Kayseri Usulü Medya Planlama: Şahin Sucukları

Bildiğiniz üzere sinemaya film izlemeye gittiğimizde filmden önce bir süre reklamlara maruz kalıyoruz. Meslek icabı herhangi birinden daha dikkatli ve sorgulayarak izlediğim bu bölüm, aynı zamanda bir tüketici olarak herkes gibi  benim için de maruz kalma olarak açıklanabilir. Sinemada reklamları izlerken salonda oynatılan filmin türü, muhtemel izleyici kitlesi ve reklam filminin hedef kitlesi gibi sorgulamalar arasında kayboluyorum.

Her ne kadar reklamcı olsam da ben de bir tüketiciyim ve izlediğim reklamlar, benim de satın alma kararlarıma olumsuz ya da olumlu olarak etki ediyor. Sizlerle bu yazımda sinema salonunda yaşadığım bir deneyim üzerinden medya planlamanın önemi hakkında konuşalım istedim.

Geçen hafta sonu sinemaya gittim. Şişli’deki bir Cinemaximum sinemasıydı. Salona girdim, yerime kuruldum ve filmin başlaması için bekledim. İlk reklam şuydu:

2. Reklam İse;

Ara vermeden 3. reklam geldi ardından:

Bu işte bir gariplik var diye düşünmeye başladım. Üst üste bu kadar Şahin reklamı gelmesi biraz garipti. Sanırım etkiyi ve akılda kalıcılığı artırmak için yapıldı diye düşündüm ve kendimce mantık aradım.

4. reklamla devam etti Şahin reklamları:

Salonda hafif hafif homurdanmalar başladı. Bir tane daha geldi:

Ve bir tane daha:

Seyirciler durumun absürtlüğünü anlamaya çalışırken bir yandan da salonda kahkaha atanlar vardı. Bir kaç kişi “Yeter be birader. Ne sucukmuş be kardeşim! “ diye isyan etti. Ama Şahin Sucukları durmuyordu. Üst üste reklamlarını çakıyordu sinema seyircisine…

Ben yazımın başında anlattığım durumun bugüne kadar en zor halini yaşıyordum. İlk defa bir reklam kuşağında bir markanın bu kadar sık reklam yayınladığına şahit oluyordum. Salondaki genel konu, Şahin Sucukları ve onun sıra dışı reklam kuşağı olmuştu.

Derken son darbe geldi:

5 reklamdan sonrasını saymadım ama buradaki her reklam filmini gördüğümü hatırlıyorum. Hatta bazılarını bir kaç kez. İlk kez karşılaştığım bu reklam kuşağının bana bir tüketici olarak hissettirdikleri marka adına pek iç açıcı değildi. Üst üste yayınlanan reklamlar bende rahatsızlık hissi uyandırdı. Film izlemek için kurulduğum koltuğumda bir markanın bu denli yoğun reklam kuşağına maruz kalmak marka adına benim için son derece kötü bir deneyim oldu. Markaya bir antipati uyandı bende. Salondan edindiğim izlenim benimle aynı paralelde gibi görünüyordu. İnsanlar üst üste sucuk reklamı izlemekten rahatsız olmuşlardı.

Bir iki reklam sonra film başladı ama benimle birlikte salondaki diğer izleyicilerin verdiği tepki, bir süre daha zihnimi meşgul etti. Bir marka bu şekilde yoğun bir medya planlama kararı alırken böyle bir tepkiyi hesap etmemiş olabilir mi? Ya da hiç mi gidip bir sinema salonunda pre-test yapılmadı?

Reklamcılar da dahil olmak üzere kimse bir tüketici olarak reklam izlemeyi sevmez. Bu yüzden medya planlamada izleyiciler reklamı izlemiş değil “maruz kalmış” olarak  sayılır. Youtube’da bir şeyler izlerken çıkan “reklamı atla”mak için 4 saniye bile bize çok geliyor. Ancak reklam olmayan reklamları izlemeye tahammül edebiliyoruz ya da bizi eğlendiren içerikleri davet ediyoruz zihnimizin bahçelerine.

