Markaların Stratejik Ortağı: Bakkallar

1995 yılında henüz 6 yaşındayken amcamın bakkalında çıraklığa başlamıştım. Aradan geçen 21 yıl boyunca bu işin bir şekilde içinde olmaya devam ettim. Reklamcılık eğitimi aldıktan sonra bakkaldaki deneyimlerime farklı bir pencereden bakmaya başladım.

bakkallar

 

Benim için sektörde olup bitenleri kontrol edebileceğim bir nokta haline geldi. Özellikle yeni çıkan ürünlerle ilgili tüketicilerin tepkisini gözlemleme konusunda kişisel bir işlev görüyordu.  C1 ve altı SES grubundan tüketicileri gözlemlemek, onları anlamak konusunda bana büyük katkı sağladığını düşünüyorum.

Bakkallar son tüketici ile en yakın temas kurduğunuz satış noktalarıdır. Marketlerde size sadece satış rakamları bir şeyler söyler fakat bakkalda tüketici, ürünleri tercih sebeplerini de seslendirmekten çekinmez. Bu seslendirme, en iyi tasarlanmış araştırma çalışmasıyla bile elde edilemeyecek içgörüler elde etmenizi sağlayabilir. Tabi ki  pazarlama profesyonellerinin bakkal bakkal dolaşarak gözlem yapacak en azından bunu sık sık yapacak zamanları yok. Fakat satış ekipleri özellikle plasiyerler ile bakkallar arasında kurulacak yakın ilişki, FMCG sektöründeki markalara ürünlerinin eksik yönlerini geliştirme, yeni ürün fikirleri üretme, rakiplerin açığını görme, yaptıkları hatalardan ders çıkarma özetle tüketicilerini daha gerçekçi olarak anlayabilme imkanı sağlayacaktır.

İşte bu yazının amacı, sektör profesyonellerinin dikkatini dağıtım ağının önemine çekmek ve tabi ki böyle bir potansiyele sahip bakkallara stratejik ortaklık konusunda yönelmeye teşvik etmektir. İşte bu amaçla sizlerle 21 yıllık deneyimlerimden damıttığım 4 önemli noktayı paylaşmak istiyorum.

1.Esnaf için marka demek, karşısında markayı temsil eden plasiyer demektir.

Markalar ürünlerini bakkallara çoğunlukla yetkili dağıtımcı firmalar bünyesindeki plasiyerler ile ulaştırırlar. Bu plasiyerler sabah erkenden depodan ürünleri araçlarına doldurur ve kendilerine ait bölgedeki market ve bakkalları dolaşarak onların eksik ürünlerini tamamlar. Bu sistemde bakkallar marka adına plasiyerle temas kurar.

bakkallar2

Plasiyerin ürün gamına hakimiyeti, insan ilişkilerindeki başarısı, güvenilir ve güler yüzlü tavrı, sektörle ilgili öngörü yeteneğinin olması, zaman planlaması gibi konulardaki başarısı son derece hayati öneme sahip. Sık sık değişen plasiyerler, ziyaret planlamasına uyulmaması, ürünlerin yer aldığı stantla ilgilenilmemesi markaya bir satış noktasından çok daha fazlasını kaybettirir. Şöyle dersem doğru olur sanırım; plasiyer markayı vezir de yapar rezil de. Bu konuda en başarılı markalar; Ülker, Coca Cola, Sütaş, Algida. En başarısız ise tartışmasız Şölen!

2. 4P’deki dağıtım sandığınızdan daha da önemli.

bakkallar3

 

Burada dağıtımdan kasıt ürününüzün bu tip satış noktalarında DÜZENLİ olarak yer almasıdır. Ürünün sürekliliği tüketicinin ürüne güven duyması açısından çok önemli. Pazarlamanın 4P’si olarak  bildiğimiz Ürün-Fiyat Dağıtım ve İletişim içerisinde dağıtım, markalar için çok kritik bir role sahip. Ürün üretildi, fiyat belirlendi,  reklama da çıktınız ama satışlar yükselmiyor bir türlü. Sebeplerinden biri dağıtım noktalarında yeterince yer alamamanız olabilir. Ürünün çok satılmasını istiyorsanız çok satış noktasında aynı anda ve sürekli olarak var olmasınız. Tüketici reklamınızı izleyip ürünü denemeye ikna olduğunda onları ürününüzü bulmakla yormayı göze alırsanız kaybeden siz olursunuz. Demem o ki, pazarlama bütçeleri planlanırken reklama harcanması planlanan milyon liraların küçük bir kısmını da dağıtımdaki bu hayati önemi göz önünde bulundurarak satış noktalarının daha işlevsel kılınması adına harcanmalı.

