“Dünyada Yılın Pazarlamacısı” Olarak Ödüllendirilen İsimden Öğrenmemiz Gereken 6 Şey

Geçtiğimiz hafta Bilkent Üniversitesi Brand Club (Marka Kulübü) tarafından organize edilen “8. Türkiye Marka Zirvesi” adlı oldukça başarılı bir etkinliğe katıldım. Etkinlik “Küreselleşen Türk Markaları Konsepti” ile bu alanda başarılı çalışmalarda bulunmuş 5 önemli isme ev sahipliği yaptı. Bu isimler arasında tavsiyeleri ile beni en çok etkileyen konuşmacı ise; Türk Hava Yolları’nın en başarılı reklamlarının altında imzası olan ve şu anda kendi kurduğu “Muse Network” adlı ajansı ile başarılı işler yapmaya devam eden Serdar Ekrem Şirin oldu. Başarılı pazarlamacının biz gençlere ve genç pazarlamacılara verdiği 6 tavsiye ise şöyle;

uyku

1-) Erken Kalkmak:

Serdar Bey’de diğer bütün başarılı insanlar gibi listenin başına erken kalkmayı koydu. “Erken kalkamıyorsanız bence kalkın” diyerek, bugüne kadar okuduğu tüm başarı hikâyelerinde değişmeyen maddenin erken kalkmak olduğunu söyledi.

2-) “Drive” Okuyacağınız İki Kitaptan Birisi Olsun

“Hayat hızlı ve biliyorum hiçbirimizin zamanı yok ama çok okumalıyız” diyerek okumanın önemine değindi. Okuyacağımız şeyler konusunda seçici davranırsak zaman ile arasındaki ilişkiyi düzenleriz belirterek, Daniel H. Pink’in  “Drive” adlı kitabının oldukça seçici bir seçim olacağını dile getirdi.

thy_feel_like_a_star

3-) İddialı Sloganlar Hizmet Sektörü İçin Biraz Tehlikeli Olabilir

Konu pazarlamaya ve çalışma hayatına gelince dediği ilk şeylerden biri bu oldu. THY’nin “Feel Like A Star” sloganı ile hazırladıkları kampanyadan sonra kamuoyundan bazı eleştiriler aldıklarını söyledi. Ben de kendisine bu konuda oldukça katılıyorum çünkü artık tüketici her yerde ve özellikle dijital dünya aracılığı ile tüketicin markanın yaptığı işler konusunda düşüncesini dile getirmesi oldukça kolaylaştı.

4-) Favori Markam “Red Bull”

Markalaşma ve markanın tüketici ile iletişime geçerken kullandığı kanallardan bahsederken, “favori markamı sorarsanız; Red Bull derim. Web sitelerini incelediğiniz zaman göreceksiniz ki; adamlar bu işi oldukça iyi yapıyor.” şeklinde takdir ve beğenisini dile getirdi. Ama ben de şunu söylemek isterim ki Redbull’un sitesinin başarılı olduğu kadar bugün yöneticiliğini yaptığı “Muse Network”’un da sitesi oldukça başarılı dizayn edilmiş.

 

brief111

5-) Brief’lerde Olmazsa Olmaz İki Şey: Kampanya Paylaşılabilir Olmalı ve Kampanya Haberlerde Çıkmalı

THY’ında çalıştığı dönemde hazırladıkları reklam brieflerinde iki şeyin asla değişmediğini söyledi. Birincisi “kampanyanın paylaşılabilir olmasını” istediklerini, diğerinin ise “kampanyanın haberlerde çıkmasını” istediklerini belirtirmiş. Ve şunu da eklemeyi unutmadı; “eğer yaratıcı bir iş varsa ortada bu ajansın olduğu kadar markanın da başarısıdır” dedi.

6-) Son Olarak “İyi Bir Pazarlamacı…”

“Orhan Gencebay’ı bilmeden, pazarda dolaşmadan, yaşadığınız yerden beslenmeden, edebiyata meraklı olmadan ve tarihi öğrenmeden iyi bir pazarlamacı olamazsınız” diyerek üstüne başka bir şey söylenmeyecek bir yorum ile bitirdi konuşmasını.

Benim oldukça keyif aldığım bu etkinlik hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz Marka Kulübün web sitesine bir bakın derim. Konuşmasının sonunda görüştüğümüz ve  bana fikirlerini yazmama izin veren  Serdar Ekrem Şirin’e de tekrar teşekkür ederim.

