Mutluluğun İç Görüsünü Yakalayan Marka 0

Tüketicinin iç görüsünü anlamak ve o içeriğe göre reklam üretmek konusunda uzun uzun konuşurken, aynı zamanda müşterinin iç görüsünü nasıl göreceğimiz konusundaki formüllerin arayışındayız. Brandweek’te gerçekleşen workshoplardan birinde, pazarlama dünyasında iç görü yakalamanın öneminden ve bunun için tüm markaların ciddi performans sergilediklerinden bahsederken iç görünün tüketicinin davranışını gözlemlemenin ötesinde, davranışının altında yatan sebep olduğundan söz edilmişti. Tüketicinin davranışlarını neden ve nasıl yaptığını tespit ederek, mesajlarımızı bu nedenlere yönelik hazırladığımızda bizi duyabildiklerini görüyoruz.  Bana göre bunun yolu tüketici gibi yaşamaktan geçiyor. Onun gibi yaşayıp kendimizi tüketici yerinde konumlandırıp, iyi bir empati yapabilmekten geçiyor…

Pazarlamasyon.com’un kurucusu Necip Murat’ın 2016 yılı Eylül ayında yayınladığı ve görselinde “Hemen şimdi çok mutlu olmanı istiyorum, dostum” metninin yer aldığı yazısında markalara seslenirken yer verdiği “Mutluluğu yaşatmadığınız sürece onu sahiplenemezsiniz.”  cümlesinden markalarımız için çıkarılacak çok fazla mesaj var. Geçtiğimiz yıllarda mutluluk vadeden markaları sırasıyla izledik gördük. Ve Necip Murat’ın dediği gibi “eğer satın alındığında mutlu edemeyen bir marka iseniz zaten başarılı bir ürün satmıyorsunuzdur çünkü hiçbir tüketici mutsuz edecek bir ürüne para ödemek istemeyecektir.  Yazıyı hatırlamak isteyenler için;

Mutluluğu Cingıllarda Arayan Markalar… Sözüm Size

Mutluluk denince akla.., Mutluluk her yerde.. Mutluluğun Formülü..  dedik,  mutluluğa kapak bile açtık hep birlikte… ancak artık farklılaşmak için tüketicimizin mutlu olmak adına neler yaptığını ve hangi duyguların arkasında mutluluğun yer aldığını sorgulamamız gereken bir döneme geldik.

Tadelle 2017’ye ,mutluluktan başka duyguların kıymetini de bize öğretir nitelikte bir reklam filmi serisiyle ve yeni ambalajlarıyla  başlangıç yaptı. Hayatın Tadı Elinde “Tadelle” sloganı altında toplanan reklam kampanyasında Sev, Başla, Ağla, Affet, Eğlen vb. sonunda tüketiciyi yine mutluluğa götüren duygulara yer veriyor. Biraz cesareti tetikleyici, biraz hayatın tadını çıkarmamız için mesaj verici, gündelik hayatta tabularımızı ortadan kaldırmalıyız mesajı veren marka, tüketicinin zihninden geçirdiği davranışları hem reklam filmlerinde hem de Tadelle’ nin yeni ambalajlarında yer veriyor.

 

Üstelik içerisindeki maddelerle fizyolojik olarak direk mutluluk hormonlarının tetiklenmesine sebep olan bir ürün yani çikolatadan bahsediyoruz. Böyle olmasına rağmen ürün ve mutluluğu ilişkilendirmek yerine tüketicinin iç görüsüne odaklanarak bizi mutlu edecek diğer duygu ve davranışların yakalanması için çabalanmış.  Ayrıca Tadelle yeni ambalajlarında da bu duygu ve davranışlara yer veriyor. Çevresindeki kişileri affetmeye, eğlenmeye, yeniliklere başlamaya, sevmeye, gezmeye cesaret ettirmek isteyen tüketicilerin bu duyguları söyleyerek hatırlatmak yerine bir çikolatayla ifade edeceği ise şimdiden kendini belli etti.

