Topluluk Oluşturmada Converse Etkisi: Converse Rubber Track

Hepimiz zor zamanlar yaşayan ünlü marka Converse’in Nike tarafından satın alınmasından sonra yeniden hayat bulduğunu biliyoruz.

Satın alınma süreci sonrası Nike, Converse’in marka vaadine sadık kalarak, Chuck Taylor II ile yeni bir başlangıç yapmak için adım attı. Hepimiz biliyoruz ki yıllar geçse de üstünden, Converse her zaman bir klasik olarak kalacak.

Hedef kitlesinin biraz unutsa da hala sevdiği marka Converse ‘in yeni çalışması Converse Rubber Tracks tam da medya, pazarlama ve müziğin iç içe olduğu bu dönemde sahalara mükemmel bir dönüş yapmasını sağladı.

Converse Rubber Tracks aslında 2011’den bu yana faaliyette olan bir çalışma. Rubber Tracks ABD’de Brooklyn, Sao Paulo ve Boston’da 3 kalıcı kayıt stüdyosuna sahip. Bu stüdyolardan şimdiye kadar 2.000’i aşkın grup yararlanırken, sadece etkinlik temalı gezici 99 stüdyosunda da 35 farklı ülkeden sanatçılar faydalanırken ayrıca canlı müzik konserlerine imza atılmış.

Converse-Rubber-Tracks-Lima-2015

Akıllara kazınan bir klasiğin çöküş dönemi sonrası kendini yeniden bulması, ortak paylaşılan şeyleri öne çıkararak hedef kitlesini bir topluluk haline getirmesi Rubber Tracks’in oldukça önemli bir proje olduğunu kanıtlıyor.

Bu yıl 84 farklı faaliyet planı olan Converse, tüm dünyada 12 ikonik stüdyoda gerçekleştireceği etkinlikte müzik servisleri Spotify, Tidal, Apple gibi servislerle de beraber çalışacak.

Müziğin evrensel ruhunu başarılı bir şekilde kendi marka vaadiyle birleştirdiği bu harika fikri ile ürün yerleştirme uygulamalarından birkaç adım öne geçen Converse, sanatçıların turlarına sponsor olarak, müzik videolarına prodüktörlük yaparak ve multimedya platformları sağlayarak kendi hikayelerini olabildiğince özgür anlatmaları için onlara bir şans sağlıyor.

Özgün ve kişişelleştirilmiş deneyimlerin, ilgi çekici içerik ile harmanlanması, artist ve marka işbirliklerinin temeli olacak.” Diyen  Hypebot’un bu yılın müzik trendlerine baktığımız zamanda göreceğimiz bu olgu müzik endüstrisinde de deneyim ve içerik pazarlamasının ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gösterir nitelikte.

Sanatçıların klasik müzik stüdyolarından ziyade Converse Rubber Tracks ile işbirliğinde olmasının sebebi ise Converse’in küresel bir marka olarak sanatçılara, onların müziğini evrensel dinleyici kitlesine ulaştırma imkanı sunması. Converse de marka imajını dünyanın dört bir yanından sanatçılar ile beraber yaratarak hedef kitlesine ulaşıyor.

Converse,  gelenekseli inovasyonla harmanlayarak sponsor oldukları sanatçıların hikayelerini özgün bir bakış açısı ile ele alıp, sponsor oldukları markalarla yaptıkları işbirlikleri sonucu yaratıcı ve özgün içerikleri, hedef kitlesi ile inovatif platformlar aracılığı ile paylaşmanın başarıyı getirdiğini savunuyor.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2014'te Uluslararası İlişkiler lisansını birincilikle bitiren Burcu, global tecrübesine katkılarını 4 aylık ABD macerası ile perçinlemiştir Yazmayı düşünmeyi sorgulamayı ve üretmeyi hayatında tepelere koyar. Şimdilerde İstanbul Üniversitesi'nde Pazarlama tezli yüksek lisans programında öğrenimini sürdüren Burcu'nun ilgi alanları arasında girişimcilik, seyahat, markalar ve en büyük tutkusu olan California var!

Bir Cevap Yazın

Welder Moody, Tüm Dünyayı Modunu Paylaşmaya Davet Ediyor!

