Simit Sarayı- Dünyaya Susam Saçmak

Hiç “Dünyanın mağaza sayısı en fazla zincir markası olmak”  hedefiyle yola devam eden Simit Sarayı’nın yol hikayesini merak ettiniz mi? Peki ya tarihi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Anadolu’da hüküm sürdüğü döneme kadar uzanan simitin nasıl bir değişime uğradığını?

simit_sarayi_icin_400_milyon_dolarlik_iddia13580182720_h976570

Simit adı, ilk üretildiği yer olan Smiti’den (İzmit) geldiği belirtilmektedir. İstanbul’a gelen ya da İstanbul’dan doğuya giden kervanların konaklama alanı olarak bilinen İzmit’te yolculara pratik bir yiyecek olarak hazırlanan simit, bu özelliği ile de ilk fast food örneklerinden sayılabilir. İşte tam bu devrede Simit Sarayı var olan durumu fırsat olarak algılıyor ve 2002 yılında yeni bir iş modeli ile simiti birleştirerek yeni bir ürüne dönüştürüyor. İlk mağazasını Mecidiyeköyde açan marka böylelikle Türkiye’nin ilk fırınkafe zinciri oluyor. Simit Sarayının sahibi  Haluk Okutur, o günler için şöyle diyor :

“”Rumeli Hisarüstü’ndeki ilk şubemizde benimle birlikte çalışan 4 arkadaşım vardı. Simit fırınına odunları taşımak ise bana düştü. Gece kamyonla gelen odunları gün doğmadan fırına taşınmak zorundaydı; çünkü belediye ceza kesiyordu. O yüzden haftanın 3 günü geceleri odun taşıdım. İlk şubemizi açtığımızda işler iyi gitti. Biz sermayemiz olmadığı için insanların cebindeki küçük paralara talip olmuştuk. Çünkü yaptığımız araştırmalar bunu göstermişti. En çok satın alınan ucuz gıda araştırmamızda ikinci sırada simit çıkmıştı…

Haluk Okutur şöyle devam ediyor: “İşin başında simit üzerine birtakım hayaller kurup planlar yaptım. Kimse inanmadı. Simit ile bu hayallerin gerçek olamayacağı yönünde tepkiler aldım; ancak bu işe inandım. Kurumsallaşmamız da çok kolay olmadı. Bir gün karar aldık. Çalışanlarımız turuncu üniforma ve şapka giyecekti. Ertesi gün kimse giymedi. Bu konuda ısrarcı oldum, giymeyenler işten çıktı. Belki küçük bir şey gibi görünebilir ama kurumsallaşma dediğimiz şey, üzerinde istikrarlı bir şekilde durulması gereken bir konudur.” Doğru bir iş planı ve iş modeli hazırladıktan sonra inançlı bir şekilde çalışmak gerektiğini ifade eden Okutur, Türk insanındaki en önemli eksikliğinin özgüven olduğunu söyledi.

sim6

Simit Sarayı ile ilgili birkaç not söylemek gerekirse,

  • 2002 de kurulan marka,2005 te Tübitak onaylı Türkiye’nin ve Dünya’nın ilk simit fabrikası oldu.
  • 2007 de franchise sistemine geçen marka, 2011 Yılında Ufrad Franchise ödüllerinde,  Franchise Markası olarak seçildi.
  • Simit Sarayı, geçen sürede hızla büyüyerek 18’i yurtdışında 204 mağazaya ulaştı. Dört bin çalışanıyla günde ortalama 400 bin kişiye satış yapan şirketin geçen yılki cirosu 150 milyon lirayı geçti.

Yurtdışında sadece Simit Sarayı olarak değil, birçok farklı marka ile büyümeyi planladıklarını aktaran Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Okutur: ”Bunlardan birisi kahve zinciri. Doqa markasıyla ilk mağazalar Taksim ve Levent’te açılacak. Bundan sonra da Türkiye ve dünyada bu markayı büyüteceğiz. Bunun dışında üzerinde çalıştığımız başka alanlar da var. Toplam marka sayımız 10’u bulacak” dedi.