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Yalancının Mumu: Yalan İfadelerle Tüketiciyi Kandırmanın Cezasını Çeken Markalar

  • Tüketicinin beğenisine sunduğunuz her ürün ve hizmetin biraz pazarlamanın sihirli dokunuşuna ihtiyacı vardır elbet. Ama ya o ince ayarlanması gereken dozu biraz fazla kaçırdıysanız ne olacak?
  • Redbull kanatlandırmıyor, New Balance giyerek kilo veremiyorsunuz. Tüketiciyi kandırmanın, yanlış reklam beyanında bulunmanın bedelini ağır ödeyen markalardan örnekler aşağıda;
  • Benzer yazılar için Pazarlamada Algı ve İtibar Yönetimi

Markanızın ününü ve müşterinizin size güvenini zedelemekle sonuçlanabilecek bu hatalardan birkaç tanesine hep beraber göz atalım;

Airborne’un yaptığı:  Uydurma bir tedavi yöntemi

1990’larda piyasaya vitamin ve mineral takviyeleri çıkaran Airborne, piyasada bir anda yaygın hastalıklardan olan grip ve soğuk algınlığını engelleme ve etkilerini hafifletme vaadleri ile çıktı. Peki gerçekten öyle miydi? Daha sağlıklı ve güvenilir yiyecekler için toplum faydasını koruyan organizasyon Center for Science in the Public Interest (CSPI) tarafından yapılan araştırma bu iddiaların altını dolduracak gerçek bir bilimsel kanıt bulunmadığını keşfedince Airborne 23.3 milyon dolarlık bir tazminat ödemeye mahkum oldu.

Splenda: Şekerden yapılmıyor

Neredeyse her yerde şeker alternatifi olarak gördüğümüz Splenda ise “ Şekerden yapıldı, bu nedenle tadı şeker gibi” mottosu ile 2000’lerde yayılırken ve müşterilerini doğal olduğuna inandırırken Şeker Birliği aslında Splenda’nın şekerden yapılmadığını , yoğun bir kimyasal içerik içerdiğini keşfetti ve şirkete dava açtı. Gizlilik kararı ile sürdürülen davada 2007’de uzlaşma sağlandı.

New Balance kilo vermenize yardım etmiyor

2011’de New Balance yeni ayakkabı serisini kas aktivasyonunu ve kalori yakımını sağlar ifadeleri ile tanıtırken bu ifadelerin halkı kandırmak ve yanlış beyanda bulunmak olduğunu düşünüyor muydu? Hayır. Sonradan yapılan birçok araştırma normal yürüyüş ayakkabıları ile karşılaştırıldığında New Balance serisinin insan sağlığına ekstra bir faydası bulunmadığını hatta kas zedelenmesine bile neden olacağını kanıtladı.

Redbull kanatlandırmıyor

Bu vakanın ilgi çekici olmasının nedeni ise bunu zaten biliyor olmamız. Amerikan bir tüketicinin 10 senedir ürünü tükettiğini, ancak ne zihinsel ne de fiziksel olarak performans artışı yaşamadığını ve şirketin bu sloganla rakiplerini geri bırakmayı amaçladığını iddia ederek şirkete dava açması sonucu, Redbull davacı tarafla 13 milyon dolarlık bir anlaşma yaparak uzlaşı sağlamak durumunda kaldı. Ama bugünlerde hala bu sloganı duyuyoruz değil mi?

Volkswagen çevre için kılını kıpırdatmıyor

2016 yılında Federal Trade Commission (FTC)  tarafından markaya acılan dava markanın aslında temiz, dizel enerji tükettiğini reklamlarda ifade etmesi ama gerçekte bunun tam tersinin çıkmış olması. Emisyon testlerinde 7 yıl boyunca hile yaptığı anlaşılan markanın hala halk gözünde itibarını düzeltmek için ne kadar uğraştığına şahit oluyoruz.

Sizin aklınıza gelen başka hangi örnekler var?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

En Değerli 100 Türk Markası, Bir Starbucks Etmiyor

  • Brand Finance isimli bağımsız marka değerleme şirketi, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin en değerli markalarının yer aldığı “Brand Finance Turkey 100 2018” raporunu yayımladı.
  • Rapora göre Türkiye’nin en değerli markası 2,042 milyar dolarlık marka değeriyle Türk Hava Yolları olurken Türkiye’nin en değerli 100 markasının şu anki toplam marka değeri ise 27,5 milyar dolar.
  • Kahve dükkanı zinciri Starbucks’ın marka değeri ise 32,421 milyar dolar. Yani en değerli 100 Türk markası bir Starbucks etmiyor.
  • Brand Finance Turkey 100 2018 listesinde yer alan teknoloji şirketi sayısı sadece iki: Aselsan ve Logo Yazılım.
  • İlgili Yazı: Türkiye’nin En Değerli Markaları Belli Oldu

Bağımsız bir marka değerleme şirketi olan Brand Finance, geçtiğimiz günlerde “Brand Finance Global 500 2018” çalışması kapsamında, dünyanın en değerli markalarını sıraladı. Aynı zamanda “Brand Finance Turkey 100 2018” raporu da paylaşıldı ve bu çalışma kapsamında, Türkiye’nin en değerli 100 markası açıklandı.

