Küresel Düşün,Yerel Davran ”NUTELLA” 0

Nutella, ilk defa 1940’larda Alba’da pastane sahibi ve Ferrero şirketinin kurucusu olan pasta ustası Pietro Ferrero tarafından yaratıldı. Ferrero’nun hayali kaliteli ve satın alınabilir bir çikolatalı besin üretmekti. Bu dönemlerde 2. Dünya Savaşı’nın başlaması sebebiyle kakao tedariği kısıtlandı, bu yüzden de Ferrero tedariğini genişletebilmek adına İtalya‘nın kuzeybatısında yer alan Piedmont bölgesinde bolca kullanılan fındığı kullanmıştı. Gerçekleştirdiği revizyonlarla, kurduğu satış ağıyla Ferrero Nutella’yı bugün 75 ülkeye ulaştırmıştır.

Pazarlama felsefesine baktığımızda ;

‘’Güne Nutella ile Başlayın’’

’’Kahvaltının Yıldızı’’

Nutella müşteri tatminini ön planda tutan modern bir anlayış benimsiyor. Piyasadaki rakiplerine göre daha maliyetli olmasına rağmen fiyata duyarlılığı azaltarak, marka sadakatini elde etmeyi başarıyor. Nutella’nın davranışsal, demografik, psikolojik bölümlendirmeye önem verdiğini görebiliyoruz. Tüketicinin kullanma alışkanlıklarına göre bölümlendirme yapıyor. Şirket 15gr, 180gr,400gr,700 gr kavanoz paketleriyle tüketim oranlarına göre ürünü pazara sunuyor. 15gr ‘lık kavanozunu kahvaltılık servis için sunarken,  700gr ise ailelerin kullanımına sunuyor.


ADSIZ3

Rakiplerinden farklı olarak farklılaştırılmış ürün stratejisini benimsiyor. Ülkelerin kullanım alışkanlıklarına, damak tadına göre ürünlerini çeşitlendirdiğini görüyoruz. Örnek vermek gerekirse krep, blini, pankek,  poğaça, pita ekmeği ,açma, briyoş , muffin, waffle.

Yarattığı kavanozların dönemsel veya ülkelere göre değişebildiğini görebilmekteyiz.  Örneğin; Paskalya Bayramında kapaklar yumurta şeklinde tasarlanmıştır.

4

İtalyan Birliği’nin 150.yıl şerefine yapılan Nutella tasarım kavanozlarını görüyoruz.

Adsız5

Nutella ürün yaşam eğrisinde şu an olgunluk dönemindedir. Bu yüzden kendini hatırlatıcı tutundurma faaliyetlerinde bulunması çok doğal. Rakipleri arasında üstünlük yaratacak stratejileri tercih ediyor. Örnek olarak son zamanlarda kavanozlarının üzerine özel isimler yazdırması ile tahmin edilenden daha fazla dikkat çekmeyi başarmıştır.

Adsız6

Facebook’da Nutella’yı beğenen kişi sayısı 29.226.177. Sayfa’da “Aramıza Katılın” şeklinde ibareler bulunuyor ve insanları sayfasına davet ediyor. Yapılan ankete göre ‘’Sizce Nutellanın yanında ne olmalı?’’ diye sorulduğunda  ;

  • Bir parça meyve
  • Bir dilim ekmek
  • Çubuk kraker

Adsız7

taleplerine hızla cevap veren ürün geliştiriyor. Farklılaştırılmış pazarlama stratejisi ile aklımız ve gönlümüzde kalmayı başarıyor.

Adsız

Uludağ Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi. Çeşitli yurtdışı eğitim danışmanlıkları olan EF Educational First, United Towers gibi şirketlerde proje gönüllüsü olarak görev almaktadır. Pazarlama ve İnsan Psikolojisine karşı ilgisi var. Pazarlama ana bilim dalında akademik kariyer düşünmektedir.

