Türk Markaları Yuvadan Uçuyor Mu? 0

Özellikle 2013 yılı Türk şirketlerine yapılan yatırımlar ve satın almalar açısından oldukça hareketli bir yıl oluyor. Ülkemizin önde gelen markaları yabancı yatırımcıların radarına girmiş durumdalar. Yıllar boyu Türkiye’de büyümüş ve bu ülkenin önemli markaları haline gelmiş Viko, Kemal Kükrer, Hakan Plastik, Sırma Su, Baymak ve Penti gibi pek çok marka aldıkları yabancı yatırımlar ile Türk şirketi olmaktan çıkıyor.

Tabii ki yabancı yatırımlar, markanın bizim markamız olduğu gerçeğini değiştirmiyor ancak ülkemizde bu tarz yatırımlara imza atacak, markaları bir sonraki seviyeye çıkaracak kalitede yatırımcılar bulunmaması, özellikle orta gelir tuzağı kapanına kısılmış Türkiye’nin önemli problemlerinden biri. Üst seviye yatırımlar yapmak bir yana, pek çok startup dahi yatırım bulmakta zorlanıyor. Bu da katma değerli ürünler üretme noktasında önümüzdeki en büyük engel.

Yaz aylarında BIC Angel Investments, Türkiye’deki girişimcileri daha iyi anlayabilmek ve verdiği profesyonel desteğin kalitesini bir üst seviyeye taşıyabilmek amacıyla online araştırma gerçekleştirdi. Girişimcilere göre, Türkiye’de yaşadıkları en büyük zorluk sermaye bulmaktaki sıkıntı. Girişimcilerin aradığı yatırım tutarı ağırlıkla 50 bin ile 250 bin TL arasında değişiyor. Girişimcilik bilincinin eksikliği, yasal düzenlemelerin girişimciliğe uygun olmayışı, yatırımcıların yeterince risk almayışı; yatırımcıya ulaşmaktaki zorluklar ve girişimcilerin tecrübesiz oluşu takip eden zorluklar olarak tespit edildi.

Yabancı yatırımların ülkemize gelmesi tabii ki sevindirici ancak markalarımızın da yabancı şirketlere satılıyor olması da düşündürücü. Bizde, bağrımızdan çıkan önemli markalarımızın, yaban ellere gidişine dikkat çekmek için, son dönemde gerçekleşen satın almaları ve yatırımları sizler için derledik.

Kemal Kükrer’e Japon Ortak

kemal

Türkiye’nin en eski firmalarından birisi olarak 1915 yılında kurulan Kemal Kükrer’in yüzde 50’si, dünyanın en büyük sos üreticisi Japon Ajinomoto’ya 60 milyon lira karşılığında satıldı. Kemal Kükrer, ‘Kükre Gıda’ şirketi altında faaliyetlerini sürdürüyor.

Panasonic Viko’yu Satın Aldı

viko

Türkiye’de elektrik anahtarları ve priz üretiminin en büyük şirketi olan Viko’nun çoğunluk hisselerini Japon devi Panasonic satın aldı. Satış işlemi iki firma tarafından yapılan açıklamalarla duyurulurken, Japon Nikkei gazetesi Panasonic’in Viko için 460 milyon dolar ödeyeceğini yazdı.

Hakan Plastik İsviçrelilerin Oldu

hakan2

Türkiye’nin önde gelen plastik boru üreticisi Hakan Plastik’in çoğunluk hissesi, İsviçreli boru üreticisi George Fisher şirketine satıldı.

Temeli 1965’te atılan Hakan Plastik, İstanbul Sanayi Odası’nın son açıkladığı 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesine 177 milyon 429 bin TL ciro ile 443’üncü sıradan girmişti. Şirket, alt yapı, üst yapı ve tarımsal boru üretimi yapıyor.

Sırma Su, Danone ile Anlaştı

sirma_siseler_butun

Fransız Danone, Türkiye’nin önde gelen su ve gazlı içecek markalarından Sırma Su’yun yüzde 50.1 hissesini satın aldı. Fransız su ve yoğurt markası Danone, Türkiye’nin en büyük su ve gazlı içecek markalarından Sırma ile ortaklık anlaşması imzaladı.

Baymak Hollandalı BDR’nin

baymak-bdr-thermea--HI-316761

Türkiye ısıtma sektörünün önde gelen kuruluşlarından 46 yıllık Baymak’ın yüzde 100’ü Hollandalı BDR Thermea’nin oldu. İSO 500 listesinde 243’üncü sırada yer alan Baymak’ın 2011 sonu itibariyle cirosu 316 milyon lira seviyesinde bulunuyor.

