Açılış Sayfalarında Yapılan 4 Hata 0

Önceki yazımda iyi bir açılış sayfasu için 10 kural‘ı yazmıştım. Bilindiği gibi açılış sayfaları kullanıcı ile ilk temastır ve potansiyel müşteriyi müşteriye çevirmede en önemli sayfalardan biridir. Bu yüzden bu sayfalarda yapılacak en küçük bir hata potansiyel müşteriyi, müşteri olmaya yönlendirmeyecektir. Bu yazımda kötü bir açılış sayfası için gereken 4 kuralı yazacağım. Bunlar:

1) Ürünü göstermemek: Amacınız bir ürün satmak ise, satılması istenen ürünü göstermemek bir açılış sayfası için yapılacak en basit hatalardan biri. Eğer kişi kendini o ürünü kullanırken düşünmezse satın almayı da düşünmez.  iMenuPro online olarak menü tasarlayabileceğiniz bir ürün. Fakat sitenin ana sayfasının çok sade ve şık bir tasarımı olmasına rağmen nasıl menüler olduğu ile ilgili bir görüntü çarpmıyor ilk etapta.

imenu-açılış-sayfası

 

Bu sorunun çözümü ürünü ön plana çıkaracak, açık ve net bir biçimde sayfada yer vermek. Bu sayede kullanıcılar bu ürünü kullanırken kendilerini hayal edebilir ve satın almaya yaklaşırlar.

2) Verilen hizmetin net bir biçimde anlatılmaması: Ürünü göstermemek gibi yapılan başka hatalardan biri de hizmetin anlatılmaması. Aşağıdaki Marketing Genesis Live örneğindek gibi hizmetin ne hizmeti olduğunu anlamak için web sitesinde uzun süre vakit geçirmek gerekiyor. Bu durum kullanıcıların hizmetin ne olduğunu anlamadan web sitesini terk etmesine neden olabilir. Örnekte harekete geçirici buton olan “Biletler için buraya tıklayın” ifadesi etkinliğin ne zaman ve nerede olduğunu belirtmediği için etkili olmayacaktır.

marketing-genesis-açılış-sayfası

 

Bunun çözümü açılış sayfasında ne yaptığınızı, rakiplerinizden farkınızı ve ürününüzün veya hizmetinizin kullanıcılar için neden yararlı olduğunu açık ve net bir biçimde açıklayabilirsiniz.

3)Birçok paragraf kullanma: Açılış sayfasında bütün hizmetlerinizi ayrıntılı bir şekilde de anlatmak isteyebilirsiniz, fakat bu da çok doğru bir yöntem olmayabilir. Bunun sebebi çok yazı da kullanıcıyı rahatsız edip amaca ulaşmadan kullanıcının ayrılmasına sebep olabilir. Aşağıdaki örnekte uzun yazı kullanmanın bir örneğini görebilirsiniz.

newschool-architecture-design-açılış-sayfası

4) Seçimi ziyaretçiye bırakmak: Çoğu şirketin birden fazla kategoriye sahip müşterisi vardır. Bu da pazarlama için işi zorlaştırır. Pazarlamada bilinen bir şey vardır, herkese ulaşmaya çalışırsanız hiç kimseye ulaşamayabilirsiniz. Bu yüzden bazı web siteleri, açılış sayfasında hangi amaç için geldiklerini aşağıdaki örnekte olduğu gibi kullanıcının seçeneğine bırakır. Bu da yapılan hatalardan biridir, çünkü yukarıda da belirttiğim gibi ziyaretçi ürünü görmeden ve ne olduğunu anlamadan alışveriş yapmaya zorlanıyor. Bu yüzden bu tür açılış sayfaları da kullanıcıyı olumsuz yönde etkileyebilir.

perfumesforabuck-açılış-sayfası

Çözüm olarak pazarlama stratejinizde müşteri segmentlerinizi ayırıp bu segmentlere özel açılış sayfaları yaparsanız, kullanıcılarınız hedeflerine daha rahat ulaşacaklardır. Bunun için en iyi pazarlama yöntemleri olan Google ve Facebook reklamlarını kullanabilirsiniz.

