Markanızı Büyütmenize Yardımcı Olacak 30 İpucu

Markanızı bir adım öteye taşımaya yarayacak yolları mı arıyorsunuz? İşte size bunu sağlayacak 30 basit ama etkili ipucu ve başarılı örnek:

1.Branson’ı Örnek Alın

Virgin Group kurucusu Richard Branson’ı örnek alın. Virgin Group her zaman markasını genişletmeyi tercih etmiştir. Bildiğiniz gibi sürekli yeni yatırımlarla karşımıza çıkar. Bu yatırımların en bilindikleri havayolu, otel, iletişim ve bankacılık sektörlerinde olsa da Virgin Group’un her işinin başarıya ulaştığını söylemek mümkün değil. Ancak, Branson yolunu takip ederseniz sürekli markanızı genişletmeye özen gösterecek ve başarısızlıklarınız olsa bile başarılarınızla gündemde olabilecek fırsatlar elde edeceksiniz.

2.Formüllerinizi Tüketicilerinizin İlgilerine Göre Adapte Edin

Önceleri düşündüğümüzde aspartam tüketiciler için herhangi bir sorun teşkil etmiyordu. Ancak şu anda tüketiciler aspartamı sağlıkları için bir tehdit olarak görüyorlar. PepsiCo’nun içeceklerinde aspartam kullanımını durdurduğunu söylemesi, tüketicilerini ne kadar ön plana koyduğunu ve onların negatif algıladıkları bir konuyu ne kadar dikkate aldıklarını gösteren en güzel örneklerden bir tanesi.

3.Rekabete Saldırın

Bu her zaman içinde kendi riskini taşıyan bir adım olacaktır, ancak sizi unutulmazlar arasına da katacak adımdır. Apple ve Microsoft’un birbirlerinin ürünlerine tatlı bir saldırıda bulunduğu reklam serisini hepimiz hatırlarız. Ancak eğer bu tarz bir adımda kaybedeceğinizi düşünüyorsanız, tabi ki bile bile lades demeyin.

4.Partner Bulun

Başka markaların gücünü kendinize entegre edebilmek kolay olmasa da sizi daha cool yapabilecek bir adımdır. Hedef kitlenizi ortak olduğu örneklerle daha rahat bir partnerlik yapabilirsiniz. Bunun en güzel örneklerinden bir tanesi de Missoni ve Zac Posen dizaynlarının bir hareket edebilmesi.

marka-da-fayda

5.Aynı Faydaları Farklı Şekillerde Sunun

Tide, evdeki lekelere karşı savaşan bir markayken, Tide Pen ise kahve severlere hızlı ve pratik bir hizmet sunma stratejisine odaklanmış durumda.

6.Diyete Girin

Kola, burgerle mükemmel gider. Kalori içermeyen diet kola ise, size daha fazla burger yemeniz için fırsat tanır.

7.Alanınızı Domine Edin

Planter fıstık hakkındaki her şeyi biliyor. Böylelikle akıllara gelen konu ise, Planter’ın fıstık ezmesinin en mükemmeli olması gerektiği oluyor.

8.İzleyicilerinize Sevdiklerini Verin

Oprah Magazin izleyicilerine Oprah’ın TV ve kitaplarında veremediği bilgileri sağlıyor.

9.Markanızın Prestijine Yatırım Yapın Ki Pahalı Olabilin

Lüks markalardan Fendi, FENDI Château Residences in Miami adıyla emlak sektörüne de adım atıyor.

pixar4

10.Maskot Edinin

Kim Mr. Clean gibi sağlam ve akılda kalıcı bir maskot istemez ki? Ben isterim işin açıkçası.

11.Hispterların Peşinden Gidin

Akıllı bir marka ve fiyat stratejisiyle, Pabst Blue Ribbon kendini ucuzdan hip seviyesine yükseltmeyi başaran markalardan.

