Metro Market 3 Band Stratejisi Uyguluyor 0

Metro Market, “Coğrafi İşaretli Ürünleri” ön plana çıkardığı reklam kampanyasının ardından karşımıza yine çok başarılı bir işle çıktı. “Kolay Vazgeçmeyenlerin” öyküsünün anlatıldığı 2 adet reklam filmi ekranlarımızda ilgi çekmeye çalışıyor. Sesler ve Evet-Hayır temalı filmler gerek stratejisi gerekse prodüksiyon kalitesi bakımından gayet başarılı. Slogan daha net ve anlaşılır olabilseydi daha da iyi olabilirdi tabi.

Filmler; tarladan ve balıkçı ağlarından sofraya uzanan süreçte üreticilerin ve gastronomi profesyonellerinin, Metro ile birlikte ürünü son tüketiciye en iyi ve lezzetli şekilde ulaştırmalarının arkasında yatan azmin ve özverili çalışmanın hikâyesini anlatıyor.

Markanın bu reklamlarıyla sergilediği duruş, kendi sektörü ile ilgili bakış açısını çok net ortaya koyuyor. Bir toptancı marketi;

“En hesaplı market benim”

“Bol çeşit bende”

“En kaliteli ürünler burada” der.

Fakat Metro Market farklı bir şey söylüyor. Kendisini “toptancı marketiniz” olarak konumlandıran marka, kaliteli ürün sunarım diye bas bas bağırmak yerine tüketicilere bunu anlatmanın çevresel yollarını arıyor. Zihinlerdeki “Kaliteyi sağlayan nedir? Herkes kaliteliyim diyor, sana neden inanayım?” gibi soru işaretlerini gidermek için göstergeler sunuyor tüketicilere.

“Ben kaliteliyim çünkü; kaliteli ürünü destekliyorum. Anadolu’nun neresinde orayla özdeşleşmiş iyi ürün yetişiyorsa ben o ürünün destekçisiyim. Seninle o ürünü buluşturma görevini üstleniyorum. Coğrafi etiketli ürünlere destek veriyorum.” diye sesleniyor. Sizce de kuru bir “kaliteli ürünün adresi” sloganından hayli farklı değil mi?

Şu sıralar yayınlanan kampanyada da restaurantlar satış hedefi olarak görünmesine ve aslında satışın son tüketiciye yönelik olmadığı bir durum var olmasına rağmen bu reklam kampanyası ulusal medyada yürütülüyor. Hiç birimiz yemek yediğimiz restaurantın hangi marketten alışveriş yaptığına dikkat etmiyoruz. Tek tek ürünlerin güvenilir ve kaliteli olmasına dikkat ediyoruz elbette ama sonuçta işyerlerinin kullanımı adına kaliteli sebze ya da balık için bir marka algısı yok henüz son tüketicilerde. Metro Market, bu reklamı ile kendisi için böyle bir algı yaratma gayretinde olduğunu gösterdi. Bir toptancı marketi olarak son tüketicinin satışlara indirekt etki yaratması amaçlanıyor.

Markanın “Ben, senin dışarda tükettiğin yemeğin kusursuz olması için çalışıyorum.” diye seslenmesi çok önemli bir söylem. Yetmiyor “Yaşadığımız topraklara yatırım yaparak, en mükemmel ürünün üretilmesi için üreticileri destekleyerek yapıyorum.” diyor.

Demek istediğim şu; bu reklamı izleyen kalabalıkların gittiği restaurantta  “Metro Market” logosunu görünce “Metro market>Anadolu’daki kaliteli ürünleri destekleyen market> kaliteli ürünler ile yapılmış lezzetli bir yemek yiyeceğim.” diye düşünmesi hedefleniyor. Tabi bunun yanında illa ki son tüketici de bu reklamlardan etkilenerek Metro marketlerde alışveriş yapmayı tercih edebilir. Fakat Metro Market’in son tüketiciyi kendi mağazalarından alışverişe ikna etmesi için karşısında çok güçlü rakipler var. Bu yüzden stratejik olarak bir toptancı marketi olan markanın, işletmeleri kendi ürünlerini tercih etmeleri konusunda ikna ederken son tüketicinin pozitif algıları ellerini bir hayli kuvvetlendirecektir.

İnsanların her geçen gün sağlıkları ile ilgili daha bilinçli hareket etme konusunda tutumları kuvvetleniyor. Palm yağı krizi çok taze henüz. Dolayısıyla Metro market bu başarılı kampanyaları gerçekten kaliteli ürünlerle destekleyip tutarlı olmayı sürdürebilirse başarılı olabileceğini düşünüyorum.