Penti Amerikalı Ortak Aldı

penti-reklam-afisleri-5-442

Uzun süredir pek çok yatırım fonunun ilgisini çeken Penti’den ‘The Carlyle Group’ anlaşmasıyla ilgili hisse bedeli ve fiyat açıklanmazken, piyasalarda yüzde 30 hissenin 130 ila 150 milyon dolar arasında bir bedele satıldığı iddia ediliyor. Çorap, iç çamaşırı, ev giyim, mayo ve aksesuar pazarında güçlü bir konuma sahip olan Penti’nin Türkiye’de 155 mağazası bulunuyor. Ayrıca 16 ülkede 39 mağazası olan Penti’nin İngiltere, İtalya ve Çin’de de ofisleri var.

Flormar, Fransız Yvos Rocher’in

123827027_640

Fransız kozmetik devi Yves Rocher Grubu, Türkiye’nin köklü kozmetik firması Flormar’ın yüzde 51’ini satın aldı. 100’ü Türkiye’de, 200’ü yaklaşık 30 ülkede, toplam 300 mağazası olan Flormar, İspanya’dan Suudi Arabistan’a geniş bir coğrafyada faaliyet gösteriyor.

TAV’da Artık Fransızların

TAV_ADP_1

TAV Havalimanları Holding’in yüzde 38’i ve halka açık olmayan TAV Yatırım Holding’in yüzde 49’u Fransız Aéroports de Paris Management şirketine 923 milyon dolar karşılığında satıldı.

Koton’un Yarısı Hollandılarda

Koton_Magaza

Koton’un yüzde 50’si Turkven’in sahibi olduğu Hollanda merkezli Nemo Apparel BV’ye satıldı. Satış bedelinin yaklaşık 500 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor.

Pronet İngilizlere Satıldı

IFSEC-Big

Türkiye elektronik güvenlik sistemleri sektörünün önde gelen markalarından Pronet, Londra merkezli girişim sermayesi şirketi Cinven’e satıldı. Satış bedelinin 350 milyon euro olduğu tahmin ediliyor.

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

Türkiye’de 2017 Yılında En Çok Yatırımı Fintech Girişimleri Aldı 0

Türkiye’de fintech alanına yapılan yatırımlar son dönemde artışa geçti. Bu artışı değerlendiren Ödeme ve Elektronik Para Derneği’nin (ÖDED) Başkanı Burhan Eliaçık, “2017 yılının ilk yarısında en çok fintech alanına yatırım yapıldı. Bu veriler fintech ekosisteminde çok daha büyük yatırımların ve gelişmelerin olacağı bir dönemin arifesinde olduğumuzu gösteriyor” dedi.

Türkiye’de girişimcilik ekosistemine yapılan yatırımlar hızla yükseliyor. Yatırımların fintech alanındaki ağırlığı ise her geçen gün artıyor. Türkiye’de sunulan ödeme ve elektronik para hizmetlerinin gelişmesine liderlik ederek, tüketicinin ve işletmelerin hayatını kolaylaştıracak güvenli, kolay ve yenilikçi hizmetlere ulaşmasını sağlamayı hedefleyen Ödeme ve Elektronik Para Derneği’nin (ÖDED) Başkanı Burhan Eliaçık, “Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak değişen ihtiyaçlar, fintech ekosistemi üzerinde yapılan yatırımların artmasını sağlıyor.

Startups Watch‘ın 2017 yılının ilk yarısına ilişkin paylaştığı Türkiye girişimcilik ekosistemi verileri bu anlamda oldukça umut verici. Türkiye’de bu yılın birinci yarısında yapılan 63 yatırımın toplam değeri 36,2 milyon dolar ve en çok yatırım yapılan alan fintech. Bu yatırımlar içinde 15 milyon dolardan fazlasının üyemiz ödeme kuruluşlarına yapılmış olması ayrıca gurur verici” dedi.

Türkiye’nin fintech anlamında çok ciddi bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Eliaçık, “Günümüzde Türkiye fintech pazarı, BDDK lisansına tabi olarak düzenlenen, sektöre liderlik eden üyelerimiz öncülüğünde 200’ü aşkın şirketle yoluna devam ediyor. Bu pazarın büyümesinde etkili olan finans kuruluşları arasında rekabet, yabancı sermayeli girişimler, devlet politikası ve teşvikleri gibi konularda verim en üst seviyede sağlanamasa da bu veriler ülkemizde finansal teknolojilerin öneminin kavrandığını gösteriyor. Ayrıca fintech ekosisteminde çok daha büyük yatırımların ve gelişmelerin arifesinde olduğumuz da böylece ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Kriz Döneminde Ortaya Çıkan 5 Büyük Şirket 0

Kriz dönemlerinde kurulup, günümüze kadar var olan dev şirketlerin kısa ama etkili hikayeleri, riskler ve fırsatların nasıl kullanılması gerektiğini öğretiyor.