Bir Cevap Yazın

Kriz Döneminde Ortaya Çıkan 5 Büyük Şirket 0

Kriz dönemlerinde kurulup, günümüze kadar var olan dev şirketlerin kısa ama etkili hikayeleri, riskler ve fırsatların nasıl kullanılması gerektiğini öğretiyor.

Büyük kriz dönemleri herkes için başarısızlık getirmiyor. Aksine krizi fırsat bilip, olumsuzluklarını lehine çeviren birçok kişi veya şirketin hikayelerine tanık oluyoruz.

Bugün kriz döneminde krizi fırsata çeviren ve günümüzde devleşen 5 şirketin kısa hikayesini sizlerle paylaşacağım. Benim yaptığım en net tespit, bu şirketlerin başında bulunanlar veya yönetimde büyük görev üstlenen kurucu isimler kesinlikle risk almaktan korkmuyor.

Her risk alanın başarılı olacağını var saymak veya her koşulda risk alınabileceğini düşünmek de büyük bir ahmaklık. Durum ve riski iyi analiz edip, orta yolu bulmak yapılabilecek en doğru hareket olsa da kriz döneminde ortaya çıkmak ve yıllar sonra dev şirketlere dönüşebilmek gerçekten büyük bir başarı.

Muhtemelen bu başarının en doğru formülü: risk, yaratıcılık, fırsat ve beceri.

Hewlett-Packard

Savaş krizi getirir, krizlerde her zaman iyi ya da kötü götürür ama bu herkes için geçerli değil!

Hewlett-Packard daha çok bilinen adıyla HP, bugün dünyanın en büyük bilgisayar donanım ve yazılım üretici şirketlerinden biri konumda yer alıyor. Şirketin adı kurucularının soyadlarının birleşiminden meydana geliyor. Stanford Üniversitesi’nden Bill Hewlett ve David Packard adında iki öğrenci tarafından 1939 yılında ABD’de bir evin garajında 538 dolar başlangıç sermayesiyle kurulan şirket küçük elektronik cihazların üretimini yapmaya başlıyor. İlk müşterilerinden biri de eğlence sektöründe dünyanın en büyük markalarından Disney oluyor.

Ne var ki, şirketin kuruluşundan birkaç yıl sonrası 40’lı yıllar savaş dönemine denk geliyor. II. Dünya Savaşı’nda Almanya zarar gören denizaltı filoları için askeri alanda radarlarla ilgili özel cihazlara ihtiyaç duyuyor. Bu anlamda kendini kısa sürede kanıtlayan Hewlett-Packard, savaşı ve savaşın olduğu kriz dönemini fırsata çeviriyor. Almanya’nın istediği cihazları başarıyla üreten HP, o yıllarda yaklaşık 45 kişilik bir kadroyla çalışmasına rağmen milyon dolarlık gelirler elde etmeyi başarıyor.

Ford Motor Company

Savaş sonrası yatırımcı bulmak mı? Kimileri için pek de zor görünmüyor.

İrlandalı bir mültecinin oğlu olarak ABD’de dünya gelen günümüzün büyük otomobil üreticileri konumunda bulunan Ford Motor Company’nin kurucusu Henry Ford, ABD’nin Büyük Buhran dönemi ve yeni biten İç Savaşı’nın hemen ardından otomobil üretebilmek için yatırımcı arayışına giriyor. Kriz dönemlerinde yatırımcı bulmak zorken; Henry Ford, 12 yatırımcıyı birden ikna ediyor. 1903 yılında 28 bin dolar başlangıç ​​sermayesi ile şirketi Ford Motor Company’i kuruyor ve şirket aynı yıl ilk otomobilini üretiyor.

I. Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan Amerika’daki Büyük Buhran yıllarında Amerika’daki birçok şirket gibi zor bir dönem geçirse de ayakta kalmayı başarıyor. II. Dünya Savaşı’nı da fırsata çeviren şirket tank üretimleriyle savaşlar öncesi dönemdeki popülerliğini geri kazanmayı başarıyor.

Pepsi

Krizleri herkesin fırsata çeviremeyeceğinin en önemli kanıtı.

