gereklidir. Bununla birlikte dokunma sensörlerinden alınan mesajlara tepki ve bu mesajların yorumlanması söz konusu olduğunda, robotlardaki sensörlerden gelen verileri işleyen yazılım, insan beyni kadar gelişmiş bir yapıda değildir.

Manipülasyon Kontrolü

İnsan elleriyle karşılaştırılabilir yapay ellere ve gelişmiş yapay deriye sahip olsak bile, insanımsı bir şekilde nesneleri manipüle etmek için onları kontrol etmenin bir yolunu tasarlayabilmemiz gerekir. Çocukların bile bunu yapması yıllar alır ve bununla ilgili öğrenme mekanizmaları henüz anlaşılamamıştır.

İnsan ve Robot Etkileşimi

İnsanlar arasındaki etkileşim koku alma, tat alma ve dokunsal algılama gibi diğer algılayıcıların yanı sıra, iyi işleyen konuşma ve nesne tanıma sistemleri üzerine kurulmuştur. Konuşma ve nesne tanıma konusunda önemli bir ilerleme kaydedilmiş olsa da, yüksek bir performans derecesi gerektiğinde, günümüzün sistemleri sadece son derece kontrollü ortamlarda kullanılabilir.

İnsan Aklı

Teknik olarak mümkün olan her şeyin inşa edilmesi gerekmez. İnsan aklı, topluma verebilecekleri potansiyel zarardan ötürü bu tür robotları tam olarak geliştirmemeye karar verebilir. Bundan yıllar sonra yukarıda sözünü ettiğimiz teknik sorunların üstesinden gelinse bile, insan benzeri kompleks robotların yapıldığı takdirde, yasalar kötüye kullanımın önüne geçebilir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link