Şu bir gerçek ki insanlar sadece ne sattığınızla ilgilenmiyor. İnsanlar, hangi işi yaparsanız yapın bir ürünü nasıl bir inançla, neden ya da hangi misyonla, nasıl ürettiğinizle de ilgileniyor. Bu anlamda Metro Market, tüketicilere sunduğu ürünlerin arka planında nelerin yaşandığı ile ilgili ikna edici ve etkileyici nedenler sunuyor. Bu yüzden bu kampanyayı başarılı buluyorum.

Sadece iyi telefon üretmek yeterli değil. Onlarca telefon markası var hepsi iyi olduğunu söylüyor. Ama sadece 1 tanesi:

“Biz; süre gelen olgulara meydan okumaya ve farklı düşünmeye inanırız.”

“Bu inancımız sayesinde; ürünlerimizi güzel tasarımlı, kolay kullanımlı ve kullanıcı dostu tasarlıyoruz.”

“İşte bu yüzden, mükemmel telefonlar yaparız.”

diye sesleniyor bize. Hangisi olduğunu anladınız bileJ

Her ürün taklit edilebilir fakat işinize duyduğunuz tutku, inaçlarınız, işinizi yapış şekliniz asla taklit edilemez ve bu tutku etkiler insanları en çok. Her ne yapıyorsanız tutkuyla yapın!

Medina Turgul DDB ekibini ve Metro Market Pazarlama departmanını tebrik ediyorum.

 

 

Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden 2013 yılında mezun oldum. Marka İletişimi ve Stratejik Planlama üzerine çalışmalar yapıyorum. Bu topraklarda dünya markası çıkarma gönüllüsüyüm. Ayrıca siyasete, bilime ve tarihe özel bir ilgim var.

Bir Cevap Yazın

Ünlü Markaların QR Kod Tasarımları 0

QR kod, 1994 yılında Japon otomotiv firması Denso tarafından geliştirildi. QR kod adını ‘Quick Response’ yani ‘çabuk tepki’ kelimesinin baş harflerinden alıyor. Mobil cihazların kullanımının artmasıyla QR kodlar bir anda pazarlamacıların en çok tercih ettiği teknolojilerden biri haline gelmeyi başardı. İlk olarak otomotiv sanayi için tasarlanan QR kodlar, geniş hacimleri ile tüketiciler için paketin ve yaratıcılığın ötesinde ek bilgi taşıyabilme özellikleri ile bir hayli benimsendi.

E-maillerde, tabelalarda, billboardlarda ve reklamlarda sık sık karşımıza çıkan bu kodlar, tasarımcıların da üzerine sıklıkla çalıştığı, yaratıcılıklarını gösterdikleri bir alan halini aldı. Tasarımcıların marka logolarını kullanarak oluşturdukları QR kod tasarımlarının bazı örneklerini sizler için derledik.

Youtube

Nestea

Heinz

Nikon

Tinder

eBay

Heineken

BMW

Google

Apple

Mazda

Bershka

MTV

Gelecekte Bazı Robotları Sevip, Bazılarından Nefret Edeceğiz 0

11 Ekim’de İstanbul Ticaret Odası dünyanın önemli gelecek bilimcilerinden Thomas Frey, Hamish McRae ve Ben Hammersley’i İstanbul’a getirdi. Futurİstanbul adlı etkinlikte bu üç önemli isim geleceğe dair öngörülerini içeren birer sunum yaptılar, davetlilerin sorularını yanıtladılar.

Ben de bu önemli isimlerin katıldığı zirvede fırsatını bulmuşken Thomas Frey’le bir araya geldim. 15 yıl IBM’de mühendis ve tasarımcı olarak çalışan Thomas Frey, şu anda Colorado’da yer alan ve kurucusu olduğu DaVinci Institute’da direktörlük ve kıdemli analistlik görevlerini yürütüyor. Kendisi son on yılda, geleceğe yönelik doğru vizyonları geliştirme ve önümüzdeki fırsatları tanımlama becerisiyle tüm dünyada dikkat çekici bir takip edilirlik kazanmış durumda. Yaptığımız güzel sohbette Thomas Frey’e yakın gelecek öngörülerini sordum.

Pek çok fütürist risklere rağmen geleceğe olumlu bakar. Siz nasıl bakıyorsunuz? Adil, güvenli, yaşanılabilir bir gelecek ufukta gözüküyor mu?