1983 Eskişehir doğumlu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu ve Anadolu Üniversitesi Pazarlama Anabilim Dalı Yüksek Lisans öğrencisi. Televizyon Haberciliği, Prodüksiyon, Reklam ve Perakende Mağazacılık sektörlerindeki 10 yılı aşkın yöneticilik deneyimlerinden sonra girişimcilik serüvenine girenler arasında. Girişimiyle kurduğu ve Gıda üzerine faaliyet gösteren şirketinde ortaklığı devam etse de reklamcılık sektörüne bağlılığı sebebiyle şu an bir Reklam Ajansında Genel Koordinatör olarak çalışmakta ve iş hayatına Marka ve Kurumsal İletişim Yöneticisi olarak devam etmektedir. JCI, ESGGK, ESGİAD ve Eskişehir Ticaret Odası'nda devam eden üyelikleriyle edindiği deneyimlerini iş hayatına yansıtma çabasında. "Kendinden başkasını görmeyenin değil, gördüğünü paylaşanın peşine düş" fikrinden hareketle kendini yazarlar değil, yazanlar kategorisinde nitelendiriyor. https://medium.com/@ezgioktas

Bir Cevap Yazın

Kadınların, Erkekleri Nesneleştirdiği Reklam Kampanyası 0

Kadınlar için iş kıyafetleri üreten Suistuio, geçtiğimiz günlerde değişik bir kampanya ile dikkat çekti. Reklam kampanyasında kadınları güçlü duruş ve tarz ile ön planda tutarken erkekler ise sadece bir aksesuarmış gibi kadının arkasında duran, zayıf ve pasif bir rolde yer alıyor. Kampanya ilanının yayınlanmasının ardından bir hayli dikkat çekmeyi başarmış durumda çünkü bütün tabular yıkılarak alışılmışın dışına çıkılıyor. 

Suistuio’nun “Erkekleri Giydirmiyoruz’’ isimli kampanyası, sadece kadınlar için üretilmiş şık iş kıyafetleri ile öne çıkıyor. Fakat kampanyanın amacı, moda ve reklam dünyasında cinsiyet ayrımcılığına karşı eleştirel bir mesaj vermek. Kadınların birer cinsel obje olarak algılanmasından yola çıkarak firma böyle bir kampanya düzenliyor. Markanın yöneticisi Kristina Barricelli izleyicilerin bu reklam aracılığıyla kalıplaşmış cinsiyet rollerine farklı bir gözle bakmasını istediğini de belirtiyor. Görseller de kadınlar baskın, özgüvenli ve maskülen birer figür olarak yansılıtılırken, erkekler ise sadece kenarda duran bir obje olarak kullanılıyor.

Moda dünyasında ilk kez böyle bir kampanyanın olması, bir nevi kadınları savunucu, cinsiyetçiliğe ve cinsel obje olarak görülmesine karşı bir güzel bir adım olarak görülüyor. Modanın cinsel ayrımlıcılığa böyle bir tepki vermesi ve kampanyanın belli bir kesim tarafından takdir edilmesi de oldukça etkilyeci. Ancak reklamların kadın erkek farketmezsizin bu tarz konulara destek verip, böyle vurucu kampanyalar yapması ne derece doğru orası tartışılır.

Volvo XC60 “En Değerli Zamanımız Hiç Yaşamadığımız Olabilir” Diyor 0

Hem ürün veya hizmet özelliklerini öne çıkaran hem de duygulara seslenmeyi adamakıllı başaran bir reklam izlemeyeli ne kadar oldu? Hele ülkemizde bunu görmeyeli ne çok zaman geçtiğini hatırlamıyorum bile! Sizin de arada bir Serdar Erener’in henüz idealist bir reklamcı olduğu dönemden kalma sucu çocuklu Garanti reklamını anımsayıp “Hey gidi günler!” diyesiniz geliyor mu? Neyse ki yurt dışında hâlâ bu tip çalışmaları sıkça görüyoruz. Bunun son örneği ise Volvo XC60 reklamı oldu.

Filmekimi boyunca gösterilen yaklaşık 7 dakikalık reklam kuşağının neredeyse yarısını alan bu güzel iş, 19 film izlediğim festivalde her defasında kendini bana izlettirdi. Dakikayı bırakalım, 30 saniyesine bile katlanamadığımız iç bayıcı televizyon reklamlarını düşündüğümüzde, “uzun içeriğe zamanı olmayan” milenyum insanlarını yakalayan bu uzun reklam, hakikaten de göz alıcı bir performans sergiliyor.

“Moments” (An’lar) adlı reklamda oynayan küçük kız, rolünün hakkını sonuna kadar veriyor.

Reklam, okulun ilk gününde biraz çekingen, biraz da yeni bir sosyal çevreye girecek olmanın verdiği o doğal endişeyi taşıyan bir kız çocuğunun annesiyle girdiği diyalogla başlıyor. Çocuk, annesine yaşadığı belirsizliği anlatırken, anne ise ona cesaret veren ve motivasyon sağlayacak sözlerle cevap veriyor.

