Türkiye’de Markalaşma: ‘Tam Markalaşacağım, Bir Gülme Geliyor’ 0

yazaresrabaykal

Ricky Martin, sevgilisi ile göğsünü gere gere gazetecilerin önünde poz verirken, bizde bir yaştan sonra evlenmeyen Star’a prim verilmiyor.

Dünyada markalar, kendi ünlülerini, kendi modellerini yaratıp; doğru, ilham veren ve sürdürülebilir hikâyeler yaratarak akıllarda vazgeçilmez bir yer kaparken, bizde popüler ünlü kullanmayanı dövüyorlar.

Amerika’da TV sektörü, hükümet kanalından finanse edilip, sosyal mesajları, politik görüşleri empoze ederken, bir yandan da 10 bölümlük pilot çalışmalarla inadına hümanist, inadına farklılıkla barışmayı anlatan diziler de kendilerine yer buluyor. Bizde prodüksiyonu yüksek bütçeli, ama mesaj kaygısı sabah yayınlanan Reality Showları geçmeyen dizilerden bir adım öteye gidilemiyor.

Ülkeler, sahip oldukları değerlere, mimari harikalara ( harika olmasalar da), kişi ve kurumlara kalıcı yatırımlar yapıp, ikonlar yaratarak turizmlerini, milli gelirlerini yükseltirken, Türkiye’de tövbeler olsun insanlığın dünya üzerinde daha eskisi bulunmayan Göbekli Tepesi’nden kendi halkımızın haberi bile yok.

Yıllardır, ne değerli akademisyenler, ne kadar değerli pazarlama uzmanları, ülke topraklarından ilaç niyetine “dünya markası” çıkarmaya çabalıyor. Neylersiniz ki, ülke buna teşne değil.

Gelişmiş toplumlarda, markalaşmanın bu derece ilerlemiş olması aslında sosyolojik ve kültürel olarak toplumun da hazır olmasından kaynaklanıyor. Ya da hükümet ve devlet eşrafı kanadında buna haiz kişilerin yer almasından da kaynaklanıyor.

Yurtdışında reklam ajansları, bir kampanyaya hazırlanmadan önce gerçekten stratejik analizleri, iç görü çalışmalarını haftalarca yapıyor. Yaratıcı süreç için yeterli zaman sunulurken, yaratıcılık doğru rasyonel verilerle de destekleniyor. Dört başı mahmur işleri yapmak zaman ve emek gerektirir. Bugün ülkemizde uluslararası markalar dışında yılın sonunda tüm iş ortakları ile masaya oturup, bir sonraki seneyi analiz eden, doğru hareket planı için aylar öncesinden hazırlık yapan firma bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda ne yazık ki…

Bir marka olma sevdamız var, iyi niyetli bir çaba da söz konusu ama iş, her Türk işi konuda olduğu gibi, kısa sürede çok yol kat etme pratiği ile ne yazık ki hayata da geçemiyor.

brand

Biz stratejistler sunumlarda ne kadar dünyadan, trendlerden, gelecek dönem adımlarından, bizleri bekleyen fırsat ve tehditlerden, hatta hedef kitle ile buluşacağımız alternatif kanallardan ve mesajlardan saatlerce bahsetsek de, günün sonunda 1-2 ay sonraki satış hedefini tutturmak için uğraşan muhataplar ile bir yere varamıyoruz.

Stratejist ukalalığını etmiş, müşteri temsilcisi dostlarımız da yıl içinde saçlarını başlarını yoluyor, yaratıcı ekip de toptan balataları yakar hale geliyor.

İşin sitem kısmını geçersek, Türkiye’de markalaşma yolunda öylesine saklı hazineler var ki… İş, bu ürünleri, firmaları, markalaşma yolunda ikna etmekte ve bu alanda da doğru fonlarla kurumları beslemekte…

Elimizde reçete olsa keşke… Belki kendimize bir tane yazarız, neden olmasın:

1- Tüketicini bir tanı Allah aşkına

2000’lerden önce hanımına, eşine dostuna reklam hakkında soru soran reklamverenler, bir dönem toparlanmış olsa da aynı tat geri dönmeye başladı. 1-2 focus grup sonucu ile Türkiye örneklem çıkarımlar yapmak, pek de farklı bir yaklaşım değil gibi… Tüketicilerimizin, ana motivasyonlarını, hem rasyonel hem de duygusal beklentilerini, “gerçekten” anlamadan akıllarda köşe kapmaca oynamayız. Ve araştırma, boşa giden bir para değildir. Araştırma, sizi güçlü, gardını almış ve hedefe gideceğiniz yolda yolu baştan sona ışıklandıran bir kurtarıcıdır.

