Ne Kadar Zenginiz: Marka Şehirler ve Şehir Pazarlaması

Markalaşma kavramını ilk ortaya atan ve kullanan bugünün gelişmiş ülkeleri seri üretimle beraber ‘tek tipleşen’ ürünlerini farklı kılmak için marka yaratma yoluna gittiler. Zamanla bu markalaşma konusunda uzmanlaşan bu ülkeler, markalaşmayı yalnızca ürettikleri ürünlerle sınırlı tutmayıp her alana yaymaya başladılar. Bu süreçte yaptıkları en önemli işlerden biri de şehirlerini bir marka haline getirmek oldu. Küresel köyde her biri birbirine benzeyen ve temel değerlerini kaybetmeye başlayan şehirleri birer cazibe merkezine dönüştürmek için tanıtım faaliyetlerine başladılar. Bugün hepimizin hayallerini süsleyen tatil planlarımızın ilk sıralarında yer alan Paris, Milano, Venedik, New York bu süreçler sonucunda ortaya çıkan en önemli örnekler…

Marka şehirleri incelerken hepsini aynı ölçekte değerlendirmek yanlış olacaktır. Bazı şehirler konumlarıyla ya da sahip oldukları tarihi –kültürel vb değerleriyle zaten çok eskilerden birer marka özelliği göstermekte. Bu şehirler doğal olarak sahip oldukları bu özellikler üzerinde yükselmişlerdir. Tokyo yüksek teknolojisiyle, Paris romantizmiyle, Milano modasıyla bilinen şehirlerdir. Bunlardan farklı olarak bazı şehirler ise içinde bulundukları çevreden tamamen farklı yönde bir marka haline gelmiştir. ABD’nin politik açıdan muhafazakar bir bölgesinde yer almasına rağmen, Las Vegas başarıyla kumar, gece kulüpleri ve eğlence ile “Sin City” gibi küresel bir marka inşa etmeyi başarmıştır.

paris_+france

Şehir pazarlaması ve marka olmak dendiğinde akla gelen en önemli örneklerden biri de şüphesiz New York’tur. 1977 yılına gelindiğinde New York’un suç oranı astronomik rakamlara ulaşmış, harabeye dönüşen semtlere ve bölgelere sahip bir kent haline gelmişti. Birçok firma iş merkezlerini bu yüzden başka eyaletlere taşımayı planlıyordu. New York artık medyada sadece cinayetler, kirlilik ve kabalıkla gündeme geliyordu. 1977 yılında başlatılan ve 10 yıl kesintisiz süren ‘I love New York’ kampanyasıyla şehrin çehresi değişti. Yapılan yoğun çalışmalarla New York dünya ticaretinin ve turizminin merkezi olan bir marka kent haline geldi.

Dünyadaki örnekleri bir kenara bırakıp ülkemize baktığımız zaman marka kent olma söylemi özellikle son yıllarda sık  kullanılan bir ifade haline gelmiştir. İlk bakışta olumlu bir adım gibi görülen bu söylem biraz incelendiğinde küçük siyasi hesaplara kurban edilmiş içi boş bir kavram olarak çıkıyor karşımıza. Bir logoya sahip olmak, reklam yapmak ve hatta kaldırım taşı döşemek bile marka şehir olmak için yeterli görülüyor. Oysaki  marka olmak bir logoyla, söylemle olacak bir iş değildir. Marka olmak öncelikle bir strateji ve bu strateji çerçevesinde oluşturulmuş uzun dönemli bütünleşik bir kampanya gerektirir.

Egonomik.com ?stanbul Resimleri

Peki bütün bu uygulamalara rağmen Türkiye’de gerçek anlamda bir marka şehir yok mu ?

Küresel  anlamda gerçek bir marka olamasa da sahip oldukları ‘deniz, kum, güneş’ algısıyla özellikle Avrupa’da bir bilinirliğe sahip olan sahil kentlerini bir kenara bırakırsak Türkiye ve marka kent dendiğinde akla gelen ilk isim İstanbul’dur. Mega kent içerisinde bulundurduğu çeşitli kültürel ve tarihi değerlerle çok büyük oranda bir marka kent özelliği göstermesine rağmen özellikle küresel anlamdaki algısı sahip olduğu marka değerinin çok gerisinde kalıyor. Bu yüzden küresel anlamda İstanbul markasının yapması gereken işler olduğuna inanıyorum. Profesyonel anlamda yürütülecek çalışmalarla İstanbul dünyaya yön veren marka kentler arasında yerini alacaktır. İstanbul’un dışında Ege’nin incisi İzmir marka kent olmanın önemini çok iyi anlamış olacak ki Türkiye’de ilk defa profesyonel anlamda yürütülen bir kampanyayla marka kent olmak yolunda emin adımlarla ilerliyor. İzmir dışında Konya, Bodrum, Gaziantep, Eskişehir gibi kentler de markalaşma konusunda kafa yoran, çalışmalar yapan kentler olarak karşımıza çıkıyor.

httpv://www.youtube.com/watch?v=9kvuI33Y4JQ

Sınırların ortadan kalktığı mesafelerin önemsizleştiği küresel dünyada var olmak ancak güçlü bir markayla mümkündür. Sahip olunan bir marka kent, var olduğu ülkeye ekonomik ve sosyal anlamda ciddi katkılar sağlayacaktır. Türkiye küresel anlamda dünyada söz sahibi olmak istiyorsa özelde şehirlerini genel manada da Türkiye markasını en iyi şekilde yaratmak ve pazarlamak zorundadır. Artık dünyadaki güç dengeleri ve zenginlik silahlarla değil markalarla belirlenmektedir. Sait Aytemur’un  da dediği gibi ’Bir ülke sahip olduğu markalar kadar zengindir’.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Halkla ilişkiler ve reklamcılık 3.sınıf ögrencisi.Merak eden ,sorgulayan ,eleştiren bir markaperver.Siyasal iletişim ve markalaşma konularıyla ilgileniyor.

