20 Yıl Sonra Hastaneye Gitmeye Devam Edecek miyiz?

Neden mobilleşiyoruz ? Sanırım 10 yıl öncesiyle kıyasladığımızda bir ürünü satın alma kanallarımız oldukça değişti.

Gazete örneğini vermek istiyorum. Pazar günündesiniz ve dünyada neler olduğunu öğrenmek istiyorsunuz. Pijamalarınızı çıkartıp, çoraplarınızı giyip, aynaya bakıp, yanınıza o hijyen yoksunu paralarınızı alıp, merdivenlerinizi inmeniz gerekiyor. Yada işe giderken bir gazete almak istiyorsunuz ancak yolunuzun üzerinde bir gazeteci yok, yolunuzu değiştirmek zorunda kalıyorsunuz. Bunları kaç yıl önce yaşıyorduk ? 100 yıl önce falan sanırım. Sonraları gazeteler dağıtım kanallarını çeşitlendirdi ve abonelikler ile gazeteniz kapınızın önüne kadar gelmeye başladı. Ama daha pratiği, daha masrafsızı ve hiçbir satın alma faaliyeti içinde olmadan o gazetelere ulaşma imkanımız olduğunda gazete almaktan vazgeçtik. Merak ediyorum da, çok değil bundan 20 yıl sonra evine gazete satın alan kimse olacak mı ve gazeteler baskı yapmaya nasıl devam edecekler ?

Şimdi, gazete konusundan çıkıp asıl konuya gelmek istiyorum. 20 yıl sonra hastaneye gitmeye devam edecek miyiz ? Ne kadar saçma bir soru değil mi ? Belki o kadar da saçma değildir. Dünya yaşlanıyor, ortalama insan ömrü uzuyor, şüphesiz hastanelere ve sağlık hizmetlerine olan ihtiyacımız da artacak ancak neden her hizmet için hastaneye gitmek zorunda olalım ki ?

Mobilleşiyoruz çünkü zamanımız değerli, yollarda yada doktor kapısında, banka sırasında zamanımızı çarçur etmek istemiyoruz ve bu işlerden çokta hoşlanmıyoruz.

Sağlık hizmetine ulaşmak için ne kadar zaman harcıyoruz? Randevunuz dahi olsa, aile sağlığı hekiminize yada bir hastaneye gittiğinizde en az 15 dk kapıda beklemeniz gerekiyor. Ayrıca doktorunuzun istediği test ve tetkikler için de yine bir bekleme payı söz konusu. Eğer lüks bir özel hastanede değilseniz, işlemleriniz yaptırabilmek için farklı bir gün tekrar hastaneye gitmeniz gerekecek. İki üç gün sonra testinizin sonucu çıktığında doktorla görüşmek için yine hastaneye gitmeniz gerekecek ve bu sarmal böyle devam edecek.

Hastaneler bulunmaktan memnun olduğumuz ortamlar değildir. Bu yüzden hastaneye gitmeden sağlık hizmetine nasıl ulaşabilirimin cevabını arıyoruz. Hastaneye gitmeden sağlık hizmeti almanın iki yolu var. İlki evde sağlık hizmetleri, bu alanda özel sektörün girişimleri olmakla birlikte sınırlı olduğunu söylemek gerekir. Özel sağlık kuruluşlarının verdiği evde sağlık hizmetleri, oldukça pahalı bir hizmet ve sadece üst gelir grubunun ulaşabileceği seviyede. Bu alanda girişimleri olan diğer kurumlar ise belediyeler ve kamu hastaneleri. Bu kurumlar hizmeti dar bir kesim için ücretsiz olarak sunmakta.

İkincisi ise mobil sağlık hizmetleri, hem kamu hastaneleri hem belediyeler hem de özel sektörün bu konuda çalışmaları var. Ayrıca akıllı telefon uygulamaları aracılığıyla kan basıncı, kan glukoz değerleri ve kalp hızı gibi değerlerimizi ölçebiliyoruz. Akciğer fonksiyonları, ruh hali, göz basıncı, hareket bozuklukları, beyin dalgaları ve yüzlerce tıbbi değer için geliştirilen sensörler klinik ölçümlerde kullanılmakta veya test edilmektedir.

