Starbucks Bardakları Yeni Yıl ve Kış Temasıyla Renkleniyor

Starbucks’ın neredeyse 600 yıldır tüketilen bir içeceği, hele Türkiye gibi özel bir pişirme tekniği bulacak kadar ona düşkün ve kahve kültürü oldukça gelişmiş ülkelerde bile kendi ürünleriyle nasıl kolayca pazarlayabildiğini merak ederiz. Bu önemli ve dünyanın farklı kıtalarındaki kültürel kodları da aşarak başarılı olmuş pazarlama taktiği, aslında sadece kahvenin kendisinden ve çeşitliliğinden değil, sunumundan da kaynaklanıyor. Markanın kış döneminde çıkardığı rengarenk Starbucks yılbaşı bardakları da bunun önemli bir parçası.

Markanın bu kış için tasarladığı bardaklarda, sanatsal bir yaklaşım hissediliyor. Hepimizin bildiği büyük ve düz renk Starbucks bardağındaki beyaza, yaklaşan yılbaşı nedeniyle kırmızı da katılmış ve çam ağacının unutulmadığı tasarımda, Starbucks simgesi olan siyah kontur çizgileriyle resmedilmiş yeşil fonlu deniz kızını bu sefer kırmızı kurdeleler sarıyor. Bardaklar ayrıca, müşterileri adlarını üzerine yazmaya yönlendirmek için kanvas doku görünümlü bir tasarımla üretildi. Hediyeler, çam ağacı ve diğer tatil görselleriyle donatıldı.

Starbucks Kıdemli Yaratıcı Direktörü Leanne Fremar, 2017 bardaklarının, markanın ilk dönemsel kırmızı bardaklarını “geçmiş yılların şerefine” sunmasının 20. yılına denk geldiğine dikkat çekiyor. Fremar, 2017 bardaklarında kullanılan görsellerin, insanların önemli günleri kutlama şekillerini temsil ettiğini belirtiyor. Tatilleri kutlamanın birçok yolu olduğunun söyleyen Fremar, bu yolların hepsini Starbucks’ta uyguladıklarının altını çiziyor.

2015 bardaklarında, aşağıya doğru yoğunlaşan, gölgeli kırmızı tasarımı seçen Starbucks, internetteki tasarım anlayışından da etkilenerek Noel tarzını yansıtmayan bir yol tercih etmişti.

Mevsimsel ve yeni yıl temaları taşıyan, müşterileri tarafından tasarlanan 13 farklı bardak kullanan marka bu kış, Starbucks Yaratıcı Stüdyo illüstratörü Jordan Kay’in çizgileriyle huzurumuza çıkıyor. 2017 Starbucks bardakları hakkında biraz daha fikir edinmek için aşağıdaki videoyu izleyelim.

Renkli bir konsepti tercih eden Starbucks’ın, kendi çizimlerini bardaklar üzerine yansıtan çalışanlarından ve müşterilerinden önemli ipuçları yakaladığı görülüyor. Kampanya teması olan ve bardak tutma şeridinde kendine yer bulan “Give Good” ise Starbucks çalışanlarının ve müşterilerinin olumlu ve üretken karakterine atıf yapar, markanın enerjisini gösterir nitelikte olmuş. Tam da bu noktada, markanın insanlara ilham vermek ve onların bardaklarını renklendirmesi amacıyla, yaratıcı gereçleri sezon boyunca şubelerinde bulunduracağını da ekleyelim.

Bu ayın başında geri dönen bardakların; Chestnut Praline Latte, Caramel Brulée Latte, Eggnog Latte, Holiday Spice Flat White, Gingerbread Latte ve Peppermint Mocha gibi kestaneden karamele, zencefilden naneye kadar uzanan mevsimsel içecekleri de beraberinde getirdiğini de söyleyelim. Starbucks’ın yılbaşı hediye kartlarını ve diğer sürprizleri ise 9 Kasım’da müşterilerin beğenisine sunması bekleniyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Apple Kendi Kredi Kartını Çıkarıyor

Dün sizlere Apple TV’nin üyelik modeline geçerek abonelik satmaya hazırlandığından bahsetmiştik. Apple yine markasını genişletecek bir yeniliğe imza atmak üzere. Wall Street Journal’ın haberine göre Goldman Sachs ve Apple, Apple Bay markası taşıyacak yeni bir kredi kartı çıkaracaklar.

Apple ve Goldman Sachs, yeni bir ortak kredi kartı çıkarmak için hazırlıklara başladılar. Habere göre, planlanan kredi kartı Apple Pay markasını taşıyacak ve gelecek yıl müşterilere sunulacak.