Wanamaker'in dediği "Reklama harcadığım paranın yarısı boşa gidiyor, biliyorum. Ama hangi yarısının boşa gittiğini bilmiyorum" sözüne istinaden doğru yarıyı bulmaya gönül vermiş biri.

Bir Cevap Yazın

Kahve Tiryakilerine Uyku Açan Porsche Sürprizi 0

ABD’nin Los Angeles kentinin bir ilçesi olan Carson’daki kahve dükkânı geçtiğimiz günlerde müşterilerini şaşırtan sabah sürprizlerine sahne oldu. Porsche tanıtımı olan çalışmada, kahve dükkânındaki barista, sabah mahmurluğundan arınmak için kahveye koşan müşterilere E-Jolt adlı yeni ve gizemli bir içecekleri olduğunu, bu içeceğin inanılmayacak derecede güç verdiğini, fakat bu içeceği denemek için bir izin kâğıdı imzalamaları gerektiğini söylüyor. Deneyeceğini söyleyenlere ise E-Jolt’un kapıda onları beklediğini belirtiyor.

Dükkândan şüphe ve merakla çıkan müşterileri ise kapının önünde bir Porsche bekliyor ve böylece merakın yerini büyük bir heyecan alıyor. Kahve tutkunları, profesyonel sürücü tarafından kullanılan ve son hızla daireler çizen Porsche Panamera Turbo S E-Hybrid model arabayla, trafiğe kapalı alanda unutamayacakları bir deneyim yaşıyor. Bu ilginç anlar da gizli kamera çekimleriyle ekrana yansıtılıyor. Otomobilin tam 680 beygir gücünde olduğunu ve 0’dan 60 kilometreye sadece 3.2 saniyede çıktığını göz önüne alırsak, ortaya çıkan görüntülerin son derece doğal olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Sürüşler, söz konusu kahve dükkânına yaklaşık 3.2 kilometre uzaklıktaki Porsche Deneyim Merkezi’nde yapılmış ve projeyi gerçekleştiren Cramer-Krasselt’in Yaratıcı Yönetmeni Marshall Ross’un dediğine göre fikir tamamen, hibrid teknoloji algısını ters yüz etmek üzerine kurgulanmış.

Ross’un dediklerine bakılırsa bu kurgu, çevre dostu teknolojilerin iyi performans gösterdiğini kitlelere kanıtlamak için biçilmiş kaftan. Özellikle çoğunluğun hibrid teknolojilere kendini henüz yakın hissetmediğini göz önüne aldığımızda, kafeinin uyarıcı etkisinden yola çıkılarak, iyi teknoloji ve ekolojik duyarlık kavramlarını iki öz değer olarak gören Porsche için yapılan bu çalışma, “tam isabet” görünüyor. Tıpkı kafein gibi uyarıcı, uyandırıcı, gözleri açan ve güç veren bir deneyim.

Porsche kahve
Marka, kahvenin uyanık tutucu etkisiyle ürününü güzel bir şekilde eşleştirmiş.

Bununla birlikte kahve dükkânı deneyimi, Cramer-Krasselt ile Porsche’nin iş birliği yaptığı ilk yaratıcı çalışma değil. İkili daha önce, hologramın ve diğer yeni teknolojilerin de kullanıldığı dergi reklamları da dâhil olmak üzere, farklı çalışmalarda yan yana gelmiş. İnovasyon kavramının Porsche markasının çekirdeğini oluşturduğunu düşündüğümüzde, marka bunu iletişim süreçlerine de yansıtıyor ve inovasyondan bahsetmekle kalmayıp bu kavramın gerektirdiği yönde davranmak için yeni projelerle karşımıza çıkıyor. Marka ayrıca, müşteri memnuniyetiyle de dikkat çekiyor.