Aslında ilk bakışta mobil sağlık hizmetlerinin getireceği yararların sağlık hizmeti sunucularının büyüme ve gelir elde etme amaçlarıyla ters düştüğü düşünülebilir. Sektörün sunucuları, verdikleri hizmet kadar para kazanırlar. Mobil sağlığın ana amaçları ise kişinin kendi sağlığını kontrol etmesi ve hastaneye başvurularını azaltmasıdır.  Peki bu sağlık hizmeti sunucuları neden gelirlerini azaltacak bir işe el atsınlar ? Bu düşünce tarzının yanlış olduğu görüşündeyim. Çünkü bu bir değişim ve bu değişime ayak uydurmak zorundalar, akıllı yatırımlar ve pazarlama hamleleri ile bu değişimi fırsata dönüştüredebilirler. Yatak sayısı ve medikal kadrosu sınırlı hastanelere fiziksel olarak büyümeden finansal olarak büyüme, büyük ve konsolide hastaneler içinde makro operasyonlar uygulanacak hastaları rakiplerden önce tespit edip, tedavilerini üstlenebilme fırsatı söz konusu.

Bunu gören özel hastaneler ve özel sağlık sigortaları anlaşmalı olduğu kurumlarda yerinde kan testleri, akciğer grafisi, göz taraması gibi faaliyetler yürütüyorlar. Bu hizmetleri veren sigorta firmalarının amacı ise sigortalılarının hastaneye gitmesini engellemek ve tasarruf yapabilmek.

1

Memorial sağlık grubu, hastalarına ücretsiz ikinci doktor görüşü hizmeti sunuyor. Sistem, sizin test ve tetkik sonuçlarınızı, hastalık öykünüzü yüklemeniz ile çalışıyor ve ilgili doktorun hastalığınız ile ilgili yorumlarını yapmasıyla devam ediyor. Bu sistemde düşünülen hastanın, bir hastaneye gitmiş orada gerekli tahlileri yaptırmış ancak hekim görüşünden memnun olmadığı ve yeni bir hekim görüşüne ihtiyacı olduğudur. Bir de şunu düşünün, kişi  resimdeki taşınabilir ultrason cihazı ile işlemini kendisi yaptı ve sonuçları doktoruyla paylaştı veya diğer resimdeki gibi bir akıllı telefon uygulamasıyla EKG’sini çekti ve yorumlaması için doktoruyla paylaştı.

2

3

 

 

 

Tüm teknolojik gelişmelere, kendi sağlığımızı kontrol edebilme imkanına rağmen eğer doğum yapacaksanız, kalp ameliyatı olmanız gerekiyorsa, retinanızda problem varsa veya kanser hastasıysanız hastane cihazlarına, ameliyathanelere ve doktorlara ihtiyacınız var.

Ancak asıl konuyu yakalamak gerekiyor. İlerleyen yıllarda sadece makro işlemler için hastaneleri ziyaret ediyor olacağız.

Mobil Sağlık Hizmetleri için önemli bir isim Dr.Eric Topol’un bir cümlesiyle bitirelim “ Hastayı uzaktan takip eden bir diyabet monitörünün başarısını ölçerken, kısa vadede kan glukoz seviyesinin düzenlenmesini sağlayıp, uzun vadede hastayı olası bir böbrek yetmezliğinden koruyabilecek olmanın değerinin göz önünde bulundurmalıyız”

 

 

Paylaş
Sağlık yönetimi mezunu. Üniversite yıllarından itibaren Unilever, Turkcell Superonline, Acıbadem ve Medipol Hastanelerinde çalıştı. Şuan Okan Üniversitesi Hastanesinde Pazarlama Sorumlusu olarak yoluna devam etmektedir. Büyük Sağlık Yönetimi Zirvesi, Sağlık Hizmetlerinde Pazarlama Zirvesi gibi organizasyonlar düzenledi. İlgi alanları, sağlıkta marka, pazarlama, sağlık politikaları. Eğitim gönüllüsü.

CEVAPLA