[ Sektör ] Teknosa 2023 Yılına Kadar Avrupa’nın İlk 3 Teknoloji Parakendecisinden Biri Olacak

2012 yılında net cirosu yüzde 40, net kârı yüzde 50 arttı

Sabancı Topluluğu’nun parlayan yıldızı Teknosa, gözünü Avrupa pazarına dikti. 2023 yılına kadar Avrupa’nın ilk 3 teknoloji perakendecisinden biri olmayı hedefleyen Teknosa, bu hedef doğrultusunda gereken stratejik adımları attığını açıkladı. Sabancı Holding Perakende ve Sigorta Grup Başkanı Haluk Dinçer, “Teknosa kârlı bir şirket ve bilançosunda güçlü bir nakit pozisyonu var. Bu gücümüzü yeni satın almalarda kullanmak istiyoruz” dedi.

Teknosa’nın 2012 yılını 2,3 Milyar TL net ciro ile kapattığını açıklayan Teknosa Genel Müdürü Mehmet T. Nane, şirketin net kârının ise denetlenmemiş finansallara göre yaklaşık 50 Milyon TL olarak gerçekleştiğini söyledi. Nane, “2012 yılında yüzde 40 büyüdük. Teknoloji perakendeciliği pazarının yüzde 42’sine sahip olduk. Bu yıl ise satış alanımıza yaklaşık 30 bin metrekare daha ekleyip, 1500 kişiye daha istihdam sağlamayı planlıyoruz” diye konuştu.

Geçtiğimiz yıl halka arz edilen Türkiye teknoloji perakende sektörünün lider şirketi Teknosa, hedef büyüttü. ‘Herkes için teknoloji’ felsefesiyle Türkiye’nin 77 ilindeki 284 mağazasıyla teknolojiyi tüketicilerin ayağına götüren Teknosa,  gözünü Avrupa pazarına dikti. Şirket, 2023 yılına kadar Avrupa’nın ilk 3 büyük perakendecisinden biri olmayı hedefliyor.

Teknosa’nın 2012 yılı finansal sonuçları ile 2013 ve gelecek 10 yıla ilişkin hedefleri, Sabancı Holding Perakende ve Sigorta Grup Başkanı Haluk Dinçer ve Teknosa Genel Müdürü Mehmet T. Nanenin katılımıyla düzenlenen basın toplantısıyla paylaşıldı.

“Dünya devlerine kendi arenalarında meydan okuyacağız”

Geçtiğimiz yıl gerçekleşen halka arz ve Avrupa’nın teknoloji perakende sektöründe en büyük satın alma grubu Euronics ile yapılan işbirliğinin bu hedef doğrultusunda atılan adımlar olduğuna dikkat çeken Dinçer, “Teknosa’yı büyütüp devler ligine hazırlamak için, pazarla ilgili konsolidasyon beklentimizin bir uzantısı olarak oluşacak fırsatları değerlendirmek üzere bir danışman görevlendirdik. Bu konuda geçmişte olduğu gibi yeni bir satın alma hamlesi yapmaya hazırlanıyoruz. .Teknosa kârlı bir şirket ve bilançosunda güçlü bir nakit pozisyonu var. Bu gücümüzü yeni satın almalarda kullanmak istiyoruz. Hedefimiz yalnızca Türkiye ile de sınırlı değil. Kendi ülkemizde kafa tuttuğumuz dünya devlerine kendi arenalarında da meydan okuma hazırlığındayız” dedi.

“Bu hedefe her geçen gün biraz daha yaklaşıyoruz”

Türkiye’de 12 yıl önce sıfırdan bir sektörü var edip, pazarı oluşturan, sonra da dünya devlerine kendi ülkesinde kafa tutan bir Teknosa yarattıklarını vurgulayan Teknosa Genel Müdürü Mehmet T. Nane ise, “Avrupa’nın ilk 3 lider teknoloji perakendecisinden biri olma hedefi bizim için uzak veya erişilmez değil. Bu hedefe her geçen gün biraz daha yaklaşıyoruz” diye konuştu.

teknosa_teknosa_teknosa_logo_o

“Teknosa sektör ortalamasının üzerinde büyüyor”

Teknosa’nın 2012 yılını 2,3 Milyar TL net ciro ile kapattığını açıklayan Nane, “Net kârımız denetlenmemiş finansallara göre yaklaşık 50 milyon TL olarak gerçekleşti. Sektör ortalamasının üzerinde bir rakamla, yüzde 40 büyüdük. Teknoloji perakendeciliği pazarının *yüzde 42’sine (*GFK-Ocak-Kasım 2012) sahip olduk” dedi.  2012 yılında 29 yeni mağaza açtıklarını anlatan Nane,  2011’de 85 milyon olan ziyaretçi sayılarının 100 milyona çıktığını söyledi. Teknosa’nın yüzde 15-20 büyüme hedeflediği 2013 yılında da hem büyük hem de küçük metrekareli mağazalar açacaklarını kaydeden Nane,  yılsonuna kadar mevcut satış alanına yaklaşık 30 bin metrekare eklemeyi planladıklarını anlattı. Nane, yeni mağazalarla birlikte 1500 kişiye daha istihdam olanağı sağlayacaklarını da ifade etti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

Apple Kendi Kredi Kartını Çıkarıyor

Dün sizlere Apple TV’nin üyelik modeline geçerek abonelik satmaya hazırlandığından bahsetmiştik. Apple yine markasını genişletecek bir yeniliğe imza atmak üzere. Wall Street Journal’ın haberine göre Goldman Sachs ve Apple, Apple Bay markası taşıyacak yeni bir kredi kartı çıkaracaklar.