Ross tam da bu noktada, E-Jolt çalışması için önlerindeki en büyük zorluğu, aracın insanlara ne denli yenilenme ve şaşkınlık hissi verdiğini gösterirken, aynı zamanda onları gülümseten bir durum oluşturma konusunda yaşadıklarını belirtiyor. Gizli kamera kullanımının ise gösterilen tepkileri doğal hâlleriyle yakalamada oldukça etkili olduğunu, bunu en iyi şekilde yansıtmak için çekimlerde sayısız gizli kamera kullanıldığını da sözlerine ekliyor.

İşin başarılı ve yaratıcı kurgusu, deneyimi yaşayan ziyaretçilerin tepkilerinde yakından görülüyor.

Elbette çalışmadaki gerçeklik unsuru, iki gün süren çekimlerde ajans tarafına az da olsa gergin anlar yaşatmış. Zira çalışmanın bütün başarısı, insanların verecekleri tepkiye bağlıydı. Baristanın ziyaretçileri E-Jolt içeceği için ikna konuşması ve izin kâğıdının denemeye karar verenleri caydırma olasılığı, ajans ekibini hep diken üstünde tutmuş.

Özetle Porsche, mekân ve içeceğin insanlarda uyandırdığı tazelenme, uyku açma ve zindelik verme hislerinden yola çıkıp bununla uyumlu olarak ürününü ilgi çekici ve yaratıcı bir şekilde tanıtmış. Kim bilir? Belki aramızdan biri ya da birileri de bir gün Porsche Panamera Turbo S E-Hybrid sahibi olur, belli mi olur? Sonuçta o gün o kahve dükkânında değildik diye, hayallerimizi de satmadık ya!

IKEA’dan 450 Milyon Dolara Satılan Leonardo da Vinci Tablosuna Gönderme 0

Geçtiğimiz hafta ünlü ressam Leonarda da Vinci’nin Salvator Mundi isimli tablosu bir açık artırmada 450 milyon dolara satılmış ve bu rakam, tablonun bugüne kadar satılan en pahalı sanat eseri unvanını almasını sağlamıştı. Tablonun ünlü ressama ait olması ve bu denli yüksek bir rakama satılması nedeniyle de bu olay, geçtiğimiz haftanın önemli haberleri arasında kendine yer bulmuştu. Sürekli olarak pahalı şeylerle ilgili göndermelerde bulunan İsveçli mobilya üreticisi IKEA, tabii ki bu fırsatı da boş geçmedi ve bu olayı bir reklam malzemesi olarak kullandı.

Daha önce moda markası Balenciaga’nın 2145 dolardan satışa sunduğu ve IKEA’nın 99 cent’lik çantasına benzeyen çantaya göndermede bulunan IKEA, Acne isimli reklam ajansını hazırladığı yeni reklam kampanyasında, muhtemelen söz konusu bir sanat eseri olduğu -ve de tarihin gördüğü en iyi ressamlardan birine ait olduğu- için ürünün fiyatına odaklanmadı. Bunun yerine tablonun çerçevesine odaklandı.

Bu reklam kampanyası için hazırlanan görselde, IKEA‘nın Virserum isimli altın sarısı rengindeki ve 9,99 dolar fiyat etiketine sahip çerçevesine yerleştirilmiş Salvator Mundi tablosu ön plana çıkartılırken tablonun altında “Bir tablo için 450 milyon dolar harcadığınızda, ama çerçeveyi beğenmediğinizde…” ifadesi yer alıyor.

Bu noktada milyon dolarlık tablolar satın alan hangi sanat düşkününün bu tabloları 9,99 dolarlık çerçevelere yerleştirmek isteyeceği sorusu akıllara gelebilir. Ancak tabii ki, burada vurgulanmak istenen şey bu değil. IKEA sadece her zaman olduğu gibi bu olaya farklı ve mizahi bir açıdan yaklaşmış. Başka bir deyişle, IKEA’nın olayın popülerliğinden yararlanarak güzel bir gerçek zamanlı pazarlama örneği sergilediğini söyleyebiliriz.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link