3.Reklam -neredeyse her zaman- işe yarar.

Bu biraz da dağıtım ile alakalı tabi. Satış noktalarında ürünün tüketiciye sunulması ile paralel bir şekilde gerçekleştirilen reklam kampanyası müthiş işe yarıyor. Eğer ürün de başarılıysa satışlar patlıyor bir anda. Bu konuda en iyi örnekler Eti Karam Gurme, Eti Browni İntense, Eti Canga, Hoşbeş, Didi, Kinder Süt Dilimi, Sütaş Süzme Peynir, Pınar Aç Bitir. Bu ürünler doğru planlamalar sayesinde bu tip satış noktalarında yok sattı. Çünkü reklam ile satış noktası koordinasyonunu iyi kotardılar ve reklam yatırımını kesmediler. Bu yüzden kazandılar.

Şölen, büyük reklam yatırımları yaptığı dönemde dahi ürünlerini bu tip satış noktalarında düzenli olarak tüketicilerle buluşturma konusunda sorun yaşadı. Biscolata reklamlarını izledikten sonra ürünü denemek isteyen tüketiciler mahalle bakkallarında çoğu zaman “yok maalesef” cevabını aldılar. İşte bu yüzden “neredeyse her zaman”. Tabi ki bu reklamlar marka imajı oluşumunda çok işe yaradı fakat emek istediğim, daha başarılı bir dağıtım sistemiyle patronların daha çok memnun kalacağı satış rakamlarına ulaşılabilirdi diye düşünüyorum.

4.Evet. Promosyon konusunda yanılmıyorsunuz. Gerçekten işe yarıyor.

Özellikle Coca Cola ve Frito Lay bu işi en iyi yapan markalar. Coca Cola’nın 90’lı yıllardan beri hediye bardak, kupa, ayıcık, kavanoz, servis tabağı ve tabi ki “bedava 1 lt. kazandınız” yazılı kapakları ile tüketicin marka sadakatini nasıl kazandığını görüyoruz.

Frito Lay ise Pepsi, Lipton Ice Tea ve cips promosyonuyla sektöründeki 1 numaralı yerini çok iyi koruyor. Algida ve Panda’da çocuklar için promosyonu iyi kullanıyorlar. Promosyon, tüketicinin ürünü kullanım sıklığını artırmak, tüketicinin sadakatini kazanmak adına ürüne uygun, cezbedici kampanyalarla markanızın satış rakamlarının yükseliş trendinin düşmesini engellemek istediğiniz zamanlarda çok işinize yarayacak.

Şimdilerde her mahallede türeyen ucuzluk marketleri, özellikle hala devam eden veresiye kültürü ile toplumsal bir işlevi de olan bakkalların git gide azalmasına neden oluyor. Umarım son 20 yılda neredeyse her 2 tanesinden birinin kapandığı bakkalların ucuzluk marketleri karşısında bu var olma savaşında, markalara stratejik ortak olabilecek mahalle bakkallarına yönelik teşvikler planlayan birileri çıkar. Bunu yapmak markaların menfaatinedir. Benden söylemesi.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden 2013 yılında mezun oldum. Marka İletişimi ve Stratejik Planlama üzerine çalışmalar yapıyorum. Bu topraklarda dünya markası çıkarma gönüllüsüyüm. Ayrıca siyasete, bilime ve tarihe özel bir ilgim var.

Bir Cevap Yazın

EasyJet Neden Dünyada En Fazla Veriye Sahip Olan Havayolu Şirketi Olmak İstiyor?