Böyle bir durum söz konusu iken, bir markanın tüketicilerin bu tavrını yok sayarak izleyicileri, reklamı atlama imkanlarının olmadığı bir platformda üst üste bu kadar reklama maruz bırakması en hafif tabirle ayağına sıkmaktır. Böyle bir deneyimden sonra salondaki insanların markaya yönelik bir sempati beslemesi ve dahi ürünlerini tercih etmesi çok zor bir ihtimal gibi geliyor bana. 3 reklama kadar tahammül edilebilirdi belki ama 7-8’i bulan reklam sayıları hele ki sinema gibi bir yerde izleyici için kabus gibi bir hal alıyor. El insaf…

Üniversiteyken Medya Planlama dersinde kaynak kitap olarak kullandığımız Jack Z. Sissors& Roger B. Baron’un “Medya Planı Nasıl Hazırlanır?”adlı 511 sayfalık kitabında bile böyle bir medya planlama stratejisine rastlamadım. Herhalde literatüre yeni bir medya planı stratejisi kazandırılmış oldu.  

Bu yazıyı yazmadan önce ekşi sözlükte ” şahin sucuk reklamları” diye bir arama yaptım. Yorumlar için tıklayın.

Bu başlık altında yapılan yorumlar çok vahim. Yıllar önce Şahin Sucukları lansman yaptığında reklam filmleri, İstanbul’daki reklamcılar arasında dalga konusu haline gelmişti. Geçen yıllar çok bir şey değiştirmemiş gibi görünüyor. Umarım marka, bu medya planlama hatasından  en yakın zamanda döner. Bizden uyarması…

 

Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünden 2013 yılında mezun oldum. Marka İletişimi ve Stratejik Planlama üzerine çalışmalar yapıyorum. Bu topraklarda dünya markası çıkarma gönüllüsüyüm. Ayrıca siyasete, bilime ve tarihe özel bir ilgim var.

3 Comments

  1. Aynı duygular ile geçen gün sinemada bizde maruz kaldık şahin reklam saldırısına.Salonda o kadar farklı yorumlar oldu ki bir reklam için sanırım ilk kez bu kadar tepki gösterilmiştir.Pazarlama hatası değil resmen pazarlamanın tüm kitaplarını yakıp yıkmışlar.

  2. Erhan Merhabalar,
    Yazılarını vakit buldukça okuyorum. Oldukça güzel bakış açın yorumlamaların. Bu yazını görünce okumadan geçemedim. Bu reklam hakkındaki tespitlerinde güzel. Bende sinemaya gittiğimde markaya çok fazla maruz bırakılmaktan oldukça rahatsızlık duydum. Yalnız benim kafama takılan soru şu ki ; böyle bir yazıya Kayseri usulü diyerek başlaman.Ne demek istedin tam olarak. Eleştirdiğimiz markaların şehrini de mi katarak anlatıyoruz. Kaç tane şirket tanıyorsunuz Kayseri’de. Peki buradaki pazarlama mantığından haberiniz var mı? Çalıştınız mı hiç Kayserili bir firma ile.Ben Kayserili Türkiye’nin en büyük firmalarından birinde Marketing departmanında çalışan biri olarak söylüyorum,emin ol çok büyük başarılar var buralarda. Ama siz böyle bir başlıkla sanki tüm Kayserili firmaların kötü işler yaptığı izlenimi veriyorsunuz. Biraz daha hassasiyet ve dikkat lütfen.
    Görüşmek üzere
    Saygılar

    1. Fatmagül merhaba,
      Öncelikle nazik düşüncelerin için teşekkür ederim. Açıkçası ne yazıyı yazarken ne de başlığa karar verirken okuyucularda böyle bir algının oluşacağını düşünmedim. Yazının tamamından Kayseri usulü sözünün Kayseri’nin geneline ithafen değil, Şahin markasının özelinde söylendiği anlaşılır düşündüm. Markanın sürekli Kayseri vurgusu yapması bu başlığı atmama etki etti. Lakin senin dikkat çektiğin şekilde de algılayanlar olabilir. Senin böyle düşünmen benim için yeterli bir sebeptir. Sürç-i lisan ettiysem affola. Umarım gönül kırmamışımdır.

      Katkın için tekrar teşekkür ederim Fatmagül. Görüşmek üzere…

      Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

Markalar Neden Micro-Influencer’larla Daha Sık Çalışmalı?

Reklamlarda ünlü kullanımına güvenin azalmasıyla ve sosyal medyanın her geçen gün daha fazla alanı kaplamasıyla hayatlarımıza giren “influencer” kavramından daha önce bahsetmiştik.