2- Konumlandırma, akıllardaki köşe kapmaca oyunudur

Kimse sabahtan akşama yıllardır kullandığı markayı değiştirmez, hele ki bankacılık, otomobil, konut, gıda, hatta zaman zaman tekstil de bile alışveriş alışkanlıklarını değiştirmek zaman ister. Güven, kurulması yıllar alan bir ilişkidir. Sadakat ise pazardaki en arzulanan kadındır! Pazara yeni giren veya üst lige çıkmak isteyen her markanın, bu iğne oyasına ihtiyacı vardır. Konumlandırma yapmak, masa başında olmaz. Konumlandırma, sadece tvde, ünlü kullanılarak yapılan reklamlarla da olmaz. Konumlandırma, tüketicinin derinlerde kalmış, ilk anda söze dökemediği, kalbinden ve aklından süzülmüş çıktıları net ve ilham verici bir tonla duyurmakla olur.

3- Sadece alan değil, paylaşan marka olmak

Tüketiciler, pazardaki rekabetin de kimin neye oynadığının da farkındadır. Sadece işine geleni dinler, işine gelmediğinde sırtını döner. Ancak, özellikle Türkiye gibi firmalardan sosyal ve duygusal fayda bekleyen ülkemizde, markaların en önemli ayrışma noktası kurumsal sosyal sorumluluktur. Hayırseverlik değil. Eldeki parayı bir STK’ya hibe etmek değil. Türk halkı, hedef kitlesi ile karşılıklı alışveriştir. İstihdamdır, çevredir, sağlıktır, eğitimdir. Ve bunu arkasına devlet, üniversite ve iştirakleri alarak yapmalıdır. Ancak o zaman firmanın vaadi tüketici nezdinde somutlaşır ve karşılıklı fayda ilişkisine, uzun süreli, sürdürülebilir hale gelir.

4- İmaj her şey değildir

İmaj reklamları, markanın ilk rayihasıdır. İlk izlenimdir. Ama hasbihâl edilmeden, amacı, duruşu, fonksiyonel faydası anlaşılamaz. Ve artık tüketiciler daha rasyoneller. Deyin ki ekonomiden, deyin ki uyandılar, nedeni önemsiz. Bugün milyon dolarlara yurtdışından ünlü getirip, eventler yapan pek çok markanın Pazar payı arzulanan düzeyde değil. Çünkü rayiha yetersiz kalmıştır. Tüketici ürünün ana fonksiyonundan habersizdir.

5- Digital dünya büyürken, insani dokunuşları unutmamak

Digital dünyanın faydaları saymakla bitmez. Zaten içine kapanan birey için bulunmaz mecra. Her türlü temastan uzak sosyalleş, her türlü tehditten uzan politik görüş savun, alışveriş yap ayakların ağrımadan, daha neler neler… Ancak, söz konusu güven, uzmanlık, uzun süre tüketici gündemine girecek ve kalacak içerik üretmek olduğunda hala bire bir iletişim önemlidir. Türk halkı gibi duygusal toplumlarda, mass mesaj kadar “ Günaydın Ahmet Bey nasılsınız?” diyen iletişimler de elzemdir. Bugün bankacılık sektörünün temel dayanağı güvenken, kredi başvurusunda bankalardan duygusal bir yaklaşım, minik ikramlar, güler yüzlü müşteri temsilcileri bekleyen, inadına duygusal bir kitle söz konusudur. Bu anlamda kurumsal sosyal sorumluluk ajanslarının, birebir iletişim firmalarının bilgi birikimlerine yeniden başvurmakta fayda vardır. Eskimiş bir disiplin değildir. Sadece maliyetli olduğu için uzak durulmaktadır.

Ezcümle, aslında biraz günün kaosundan çıkıp, okyanusu görürken derede boğulmamak için fedakârlık yapmak, bir silkinip kendimize gelmek lazımdır. Ancak o zaman, kendi ülkesinde güçlenmiş markalar yaratıp, bunları dünyaya ölçeklendirebiliriz.

 

Esra Baykal; İtalyan Filolojisi, Marmara Üniversitesi MBA mezunu, moderatör ve marka stratejistidir. Leo Burnett, Pars McCANN Erickson gibi uluslararası reklam ajanslarının yanı sıra yerel pek çok reklam ajansı, digital ajans ve kurumsal firmada marka stratejisti ve danışman olarak görev almıştır. 2012 yılından beri sahibi olduğu iletişim ve pazarlama danışmanlığı firması olan GAME KUDRA’da, ölümsüz ve zamana kafa tutan markalar yaratmak için çalışmaktadır. Game Kudra, sadece Türkiye'de değil, Arnavutluk, Azerbaycan ve Rusya'da da tüketici iç görülerine ve pazar bilgilerine hakimdir.