  • Verinin ve müşteri deneyiminin hakim olduğu yeni nesil pazarlama dünyasında easyJet dünyada en fazla veriye sahip olan havayolu şirketi olmak istediğini duyurdu.
  • “Müşteri deneyimi sadece bir kişinin işi değildir, herkesin işidir.” Ünlü veri bilimci Michael Wu.
  • Müşteri kaybının nedeni kötü kalitedeki müşteri hizmetleri kaynaklı olmasına rağmen kuruluşların yalnızca % 31’inde, müşteri deneyimini iyileştirmek için şirket genelindeki çalışanlar takdir ediliyor ve ödüllendiriliyor.
  • İlgili yazı; Şirketlerin Müşteri Deneyimini Geliştirmek İçin Kullandığı 5 Yöntem

“Büyük veri”, “müşteri deneyimi” gibi kavramların şirketlerin ve markaların kaderini belirlediği artık su götürmez bir gerçek. Starbucks, Netflix, Spotify gibi başarılı yeni nesil markaların müşterilerine sunduğu farklı deneyimler toplumdaki beklentiyi de bu yöne çekti. Günümüzde pek çok marka bu farkındalıkla yoluna devam etmeye hazırlanıyor ve easyJet de bunlardan birisi.

easyJet’ten kısaca bahsetmek gerekirse; şirket İngiltere’nin en büyük ve Avrupanın ikinci en büyük tarifeli havayolu şirketi. 1995 yılında Sahibi olan Stelios Haji-Ioannou adlı İngiliz bir iş adamı tarafından İngiltere merkezli olarak kuruldu.

easyJet‘in şu anki CEO’su Johan Lundgren dün yaptığı konuşmada göre şirketin veri kullanımını üst düzeye çıkararak, tatilleri, iş müşterilerini ve sadakat programını kapsayan bir model ile büyüme sağlayabileceğine inandıklarını belirtti. Johan Lundgren, düşük maliyet ile geliri ve müşteri sadakatini artırıp dünyanın en fazla veriye sahip hava yolu şirketleri olacaklarına dair söz verdi.

Şirket son çeyrekte %8,8 artışla 36,8 milyon yolcuya sahip olmasına rağmen, Lundgren şirketin müşteri deneyimi ve müşteri korumasının geliştirilmesi ile ilgili “daha ​​iyisi yapılabilir” dedi. Çünkü yaşadığımız çağda daha iyisini yapmanın yolu olabildiğince çok veriye sahip olup bu verileri doğru kullanmaktan geçiyor. Markanıza sadık müşteriler kazandırmak istiyorsanız onlara kaliteli deneyimler yaşatmanız gerekiyor.

Lundgren konuşmasına “Sadık düzenli müşteriler bir marka için en yüksek değeri yaratıyor ve şu anda müşterilerimizin %46’sı bizimle yılda bir kez uçuyor, bu da büyük bir fırsat yaratıyor.” şeklinde devam etti. Bağlılık ve sadakat büyümeyi etkileyen en önemli faktör olduğu için Lundgren kendilerine üç kilit noktası belirlediklerini söyledi. Bunlar; tatil, iş ve sadakat.

Veri kullanımının “mükemmel” olmasını sağlamak için easyJet, havayolu şirketinin yönetim kuruluna katılacak olan Luca Zuccoli’deki ilk ana veri memurunu işe aldı. Lundgren, müşteri deneyimini geliştirmek için uçuş sürelerini de optimize etmeyi planladıklarını açıkladı. Ayrıca Lundgren müşterilerinin tatil deneyimini artırmak için konaklama hizmetlerini de kapsayan tatil paketlerini artıracaklarını söyledi. 

easyJet’in bu açıklamaları ve attığı adımlar büyümek ve yeni nesle ayak uydurmak isteyen diğer şirketler için güzel bir örnek teşkil edebilir. Zira markanız bu zamana kadar Starbucks, Netflix olamadı diye bundan sonra olamayacağı anlamına gelmiyor. Tek yapmanız gereken rakiplerinizden farklılaşmak ve Johan Lundgren’ın da dediği gibi olabildiğince çok veriye sahip olmak.

Nisan 2018’de gerçekleştirdiğimiz Marketing Meetup’a dünyaca ünlü veri bilimci Dr. Michael Wu’yu davet etmiştik. Konuşmasında müşteriye sunulan hizmet ile müşteri beklentisinin arasında fark olduğunu belirten Dr. Michael Wu, günümüzde müşteri beklentisinin artmasından ötürü hayal kırıklığının da arttığını ifade etmişti.  Buradan rahatlıkla şu sonucu çıkarabiliriz diye düşünüyorum: Müşterilerinizin beklentilerine uygun hizmet verebilmeniz için müşterilerin ne beklediğini anlayacak kadar veri toplamalısınız. Elde ettiğiniz verileri doğru kullandığınız takdirde büyümenizin önünde fazla engel kalmayacaktır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Tarihin En Başarılı 8 Marka Sloganı

Markanın kendilerini ifade ederken kullandıkları  en önemli araçların başında gelen sloganlar, zaman zaman da sadece  markaya ait olmaktan çıkıp insanların  kullandığı söz öbekleri haline dönüşüyor. Bazen sloganın yaratıcılığı bazen akılda kalıcı olması bazen de içerisinde komik unsurlar bulunması nedeniyle günlük hayatta birçok kez markaların sloganlarını duyabiliyoruz.