Bir Cevap Yazın

Burger King International House of Pancakes’i Sosyal Medyada Trolledi

Rakiplerine özellikle de Mc Donald’s’a sataşmakta ustalaşmış olan Burger King bu sefer olabilecek en iyi şekilde International House of Pancakes (IHOP)‘u trolledi.

International House of Pancakes, pankekleriyle ünlü bir kahvaltı zinciri. Yakın bir zamanda pankeklerin yanında burger da satmaya başladı. Burger satmaya başladıktan sonra yeni bir pazarlama stratejisi olarak ismini IHOB yani International House of Bancakes şeklinde değiştirdi. Bu elbette diğer fast food markalarını kızdıracak bir hamle oldu.

Bu hamlenin ardından sosyal medya karıştı. Burger’ların bir süre muhtemelen yenilemez olacağı ile ilgili söylentiler vardı, Burger King sosyal medyadaki sessizliğini bir süre korudu ta ki Facebook’ta logosunu “Pancake King” olarak değiştirene kadar.

Burger King logosundaki ismini değiştirdikten sonra zaten daha öncesinde kahvaltıda sunuyor olduğu pankeklerinin fotoğrafını kapak fotoğrafı olarak değiştirdi.  Değişiklikle ilgili açıklama yapmayan Burger King Twitter üzerinden “Hey Burger King ihob için ödünç verebileceğin bir ızgaran var mı?” diye soran bir kullanıcısına şu cevabı verdi; “Üzgünüm, eski Burger King şu an telefona gelemiyor…”

Reklam kampanyalarını ve sosyal medya hesaplarını en iyi yöneten markalardan birisi olan Burger King’in bu hamlesini siz nasıl buldunuz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Alibaba ile THY Anlaştı, Teslimat Süresi 4 Güne İnecek

  • THY’nin Alibaba ile yaptığı iş birliği kapsamında Alibaba’dan Türkiye’ye ürün teslimatı 40 günden 4 güne düşecek.
  • THY, Çin menşeili kargo şirketi ZTO ve PAL Air ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle 2 milyar gelir sağlamayı hedefliyor.
  • İlgili yazı; Türkiye’nin En Değerli Markaları Belli Oldu

Türk Hava Yolları (THY) dünyanın en büyük kargo şirketlerinden Çinli ZTO ve Hong Konglu havayolu şirketi PAL Air ile stratejik bir iş birliği anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında Hong Kong merkezli ortak bir global ekspres şirketi kurulacak. Bu iş birliği ile THY, dünyanın en büyük entegratörleri arasında yer alacak. Yeni kurulacak şirketin hizmetleri arasında, kapıdan kapıya lojistik faaliyetleri, toplama, taşıma, adresten alma, dağıtım, navlun taşıma, çapraz sevkiyat ve son noktaya kadar taşıma yer alacak. Şirket aynı zamanda gerektiği durumlarda depo yönetimi, sipariş ve tedarik zinciri yönetimi hizmetleri de sunacak.

2 milyar dolarlık gelir

Şu anda filosundaki 18 kargo uçağı ile alanında dünyanın en büyük 8’inci şirketi olan Turkish Cargo, Uzak Doğu pazarındaki yeni operasyonları ile yakın zamanda ilk 5’e daha sonra da ilk 3’e girmeyi planlıyor. Şirket bu anlaşmadan 5 yıl içerisinde 2 milyar dolar gelir bekliyor.

Alibaba teslimatları 4 güne inecek

İstanbul Yeni Havalimanı’nın açılışı öncesi küresel anlamda ses getirecek ortaklığın imzaları, THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker  Aycı, ZTO Express Başkanı Mei Song Lai ve PAL Air Ltd Yönetim Kurulu Başkan Vekili Vivian Lau’nun katıldığı basın toplantısında atıldı. e-ticarette ve ekspres kargoda son yıllarda bir arayış içinde olduklarını belirten İlker Aycı, “Alibaba’dan aldığımız ürünler Türkiye’ye 40-45 günde geliyordu. Bu iş birliği ile uluslararası kargolar hızlanacak. Ekspres kargo ile zamanlamada büyük avantajlar oluşacak. 40 günde gelen ürünler artık Türkiye’ye 4 günde ulaşacak” dedi.

Uluslararası e-ticaret firmalarının önde gelenlerinden Alibaba Group, kısa süre önce 1.38 milyar dolar yatırımla ZTO Express firmasının yüzde 10’luk payını satın alarak ortağı olacağını ve bu işlemin bu ay tamamlanacağını duyurdu.

10 kat  hızlanacak

e-ticarette ve ekspres kargoda son yıllarda bir arayış içinde olduklarını belirten İlker Aycı, “Alibaba’dan aldığımız ürünler Türkiye’ye 40-45 günde geliyordu. Bu iş birliği ile uluslararası kargolar hızlanacak. Ekspres kargo ile zamanlamada büyük avantajlar oluşacak. 40 günde gelen ürünler artık Türkiye’ye 4 günde ulaşacak” dedi.
Uluslararası e-ticaret firmalarının önde gelenlerinden Alibaba Group, kısa süre önce 1.38 milyar dolar yatırımla ZTO Express firmasının yüzde 10’luk payını satın alarak ortağı olacağını ve bu işlemin bu ay tamamlanacağını duyurdu.

Kaynak: Gazete Vatan

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link