12.Yeni Bir Logo Edinin

GAP sürekli logosunu güncelleyerek tüketicilerinin dilinden anlamaya çalışıyor. Üstelik akıllıca bir stratejiyle eğer yeni logoda yolunda gitmeyen bir şeyler varsa eskisine dönerek büyük risklerden uzaklaşıyor.

13.Yeni Bir İsim Edinin

Blue Robbin Sports daha güven verici bir isim bulmak istiyordu. Sonunda, daha iyisini buldular, Nike.

14.Marka Kimliğinizi Netleştirin

Kendinize uzun vadede rahatlıkla tanınmanızı sağlayacak bir kimlik bulun. UPS ve T-Mobile herhangi bir şey okumayan birileri tarafından bile kolayca tanınabilmektedir.

21088608

15.Yeni Demografilerin Peşinden Gidin

Budweiser’ın yaptığı gibi, tamamen farklı bir şişe tasarımı ile milenial dediğimiz yeni nesli fethedebilirsiniz.

16.Uğruna Vakit Geçirilebilecek Bir Şeyler Yaratın

Go Pro, insanların sosyal medyada daha çok paylaşma ilgisini uyandıran bir ürün sundu pazara. Şu an için insanların spor, aile yaşamı ve gezi gibi anılarını dokümante edip çevreleriyle paylaşabilecekleri en iyi araçlardan bir tanesi.

17.Bir Neden Yaratın

Dove’un “Real Beauty” kampanyası, tüm dünyadan kızların kendilerini kabullenmelerine sevk ederek, zor bir işi başardı.

18.Yeni Bir Pazara Girin

Daha önce var olmadığınız bir pazara dahil olun ve yeni müşterilere oynayın. Kulağa basitmiş gibi geliyor, ancak listedekiler arasında en zor uygulanacak maddelerden bir tanesi.

19.Sadakat Programı Oluşturun

Mevcut müşterilerinizi mutlu edin. Onlara mükemmel bir hizmet ve ürün sağlayın, özel ödüller sağlayın ve böylelikle size geri dönmeleri için bir neden verin.

hedef-kitle-940x470

20.Direkt Pazarlamayı Kullanın

Ann Taylor, hedefli pazarlamayı iyi uyguladığı bir e-mail programına sahip. Bu da onu pazardan ayrıştıran bir marka yapıyor. Siz de markanızın hedef kitlesini iyi analiz edip, onlara özel fırsatları direkt pazarlamanın nimetlerini kullanarak sunabilirsiniz.

21.Yeni Bir Paket Sunun

Plum Organics, bebekler ve yeni yürümeye başlayan çocuklar için özel yiyecek sunarak pazarı farklılaştıran ilk marka olmuştu.

22.Rekabetten Daha Çevreci Olun

Method, hiç de hipi görünmeyen bir şekilde çevreci görünmenin yolunu buldu. Stil sahibi ve elegan paketi ile tahmin edilenin ötesinde bir çevreci anlayışla bizi karşıladı.

23.Sponsor Olun

P&G’nin 2012 Londra Olimpiyat Oyunları sponsorluğu hala aklımızda. “Teşekkürler Anne” ile kalp ısıtan bir kampanyaydı ve tamamen anneleri hedeflemesiyle de başarılı bir stratejiye sahipti.

24.Gerçekten İlgilendiğinizi Gösterin

Sektörünüzün Zappos’u olun. Müşterilerinizin ürününüzü önemsemesini sağlayın ve daha da ötesini başarın. Müşterileriniz döndüklerinde yalnız olmayacaklar, yanlarında arkadaşlarını da getireceklerdir.

25.Özgün Bir Marka Sesiniz Olsun

Charmin markasının #tweetfromtheseat kampanyasına bir göz atın. Marka, nasıl bir imkansınız mümkün kılabilirsinizi size gösterecektir.

yatirimci-iliskileri_kurumsal_yonetim_870x355

26.Şirket İçi Marka Elçilerinizi Güçlendirin

REI’nin çalışanları, markanın outdoor yaşam stilini dışarıda çok iyi bir şekilde temsil ediyorlar. Ürünleri hakkında çok şeyi bilirken, dışarıdan çaylakları da kendi dünyalarına dahil etmeyi ihmal etmiyorlar.