Bugün dünyada yaşanan tüm sorunları göz ardı etmek istemem ama problemler aynı zamanda fırsatlar yaratır. Tüm bu gelişen teknolojiler bizlere yepyeni beceriler sağlıyor. Geçmiş problemlerimizi çözmek için yetenekler veriyor. Çevremizde daha yaşanılabilir bir ortam sağlıyor.

Tabi ki yanlış gidebilecek pek çok şey var. Mesela çok güçlü bir güneş fırtınası yaşanması ve bizi bir anda taş devrine götürmesi gibi olasılıklar her zaman mümkün. Ama bugün dünyada yaşananlara baktığımız zaman tüm bu teknolojiler yaşam kalitemizi yükseltiyor, dünyadan haberdar olmamızı sağlıyor, pek çok işi kolayca halledebilmemiz için beceriler sağlıyor.

Teknolojik fırsatlar sayesinde bundan 10 yıl sonra sıradan bir insan, 10 yıl öncekine göre 10 kat daha fazla iş yapabilme kapasitesine sahip olacak. Yani çok kısa bir sürede becerilerimizin düzeyi çok yükselmiş durumda. Geçmişe göre artık çok daha fazla çözüm bulabilecek, yeni işler halledebilecek düzeydeyiz. Biz kendi becerilerimizi geliştirdikçe başka insanları da bizimle birlikte taşıyıp başarıya ulaşacağız. Bu sayede de yeni nesiller için yeni işler, meslekler, yeni fırsatlar yaratacağız.

Gelecekte iş dünyası nasıl şekillenecek? İşsizlik ve suç oranları artacak mı? Eğer böyle olursa hükümetler bu sorunlara nasıl çözümler bulacaklar?

Makineler tarafından üretilen müzikleri mi yoksa insanlar tarafından üretilen müzikleri mi satın alacağız?

Makine tarafından yapılan sanatı mı satın alacağız, bir robotu bale yaparken mi izleyeceğiz, sürücüsüz arabaların olduğu bir yarışı mı izleyeceğiz, ya da robot atletlerin yarıştığı bir stadyumda mı oturacağız?

Böyle şeyler olduğu zaman, her ikisini de yapmayı seçeceğiz. Kesinlikle bir tanesini daha fazla seveceğiz ama insan sanatını da, robot sanatını da satın alacağız. Bir gün insanlar tarafından işletilen bir restorana gideceğiz, bir gün robotlar tarafından işletilene. Bazı arkadaşlarımızla insanlardan oluşan favori takımımızı destekleyeceğiz, bazı arkadaşlarımızla robot atletlerin olduğu favori takımımızı destekleyeceğiz.

Ayrıca bazı robotları sevip, bazılarından nefret edeceğiz.

Bir “ya – ya da” dünyasında yaşamıyoruz. Hatta bizim kültürümüz daha çok “ikisi – ve” ekonomisinde şekillenmiştir.

Evet, bu yeni opsiyonlar birbirini tamamlayacak, restoran başına düşen çalışan sayısını azaltacak ve bugünün talebini karşılayabilecek sayıda sanatçı ve müzisyen olmayacak. Fakat talep arttığı sürece, bu alanlarda daha çok insanın çalıştığını görebiliriz.

En büyük mücadelemiz en uygun dengeyi bulmak olacak. En iyi restoranlar verimliliği artırmak için robot kullanacaklar, en iyi sanatçılar daha iyi sanat üretmek için robot kullanacaklar ve en iyi müzisyenler ve atletler robotlara karşı olmak yerine onlarla birlikte çalıp oynayacaklar.

Teknolojide çok hızlı gelişmeler yaşanıyor ama pek çok anlamda en yıkıcı dönüşümü “yapay zeka” yaratıyor gibi gözüküyor. Sizce önümüzdeki 10-20 yılda yapay zeka günlük hayatımızı nasıl değiştirecek?

Yapay zeka aslında son birkaç on yılda geliştirdiğimiz teknolojilerin iç içe geçmesiyle ulaştığımız bir nokta ve artık tamamen kullanılabilir bir noktaya geldi. Bu teknolojinin kısa dönemde yapabilecekleri biraz abartılırken, uzun dönemde yapabilecekleri de göz ardı ediliyor.

Yapay zeka sürücüsüz araçlarda, insansız hava araçlarında kullanılacak. Bu aslında bizim dar kapsamlı yapay zeka diye tabir ettiğimiz, yani belirli bir beceriye yönelik yapay zeka kullanımı. Burada her şeyi yapabilen genel bir yapay zekadan bahsetmiyoruz.

