Adidas Netflix’i Neden Kendisine Rakip Olarak Görüyor?

Spor Pazarlamasında Riskler ve Fırsatlar (1)

Spor genelde kolay pazarlanabilen bir ürün olarak bilinir. Geniş bir pazara ve kitlelere hitap etme özelliğine sahip olan sporun gönülden bağlı ve sadık tüketicileri de neredeyse hazır kıta beklemektedir. Spor canlıdır ve yoğun sosyal etkileşim sağlar. Sonucunun öngörülmez olması, bünyesinde barındırdığı yoğun dram ve coşku sporun bir ürün olarak pazarlanması bakımından belirli kolaylıklar sağlar. Sporun kolay pazarlanabilme özellikliğinden ötürü bazı spor markaları reklam ihtiyacı bile hissetmeyebilir, zaten halihazırda bekleyen yeteri kadar müşterileri vardır. Bunun aksine, bazı markalar da spor vasıtasıyla global bir marka haline dönüşebiliyor.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi eski pazarlama direktörü Michael Payne, Samsung’un bu denli büyük bir dünya markası haline gelmesinde markanın Olimpiyat Oyunları için ısrarla devam ettirdiği sponsorluk anlaşmasının önemli bir faktör olduğunu ifade ediyor.

 

Peki spor pazarlaması ve iletişimi açısından spor markaları ve tüm paydaşları için tüm süreç bu kadar kolay mı işliyor? İşlerin bu denli kolay yürümediği kesin, özellikle son dönemlerde…

Aslında ortada Adidas’ın Netflix’i bile kendisine rakip olarak gördüğü yoğun rekabetçi bir pazar var. Adidas global kreatif direktörü Paul Gaudio yakın bir zaman önce  yaptığı açıklamada, ‘Netflix’in, insanların eğlenceye ayırdığı bütçenin paylaşılması bakımından kendilerine bir rakip olduğunu’ ifade etti.

Gaudio’nun tespiti spor endüstrisinin son yıllarda karşılaştığı sıkıntının güzel bir örneği. Günümüz dünyasında insanların spor haricinde tercih edebilecekleri birçok aktivite ve eğlence mevcut.  Netflix’te, özellikle gençlere cazip gelmesi bakımından, bu alternatifler arasında en önemlilerinden. Adidas’ın, farklı bir endüstride olmasına rağmen Netflix’i rakip olarak görmesini sağlayan bu rekabetçi pazar riskleriyle birlikte aynı zamanda bazı fırsatları da beraberinde barındırıyor.

Dijitalleşme Tüm Oyunu Değiştirdi

Günümüzde bütün spor dallarının büyümeye, daha fazla genişlemeye ve yeni taraftarlar edinmeye her zamankinden daha fazla ihtiyacı var, evet futbolun bile. Yapılan anlaşmaya göre, Tottenham Hotspur’un yeni stadyumunda yılda iki kez NFL müsabakası oynanacak. Bu tarz açılımlara yeni pazar arayışı için hem NFL’nin, hem de Tottenham’ın ihtiyacı var.

Bu artan ihtiyaçlar spor pazarlama ve iletişimcileri için yeni cepheler ve fırsatlar demek aynı zamanda.

Dijitalleşmenin her şeyi kökünden değiştirdiği bir ortamda öncelik artık dijital mecraların. Dijitalleşmenin spor endüstrisindeki en büyük etkisi ise spor yayıncılığı üzerinde oldu. Dijitalleşmeyle birlikte spor yayıncılığı demokratikleşti, eski monopol yapısından sıyrıldı. Konvensiyonel medya geçmişte içeriği tek başına üretip, yayarken şu an mobil veya wifi bağlantısı olan herkesin yayıncı olduğu bir dijital ortam artık endüstrinin dominant unsuru.

Böyle bir ortamda geleneksel medyanın eski usul içerikleri özellikle genç kuşakta karşılık bulmuyor. Genç taraftar kuşağı kendi alternatif medyasını kuruyor ve onu takip ediyor. Sahne arkasından üretilen daha samimi bir dil onları resmi ve mesafeli bir içeriğe göre daha çok cezbediyor. Bazı durumlarda, taraftarı oldukları kulüplerin yayın kuruluşları bile mesafeli gelebiliyor yeni nesil taraftar kitlesine. Bu yüzden kendi alternatif mecralarını kuruyor, onları takip ediyorlar. Liverpool’un ve Arsenal’in gayrı resmi Youtube taraftar kanalları RedmenTV  ve ArsenalTV  bu alternatif medyaya iyi birer örnek. Bu tür kanalların aylık 50m ortalama gösterimleri mevcut.