Bir Cevap Yazın

Markaların Birbirine Gönderme Yaptığı 10 Reklam Filmi 0

Resmi gazete’de yayınlanan Tüketici Haklarının Korunması Kanunu geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı’nın onay vermesiyle yürürlüğe girdi. Bu kanunlar arasında en dikkat çekeni, markaların karşılaştırmalı reklam yapabilecek olmasıydı. Yani markalar aşağlayıcı cümle ya da görsel kullanmadıkları sürece rakiplerine reklamalar üzerinden gönderme yapabilecekler.

Böyle bir kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte yaratıcılığın markalar arasında tavan yapacağı kesin. Çünkü videolarda da görüleceği üzere karşılaştırmalı reklamın yasal olduğu reklamlar oldukça eğlenceli. İşte biz de yaratıcı ve eğlenceli reklamlardan oluşan bir liste hazırladık.

1. IKEA’dan Akıllı Telefon ve Tabletlere

2. Samsung S5’ten Apple’a

3. Panda Dondurma’dan Magnum’a

4.Audi’den tüm markalara göndermesi

5.Pepsi’den Coca-Cola’ya 

6. Nokia’dan Apple’a

7. McDonalds’dan Burger King’e 

8.KFC’den diğer Fast Food markalarına

9. Vodafone’dan Volvo’ya 

10. Blackberry – Apple kapışması

Küllerinden Doğan Markalar 0

Markaların hayatı da tıpkı insanlar gibi. İnişli, çıkışlı. Güzel günlerin hemen sonrasında finansal çöküş ya da başka nedenlerle çöken markaların bazıları tekrardan ayağa kalkamazken bazıları ile ‘muhteşem dönüş’ hazırlıklarına başlıyor.

Hatırlarsınız Amerika Birleşik Devletlerin’de oldukça geniş bir kitle tarafından sevilerek tüketilen Chipotle adlı fast food şirketinin ürünleri E.Coli bakterisinin yayılmasının getirdiği skandal sonucu tekrar ayağa kalkmayı başaramadı. Ama hayır, bu yazının amacı kötü şeylerden bahsetmek yerine düştüğü zaman akıllıca kalkmayı bilenlerden bahsetmek! Şimdi sahalara muhteşem bir şekilde geri dönen markalara göz atacağız.

get-chucked

 

Converse-Chuck IT

1917’de Converse ilk basketbol ayakkabısı The All Star’ı üretti. Bu hafif ve önünde koruyucu bir kısmı bulunan ayakkabının pazarlama faliyetleri için basketbol oyuncusu Charles Hollis (“Chuck”) Taylor ile anlaştı ve hepimizin bildiği ikonik ismi The Chuck Taylor’a kavuştu. NBA’in 1946’da kurulışu ile ligdeki en ünlü ayakkabı haline gelen Chuck Taylor 1980’lerde Nike Adidas, Rebook ve Puma gibi markalar ile rekabete başladı. 1988’lerin sonunda ise pazar payının sadece %2.3 olduğunu açıkladı.

Converse’in rakiplerinden birisi olan Nike’in 2003’te Converse’i satın alması ile Converse stretejisini ‘eski stilinin’ üzerine kurgulamaya başladı. Tüketicinin nostalji eğiliminden faydalanmak üzere özel Kurt Cobain ve Ramones serilerini üretmek için moda tasarımcıları ile anlaştı.

Artık moda odaklı bir marka olan Converse, 20017’de ‘Chuck It’ kampanyası ile siyah-beyaz fotoğraflar ile Chuck Taylor’ın zengin kültürü ve tarihine bir yolculuğa çıkararak markayı yeniden yarattı.

lego-imagine

LEGO

90’ların sonlarına yaklaşırken LEGO’nun aklında markayı yeni ve inovatif ürünlerle ileriye taşıma fikri vardı. Teoride harika görünen bu fikir ne yazık ki gerçek hayatta pek parlak sonuçlanmadı. Eski stilinden vazgeçen LEGO yeni özgün ve aksiyon odaklı yeni figürleri ile bir canlanma hayal ediyordu ancak bu büyük strateji değişimi LEGO’ya 2003’te yaklaşık 300 milyon dolar zarar ettirdi.

Şirket bir sene sonra 400 milyon dolar daha kaybetti Hedef kitle çocuklar arasında istenen rağbeti görmeyen bu yeni figürler , 2004’te başa Jorgen Vig Knudstorp gelmesi ile çocukların gerçekten istedikleri LEGO serilerini üretmek için ürün tasarımcıları ile anlaşıldı.