Büyük kriz dönemleri herkes için başarısızlık getirmiyor. Aksine krizi fırsat bilip, olumsuzluklarını lehine çeviren birçok kişi veya şirketin hikayelerine tanık oluyoruz.

Bugün kriz döneminde krizi fırsata çeviren ve günümüzde devleşen 5 şirketin kısa hikayesini sizlerle paylaşacağım. Benim yaptığım en net tespit, bu şirketlerin başında bulunanlar veya yönetimde büyük görev üstlenen kurucu isimler kesinlikle risk almaktan korkmuyor.

Her risk alanın başarılı olacağını var saymak veya her koşulda risk alınabileceğini düşünmek de büyük bir ahmaklık. Durum ve riski iyi analiz edip, orta yolu bulmak yapılabilecek en doğru hareket olsa da kriz döneminde ortaya çıkmak ve yıllar sonra dev şirketlere dönüşebilmek gerçekten büyük bir başarı.

Muhtemelen bu başarının en doğru formülü: risk, yaratıcılık, fırsat ve beceri.

Hewlett-Packard

Savaş krizi getirir, krizlerde her zaman iyi ya da kötü götürür ama bu herkes için geçerli değil!

Hewlett-Packard daha çok bilinen adıyla HP, bugün dünyanın en büyük bilgisayar donanım ve yazılım üretici şirketlerinden biri konumda yer alıyor. Şirketin adı kurucularının soyadlarının birleşiminden meydana geliyor. Stanford Üniversitesi’nden Bill Hewlett ve David Packard adında iki öğrenci tarafından 1939 yılında ABD’de bir evin garajında 538 dolar başlangıç sermayesiyle kurulan şirket küçük elektronik cihazların üretimini yapmaya başlıyor. İlk müşterilerinden biri de eğlence sektöründe dünyanın en büyük markalarından Disney oluyor.

Ne var ki, şirketin kuruluşundan birkaç yıl sonrası 40’lı yıllar savaş dönemine denk geliyor. II. Dünya Savaşı’nda Almanya zarar gören denizaltı filoları için askeri alanda radarlarla ilgili özel cihazlara ihtiyaç duyuyor. Bu anlamda kendini kısa sürede kanıtlayan Hewlett-Packard, savaşı ve savaşın olduğu kriz dönemini fırsata çeviriyor. Almanya’nın istediği cihazları başarıyla üreten HP, o yıllarda yaklaşık 45 kişilik bir kadroyla çalışmasına rağmen milyon dolarlık gelirler elde etmeyi başarıyor.

Ford Motor Company

Savaş sonrası yatırımcı bulmak mı? Kimileri için pek de zor görünmüyor.

İrlandalı bir mültecinin oğlu olarak ABD’de dünya gelen günümüzün büyük otomobil üreticileri konumunda bulunan Ford Motor Company’nin kurucusu Henry Ford, ABD’nin Büyük Buhran dönemi ve yeni biten İç Savaşı’nın hemen ardından otomobil üretebilmek için yatırımcı arayışına giriyor. Kriz dönemlerinde yatırımcı bulmak zorken; Henry Ford, 12 yatırımcıyı birden ikna ediyor. 1903 yılında 28 bin dolar başlangıç ​​sermayesi ile şirketi Ford Motor Company’i kuruyor ve şirket aynı yıl ilk otomobilini üretiyor.

I. Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan Amerika’daki Büyük Buhran yıllarında Amerika’daki birçok şirket gibi zor bir dönem geçirse de ayakta kalmayı başarıyor. II. Dünya Savaşı’nı da fırsata çeviren şirket tank üretimleriyle savaşlar öncesi dönemdeki popülerliğini geri kazanmayı başarıyor.

Pepsi

Krizleri herkesin fırsata çeviremeyeceğinin en önemli kanıtı.

Pepsi’nin hikayesi Şirketin kurucusu Caleb Bradham öncesi ve şirketin ticari ünvanını sonradan devralan Roy Megargel sonrası olarak iki döneme ayrılıyor.