27.Marka Elçilerinizi Konuşturun

Zeki markalar, marka severlerinin onlar hakkında konuşmalarını sağlamanın bir yolunu bulur. En güzel örnek ise BMW. BMW, sosyal medyada markaya duydukları aşkı paylaşan büyük bir müşteri topluluğuna sahip.

28.Organizasyon Yapın

Yarışma ve akrobasi şovlarından oluşan Red Bull organizasyonları, markanın kimliğini tam anlamıyla yansıtmakta. Ayrıca bu organizasyonlar markaya tüketicileriyle paylaşabileceği muazzam bir içerik kaynağı da sağlamakta.

29.Referans Programı Oluşturun

Dropbox’ın referans usulü ile üyelik kabul etmesi ve bunlara bedava stok sunması, müşterilerinin arkadaşlarını ve çevrelerini de markaya katmasını sağladı.

30.Alanınızda Otorite Olun

Rachel Zoe, ismini moda sektöründe uzman olarak tanıtabilmeyi başarmış kişilerden. İnsanlara ne giymeleri gerektiği konusunda çok sağlam yardımlarda bulunuyor. Ve elbette bu uzmanlığını ve otoritesini kullanarak yarattığı marka ile anında başarıyı yakalayan bir örnek olarak karşımızda duruyor.

ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Geçmişten Feyz Alarak Gelecekteki Müşteri Deneyimini Tasarlamak

“İleriye bakarak noktaları birleştiremezsiniz; bunu sadece geriye bakarak yapabilirsiniz. Bu yüzden noktaların gelecekte bir şekilde birleşeceğine güvenmelisiniz. İster kader deyin, ister karma – Bir şeye güvenmelisiniz. Bu yaklaşım beni hiçbir zaman yarı yolda bırakmadı. Hayatımın değişmesi buna bağlıydı.” Steve Jobs

Steve Jobs’un da dediği gibi, doğru ve kalıcı bir müşteri deneyimi yaratmak istiyorsanız çoğu zaman geçmişe bakmak zorundasınız. İnsanoğlu varolmaya başladığı günden beri, kendini en konforlu, faydalı, korunaklı ve iyi hissettirecek alanlar yaratmak ve keşifler yapmak zorunda kaldı. Aksi durumda evrenin bu uçsuz bucaksız devasa keşmekeşi içinde, insan kadar zayıf (bedenen) bir canlının hayatta kalabilmesi mümkün olabilir miydi? Yaşamı keşfederken bertaraf etmeye çalıştığımız sorunlarımız bir yana, aslında aldığımız farklı hazlar bizi hep bir sonraki keşfe zorladı. Bugün geldiğimiz noktada ise tüketiciler eğer bir şeylere erişmek ve onu elde etmek istiyorsa, mesafelerin, paranın, bazen de tüm koşullarının ne kadar zor olduğunun pek de önemi kalmıyor. Çünkü insandaki o bitmek bilmeyen merak duygusu, o deneyimi mutlaka bir gün en azından bir defa yaşaması gerektiğini tetikliyor.

Şimdi biraz geçmişe dönelim ve tüketici deneyimlerinin nereden nereye geldiğine bakalım. Çevirmeli kocaman telefonların evlerimize ilk girdiği ve evin en nadide köşesinde beyaz dantelalı örtüsü ile yer aldığı yılları hatırlayanlar, evde anne-baba yokken gereksiz telefon kullanımının önüne geçmek için çevirmeli tuşlara takılan metalden kilitleri de hatırlarlar. Kesin çözüm olduğuna inanılan o yıllardaki bu keşif, bugün mobil telefonlarda “tuş kilidi” olarak kullanılmaya başlandı. Araç telefonları ile başlayan erişilebilirlik  merakı had safhaya gelince kocaman Motorola telefonlar cep telefonu diye satışa sunuldu. Ancak bu çok büyük ve ağır telefonların tüketici açısından kullanımı oldukça rahatsız ve konforsunuz olduğundan kısa zaman içinde kibrit kutusundan neredeyse biraz büyük telefonlar tasarlandı. Müzik o zaman da, şimdi de ruhun gıdası. Kaset-çalarla başlayan akım Walkman ile devam etti. O yıllarda özellikle gençler tarafından tercih edilen, keyifli ve lüx bir akım olan walkman, tüketicinin konforu düşünüldüğünde ağır ve kaba idi. CD teknolojisi başlayınca CD çalarlar (Discman) walkman’lerin yerine geçti ve kısa zamanda da ipod’larla dünyanın müziği ceplerimize girdi. Video kaset çalar devri kocaman kaset betamax’larla başladı. Küçük VHS lerle devam etti. Hatta öyle ki sadece bu kasetleri almak yetmiyordu, yanında da kaseti saran aletler vardı herkesin evinde. CD teknolojisi bu dünyaya da el attı ve DVD – VCD player’lar hala bazılarımızın evlerinde varolmaya devam ediyor.

Tüketici, televizyonlardaki tek kanal devrini bitireli yıllar oldu. Artık evlerimizde yüzlerce kanal var ve aslına bakarsanız sadece 10 veya 20 tanesi yoğun kullanılıyor. Ama olsun, evimizde bulunsun belki bir gün lazım olur diyoruz.

Tüplü televizyonlar yerini plazmalara ve daha sonra LED ve Smart televizyonlara bıraktı. Hatta o zamanın tüplü televizyonları ani elektrik akımından zarar görmesin diye regülatörler vardı. Çatı antenleri yerini çanak antenlere ve hatta internet altyapılı vericilere bıraktı. Artık televizyonlar sadece kendilerinden beklenen hizmeti vermiyor, aynı zamanda bir bilgisayarda ne yapıyorsanız onu da yapmanızı sağlıyor. Cep telefonlarımıza sadece telefon demek sanırım haksızlık olur.

Tüm bu saydıklarım cok değil 15-20 yılda oldu. Her şeyi ne kadar hızlı tüketiyoruz. Aslında ürün değildi istediğimiz, farklı deneyimlerdi. Sadece ürün olsaydı walkman müzik dinleme işini yapıyordu. Ipod’a ne gerek vardı. Veya tüplü tv’de de toplamda 10 – 15 kanal zaten izlerdik. Ama insanın özündeki o konformist yapı merakı tetikliyor, o da farklı deneyimlere kapı açıyor. Neden aynı uçağın business koltuğunda oturmak için can atıyoruz? En azından bir kere bile olsa denemek istiyoruz. Oysa diğer koltuklara göre çoğu zaman 2 veya 3 katı pahalı. Ama burada o deneyimi yaşamak paranın değerinden daha önemli. Walkman’den CD çalardan kat kat pahalı olan Ipod piyasaya sürülürken Steve Jobs asla fiyata takılmadı. Satılsın diye ucuz bir değer biçmedi. Çünkü o, ürünün (Ipod) değil, deneyimin satılacağına inanıyordu. İnsanlara bir ürün veya hizmet satmak istiyorsanız fayda ve deneyimi ön plana çıkarmak zorundasınız. Müşterileriniz bu deneyimi yaşamak için can atmalılar. Teknolojinin bu kadar hızla hayatımıza girdiği bu yüzyılda şu an belki de hayal bile edemediğimiz deneyimler tasarlanıyordur bizim için. Şu anda bu yazıyı okurken de hayal ettiğiniz bir deneyim mutlaka bir gün gerçek olacaktır.

Çünkü unutmayın Pablo Picasso’nun da dediği gibi “Hayal Edebildiğin Her Şey Gerçektir”

Sevgiyle kalın.

Marka Sadakatini Canlandırma Yolu: Kişiselleştirme!

Klasik marka sadakati yaratma yöntemleri artık eskidi.Tüketicilerin artık markalara olan bakış açıları eskisi gibi değil. Bugünün tüketicisi artık eskiye göre çok daha bilinçli, çok daha araştırmacı ve maalesef çok daha az beğenir durumda. Şimdi sıra yeni kuşaklar için yeni yöntemler üretmekte. Daha öncede fazlaca üzerinde durduğumuz gibi bu yeni yöntem kişiselleştirmeden geçiyor.

Bildiğiniz üzere marka sadakati artık müşterilerinizin size verdiği bir şey olmaktan ziyade sizin kazanmanız gereken bir yapıya büründü. Bu kötü mü? Aslında değil, her zamanki tutundurma faaliyetlerinizden vazgeçip yeni şeyler denemeniz için size yapılan bir uyarı sanki.

Hepimiz özgün birey bireyiz ve bir çok ilgi alanına sahibiz. Sizin her müşterinizin de böyle olduğunu düşünürseniz verdiğiniz mesaja aldığınız tepki çeşitlenecektir. Bu nedenle markanızın her müşterinize özel, onların dikkatini çekebilecek türden, kişişelleştirilmiş mesajlar ilettiğinden emin olmasınız.

marka

E mail pazarlamanın hala oldukça önemli olduğunun farkındayız.Ancak unutmayın müşterilerinize sizin dışınızdaki yerlerden de bir çok mesaj ve mail geliyor bu nedenle ancak müşterilerinizin sizden gelen e-maili çok dikkatli bir şekilde okuduğunu da sanmayın.

Özellikle Y kuşağı tüketicisi %70 kişiselleştirilmeyen marka değer önerilerinin markayı kullanmayı bırakmalarına neden olduğunu belirtiyor. Bugün Y kuşağının hemen marka değiştirme lüksü var, ancak sizin hedef kitlenizin %70’ini kaybetme lüksünüz sanırım yok.

Bazı markalar müşteri portföyünde bulunan kişilerin sadece cinsiyetini bilirken, bazıları bu konuyu çoktan aştı. Elinizdeki verinin değerini anlayın ve müşterilerinizi iyi analiz ederek bu bilgiler ışığında müşterilerinize kişiselleştirilmiş kampanyalar , promosyonlar sunun. Farkı anlayacaksınız.

Demografik bilgileri, websitenizi kullanma aralıkları ve saatleri, satın alım geçmişi ve ondan edinebileceğiniz tüm bilgilerin kişiselleştirilmiş öneriler sunmak için altın değerinde olduğunu unutmayın.

E-maillerde kişiselleştirmeyi deneyin, artık toplu tüketim devrinden kişiselleştirilmiş devre geçtiğimizin farkında bir marka olarak müşterilerinize attığınız maillerde isimleri ile hitap etmeyi deneyin. Sadece isimle kalmayın, ona özel bir değer önerisi, istek ve ihtiyaçlarına uygun kişiselleştirilmiş içerikler sunun.

Bunu yaparak müşteri ya da potansiyel müşterinizin websitenize tıklayıp ürün ya da hizmetlerinizi satın alma şansını artırmış olursunuz.

Bu anlattığımız pazar bölümlendirmesinden ziyade mesajları kişiselleştirmek. Çünkü kişiler yaptığınız işin onlara değer yaratabileceğini düşündüğü zaman mesajlarınıza daha olumlu yanıt verir. Sadece ürün ve hizmet tanıtımı yapmaktan ziyade onlara değer yaratmayı deneyin, problemlerini çözmek için ilk adres olun, böylelikle müşteri ile beraber marka sadakati de size gelmiş olacak, göreceksiniz.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Black Friday Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link

BLACK FRIDAY

Marketing Meetup'ta Bugün Tüm Biletler 42,90 €
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
Kalan Kontenjan: 22
close-link
€42,90 Bugün Marketing Meetup'ta Tüm Biletler İndirimli
Black Friday