İnsanların içinde olduğu modun, zamanı tanımlayan tek şey olduğuna inanan Welder Moody, #ShareYourMood etiketiyle dünyayı modunu paylaşmaya davet ediyor.

Yeni başlayan kampanyada, tüm dünyadan Instagram kullanıcıları, hangi modda olduklarını anlatan videolar çekmeye ve #ShareYourMood etiketi ile paylaşmaya davet ediliyor.

Kampanya için anlaşılan, dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan influencer’ların da katılımı sayesinde #ShareYourMood şimdiden geniş bir kitleye yayılmaya başladı.

Paylaşılan videolar arasından her hafta kazanan bir Instagram kullanıcısına seçtiği bir adet Welder Moody saat hediye edilip, videosu haftanın kazananı olarak Welder Instagram hesabından tüm dünya ile paylaşılıyor.

Ancak asıl proje buradan sonra başlıyor!

Her haftanın kazanan videoları birleştirilerek Welder Watch’ın küresel reklam filmi oluşturulacak! Reklam filminin müziği ise Amerikalı bağımsız müzik grubu UTAH tarafından hazırlandı.

Aralık 2017’de başlayan ve 2018 yılı boyunca da devam edecek olan #ShareYourMood kampanyasında her hafta seçilen bir videonun sahibi kendi seçeceği bir Welder Moody saatin sahibi olmaya devam ederken, küresel reklam filmleri ise katılımcıların videolarıyla oluşturulmaya devam edilecek.

Welder Watch için 14 ülkede sürdürülen iletişim çalışmaları İstanbul merkezli olarak Promoqube tarafından yürütülüyor.

Welder Watch’ı sosyal medyada takip etmek için:

Proje Sahibi: Welder Watch

Yaratıcı Ajans: Promoqube

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mc Donald’s’da Kullanılan Ambalajlar 2025’e Kadar Geri Dönüştürülebilir Olacak

Bir fast food restoranında hayal edin kendinizi, kalabalık gürültülü bir ortam, sizden önce birçok kişinin yemek yediği tepsiler, onların üzerinde kağıt Amerikan servisler, hamburger ve patates kızartması kutuları derken aslında çöp olan ne kadar fazla geri dönüştürülebilir atık olduğunu düşününce şaşırıyorsunuz öyle değil mi? Peki çöpe gitmek zorundalar mı, artık değiller.

Dünya’nın en büyük fast food restoran zinciri Mc Donald’s 7 yıl içinde kullandığı tüm ambalajları yenilebilir veya geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlamayı hedeflediğini açıkladı. Sağlıksız beslenmeden kaynaklanan hayat tarzına olan destekleri her ne kadar devam ediyor olsa da yine de bu hamleyi yapıyor olması sektörü bu konuda ateşleyecek olması bakımından heyecan verici.

Müşterilerinin en önem verdiği bu detayı kendine amaç edinerek, çevre dostu paketleme sistemine tüm restoranlarda geçmeyi hedeflediğini belirten zincir, 2025’e kadar tüm ambalajlarını yenilebilir, geri dönüştürülebilir ve bu konuda sertifikalı kaynaklardan edineceğini ve çalışacakları şirketlerin, ormanların korunmasına katkı sağlayan Forest Stewardship Council sertifikalı olmasına dikkat edeceklerini duyurdu.

Her ne kadar Mc Donald’s ‘da kullanılan ambalajları yarısı hali hazırda yenilenebilir kaynaklardan ediniliyor olsa da bu miktarda ürünü kullanan restoran sayısının %10’u geçmediğini ancak 2025’e kadar tüm restoranlarda aynı standardın uygulanacağı duyurdu.

Ancak yine de bu konuda daha büyük bir farkındalık yaratılması ve standart oluşturulması için farklı endüstrilerde de elini taşın altına koyması gereken şirketler bulunuyor. Böylelikle yeni “geri dönüşüm programları” açılarak konu hakkında geniş bir bilinçlendirme faaliyeti yürütülebilir.

Ancak yine de neredeyse 30 sene önce atık miktarını azaltmaya başlayan Mc Donald’s ‘ın 7 sene içinde bu adımı tamamlıyor olması domino etkisi yaratacak gibi görünüyor. Siz ne dersiniz?

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link