Ne Kadar Sadık Bir Müşterisiniz?

Kullandığınız markalara ne kadar sadıksınız?

Tüketiciler ürünlerimize ne kadar sadık?

Herhangi bir tüketici, markaya olan sadakatini sorgulayıp, bunun üzerinde düşünmeyebilir. Ancak şirketler bu incelemeyi yapmak zorundadır, akademisyenlerin bu bağlamdaki terminolojik üretimleri de inceleme süreçlerine analitik bir çerçeve sunmaktadır.

Şirketler, tüketici hareketlerini müşteri ilişkileri yönetimi( CRM) üzerinden inceler. Kaleme almış olduğum yazıda, operasyonel ve analitik pazarlama stratejilerinden (CRM) ziyade, terminolojik yaklaşım ile müşteri/marka sadakatinden bahsedeceğim.

Müşteri sadakatini iki ana kategoriye bölerek başlayalım:

Davranışsal Sadakat (Behavioral Loyalty)

Tavırsal Sadakat (Attitudinal Loyalty)

Davranışsal sadakati, neoliberal söylemin (discourse) içerisindeki “rasyonalite” nosyonu üzerinden  kavramsallaştırabiliriz. Tüketim süreçlerinde, ürün alımının fiyat- performans parametresi üzerinden, alışkanlık değeri üzerinden, tarihsel ve kültürel bağıntılar üzerinden hesaplanması ve eyleme dönüşmesi bize davranışsal sadakatin değerini verir. Tavırsal sadakat ise, daha çok duygusal tabanlı seçimlerin ölçümlenmesi ile ortaya çıkar. Bu duygular, bireyden bireye, muhatap olunan üründen ürüne değişim göstermektedir elbette, ancak kısaca özetlemek istersek;  güven, haz, tatmin ve memnuniyet başı çekmektedir. Gözden kaçırmamamız gereken nokta, tavırsal sadakatin de içerisinde “rasyonel” tutumlar olduğudur. Örnek olarak; güven duygusu ürün kalitesinin yanında, markanın tüketiciyi mağdur etmeyecek satış prensiplerine sahip olmasıyla da gelişir, başka bir deyişle, tüketicinin tüketim süreçlerinde alacağı riskin azaltılması üzerinden güven duygusu doğar.Bu bağlamda, tüketicinin kendi karını maksimize etme eğilimini görmüş oluyoruz. Aslına bakarsanız, davranışsal ve tavırsal sadakat kavramları büyük kesişim kümeleri bulunan, iç içe girmiş, birbirinden ayrılamayan ve beraber ölçümlendiğinde müşteri sadakat değerini veren iki ana ölçümleme kategorisidir.

Peki, tüketicinin sadakat karnesini hangi kategoriler altında ölçümleriz?

No loyalty: Bu kategori, tüketim davranışları herhangi bir kalıba, modele girmeyen tüketicilerden oluşur. Marka seçimleri, rastlantısal bir tavır üzerinden gerçekleşip, herhangi bir marka ile aralarında davranışsal veya tavırsal  sadakat oluşturmayan insanların bulunduğu gruptur.

Inertia loyalty: “Inertia” kelimesi, herhangi bir eylemin bir parçası olmama, pasiflik veya tembellik olarak anlamlandıralabilir. Bu grupta, tüketim davranışları ‘kolay erişilebilirlik’ ve ‘alışkanlık’ nosyonları üzerinden kendini gerçekler. Bu grupta, davranışsal sadakat gözlemlenir iken, tavırsal sadakatten bahsedilemez.

Latent loyalty: “Latent” kelimesi, potansiyel, üstü örtülü gibi anlamlara gelmektedir. Bu grupta, tavırsal sadakati olan ancak yaşam şartlarından dolayı düşük seviyede tüketim sıklığı olan tüketiciler yer alır.

Loyalty: Bu kategori, sadece belirli markaları kullanan ve bu markaları savunma/pazarlama ihtiyacı duyan tüketicilerden oluşur.

Peki, tüm bu bilgiler ne işimize yarayacak?

Pazarlama departmanlarında çalışan insanlar, yukarıda verdiğim basit terminolojinin üzerinde olan teorik kapasitelerini pratiğe dönüştürüyorlar zaten. Aksi takdirde şirketler kendilerini batmaktan kurtaramaz(dı). Bundan dolayı, olaya tüketiciler açısından bakmakta fayda görüyorum.

Tüketicinin, kendi tüketici kimliğini analiz edebilmesi ve yorumlayabilmesi ne işe yarar?