Spor yayıncılığı her zamankinden daha ulaşılabilir durumda. Bu çeşitlilik spor markalarının yeni kitlelere ulaşması için için bir avantaj; fakat pazardaki çeşitlilik de rekabeti her zamankinden daha üst seviyede tutuyor.

Taraftarların Tüketim Alışkanlıkları Değişiyor

Eğlenmek için bir çok alternatifin olduğu bir ortamda taraftarlar takip ettikleri sporu izlemek için daha az ödeme yapmak istiyor. İngiltere merkezli Football Supporters’ Federation adlı kuruluşun yaptığı bir ankete göre, 2017 yılında katılımcıların %39’u maçları illegal yayınlardan takip etti. Yine İngilitere merkezli bir kuruluş olan Mintel’in yapmış olduğu bir ankete göre ise, katılımcıların %56’sı  takip ettikleri sporu izlemenin pahalı olduğunu belirtiyor.

Futbol halen dünyanın en çok izlenen sporu ama geleceğe dair endişeler de barındırıyor. İngiliz Sky TV canlı yayınlarının izlenme oranı bir önceki yıla göre %14 oranında azalmış durumda. Alternatif Youtube taraftar kanalı olan Copa90’ın izlenme oranı 49m civarlarında ve giderek artıyor.

Bu rakamların bize söylediği spor tüketicileri, özellikle yeni jenerasyon, resmi ve ciddi spor içerikleri yerine kendilerinin sesi olan, kendilerine dürüst davranan alternatif mecraları tercih ediyor ve tüketim eğilimini de buna göre belirliyor. Lebron James bunu kavrayan kişisel spor markalarından bir tanesi. Uninterrupted adında  spor hikayeleri üreten bir dijital platforma önemli bir yatırım yaptı James. Diğer bir fırsat ise Z kuşağı ile etkileşime geçme şansı. Z kuşağı oyun oynamak kadar oyun videosu izlemekten hoşlanıyor. E-spor’un lider portalı olan Twitch’te ayda 1m kullanıcı canlı oyun videosu paylaşıyor. Aylık ortalama görünüm rakamı ise 100m.

Spor tüketicilerinin tüketim eğilimlerini anlamak ve bu eğilimlere taraftar/tüketici gözüyle yaklaşmak markanızın rakiplere göre bir adım önde olmasını sağlayacaktır.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Bankaların Yarattığı Başarılı Reklam Karakterleri

Markalar, tüketicinin zihninde doğru yere konumlanabilmek ve bu konumu devamlı olarak muhafaza edebilmek için belli araçlar kullanırlar. Bu noktada en önemli araçları ise genellikle logo, slogan veya marka maskotları oluyor. Günümüz pazarlama dünyasına göz atmak gerekirse bu araçların içinden sıyrılan marka maskotu markaya kazandırdığı kimlik ve tüketicide yarattığı etki ile çok daha önemli bir konuma gelmiştir.

Başarılı bir marka maskotu yaratmanın anahtarı ise elbette ki markanın stratejileri ve hedefleri ile özdeşleşebilecek, tüketici tarafından kolayca ayırt edilebilecek sevilen bir maskot kimliği yaratmaktır. Tüketici, markanın kimliğini maskotun karakteri ile kolayca eşleştirilebilmelidir. Markanın değerleri, bulunduğu konum ve vermek istediği imaj ile çelişmemelidir. Doğru maskot çalışmasının getirdiği faydayı ilk maskot­lardan olan ve Planters Peanut firmasının 1917’de yarattığı Mr.Peanut (Bay Fıstık) maskotunu kullanması beş yıl içeri­sinde 1 milyon dolardan 7 milyon dolara çıkardığı cirosuyla yakından görebiliriz.

Türkiye’de ise incelediğimizde başarılı marka maskotları olarak; Turkcell’in Emocanlar’ını, Arçelik’in Çelik ve Çeliknaz’ını örnek verebiliriz. Globalde düşündüğümüzde ise Milka’nın Mor İneği’ni, Mc Donalds’ın Palyaço McDonald’sı, Michelin’in Bibendum’u örnek olarak gösterebiliriz.