2006’da LEGO ‘Imagine’ (Hayal Et!) kampanyası ile klasik lego parçaları ile çocukların hayal gücü arasındaki bağlantıya değindi. Cannees Lions’da ödül alan bu kampanya ise LEGO’nun geri dönüşünün nişanesi oldu.

2015’e geldiğimizde LEGO, ‘şimdiye kadar ki en iyi yılları’ olduğunu açıkladı. Şirket, 5.2 milyar hasılat elde ederek dünyanın en büyük ikinci oyuncak şirketi oldu.

swaggerizeme-010735-edited

Old Spice

2000’lerin sonlarına doğru işler Old Spice için öyle çok güzel gidiyor gibi görünmüyordu. Çünkü erkek deodrantı piyasasına yeni bir marka çıkmış, kendini parfüm ve deodorant arasında konulandırarak yeni bir değer önerisi ile tüketicileri heyecanladırmayı başarmıştı.Tahmin ettiğiniz üzere Axe’dan bahsediyoruz.

Old Spice’ın pazar payına itina ile talep olan Axe tüketiciler tarafından modern ve rahat br marka olarak göründüğü için Old Spice otomatik olarak demode konumuna düşüyordu. Piyasaya yeni bir ürün olarak “Glacial Falls” ismini verdikleri deodrantın performansının düşük olması Old Spice’ın Wieden + Kennedy ile tanışmasının ilk adımıydı. Ajans deodrantın ismini “Swagger” olarak değiştirdi ve ürün yeniden piyasa sürüldü.

2008’de Old Spice Swagger reklam kampanyasında basılı reklamlar, TV reklamları ve interaktif bir website olan SwaggerizeMe.com yayına alarak başladı. Kampnaya başarıya ulaşmış ve Swagger satışlarını dört katına çıkarmıştı! Sadece deodrant ile kalınmamasını düşünen Wieden + Kennedy ürün hattını canlandırmak için duş jei çıkarmayı önermişti.

2010’da ise efsane kampanya geldi “Smell Like a Man, Man” (Erkek gibi kok) Isaiah Mustafa’nın rol aldığı reklam kampanyası sonrası Old Spice modern markalar arasında yer almaya başladı. Hatta “ Kendi erkek arkadaşına bak ve şimdi bana, At üzerindeyim.” repliğinin geçtiği reklam milyonlarca kez izlendi ve kampanyanın başlangıcından 6 ay sonra Swagger duş jeli satışları %27 artarken Old Spice kendi kategorisinde lider oldu.

starbucks_value_and_values

Starbucks

Her zaman bir kahveden daha fazlası olan ve yaşam tarzı markası haline gelmiş Starbucks 2000’lerin başında hem lokasyon hem de ürün çeşitliliği açısından çılgın bir yayılma stratejisi izliyordu. Bir kahve zinciri kurulurken Starbucks’ın sadık müşterileri de gün geçtikçe çoğalıyordu ancak sorun yavaş yavaş ortaya çıkıyor ve Starbucks’un servis kalitesi bu hızlı büyüme içinde sıkışıp kalmış müşterilerin beklentilerini karşılayamamaya başlamıştı. Müşterilerinin gözünde civarlarda rahat ve huzurlu vakit geçirilebilecek bir cafe olmaktan çıkmış, hesapçı ve soğuk görünmeye başlamıştı.

2008 finansal çöküşün yılı oldu ve Starbucks’ın hisse değeri yavaş yavaş düşmeye başladı. Çöküşü engellemek için bir dizi önlem alma girişiminde bulunan Starbucks yıl sonuna kadar 900 mağazasını kapattı. Tüm bu süreçte Amerikan kahve tüketicileri daha ucuz olan Mc Donalds McCofee gibi alternatiflere yönelmişti, yeni bir planla oyuna girmesi gerekn Starbucks halkı Starbucks’a br kahve için daha fazla para vermenin değer olduğuna ikna etmek için BBDO ile beraber “Coffee value and values” ( kahve değeri ve değerler) isimli Starbucks’un tarihindeki en büyük pazarlama kampanyasını başlattılar. “Eğer kahveniz mükemmel değilse, bir daha yaparız hala mükemmel değilse muhtemelen Starbucks’ta değilsinizdir.

Bu devasa kampnaya ürünün kalitesine odaklandı ve 2014’te Starbucks yıllık hasılatının 16 milyar $ olduğunu açıkladı.

Bazen sorunlara farklı gözlerden bakmak gerekir. Hedef kitleyi iyi tanımalı ve onlara gerçek bir deneyim vaad etmelisiniz. Sizce de etkileyi değil mi?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
%65'e Varan İndirimle Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link