Peki şu ana kadar yapılmış ve dünya çapında ses getirmiş sloganlar hangileri? Pazarlamasyon olarak en başarılı 8 sloganı araştırdık;


Just Do It! – Nike – 1988

Nike’ın reklam ajansı Wieden and Kennedy ve bir grup Nike çalışanı tarafından 1988 yılında geliştirilen slogan ve slogan etrafında şekillenen promosyonlar sayesinde, Nike’ın %18 olan spor ayakkabısındaki pazar payı %43’e ulaştı. Zamanın Reebok & Nike rekabetinde Nike’ın dominasyonunu sağlayan bu slogan artık Nike ile özleşleşti ve hala Nike’ın en önemli kozlarından biri.


Because I’m worth it – L’oreal – 1973

70’lerdeki sosyal evrim ve feminizm sonucunda L’oreal tarafından oluşturulan ‘Çünkü ben buna değerim‘ sloganı aradan 40 yıl geçmesine rağmen hala kullanılıyor.

O dönemin koşullarını anlamak için küçük bir not; L’oreal’ın rekabet ettiği markalar, reklamlarında dahi erkek sesi kullanıyordu. Düşünün, erkek sesiyle kadınlara yönelik ürünler satıyorsunuz! L’oreal, reklamında kadın sesi kullanan ilk marka özelliğini taşıyor.


 Connecting People – Nokia- 1992

Finli cep telefonu üreticisinin ilk olarak 1992 yılında düzenlemiş olduğu reklam kampanyasında duymuş olduğumuz Connecting People sloganı, yıllarca Nokia’yı cep telefonu sektöründe lider koltuğunda oturttu. O zamandan bu güne tam 21 yıl geçse de cep telefonu dendiğinde birçoğumuzun aklına  Nokia’nın sloganı ve ses tonu geliyor.


Refreshes the parts other beers cannot reach – Heineken – 1973

Carlsberg’in 1973’teki ‘Probably the best beer in the world‘ sloganı ile aynı dönemde yaratılan ve 2005 yılına kadar kullanılan slogan dünya çapında bir başarı yakaladı ve Heineken’in rekabet gücünü arttırdı.


Open happiness – Coca Cola – 2009

Coca-Cola-open-happiness1

Coca Cola’nın yıllardır gerçekleştirmek için çaba sarfettiği ‘insanları mutlu etme’ temasının ilk filizlerinden olan Mutluluğa Kapak Aç, 2009 yılında McCann Erickson tarafından yaratıldı. O günden bu güne geçen süre zarfında bu sloganın bilinçaltına yerleşmesi için binlerce pazarlama faaliyetinde bulunan Coca Cola, “mutluluk” kelimesi ile kendini özdeşleştirmeyi başardı.


Think Different! – Apple – 1997

Bu listede Apple’ın ‘Think Different’ sloganına yer vermemek büyük bir hata olurdu. Sloganın yarattığı başarıyı anlatmaya gerek yok sanırım. Sloganın kullanıldığı reklam filmi hala akıllarda taze bir yer kaplıyor.


Think Small – Volkswagen – 1959

1959 yılında  Helmut Krone tarafından yaratılan ‘Think Small’ kampanyası, Volkswagen’ın Beetle (Vosvos) modeli için tanımlanabilecek en iyi slogandı. Marka bu slogan-ürün uyumu sayesinde milyonlarca kişiyi Vosvos sevdalısı yaptı. Bu model günümüzde bile birçok insan için ‘bir otomobilden fazlası’nı anlatıyor.


Beanz Meanz Heinz – Heinz- 1967

1967’de üretilen ve 30 yıl kullanılan bu slogan, birçok otoriteye göre Dünya’da en çok tekrarlanan ve akılda kalan slogan olma özelliği taşıyor. Slogan,  özellikle Birleşik Krallık’ta bir efsane olarak nitelendiriliyor. 60’larda iletişim, tek kanallı olduğundan insanların bilinçaltına adeta kazınmış bir slogandı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link