Bu kadar güzel ilerleyen ve “Dünyaya susam saçmak” isteği taşıyan bu marka aslında aynı zamanda umut saçıyor da diyebiliriz. Bir iş kurmanın ürünü tamamen değiştirmekten geçmediğini, ürün hizmetinin değiştirildiği takdirde yeni bir iş modelinin ortaya çıkacağını gösteriyor. Ve yalnız markasıyla değil sahibi ile de bize yol gösterici oluyor. Bir şeye inanmak demek beraberinde fedakarlık da getiriyor. “Ben bu işin sahibiyim, odun mu taşıyacağım mantığı değil ya da insanlar bu fikri beğenmedi vazgeçmeli miyim hiç değil” Yola inanan insanları katarak devam edebilmekte marifet. Susamın yalnızca ekmek parası olarak değil, Dünya Markası olmasını hayal etmek. Tüm bunlar, Burcu Sarar’dan duymuş olduğum şu sözü kanıtlar nitelikte adeta. “Elinde iyi bir hikaye varsa illa ki kendini paylaştırır.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Esasen gönlünü pazarlamaya vermiş bu genç düz yazıya da bir o kadar meraklıdır, yazmayı sever,etrafındaki her olay, her nesnede pazarlamayı arar, bulur, yorumlar.

Bir Cevap Yazın

Tommy Hilfiger ile Moda Engel Tanımıyor: Engelli Bireylere Özel Tommy Adaptive Koleksiyonu ile Tanışın!

Ünlü moda markası Tommy Hilfiger engelli bireylerin istedikleri gibi giyinmelerin önünü açan yenilikçi bir koleksiyona imza attı. Tommy Adaptive ismi verilen koleksiyonda birçok renkli ve stil parça bulmak mümkün.

2016 yılında moda endüstrisine engelli kişilerin katılımını artırmayı amaçlayan kar amacı gütmeyen organizasyon Runway of Dreams ile işbirliği yaparak bir koleksiyon çıkarak marka, koleksiyonu genişletmek ve engelli bireylere daha fazla kıyafet opsiyonu sunmak için yeni bir giyim hattı oluşturdu.

Tommy Adaptive’in misyonunun kendilerini moda ile ifade etmeleri için kişileri güçlendirmek ve onları modaya dahil etmek olduğu belirtildi.

Adaptive her gardıropta olması gereken temel parçalar olan tişörtler, pantolonlar, sortlar, elbiseler ve ceketlerden oluşuyor. Ve tüm bu kıyafetlerin yakaları ya da kolları ayarlanabiliyor. Bazıları manyetik düğmeler içeriyor, fermuarları tek el ile kapatılabiliyor ve böylece moda engel bir parça daha engel tanımıyor hale geliyor.

Tommy Hilfiger bu yeni hattını duyurmak için 18 yaşındaki otistik şef Jeremiah Josey, tekerlekli sandalye kullanan bir dansçı, paralimpik atlet Jeremy Campbell gibi önemli isimlerle çalıştı.

Marka daha önce Runway of Dreams ile çıkardıkları koleksiyon sonrası birçok kişiden ürünleri çeşitlendirmeleri adına yoğun geri dönüşler almaları sonucu böyle bir giyim hattı çıkarmak istediklerini belirtti. Belki de bu geri dönüşler moda endüstrisinde artan bu talep için daha fazla marka için de bir uyanış olur ne dersiniz?

3 Nisan’da lansmanı yapılan Tommy Adaptive koleksiyonu online satışa sunuldu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Taksiciler Uber’e Karşı ‘@taksi’ Uygulamasını Tanıttı

Taksiciler ile Uber‘in yaşadığı sorunları sık sık sizlere aktarıyoruz. En son gündemde bir taksi şoförünün Uber aracına saldırması vardı. Bu olayın üzerinde Uber’in müşterilerini 10 günde 5 katına çıkardığını da paylaşmıştık.