Ve çocukluğumuzun maskotu “Vadaa”… Yapı Kredi World’ün marka maskotu olarak tam 16 yıldır hayatımızda. Bu da Vadaa’yı Türkiye’nin en iyi tanınan maskotu haline getirdi. Sanıyoruz ki Vadaa’nın başarısını gören diğer bankalar geç de olsa güzel bir başarı gerçekleştirmeyi hedefliyorlar.

Türkiye İş Bankası ve Cem Yılmaz

 

 

 

 

 

 

İş Bankası ve bir animasyon karakteri olarak Cem Yılmaz… Türkiye İş Bankası‘nın mobil bankacılık uygulaması İşCep için hazırlanan reklam filminde Cem Yılmaz izleyicinin karşısına alışılagelmedik bir tarzda çıkıyor.

Türkiye İş Bankası‘nın mobil bankacılık uygulaması İşCep için hazırlanan reklam film serisinde Cem Yılmaz izleyicinin karşısına alışılagelmedik bir tarzda, bir animasyon karakteri olarak çıkıyor. İş Bankası‘nın yeni reklam kampanyasında Cem Yılmaz’ı bir animasyon karakteri olarak akıllı telefonlar üzerine esprileriyle stand-up yaparken izliyoruz. Örneğin bir reklam filminde konu Siri’ye geliyor; Cem Yılmaz da sahnede Siri yardımı ile havale işlemini kolaylıkla gerçekleştiriyor. Seyirciler ile diyalogların da renk kattığı reklam filmlerinde karakteri Cem Yılmaz kendisi bizzat seslendiriyor.

Reklam filmleriyle fark ediyoruz ki Cem Yılmaz, bankanın mobil bankacılık uygulaması olan İşCep’i temsil ediyor. Sahnede İşCep’in hayatı kolaylaştıran taraflarını seyirciye güldüren kişiliğiyle anlatıyor. Hayatımızın dijitalleşmesi ile birlikte yaşadığımız komik olaylara da değinen Cem Yılmaz’ın bu animasyon hali İş bankası için başarılı bir marka maskotu kıvamında şimdilik bizlerde yerini almış gözüküyor.

Yapı Kredi Bankası ve Robot Gary ile Metin

Robot Gary, Silikon Vadisi’nden zekâ yüklemesi tamamlanmadan kaçan yapay zekâlı robot. Bir de Yapı Kredi teknolojisini hayatının her alanında kullanan Metin. İşte Ahmet Kural ve Murat Cemcir’in hayat verdiği bu karakterler, Yapı Kredi’nin “Hizmette Sınır Yoktur” anlayışını dijital çağa taşıyan yeni iletişim konseptinin yüzleri.

Güldüren diyalogları ile karşımıza çıkan ikili, ilk reklamında tanıttıkları Yapı Kredi’nin “Göz-ID” uygulaması ile hayatımızda yavaş yavaş yer edinmeye başladı diyebiliriz. Robot Gary’nin maceraları ile eğlenceli diyalogları, günlük olarak bizlerin de dijitalle yaşadığımız zorluklara bulduğu çözümler ile hayatımızın bir parçası haline geldi.

EnPara.com ve Kıllanan Adam

Finansbank tarafından Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen ve temel bankacılık hizmetlerini, fiziksel şubeleri kullanmaksızın sadece dijital kanallar üzerinden sunan dijital bankacılık hizmeti Enpara.com’un kuruluşunun ikinci yılıyla birlikte görmeye başladığımız “Kıllanan Adam” karakteri Enpara.com’da hesap işletim, EFT ve havale ücretlerinin alınmaması, Çözüm Merkezi’nde müşteri temsilcisine 30 saniye içinde bağlanılması, her miktar paraya her zaman yüksek faiz verilmesi eğlenceli bir dille anlatılıyor.

Garanti Bankası ve Ugi 

Garanti Bankası, yeni iletişim platformunu hayata geçirmesi ile birlikte hayatlarımızda yer edinmeye başlayan Garanti’nin DNA’sında olan teknolojiyi yansıtan Ugi, hayatın içine karışarak insanlara kulak kabartıyor, finansal konularda kendini yalnız hissedenlere Garanti’nin çözümlerini hatırlatıyor, önerileriyle hayatlarını kolaylaştırıyor.

Pazarlama ve iş dünyasına ait önemli gelişmeleri, her hafta düzenli olarak sizlere gönderiyoruz. Sizde haftanın gelişmelerinden haber olmak istiyorsanız buradan mail listemize kayıt olabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Lucky Strike Satışlarını Arttırmak İçin Kadınlara Yapılan Yeşil Propagandası

Günümüzün standart haline gelmiş modern pazarlama yaklaşımı, hedeflenen kitlenin bilinçdışı arzularına hitap etmek; kitleleri sunulan ürün ya da hizmeti istediğine ve hatta buna ihtiyaç duyduğuna inandırmak üzerine kuruludur. Ancak 1920’lere dek, tüketici için gerçekten var olmayan bir isteği veya ihtiyacı yaratmak diye bir konsept söz konusu değildi. İşte pazarlama alanına, seri üretim mallarını tüketicinin bilinçdışı arzularıyla ilişkilendiren bu manipülatif yaklaşımı sokan kişi; “Halkla İlişkilerin Babası”, Edward Bernays’tır. Bernays’ın psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un özbeöz yeğeni olması da tesadüf olmasa gerek.

Edward Bernays (1891-1995)

1922’de New York’ta ilk halkla ilişkiler dersini veren, 1923 yılında Cyristallizing Public Opinion adlı kitabıyla da ilk halkla ilişkiler kitabını yazan Bernays’ın en bilindik çalışmalarından biri kadınları sigara içmeye ikna etmesidir. Kadınların sigara içmesinin uygunsuz görüldüğü bir dönemde, bir grup kadının ellerine sigara vererek yaptırdığı yürüyüş halkla ilişkiler dünyasında efsane olmuş bir eylemdir. Bu eylemle birlikte sigara ateşi “özgürlük meşalesi” olarak anılmaya başlamış, kadınlara sigara satışı artmıştır.

Sayısız başarılı halkla ilişkiler kampanyasının arkasındaki isim olan Bernays’ın en ünlü işlerinden bir diğeri de Lucky Strike için yürüttüğü yeşil kampanyasıdır. American Tobacco’nun en önemli markası olan Lucky Strike’ın satışları iyi gitmemektedir. Şirketin sahibi George W. Hill, yaptırdığı bir anketin sonucunda kadınların Lucky Strike’ı tercih etmediklerini, bunun sebebininse sigara paketlerinin rengi olan yeşilin kadınların kıyafetleriyle uygun olmaması olduğunu fark eder. Evet, Lucky Strike şirketi, elinde milyonlarca paket sigarayı bir renk yüzünden satamamaktadır.

George Hill, bu sorunu çözebilmesi için Bernays’la görüşür ve  paketlerin renginin değiştirmelerinin mümkün olmadığını en başından belirtir. Bernays şu cevabı verir : “Paketin rengini değiştiremiyorsak, biz de moda olan rengi değiştiririz.”

Böylece “yeşil kampanyası” ortaya çıkar. Kampanyanın esas amacı kadınların yeşil giymesini sağlamaktır. Bernays öncelikle yeşil rengi üzerine bir araştırma yapar ve Language of Color isimli kitapta yeşilin; umut, zafer ve bolluk anlamına gelen pozitif bir renk olduğunu görür. Sıradaki adımı, New York sosyetesinden fikir öncüsü olabilecek kadınlara yeşil rengini giydirmektir. Onlar yeşil giyinirlerse, diğer kadınlar da yeşil giyinecektir. Moda editörleri ikinci hedefidir, yeşil rengiyle ilgili teşvik edici hikayeler yazacaklardır. Bernays, 1934’te Waldorf Astoria’da yüksek sosyetenin katılacağı çok özel bir balonun düzenlenmesine önayak olur. Balonun tema rengi yeşil olacaktır; katılımcıların yeşil elbise giyme zorunluluğu vardır. Vogue, Harper’s Bazaar gibi önde gelen dergilerin bu etkinliğe gösterdiği ilgi sonucu, Barney’s hedefine ulaşır ve o yıl yeşil, gerçekten de moda renk haline gelir. Ve sonuç olarak bu durum kadınların sigara satın alırkenki tercihlerini etkiler ve yeşil renkli Lucky Strike paketlerinin satışında beklenen artış yakalanır.

İstediği sonuçları başarıyla elde edebilen, ilk kez Bernays tarafından kullanılan bu propaganda teknikleri günümüz reklam kampanyalarında hala kullanılıyor. Acaba hangilerine kanıyoruz, hangilerinin farkındayız?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link