Dolayısıyla çamaşırlarımızı katlaması için bir yapay zeka kullanırsak, sadece o beceriye sahip olacak. Bankadaki hesaplarımızı boşaltması, komşularımıza saldırması vs. mümkün değil.

Ama tabi ki bazı problemler de var.Yapay zekanın silah olarak kullanılması da mümkün. Şuan daha emekle aşamasında olsa da önümüzdeki yıllarda ciddi sorun oluşturması mümkün.

Bence yapay zeka çok iyi amaçlarla kullanılabilir ama her gelişmiş teknoloji gibi bunu kötü yönde kullanmaya çalışacak insanlar da olacaktır. Aslında bu tehlikenin çözümü de yine yapay zekada. Daha akıllı yapay zeka daha az akıllı olanı alt edecektir.

Sizce başka hangi yüksek teknolojiler önümüzdeki yıllarda bizi derinden etkileyecek?

Yapay zekanın etkili olacağı bir diğer gelişme robot öğretmenler olacak. Bunlar bizi çok iyi tanıyacak, ilgimiz olan konuları bilecek ve bir konuyu bize daha hızlı öğretmenin yöntemlerini keşfedecek.

Benim bir öngörüme göre 2030 yılında internet dünyasındaki en büyük şirket henüz adını duymadığımız bir eğitim şirketi olacak. Ben eğitim konusunun, internet dünyasının henüz çok da fazla çözemediği büyük fırsatlarından biri olduğunu düşünüyorum. Eğer her şey öngördüğüm gibi giderse bu şirket bir anda Facebook’tan, Google’dan, Apple’dan daha büyük bir şirket haline gelebilir.

Eğitim hepimizi derinden etkiler. Hepimizin düşünce şeklini, yeteneklerini geliştirmesi gerekiyor.

Peki eğitim demişken, yıkıcı dönüşümlerin yaşandığı bu çağda, değişime ayak uydurmak için insanların, özellikle de yeni neslin ne gibi niteliklere sahip olması lazım? Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var?

En önemlisi programlama, kodlama becerilerine sahip olmamız. Eğitim sistemine bunu adapte etmek için hangi başlıklardan vazgeçeceğiz, bunu tartışmamız lazım. Kodlama sahip olmamız gereken temel beceri alanlarımızdan biri olacak.

Bence ciddi bir sorun bugün hala üniversitelerde insanlara girişimci olmayı öğretemiyor oluşumuz. Herkesin kendi işini yönetmeyi öğrenmesi lazım. Kendini nasıl tanıtacaksın, doğru kararları nasıl alacaksın, finansal analizleri nasıl yapacaksın, neyi yapmak istediğini nasıl seçeceksin? Yeni nesillere bunların hepsini öğretmemiz lazım.

Ortaya yeni meslekler çıkacak mı? Şu an popüler olan mesleklerden kaybolacak olanlar olacak mı?

Kısa ve orta vadede, makineleşmenin ana etkisi meslekleri ortadan kaldırmak değil, onları yeniden tanımlamak. Ekonominin gerektirdiği yetenekler ve görevler değiştikçe, buna karşı olan tepkimiz telaşa kapılmak ve korumacılık olmamalıdır, eğitime stratejik yatırımlar yapılmalıdır.

ATM makineleri, banka çalışanlarının görevlerinin çoğunu değiştirdi, ama hepsini değil. Sonuç olarak ATM’ler banka çalışanlarının başka işleri daha verimli yapmasına olanak sağladı.

Gelecekte pek çok benzer meslek olacak ama iş yapma şekillerimiz farklı olacak. Mesela sürücüsüz kamyonlar, şoförleri işsiz bırakacak diyoruz ama kamyon sürücüsü sadece kamyon kullanmaz. Aynı zamanda yükün güvenliğini sağlar, yükün gideceği yerle ilgili koordinasyonu sağlar. Dolayısıyla kamyon şoförlüğü ortadan kalkınca yük belki 10 saat otonom araçla gideceği yere gidecek ama varış noktasında koordinasyonu sağlamak için yeni insanlara ihtiyaç olacak. Dolayısıyla her şeyi otonom hale getirmek daha uzun zaman alacak.

Makineleşme, spesifik bir meslek için gereken insan sayısını azaltsa da o işi nadiren yok eder.

Bu yazı ilk olarak cnnturk.com.tr’de yayımlanmıştır.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link