Pepsi’nin hikayesi Şirketin kurucusu Caleb Bradham öncesi ve şirketin ticari ünvanını sonradan devralan Roy Megargel sonrası olarak iki döneme ayrılıyor.

Pepsi, Eczacı Caleb Bradham tarafından ABD’de kuruluyor ve ilk içecek 1898 yılında piyasaya sürülüyor. Pazarı elinde tutan büyük rakibi Coca-Cola’nın başarısı karşısında ilk etapta başarılı olan kurucu Bradham, 1923 yılında yüksek şeker fiyatları ve I. Dünya Savaşı sonrasındaki olumsuzluklarla mücadele edemiyor ve şirket iflas ediyor.

İflas eden şirketin ticari ünvanını satın alan Roy Megargel, dönem olumsuzluklarından dolayı şirketin 8 yıllık bir dönemden sonra tekrar iflas etmesine engel olamıyor. Son iflasın ardından tekrar kurulan Pepsi, sil baştan içeceği tekrar formüle ediyor. Rakibi Coca-Cola’nın 6 onzluk şişelerde 5 cente sattığı içeceklerinin karşısına aynı fiyata 12 onzluk şişeleri çıkarıyor. Pepsi, ekonomik kriz döneminde yaptığı kampanyalarla aradaki fiyat farkına sürekli göndermeler yapıyor. Bu dönemde popülerliğini artıran şirket 36-38 yılları arasında karını katlamayı başarıyor. Sonuç olarak şirket günümüzde hala ayakta.

McDonald’s

Her zaman her şey yolunda gitmiyorsa, çözüm bulmalı.

McDonald’s, II. Dünya Savaşı’nın başladığı yılın hemen ertesinde 1940 yılında ABD’de Richard ve Maurice McDonald tarafından küçük bir kafe olarak resmen kuruluyor.

Otomobil servisi o dönemlerde çok parlak iş fikirleri arasında yer alıyor. Richard ve Maurice McDonald kardeşlerde otomobil servisinin yanı sıra kafelerine yerleştirdikleri küçük masalara da servis yapıyorlardı. Kısa sürede popüler olan işletmeleri yıllık 200 bin dolara yakın satış yapıyordu. Fakat bir terslik vardı ve maliyetler çok fazlaydı. Müşteriler artıkça çalıştırılan garson sayısı da artıyordu. Aynı şekilde servis yavaşlıyor ve otomobil servisinde bekleyen araçlar yolu kilitliyordu.

Maliyetin sürekli yükselmesi ikiliyi tekrar düşünmeye itti. İşe mutfaktan başlayan McDonald kardeşler, servis pencerelerini genişleterek self servis yapmaya başladılar. Böylece garsonların bir kısmına artık gerek kalmamıştı. Kısa zamanda karton bardak ve paketlerle servise geçen  McDonald’s, bulaşıkları yıkayacak personel maliyetlerinden de kurtulmuştu. Onlar için tek sorun rakip kafelerle rekabet etmek gibi görünüyordu. Bu sorunu da kısa sürede çözdüler, önce menü alternatiflerini 10’a indirdiler böylece müşterilerdeki kafa karışıklığı azaldı. Ardından menülerin fiyatını yarı yarıya indirerek, rekabet edebilir hale geldiler. Menü fiyatları yarı yarıya indiğinde aynı şekilde maliyetin azaltılabilmesi açısından porsiyonlarda küçültüldü.

Sonuç olarak, McDonald’s bugün dünyanın en büyük restoran zincirlerinden biri konumunda. İstatistiklere göre Amerikalıların %98’i her yıl en az bir kere bu restorana gidiyor.

Adidas

Hayaller yarım kalınca tamamlama arzusu ne krizi, ne de savaşı tanımıyor.

I. Dünya Savaşı’nın ardından Almanya’da durumlar oldukça kötüydü. Alman ekonomisi, sefalet, işsizlik ve krizlerle boğuşur durumdaydı. 1920 yılında kriz ortamında Dassler kardeşler geçimlerini sağlayabilmek için ayakkabı atölyesi kurdular.