Etik

Burada etik olarak kavramsallaştırdığım, literatürde bahsi geçen tüketici etiği değildir. Literatürde tüketici etiği, bireylerin veya grupların ürün ve hizmetleri kullanma/ tüketme davranışlarında, onlara öncülük eden ahlak ilkeleri ve standartları olarak geçer. Ben ise, Micheal Foucault’ un kendini bilme ve kendini geliştirme öğretileri üzerine bir etik anlayışından bahsediyorum. Eğer tüketici kendisinin market içinde nasıl konumlandığını/konumlandırıldığını  bilir ise; dikta edilen pazarlama stratejilerine karşı direnç göstermeye dair sahip olduğu alan daha da özgürleşecektir. Kazandığı hareket etme özgürlüğü ve kendi tüketim davranışlarına dair edindiği bilgi ile market içerisinde tüketim davranışlarının nesneleştirilmesinden-kendisinin nesneleştirilmesinden- kurtularak; bireyselleşme seviyesi ve tüketim bilinci artan bir marketin oluşumuna katkıda bulunacaktır. Kendi açısından ise; tüketim pratiklerinin sonucunda elde ettiği verimi artıracaktır. Bir başka deyişle; markaların, tüketim pratiklerinden sağladığı bilgi ile tüketicileri yönetme(subjugate) gücünü zayıflatacak ve market içerisinde tüketici-üretici arasında daha yatay bir düzlemde ilişki kurulmasını sağlayacaktır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon' da marka ve reklamcılık üzerine yazılar yazan Oğuz Kaan Mavice, Boğaziçi Üniversitesi sosyoloji bölümü mezunu.

Bir Cevap Yazın

Welder Moody, Tüm Dünyayı Modunu Paylaşmaya Davet Ediyor!

İnsanların içinde olduğu modun, zamanı tanımlayan tek şey olduğuna inanan Welder Moody, #ShareYourMood etiketiyle dünyayı modunu paylaşmaya davet ediyor.

Yeni başlayan kampanyada, tüm dünyadan Instagram kullanıcıları, hangi modda olduklarını anlatan videolar çekmeye ve #ShareYourMood etiketi ile paylaşmaya davet ediliyor.

Kampanya için anlaşılan, dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan influencer’ların da katılımı sayesinde #ShareYourMood şimdiden geniş bir kitleye yayılmaya başladı.

Paylaşılan videolar arasından her hafta kazanan bir Instagram kullanıcısına seçtiği bir adet Welder Moody saat hediye edilip, videosu haftanın kazananı olarak Welder Instagram hesabından tüm dünya ile paylaşılıyor.

Ancak asıl proje buradan sonra başlıyor!

Her haftanın kazanan videoları birleştirilerek Welder Watch’ın küresel reklam filmi oluşturulacak! Reklam filminin müziği ise Amerikalı bağımsız müzik grubu UTAH tarafından hazırlandı.

Aralık 2017’de başlayan ve 2018 yılı boyunca da devam edecek olan #ShareYourMood kampanyasında her hafta seçilen bir videonun sahibi kendi seçeceği bir Welder Moody saatin sahibi olmaya devam ederken, küresel reklam filmleri ise katılımcıların videolarıyla oluşturulmaya devam edilecek.

Welder Watch için 14 ülkede sürdürülen iletişim çalışmaları İstanbul merkezli olarak Promoqube tarafından yürütülüyor.

Welder Watch’ı sosyal medyada takip etmek için:

Proje Sahibi: Welder Watch

Yaratıcı Ajans: Promoqube

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mc Donald’s’da Kullanılan Ambalajlar 2025’e Kadar Geri Dönüştürülebilir Olacak

Bir fast food restoranında hayal edin kendinizi, kalabalık gürültülü bir ortam, sizden önce birçok kişinin yemek yediği tepsiler, onların üzerinde kağıt Amerikan servisler, hamburger ve patates kızartması kutuları derken aslında çöp olan ne kadar fazla geri dönüştürülebilir atık olduğunu düşününce şaşırıyorsunuz öyle değil mi? Peki çöpe gitmek zorundalar mı, artık değiller.

Dünya’nın en büyük fast food restoran zinciri Mc Donald’s 7 yıl içinde kullandığı tüm ambalajları yenilebilir veya geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlamayı hedeflediğini açıkladı. Sağlıksız beslenmeden kaynaklanan hayat tarzına olan destekleri her ne kadar devam ediyor olsa da yine de bu hamleyi yapıyor olması sektörü bu konuda ateşleyecek olması bakımından heyecan verici.

Müşterilerinin en önem verdiği bu detayı kendine amaç edinerek, çevre dostu paketleme sistemine tüm restoranlarda geçmeyi hedeflediğini belirten zincir, 2025’e kadar tüm ambalajlarını yenilebilir, geri dönüştürülebilir ve bu konuda sertifikalı kaynaklardan edineceğini ve çalışacakları şirketlerin, ormanların korunmasına katkı sağlayan Forest Stewardship Council sertifikalı olmasına dikkat edeceklerini duyurdu.

Her ne kadar Mc Donald’s ‘da kullanılan ambalajları yarısı hali hazırda yenilenebilir kaynaklardan ediniliyor olsa da bu miktarda ürünü kullanan restoran sayısının %10’u geçmediğini ancak 2025’e kadar tüm restoranlarda aynı standardın uygulanacağı duyurdu.

Ancak yine de bu konuda daha büyük bir farkındalık yaratılması ve standart oluşturulması için farklı endüstrilerde de elini taşın altına koyması gereken şirketler bulunuyor. Böylelikle yeni “geri dönüşüm programları” açılarak konu hakkında geniş bir bilinçlendirme faaliyeti yürütülebilir.

Ancak yine de neredeyse 30 sene önce atık miktarını azaltmaya başlayan Mc Donald’s ‘ın 7 sene içinde bu adımı tamamlıyor olması domino etkisi yaratacak gibi görünüyor. Siz ne dersiniz?

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link