Anne kızından, okulun başlamasıyla hayatında neler değişebileceğini ve gelecekte neler başarmak istediğini anlatmasını istiyor. Kız hayallerini anlatırken bununla eş zamanlı olarak, okulda edindiği ilk arkadaşlarından başlayıp anne olmasına değin uzanan olası bir yaşam çizgisini izliyoruz. “Gelecek 100 yıl boyunca her öğle yemeğini arkadaşlarıyla geçirmek isteyen” bir kızın; arkadaşlık, dünyayı keşfetme, iş yaşamına atılma, hayatını paylaşacak kişiyi bulma, çocuk sahibi olma gibi dönüm noktalarına dair düşüncelerine yoldaşlık ediyoruz.

Kızın fiziksel değişiminin dönemlere uygun şekilde yansıtılması ve her aşamaya ideal bir zaman ayrılması kurgunun gerçekliği noktasında izleyeni tatmin ediyor. Annenin aşırı himayeden kaçınarak, çocuğu insiyatif kullanabilen özgür bir birey olarak yetiştirme arzusu, ona küçük ipuçlarıyla rehberlik eden bir yol arkadaşı gibi davranması ve farklı ırklardan kişilerin reklamda yer alması da Volvo’daki İsveç genlerinin bir yansıması gibi duruyor.

Reklamın diğer katmanında ise Nathalie adlı bir kadının, Volvo XC60 model arabasıyla bir iş toplantısına yetişme macerasını seyrediyoruz. Son anda hatırlatılan bu toplantıya yetişmek için hızını artıran Nathalie, yaya geçidine yaklaştığını fark etmiyor ve otomobilinin kontrolünü bir anlığına kaybediyor. Gelişmiş kamerasıyla yayayı anında algılayan Volvo XC60, otomatik fren mekanizmasını çalıştırıyor ve kazayı önlüyor. Karşıdan karşıya geçen kızı tahmin ettiniz değil mi? Evet, annesiyle diyaloğu bittikten sonra okula gidip eve dönüş yoluna düşen kızdan bahsediyorum.

Volvo güvenlik ilkesine uygun şekilde, otomatik fren mekanizmasının kazaları yüzde yüz önlemeyeceğine dair bir altyazı uyarısı da yapıyor.

Tam bu sırada ekranda “Bazen hiç yaşamadığımız anlar, en değerli anlarımız olabilir.” yazısıyla karşılaşıyoruz. Ani gelişen olayın şaşkınlığındaki izleyiciler kendisini, şaşkın ve korku dolu gözlerle çocuğa bakan Nathalie ile özdeşleştiriyor. Çocuğun ne olup bittiğinden tam da emin olmadığını gösteren hafif gülümsemesi ve hiçbir şey olmamış gibi evine doğru yürümesi ise sanki çocukluğun masumiyetini ve saflığını temsil ediyor.

Kısacası Volvo XC60 reklamı bence; replikler, mimikler, kurgu ve videonun kendi içindeki sekansların akıcılığı yönünden harika bir çalışma. Sinematografik açıdan böylesine güçlü bir çalışmanın, salonların dolup taştığı bir film festivalinde on gün boyunca yayınlanması da işin hem ruhu hem de yayın mecrası açısından tam isabet bir tercih olmuş. Günümüzdeki neredeyse her markanın ânın tadını çıkarma, şimdiki zamandan keyif alma, geçmişi ve geleceği düşünmeme tavsiyeli “carpe diem” felsefesine inat Volvo, geleceğe dair umutların şimdiki zamanın aceleciliğine kurban edilemeyecek kadar değerli olduğunu kafamıza vura vura gösteriyor.

Direksiyon başındaki Nathalie aslında, hayattan daha önemli bir şey olamayacağını unutan modern ve işkolik insan modelini temsil ediyor.

Kısa bir süre önce Müziğin Gücü adlı reklamla yaratıcı marka kimliğini bir kez daha kanıtlayan Volvo, doğru yoldan şaşmayacağını bu çalışmayla da gösterdi. Aslında bu son reklam en çok da dünyaya güvenlik anlayışıyla nam salmış bir otomobil markasının kendisini ne kadar iyi tanıdığını, başarılı bir marka konumlandırmasının ne kadar göz alıcı olabileceğinin en büyük örneğini gözler önüne serdi. Bu da cinsiyetçilikten ezelden muzdarip bir ülkede cinsiyetçiliği cici gösteren reklamları ödüllendiren bizim mahalledeki “yaratıcı” reklamcılara ders olsun. Olur mu? Bilmem. Umut etmekten başka çare yok.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link