Kardeşler, 1924 yılında 12 işçiye sahip “Dassler kardeşlerin ayakkabı fabrikası” adlı şirketi faaliyete geçirdiler. Bu dönemde 200,000 çift ayakkabı satmayı başaran Dassler kardeşler, II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla cepheye yollandı.

Savaşın ardından her şeye sıfırdan başlayan kardeşler yeniden işe koyuldu.

1948 yılında iki kardeş arasında çıkan fikir ayrılığı bugün dünyanın en büyük iki spor markası Adidas ve Puma’nın ortaya çıkmasını sağladı. Kardeşlerden Adolf Dassler Adidas’la, Rudi Dassler ise Puma ile yollarına devam etme kararı aldılar. Bazı kaynaklara göre iki kardeş bu ayrılıktan sonra bir daha hiç konuşmamış. Belki de iki büyük marka arasındaki dev rekabetin altında yatan gerçek neden budur.

Kaynak: ekonomist.co

Bu Kartviziti Okumak İçin Biraz Uğraşmanız Gerekecek 0

Muhtemel müşteriler ya da iş yapabileceğimiz kişileri bulmak için bugün birçok araca sahibiz. Her ne kadar sosyal medya iş ilişkilerimizi geliştirmemiz adına birçok olanağı önümüze sunsa da tanışmak, karşımızdaki hakkında bir izlenim sahibi olmak, iletişimde kalmak için bir kartvizit uzatmak belki de hiç bitmeyecek bir geleneğimiz olabilir. Siz de kartvizitlerin gücüne hala inananlardansanız gelin bu yaratıcı kartvizitin hikayesine yakından bakalım.

26 yaşındaki Kanadalı sanat direktörü Dori, “bu zaten önceden yapılmıştı” fikri ile savaşmak için yaratıcı gücünü kullanan yeni ve orijinal fikirleri seven, her zaman daha iyisini yapmak için emek sarf eden genç bir sanat direktörü. Kendisini ifade edebilmek adına kartvizitini oyun alanına çeviren Dori,  ilk izlenimde olumlu bir intiba ile beraber merak duygusunu da harekete geçirmeyi başarıyor.

En büyük hobilerinden birisinin yaratıcı kartvizit tasarımı olduğunu belirten Dori, daha öncede birçok farklı temada yaratıcı kart tasarımları yapmış. Ancak bu sefer yapabileceği en sade, en yaratıcı ve en dikkat çekici kartviziti üretmek için yola çıkan Dori, sonunda ilk bakışta bomboş bir kağıt parçasını andıran ancak insanların sadece dikkatli baktığında içinde saklı bilgileri görebileceği en yaratıcı kartvizitini yaratmayı başarmış.

Kartvizitinin yardımcı oyuncusu olarak herkesin cep telefonlarında bulunan flash ışıkları kullanmayı düşünen genç sanatçı kartın sadeliği ile ters düşmemesi adına çok az bilgi eklemiş. Nasıl olsa Google’da aradıklarında tüm bilgilerine ulaşılabileceğini bildiği için karta sadece ismini ve mesajını eklemeyi istemiş.

İlk etapta bomboş bir kartvizit uzatan genç sanatçı bu eseriyle “işte benim kartvizitim, biraz zekiyseniz zaten mantığı çözebilirsiniz.” mesajını da vermeyi ihmal etmiyor tabii ki.

Akıllı telefon ışığı, bir ampul ya da parlak bir ışığa tuttuğunuzda okuyabileceğiniz bu yaratıcı kartvizit, orta ve alt katmanına stensil olarak eklenmiş katmanların birleşmesi ile 3 katmandan oluşarak son halini almış.

Söylemek ile göstermek arasındaki farkın derinliğini gördüğümüz bu kart tasarımını sevdiniz mi?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link
DIGITAL EXCELLENCE PROGRAM 

Dijital Mükemmelliği Yakalayın!

KAYDOL
close-link