Brand Finance Turkey 100 2018 raporuna göre, Türkiye’nin en değerli markası 2,042 milyar dolarlık marka değeriyle Türk Hava Yolları oldu. Bununla birlikte rapora göre, Türkiye’nin en değerli 100 markasının şu anki toplam marka değeri ise 27,5 milyar dolar. Ve bu rakam, ülkemiz açısından çok önemli ve dikkat çekici bir gerçeği ortaya çıkarıyor.

Brand Finance’ın paylaştığı Brand Finance Global 500 2018 raporunda yer alan bilgiye göre, ABD merkezli spor giyim markası Nike’ın marka değeri 28,030 milyar dolar. Buna karşılık kahve dükkanı zinciri Starbucks’ın marka değeri ise 32,421 milyar dolar. Yani en değerli 100 Türk markası bir Starbucks etmiyor, ancak bir Nike ediyor. Marka değeri, Türkiye’nin en değerli 100 markasının toplam marka değerinin altında kalan diğer global markalardan bazıları ise 25,887 milyar dolarlık marka değeriyle YouTube, 24,872 milyar dolarlık marka değeriyle McDonald’s ve 24,351 milyar dolarlık marka değeriyle IKEA.

En değerli 100 Türk markasının bu yılki toplam marka değerinin, geçtiğimiz yıl ile neredeyse aynı olması da Brand Finance Turkey 100 2018 raporunda belirtilen bir başka dikkat çekici detay. Yani toplam marka değeri anlamında geçtiğimiz yıla kıyasla, kayda değer bir yol katedememişiz. Çünkü tahmin edebileceğiniz üzere, bazı markalar değer kazanırken bazıları ise değer kaybetmiş. Örneğin Türkiye’nin en değerli 100 markası listesinin ikinci sırasında yer alan Türk Telekom‘un marka değeri, geçtiğimiz yıla göre %27 oranında azalmış. Bununla birlikte üçüncü sıradaki Turkcell %6, sekizinci sıradaki Arçelik %2, dokuzuncu sıradaki Yapı Kredi ise %1 oranında değer kaybetmiş.

Ülkelere Göre Dünyanın En Değerli Markaları

Türkiye’nin En Değerli Markaları Listesinde Sadece 2 Teknoloji Şirketi Var

Brand Finance Global 500 2018 listesinde teknoloji şirketlerinin ağırlıkta olması önemli bir detay. Toplamda 500 şirketin yer aldığı listede, teknoloji şirketlerinin oranı ise %23 ve bu teknoloji şirketlerinin toplam marka değeri 1 trilyon 350 milyar dolar.

Bir de dönüp Brand Finance Turkey 100 2018 raporuna bakalım. Eğer Arçelik ve Vestel gibi tüketici elektroniği üreticisi şirketleri saymazsak, listede yer alan gerçek anlamdaki teknoloji şirketi sayısı sadece iki. Bu şirketlerden biri savunma sanayisinde faaliyet gösteren Aselsan, diğeri ise Logo Yazılım. Üstelik bunların marka değerleri ise oldukça düşük. Aselsan’ın marka değeri 271 milyon dolar, Logo Yazılım’ın marka değeri ise sadece 40 milyon dolar.

Aselsan’ın Ürettiğ Zırhlı Araçlardan Biri

Aslında işte bu detay, “Neden en değerli 100 markamız, bir Starbucks bile etmiyor?” sorusunun cevabını vermeye yetiyor. Teknoloji odaklı şirketler, iş dünyasında her geçen gün daha fazla öne çıkarken bizim hala bu konuda yeterince büyük markalarımızın bulunmaması, en değerli 100 markamızın hatrı sayılır bir toplam marka değeri olmamasının en büyük sebebi.

İşin kötüsü 2015 yılının ardından, Türkiye’nin en değerli 100 markasının toplam marka değeri ciddi bir düşüşe geçmiş durumda. 2015 yılında en değerli 100 Türk markasının toplam marka değeri, 34,383 milyar dolar iken 2016 yılında bu rakam 29,291 milyar dolara, 2017 yılında ise 27,406 milyar dolara kadar düştü. Bu yılki yaklaşık 94 milyon dolarlık artış ise bu düşüş trendinin sonlanmasını sağlasa da, kayda değer bir artış olmaması nedeniyle pek de tatmin edici değil.

*Brand Finance Global 500 2018 raporuna buraya tıklayarak, Brand Finance Turkey 100 2018 raporuna ise buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link