Pepsi, Eczacı Caleb Bradham tarafından ABD’de kuruluyor ve ilk içecek 1898 yılında piyasaya sürülüyor. Pazarı elinde tutan büyük rakibi Coca-Cola’nın başarısı karşısında ilk etapta başarılı olan kurucu Bradham, 1923 yılında yüksek şeker fiyatları ve I. Dünya Savaşı sonrasındaki olumsuzluklarla mücadele edemiyor ve şirket iflas ediyor.

İflas eden şirketin ticari ünvanını satın alan Roy Megargel, dönem olumsuzluklarından dolayı şirketin 8 yıllık bir dönemden sonra tekrar iflas etmesine engel olamıyor. Son iflasın ardından tekrar kurulan Pepsi, sil baştan içeceği tekrar formüle ediyor. Rakibi Coca-Cola’nın 6 onzluk şişelerde 5 cente sattığı içeceklerinin karşısına aynı fiyata 12 onzluk şişeleri çıkarıyor. Pepsi, ekonomik kriz döneminde yaptığı kampanyalarla aradaki fiyat farkına sürekli göndermeler yapıyor. Bu dönemde popülerliğini artıran şirket 36-38 yılları arasında karını katlamayı başarıyor. Sonuç olarak şirket günümüzde hala ayakta.

McDonald’s

Her zaman her şey yolunda gitmiyorsa, çözüm bulmalı.

McDonald’s, II. Dünya Savaşı’nın başladığı yılın hemen ertesinde 1940 yılında ABD’de Richard ve Maurice McDonald tarafından küçük bir kafe olarak resmen kuruluyor.

Otomobil servisi o dönemlerde çok parlak iş fikirleri arasında yer alıyor. Richard ve Maurice McDonald kardeşlerde otomobil servisinin yanı sıra kafelerine yerleştirdikleri küçük masalara da servis yapıyorlardı. Kısa sürede popüler olan işletmeleri yıllık 200 bin dolara yakın satış yapıyordu. Fakat bir terslik vardı ve maliyetler çok fazlaydı. Müşteriler artıkça çalıştırılan garson sayısı da artıyordu. Aynı şekilde servis yavaşlıyor ve otomobil servisinde bekleyen araçlar yolu kilitliyordu.

Maliyetin sürekli yükselmesi ikiliyi tekrar düşünmeye itti. İşe mutfaktan başlayan McDonald kardeşler, servis pencerelerini genişleterek self servis yapmaya başladılar. Böylece garsonların bir kısmına artık gerek kalmamıştı. Kısa zamanda karton bardak ve paketlerle servise geçen  McDonald’s, bulaşıkları yıkayacak personel maliyetlerinden de kurtulmuştu. Onlar için tek sorun rakip kafelerle rekabet etmek gibi görünüyordu. Bu sorunu da kısa sürede çözdüler, önce menü alternatiflerini 10’a indirdiler böylece müşterilerdeki kafa karışıklığı azaldı. Ardından menülerin fiyatını yarı yarıya indirerek, rekabet edebilir hale geldiler. Menü fiyatları yarı yarıya indiğinde aynı şekilde maliyetin azaltılabilmesi açısından porsiyonlarda küçültüldü.

Sonuç olarak, McDonald’s bugün dünyanın en büyük restoran zincirlerinden biri konumunda. İstatistiklere göre Amerikalıların %98’i her yıl en az bir kere bu restorana gidiyor.

Adidas

Hayaller yarım kalınca tamamlama arzusu ne krizi, ne de savaşı tanımıyor.

I. Dünya Savaşı’nın ardından Almanya’da durumlar oldukça kötüydü. Alman ekonomisi, sefalet, işsizlik ve krizlerle boğuşur durumdaydı. 1920 yılında kriz ortamında Dassler kardeşler geçimlerini sağlayabilmek için ayakkabı atölyesi kurdular.

Kardeşler, 1924 yılında 12 işçiye sahip “Dassler kardeşlerin ayakkabı fabrikası” adlı şirketi faaliyete geçirdiler. Bu dönemde 200,000 çift ayakkabı satmayı başaran Dassler kardeşler, II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla cepheye yollandı.

Savaşın ardından her şeye sıfırdan başlayan kardeşler yeniden işe koyuldu.

1948 yılında iki kardeş arasında çıkan fikir ayrılığı bugün dünyanın en büyük iki spor markası Adidas ve Puma’nın ortaya çıkmasını sağladı. Kardeşlerden Adolf Dassler Adidas’la, Rudi Dassler ise Puma ile yollarına devam etme kararı aldılar. Bazı kaynaklara göre iki kardeş bu ayrılıktan sonra bir daha hiç konuşmamış. Belki de iki büyük marka arasındaki dev rekabetin altında yatan gerçek neden budur.

Kaynak: ekonomist.co
GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link