2013′e Hakim Olması Beklenen Pazarlama Trendleri II 0

2013’ün henüz başlarındayken, 2013’e hakim olmasını beklediğimiz pazarlama trendlerinin ikinci bölümünü de tamamlayarak seriyi sonlandıralım.

Mobil

Mobil şüphesiz son dönemlerin en popüler kavramlarından biri. Sosyal medya kavramının yavaş yavaş adını duyurmaya başladığı yılları hatırlamaya çalışın. Çok değil 3 – 4 yıl öncesinden bahsediyorum. Markalar geleneksel medyanın alışılagelmiş kurallarıyla güvenli sularda yüzerken, birden gelen dalgayla birlikte boylarını aşan sosyal medya denizinde buldular kendilerini. Öyle yeni bir kavramdı ki o dönem markalar için sosyal medya, kimse nasıl kullanılması gerektiğine tam anlamıyla hakim değildi, olamazdı da. Bugün bu durum tam anlamıyla mobil için geçerli. Geleceğin bir numaralı kitle iletişim aracı olma potansiyeline sahip bir mecra karşısında, oyunun kuralları hala daha tam anlamıyla oluşmamışken, markalar nasıl davranılmasını gerektiğinde kararsızlar.

Mobil şüphesiz büyümeye devam edecek. Büyürken de ödeme sistemlerinden yeni reklam kanallarına kadar günlük hayatımızı etkileyebilecek birçok değişime sahne olacak. Bu büyük güç karşısında markaların takınacağı tavır, hem pazarlamanın hem de kendi markalarının geleceği konusunda hayati öneme sahip olacak.

Çok Kanallı Ticaret

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte her geçen gün bir üst seviyeye tırmanan rekabet, markaları müşterilerini yakalama konusunda her gün yeni bir atak yapmaya zorluyor. Büyük oranda offline kanallar üzerinden gerçekleşen ticaret, internetin ve mobilin giderek artan kullanımıyla doğru orantılı olarak artan online kanalların da kullanımıyla birlikte, giderek ciddi oranlarda online kanallara doğru da kaymakta.

Müşterilerini onların olduğu her ortamda yakalamaya çalışan ve yalnızca offlineda var olan markalar için online artık gözardı edilemez bir gerçek. Media Markt’ın yalnızca mağazalarla sınırlı satış stratesiyle şekillenen ve yalnızca insertler ve mağazalarının nerede olduğunu gösteren web sitesiyle yürüttükleri çevrimiçi varlığının orta ve uzun vadede su alacağı ve geminin batmasına yol açabilecek riski de içerdiği bir gerçek.

Retail Systems Research tarafından 2012’nin ortalarında, 66 mağaza ile yaptıkları araştırma bu savlarımızı destekler nitelikte. 66 mağazanın tamamı markanın tüm kanallarda var olması ve efektif bir iletişim politikası uygulamasının önemli olduğuna inanıyor. Araştırmaya katılanların %92’lik bir kısmı ise online kanalları geleneksel kanallara göre daha yoğun bir yönetme eğiliminde olduklarını söylemiş.

ssda

Uğur Özmen’in Cumartesi Kahvesi’nin bir bölümünde dedikleri de söylediklerimizle paralel: ” Bir  süre önce ABD’de Mobile Marketing isimli bir konferansa gittim. Orda bir örneği anlattılar. Firma, kadın müşterilerinin 2 toplantı arasındaki 5 dakikalık bir süre zarfında mobilden fırsat sitesine girdiğini gözlemlemiş. Aynı müşteriler sabah işe geldiklerinde ise bilgisayardan girip yarım saatlik bir süreyi bu sitede geçiriyorlar. Firmalar bu yüzden sabah PC’den girildiğinde sepete koy’ seçeneği ile müşterinin karşısına çıkarken, mobilden açıldığında  hemen satın al’ butonu ile satışa teşvik ediyorlar. Küçük bir ayrıntı gibi dursa da çok önemli bir nokta aslında bu durum. “

İçerik Pazarlaması ( Content Marketing )

İçerik pazarlamasını klasik tanımların yerine gerçek örnekler üzerinden anlatmak, konunun anlaşılması noktasında daha yararlı olacaktır diye düşünüyorum. Özellikle sosyal medyanın insanlar tarafından aktif olarak kullanılmaya başlamasıyla birlikte, markalar hedef kitlelerine ulaşma noktasında, eskiye nazaran daha kolay hareket edebileceklerini anladılar ve geleneksel medyanın geleneksel araçlarıyla kısıtlı imkanlarla sürdürdükleri içerik pazarlamasını, sosyal medyanın paylaşımcı gücüyle birleştirerek kendilerine hareket edebilecekleri geniş alanlar yarattılar.

Tüm bu sistemin sağlıklı çalışabilmesi için geriye başlamak için tek bir element kalıyor: hikaye. Red Bull’un Felix Baumgartner’la Coca Cola’nın #bimilyonneden’le yaptığı gibi, insanların üzerinde konuşabileceği, paylaşabileceği, bloglarına taşıyabilecekleri hikayeyi yaratmak işin temeli. Sağlıklı bir hikayeden sonra ateşi yakmak için geriye bir tek küçük bir kıvılcım kalıyor. Özellikle geçtiğimiz yıl Red Bull’un başını çektiği başarılı örnekler arttıkça, markaların içerik pazarlamasına bakış açısı da büyük değişim gösteriyor.

B2B-content-marketing-budgets-2013-marketingprofs-cmiMarketingProfs ve Content Marketing Institute‘nün yapmış olduğu araştırma tahminlerimizi destekler nitelikte. Yukarıdaki grafikten de görüleceği gibi araştırmaya katılan B2B pazarlamacılarının yarısından fazlası 2013 yılında içerik pazarlamasına ayırdıkları bütçeyi artıracaklarını söylemiş.

2013′e Hakim Olması Beklenen Pazarlama Trendleri I ve II’yi böylece tamamlamış olduk. Özetleyecek olursak, 2013’e hakim olmasını beklediğimiz pazarlama trendlerini Bulut Bilişim ( Cloud Computing ), mobil ödeme, kullanıcı verisi, mobil, çok kanallı ticaret ve içerik pazarlaması oluşturuyor. İlk yazımızda da dediğim gibi tüm bu saydıklarım birer tahminden ibaret ancak geçtiğimiz yıl yapılan araştırmalar bize bu beklentilerin büyük oranda gerçeğe dönüşeceğini gösteriyor.

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Bugün, 'Blind Date' İndiriminde Son Gün!
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link