Bir ürün gamı veya yeni bir marka tasarlanırken en önemli noktalardan biri de o ürünle veya markayla özdeşleşecek rengin seçimidir. Bir düşünsenize; sarı ve kırmızıyı bir arada düşündüğünüzde aklınıza gelen ilk marka McDonald’s değil mi? Bir de bu topraklardan örnek verelim. Ülker’in Hindistan cevizli barı Coco Star’dan bahsettiğimizde aklımıza hemen o mavi paketi düşmüyor mu? Peki ya, yurt dışında pek popüler olan Mars için siyah,olmazsa olmaz bir parça değil mi?

En popüler çikolata barlardan olan Mars’ın alâmet-i fârikası siyah paketi

İşte bu sebeple markalar da ürünlerinin görünüş olarak rakiplerininkinden ayrılması için görsel mimariye önem veriyor ve son dönemde tek renk giydirme stratejisine yöneliyorlar. Hatta beyaza ve özelikle de bir anlamda “yeniden keşfettikleri” siyaha ilgileri artıyor. Bu durum, e-ticaret siteleri ve mağaza vitrinlerinin en çok da abur cubur diye tabir ettiğimiz ürünlerin bulunduğu bölümlerinde gözleniyor. Siyah ve beyaz ağırlıklı ambalajların renkle gelen albenisi, ürünleri tüketici nezdinde diğerlerinden ayrıştırıyor. Ayrıca renklerin ürünler üzerindeki etkisi de zamanla değişebiliyor. Örneğin beyaz ambalajlar bundan birkaç yıl öncesine dek özgürlük mesajı verirken günümüzde; sadelik, temizlik ve modernite hissini vererek tüketicilerle iletişime geçiyor.

Özellikle çocukları hedefleyen Kinder de ürün ambalajlarında süt ağırlıklı ve sağlıklı bir ürün olduğunu vurgulamak için beyazı tercih eden markalardan

Bununla birlikte beyazın ürün ambalajlarındaki egemenliğini yitirmeye başladığını ve siyahın tahta giderek yaklaştığını da belirtmeliyiz. Kimine göre sıradanlığın ve beyazın karşıtı olması nedeniyle iç karartmanın rengi, kimine göreyse ciddiyetin ve asaletin rengi olarak görülen siyah, son dönemde lüks tüketim markaları da dâhil olmak üzere, bir tür saygınlık ve ayrıcalık belirtisi olarak görülmeye başlandı.

Siyahın yeniden keşfi

Şarap, dondurma, çikolata vb. ürünlerde üst tabaka tüketiciye ulaşmanın sembolik dili olarak kullanılan siyah, bugün atıştırmalık kategorisindeki ürünlerin kendini göstermesinde de giderek daha büyük rol oynuyor. Günümüzde markaların; çekicilik, tazelik ve en önemlisi de sonsuzluk hissi verdiğine inandığı bu renk, her ne kadar kendine özgü bir hava getirse de yanlış ve ölçüsüz kullanıldığında markalar için bir tuzak hâline de dönüşebilir.

Beyazla ve açık renklerle kıyaslandığında siyahın daha üst düzey bir kontrast gücü olduğu bir gerçek. Fakat eğer tek renk olarak kullanılması planlanıyorsa, kötü bir sürprizle karşılaşmamak adına markanın pazarlama ve tasarım ekibi üyelerinin dikkatli bir ön hazırlık yapıp ambalajda veya örnek maket üzerinde siyahın ürün üzerinde nasıl durduğuna bakması, numune olarak basılmış ambalajla karşılaştırması şart.

Beyaz eşyalar bile günümüzde siyah renkli hâlleriyle karşımıza çıkabiliyor.

İşin bir diğer boyutu ise elbette dış çevre olarak karşımıza çıkıyor. Çok farkında olmasak da uğradığımız birçok zincir markette veya perakendeci noktasında önemli ölçüde karanlık veya loş alanlar görüyoruz. Ürün satış alanlarındaki aydınlatma şekli ise durumu daha da karışık hâle getiriyor. Zira hangi marka flüoresan ışık altında öndeki ürünleri alındıktan sonra, arka tarafta gölgede kalan siyah ambalajlı ürünlerinin hâlâ tüketicinin dikkatini çekebileceğini düşünebilir? Bir adım daha ileri gidelim, ya bu durum yetmezmiş gibi bir de reyonun kendisi siyahsa? Tam bir kâbus!

Siyahın cazibesine kapılmamak elde olmasa da az önce bahsettiğimiz sorunu yaşamak istemeyen markalar, ürünlerini olabildiğince satış alanlarında kullanılan arka plan renkleriyle uyum yakalamasını sağlamak zorundalar. Binlerce ürüne ve farklı ambalaja maruz kalan tüketicinin dikkatini çekmenin kolay olmadığı bir gerçek ama bile bile lades demenin de hiç mi hiç gereği yok. Yine de satış mekânı renklerinden emin olunamadığı durumlarda, koyu gri veya siyah kullanmak bir avantaj olabilir.

Siyah paketli Bare ürünleri, satış mekânlarında yerleştirildiği farklı konumla birlikte fark edilebilirliğini daha da güçlendiriyor.

Siyahın yaratacağı etkide ve ayrışmada satış mekânına uyumunun yanı sıra, bu mekânda nerede konumlanacağı da bir o kadar etkili bir noktadır. Hindistan cevizi çerezi Bare Snacks ise bunun son dönemdeki en açık kanıtlarından biri. Görsel kimliği siyah ambalaj üzerine temellenmiş bu atıştırmalık ürün, marketlerde diğer reyonların karşısında, ayrı bir yerde bulunan manav reyonlarında yer almış ve bu özel konumun avantajını da kullanmış.

Bir düşünsenize, geçmişte bu renkte satışa sunulacağını hiç tahmin etmediğiniz ürünler bile siyahın cazibesine kapılmadı mı? Yıllar önce kişisel ve dizüstü bilgisayarların siyah olacağı fikri bize garip gelirken, bugün siyah olmayan bilgisayar neredeyse kalmadı. Adı üstünde “beyaz eşya” diye tanımladığımız ürünler bile buna direnememişse, demek ki siyahta gerçekten de tüketiciyi çeken bir sihir var.

Söz ambalajlardan açılmışken, bu yılın en dikkat çekecek ambalaj tasarımlarını ele aldığımız yazımızı buradan okuyabilir, konuyla ilgili izlenim edinebilirsiniz.

Paylaş
2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın