Markanız Müşteri Gözünde Gerçekten Samimi mi?

Samimiyet, bir konu oldu.

Samimiyet, iç görünün bir ikizi gibi oldu artık günümüzde.

Ama rekabet samimiyetin zaferiyle sonuçlanırken bazı noktalar gözden kaçtı elbette.

İç görü yani aslında ‘ah vallahi ben’ dediğimiz konu, eskisinden çok daha önemli hale geldi şimdiki rekabet koşullarında. İletişimde güçlenmenin yollarından biri ‘o’ kişiyi kendinize, parlayan gözlerle baktırmanız oldu. Eh, bir kere baktığımı bu kalabalığın içinde, ‘tam benlik’ dedirtmelisiniz, malum.

Ama gözden kaçan şey, bu ‘samimiyet’ konusunun samimiyetsiz hale dönüşme riski. Eğer herkes, herşeyi aynı anda sahiplenmeye çalışırsa, bu rekabette sorun oluşturuyor. İletişimde karmaşa ve huzursuzluğa da neden oluyor. Herkesin çağrısı aynı olunca, güvensizlik baş gösteriyor.

Dünyada artık insanların, devletlere, hükümetlere, büyük mahkemelere, spora, ona, buna ve şuna güvensizlik konusunda zirve yaptığı bu riskli dönemde, bu tip aksiyonlar ve seçimler hata olarak algılanabiliyor. Zaten trendin bize gösterdiği ‘güven’ in ve mutluluğun oldukça zor kazanıldığı bir kalabalık içindeyiz. Dünya bile buna sahip değilken, markaların bu kadar ısrarla ‘senle güzel’, ‘size bağlı’, ‘hayat senle güzel’, ‘gelenek melenek, çok güzel’ iletişimi yapmaları o kadar uygun kaçıyor mu düşünmek gerekiyor.

coca-cola-yeni-kampanyalar

Bu işi sahiplenen markalar var. Örneğin; Coca-Cola. Onun kırmızısı dünyada herkes için aynı şeyi ifade eder. Şişesi herkes tarafından tanınır. Markanın sahiplendiği şey her zaman ‘mutluluk’ ve ‘birliktelik’ dir. Yani Coca-Cola size ‘tadını çıkar’ dediği zaman bunu gerçekten istediğini düşünmeniz için yıllardır bu mantıkla iletişim kuruyor. Ancak LCW ve hatta yılların iyi iletişimcisi Turkcell bana bu konuda o kadar mantıklı bir noktaya değinebilmiş gibi gelmiyor. Billboardlar bana şunu anlatıyor ‘Coca- Cola’ ya da ‘THY’.

Emek verip yüzlerce fotoğraf çekimi yaptığınızda, marka olarak bunu düşünmelisiniz. Marka konumlandırma başka bir şeydir, bunun iletişimi çok başka bir şeydir. İletişim konusunda dilinizi, konumunuza göre seçmelisiniz, fotoğraflarınızı, fotoğraflarınızda yer alan cast ekibini de elbette.

Turkcell, LCW ya da Coca Cola, burada geçen örneklere göre düşünürsek eğer, bu markalar başarılı konumlandırmalarını yıllardır devam ettiren, güçlü kocaman, her yıl daha da çok büyüyen dev markalar. Ancak, rakipler kafaları çok bulandırdığında, tutanı yakalamak adına iletişimde yanlışlıklar yapmamak içten bile değil. Bu da aslında istemeden var olan marka algılarının size, başka marka ile karıştırılarak dönmesine neden olabiliyor. Kendi harcamanızlar, başkasının algısını yürütmek ne kadar akılcı?

Belki de bütün bu samimiyetler işe yarıyorlar ama nedense markaların algısıyla, hedef kitlesiyle, iletişimlerinin tonu ve tarzı birbirine uyumlu olmadığında tüm bunlar çok içtensiz kalıyor gibi hissediyorum.

 

Paylaş
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olan Zümrüt Tanrıöven; Pazarlamasyon'da pazarlama ve reklam üzerine yazılar yazmaktadır. Futbol Extra'da yazar olmasının yanında, bunun bir devamı olarak spor pazarlama konusunda oldukça derin eğitimler almış, bu konuda bir çok araştırmada ve projede bulunmuştur. İstanbul Bilgi Üniversitesinde bitirdiği yüksek lisansıyla beraber kültür ve sosyolojik yönetimlere de odaklanmaya çalışmış, bu alanları birbiri içinde kullanmaya yönelmiştir. Alamet-i Farika, Show Tv gibi yerlerin ardından son 5 yılında TTNET, Tivibu'da İçerik Pazarlama'cı olarak çalıştı. Şimdi Türk Telekom Pazarlama İletişiminde yolunda devam etmekte.

CEVAPLA