Apple ve Goldman Sachs, yeni bir ortak kredi kartı çıkarmak için hazırlıklara başladılar. Habere göre, planlanan kredi kartı Apple Pay markasını taşıyacak ve gelecek yıl müşterilere sunulacak.

Apple, Goldman Sachs ile yaptığı anlaşma sonrasında mütyerileri için ödül kartı konusunda Barclays PLC ile uzun süredir devam eden işbirliğini de sona erdirecek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

“Linç Kültürü” Paranoyası

Bazen yaratıcı ekibin motivasyonunu kırdığımı düşünmüyor değilim. Ortaya attıkları her bir yaratıcı fikrin arkasından sorular kaplıyor kafamı. Acaba hedef kitlemiz bizi bu kampanyada nereden eleştirebilir diye… Bir nevi yeni çağın virüsüne kapılıp mesleki bir paranoya sardığı gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Bir kampanyayı başlatırken müşterimizin üzerinde heyecan yaratacak bir çalışma için yaratıcılığı ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Zaten bu, doğamızda olan bir durum değil mi?  Hayatımızın rutininin dışında bir şeyle karşılaşmazsak heyecan duyar mıyız ki? İşte markalarda da durum böyle. Müşterimizin iç görüsünü görüp onu markanın rutin işleyişinin dışına çıkaracak, heyecan yaratacak kampanyalar üretmek için tüm çabamız. Heyecan yaratıp önce fark edilir olmak, heyecan yaratıp akılda kalıcı olmak, heyecanını sürekli tutup marka sadakati sağlamak…  Ama marka yöneticileri için bazen farklılaşmak konusunda fazla empati kurma gerekliliği karşımıza çıkıveriyor. Çünkü sosyal medyanın ortaya çıkardığı ve adına “linç kültürü” denilen tüketici davranış modelinin önüne geçebilmek, “hiç risk almayalım kafamız rahat olsun” düşüncesini beraberinde getiriyor.

Ünite İletişim Yönetim Kurulu Başkanı Işıl Arıdağ’ın sözleriyle: “Bu dönem araştırmaya dayalı bir dönem. Toplumun hassasiyetlerine hakim, doğru, sağlıklı iletişim yönteminin elzem olduğu bir dönem. Dönemin dinamiğini dikkate almayan markalar da her an krize gebe.”

Krizi öngörmek en büyük meziyet olsa da onunla başa çıkabilmek ve süreci hasarsız atlatabilmenin de bir ustalık gerektirdiğini düşünüyorum. Kriz yönetimi konusunda markanın kriz oluşana kadar tüketici gözünde çizdiği imaj, itibar ve oluşturduğu güven aslında bir krizden sağlıklı çıkabilmenin tek yolu. Dijital çağda herhangi bir krizin önüne geçebilmek için kontrolsüz şekilde çığ gibi büyüyen linçlemeyi durdurabilecek ve tüketiciyi ikna edebilecek güçlü kalkanlarınız olması gerekli.

Krize yanıt sürecinde, kurumun bu iletişimi yönetme konusunda ne kadar deneyimli olduğu, süreci yönetme konusunda büyük önem taşımaktadır.

Kriz iletişimini yönetmek için bir çok aşamadan söz edilse de belli başlı atlanmaması gerekli aşamaları şu şekilde kaleme almak mümkün:

  • Kontrol altına alma: Başka mecralara, başka platformlara ya da kurumlara sıçramadan ve bir sonraki hamleyi planlamadan önce süreci kontrol altına almak gerekmektedir.
  • Süreç yönetimini gerçekleştirecek stratejinin belirlenmesi, senaryonun oluşturulması.
  • Senaryoda görevleri olan ve olmayan tüm ekibin süreçle ilgili bilgilendirilmesi: Kriz yönetim sürecinin iyi bir iletişim gerektirdiği unutulmadan ekipte bulunan her bir bireyin süreçle ilgili bilgilendirilmesi ve açık iletişimin kurulması beklenmektedir.
  • İletişimi yönetirken fedakarlık miktarının belirlenmesi hassasiyeti: Bunların yanında, müşterilerin mağduriyeti ya da memnuniyetsizliğinden  doğacak soruna önlem olarak yapılacaklar  ve söylenecekler konusunda fedakarlık düzeyinin iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Kurumun zarar boyutu, oluşabilecek zarar riski ve kurum itibarı konularının atlanmaması gerekmektedir.
  • Açık iletişim ve şeffaflık: Tüketiciniz eğer size  güveniyorsa bu süreci atlatmanız yine onun güvenini kazanmakla mümkün olabilir. Unutulmamalıdır ki, tüketiciniz her ne kadar linç kültürüne kapılma konusuna açık olsa da gerçek ve doğru bilgiyi ayırt edebilecek kadar zeki. Yeter ki siz ona şeffaf davranabilecek güçte olun.
  • Ve pek tabii, her kriz sonrası itibar ve finansal kaynaklar açısından zararın boyutunun tespiti ve değerlendirme.

Yukarıda belirttiğim süreçlerin sonunda INBREC Yönetim Kurulu Üyesi Salim Kadıbeşegil’in ifadesiyle: “Mesele, toplum karşısında kimin inandırıcı olacağıdır.”

İyi bir kriz iletişimi yönetimi ise; öngörü, içgörü, linç kültürü paranoyasına sahip ama yaratıcılığı öldürmeyen, konu-gündem ve kriz yönetimi eğitimini almış kurumsal iletişim uzmanlarını ekiplerde barındırmak ve bunun bir gereklilik olduğunu bilen marka sahiplerinin olmasıyla mümkün.

(Kriz iletişimi yönetimi konusunda, MediaCat’in Mayıs 2017 sayısının “Neler Oluyor Bize?” başlıklı bölümünden çeşitli görüşleri takip edebilirsiniz.)

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link