Apple, Goldman Sachs ile yaptığı anlaşma sonrasında mütyerileri için ödül kartı konusunda Barclays PLC ile uzun süredir devam eden işbirliğini de sona erdirecek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

“Linç Kültürü” Paranoyası

Bazen yaratıcı ekibin motivasyonunu kırdığımı düşünmüyor değilim. Ortaya attıkları her bir yaratıcı fikrin arkasından sorular kaplıyor kafamı. Acaba hedef kitlemiz bizi bu kampanyada nereden eleştirebilir diye… Bir nevi yeni çağın virüsüne kapılıp mesleki bir paranoya sardığı gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Bir kampanyayı başlatırken müşterimizin üzerinde heyecan yaratacak bir çalışma için yaratıcılığı ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Zaten bu, doğamızda olan bir durum değil mi?  Hayatımızın rutininin dışında bir şeyle karşılaşmazsak heyecan duyar mıyız ki? İşte markalarda da durum böyle. Müşterimizin iç görüsünü görüp onu markanın rutin işleyişinin dışına çıkaracak, heyecan yaratacak kampanyalar üretmek için tüm çabamız. Heyecan yaratıp önce fark edilir olmak, heyecan yaratıp akılda kalıcı olmak, heyecanını sürekli tutup marka sadakati sağlamak…  Ama marka yöneticileri için bazen farklılaşmak konusunda fazla empati kurma gerekliliği karşımıza çıkıveriyor. Çünkü sosyal medyanın ortaya çıkardığı ve adına “linç kültürü” denilen tüketici davranış modelinin önüne geçebilmek, “hiç risk almayalım kafamız rahat olsun” düşüncesini beraberinde getiriyor.

Ünite İletişim Yönetim Kurulu Başkanı Işıl Arıdağ’ın sözleriyle: “Bu dönem araştırmaya dayalı bir dönem. Toplumun hassasiyetlerine hakim, doğru, sağlıklı iletişim yönteminin elzem olduğu bir dönem. Dönemin dinamiğini dikkate almayan markalar da her an krize gebe.”

Krizi öngörmek en büyük meziyet olsa da onunla başa çıkabilmek ve süreci hasarsız atlatabilmenin de bir ustalık gerektirdiğini düşünüyorum. Kriz yönetimi konusunda markanın kriz oluşana kadar tüketici gözünde çizdiği imaj, itibar ve oluşturduğu güven aslında bir krizden sağlıklı çıkabilmenin tek yolu. Dijital çağda herhangi bir krizin önüne geçebilmek için kontrolsüz şekilde çığ gibi büyüyen linçlemeyi durdurabilecek ve tüketiciyi ikna edebilecek güçlü kalkanlarınız olması gerekli.

Krize yanıt sürecinde, kurumun bu iletişimi yönetme konusunda ne kadar deneyimli olduğu, süreci yönetme konusunda büyük önem taşımaktadır.

Kriz iletişimini yönetmek için bir çok aşamadan söz edilse de belli başlı atlanmaması gerekli aşamaları şu şekilde kaleme almak mümkün:

  • Kontrol altına alma: Başka mecralara, başka platformlara ya da kurumlara sıçramadan ve bir sonraki hamleyi planlamadan önce süreci kontrol altına almak gerekmektedir.
  • Süreç yönetimini gerçekleştirecek stratejinin belirlenmesi, senaryonun oluşturulması.
  • Senaryoda görevleri olan ve olmayan tüm ekibin süreçle ilgili bilgilendirilmesi: Kriz yönetim sürecinin iyi bir iletişim gerektirdiği unutulmadan ekipte bulunan her bir bireyin süreçle ilgili bilgilendirilmesi ve açık iletişimin kurulması beklenmektedir.
  • İletişimi yönetirken fedakarlık miktarının belirlenmesi hassasiyeti: Bunların yanında, müşterilerin mağduriyeti ya da memnuniyetsizliğinden  doğacak soruna önlem olarak yapılacaklar  ve söylenecekler konusunda fedakarlık düzeyinin iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Kurumun zarar boyutu, oluşabilecek zarar riski ve kurum itibarı konularının atlanmaması gerekmektedir.
  • Açık iletişim ve şeffaflık: Tüketiciniz eğer size  güveniyorsa bu süreci atlatmanız yine onun güvenini kazanmakla mümkün olabilir. Unutulmamalıdır ki, tüketiciniz her ne kadar linç kültürüne kapılma konusuna açık olsa da gerçek ve doğru bilgiyi ayırt edebilecek kadar zeki. Yeter ki siz ona şeffaf davranabilecek güçte olun.
  • Ve pek tabii, her kriz sonrası itibar ve finansal kaynaklar açısından zararın boyutunun tespiti ve değerlendirme.

Yukarıda belirttiğim süreçlerin sonunda INBREC Yönetim Kurulu Üyesi Salim Kadıbeşegil’in ifadesiyle: “Mesele, toplum karşısında kimin inandırıcı olacağıdır.”

İyi bir kriz iletişimi yönetimi ise; öngörü, içgörü, linç kültürü paranoyasına sahip ama yaratıcılığı öldürmeyen, konu-gündem ve kriz yönetimi eğitimini almış kurumsal iletişim uzmanlarını ekiplerde barındırmak ve bunun bir gereklilik olduğunu bilen marka sahiplerinin olmasıyla mümkün.

(Kriz iletişimi yönetimi konusunda, MediaCat’in Mayıs 2017 sayısının “Neler Oluyor Bize?” başlıklı bölümünden çeşitli görüşleri takip edebilirsiniz.)

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link