Taksiciler ile Uber arasındaki çatışmalar devam ederken taksicilerden rekabeti kızıştıracak bir hamle geldi.

NTV’nin haberine göre; Birleşik Taksi Şoförleri Derneği Başkanı Hüseyin Duman ve @taksi Genel Müdürü Birtan Pabuçcu, @taksi uygulamasını bir basın açıklamasıyla tanıttı.

Duman, 2 yıldır Uber’le hukuki olarak mücadele ettiklerini ifade ederek, “Biz halkımızın, müşterilerimizin ne istediğini çok iyi biliyoruz ve bunların tespitini yaptık. Taksiciler olarak kendimizi geliştirmek zorunda olduğumuzu çok iyi biliyoruz. Bu nedenle bu şirkete bir uygulamayla karşılık vermek istedik” dedi.

Araçların ve şoförlerin kalitesini yükseltmeyi istediklerini dile getiren Duman, @taksi ile “ileri sürüş teknikleri”, “diksiyon”, “yabancı dil” ve “ilk yardım” eğitimleri vermeyi planladıklarını belirtti.

Duman, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ticari kullanım kartı verdiğine değinirken, “Bu kart 100 lira karşılığında veriliyor. Bunun en az 5-6 aylık eğitimle verilmesini talep ediyoruz. Sadece aracın kalitesiyle bir mesleğe kalite gelmez. Şoförün haklarını vererek, şoförü ezmeyerek, şoförün kalitesini yükseltirseniz o zaman bu mesleğe kalite gelir. Şoförün üzerinde ekonomik baskı var. Bunların azaltılması için gerekli çalışmaların yapılması lazım. Şoförlük yapacak kişinin tamamen sabıka kaydı, psikoteknik belgesi, sağlık raporu olmak zorunda. Biz, herkesin ticari taksi sürücüsü olmasını istemiyoruz. Lisanslı kişiler bu mesleği yaparsa o zaman kalitenin artacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

“Vip Araçları Uygulamaya Dahil Ettik”

@taksi Genel Müdürü Birtan Pabuçcu da @taksi uygulamasının derneğin üyeleriyle kurduğu bir oluşum olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

“Bin 500’ü geçkin üyemiz var ve her geçen gün artıyor. Yaptığımız kampanyalarla ciddi yolcu sayısına ulaştık. Teknolojiyi kullanarak geliştirilen uygulamayla derneğe katkı verip, derneğin şoförlere eğitim vermesini sağlamayı planlıyoruz. Şu an uygulamamızda 3 çeşit taksimiz var. Bunların da hepsi kanuna uygun ve yasal taksimetre ile çalışıyor. Uber, taksimetresiz çalıştığı için Avrupa’da birçok ülkede yasak. Ülkemizde de bu kanun geçerli. Biz bu kanuna uygun çalışıyoruz ve çalışacağız. Karşı tarafın da bu yasalara uymasını bekliyoruz. Bütün dünyada taksiler lisanslıdır ve kamu kurumlarının belirlediği kriterlere göre çalışır. Biz yasalız, diğerleri merdiven altı.”

Hızla yayılmayı ve müşterilere daha kaliteli hizmet sunmayı hedeflediklerini ifade eden Pabuçcu, “Uygulamamızda 3 çeşit aracımız var. İstanbullu yolcularımız uygulamayı ücretsiz olarak telefonlarına indiriyor. Şu anda 2 ilde pilot çalışmamız devam ediyor. Yoğun talep de var. Uygulamayı indirdikten sonra kredi kartı veya BKM Ekspres hesaplarıyla yolcularımız sisteme üye olup, tek tuşla taksi çağırabilirler. VIP araçları bugün itibarıyla uygulamamıza dahil ettik. 16 tane havalimanı çevresinde var. Bunların sayısının artmasıyla uygulamada daha fazla yer vereceğiz lüks taksiye. Her gelen şikayeti tek tek değerlendiriyoruz, personelimiz tarafından dönüş sağlanıyor. İlerleyen günlerde sayıların artmasıyla müşterilerimize daha geniş kapsamlı olarak sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link