İnfluencer kelimesi dilimize daha yeni yeni oturmuşken daha farklı ve etkili bir pazarlama taktiği ile karşı karşıyayız: “Mikro-influencer marketing.”

Micro-influencer’lar, influencer’lara nazaran sosyal mecralarda çok daha az takipçi sayısı ve bilinilirliği olan, alanlarında uzman ve sosyal medyayı aktif kullanan kişilerdir. Takipçi sayıları ile ilgili kesin bir sınır olmamasıyla beraber genelde 1000’den az veya 1000-50.000/100.000 arası takipçileri mevcut olabiliyor. Ama mikro kalmaları için milyonlara ulaşmamaları gerekiyor.

Peki markalar neden Micro-influencer’ları daha sık kullanmalı?

  • İstatistiklerde de görüldüğü gibi influencer’ların etkileşim oranları takipçi sayıları ile ters orantılı. Bunun sebebi ünlü kişilere ve macro-influencer’lara göre alanlarında daha profesyonel kişilerden oluşmaları ve haliyle takipçi kitlelerinin de konu ile alakalı, daha bilinçli kişiler olması. Yani ürün veya hizmet için doğru kişiyi seçtiyseniz hedef kitlenizi tam on ikiden vurdunuz demektir.
  • Micro-influencer’lara ayrılacak bütçe ünlülere ve milyonlarca takipçisi olan influencer’lara göre çok daha cüzi bir miktar olacaktır.
  • Micro-influencer’ların takipçileriyle etkileşimleri daha fazladır. Çift yönlü iletişimleri daha kuvvetlidir. Tüketiciler akıllarındaki soruları sorduğunda geri dönüş alma ihtimalleri çok daha yüksektir. Bu durum takipçilerin hem influencer’a hem de markaya sadakati arttıracaktır.
  • Daha az kitleye hitap eden micro-influencer’lar samimiyetlerinden ötürü takipçilerin satın alma kararlarını etkileyebilirler. Önerdikleri bir ürün veya hizmete güven çok daha üst boyutlarda olacaktır.
  • Micro-influencer’ların samimiyetleri markanızın da samimi algılanmasını sağlar. Tüketici ihtiyaçlarına ve fikirlerine öncelik verdiğinizin bir göstergesi olacaktır.
  • Micro-influencer’lar ünlülere kıyasla daha az sponsorlu reklam içeriği paylaşırlar dolayısıyla bu da reklamın etkileyiciliğini ve güvenilirliğini arttıran bir unsurdur.

Genellikle belli bir spor dalı ile uğraşan, belli bir sanat dalı ile ilgilenen, herkese hitap etmeyen ürün veya hizmetlerin hedef kitleleri sınırlıdır. Kendi konunuz ile ilgili doğru kanaat önderini seçerseniz onu takip eden kişilerin sayısı az da olsa doğrudan bu sınırlı uğraşlarla, işlerle ilgilenen kişiler olacağından tüketici ile etkileşiminiz çok daha fazla olacaktır.

Sorulması gereken soru aslında şu; Daha fazla insanın reklamımı görmesi için ünlülerin paylaştığı reklam içerikleri yeterince etkileşim alıyor mu? Bu demek değil ki her zaman fazla takipçi az etkileşim demektir. Milyonların ilgisini çeken bir ürününüz var ise, çok büyük ve genel bir marka iseniz milyonlara hitap etmeniz son derece normal ama sınırlı bir kitleye hitap ediyorsanız verdiğiniz reklamı milyonların görmesine ihtiyacınız yok, doğru kişilerin görmesine ihtiyacınız var. Bunun mantığı çok basit aslında, başımız ağrıdığında bütün ilaçları içmiyoruz sadece ağrı kesici içiyoruz ve ağrımızı kesiyor.

Kamp eşyaları üreten bir firmanın sadece takipçi sayısı çok olduğu için Demet Akalın’a reklam vermesi mi yoksa takipçi sayısı 15.000 olup kamp tatillerini paylaşan bir micro-influencer’a reklam vermesi mi daha fazla etkileşim sağlar?

 

 

 

Facebook’tan YouTube’a Hamle: Facebook Creator App

Facebook Creator App

Kullanıcı sayısı dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’i bile geçen Facebook, geliştirdiği Facebook Creator App uygulaması sayesinde, izleyici kitlesi arasındaki kanaat önderleri (influencer) ile yayınlanan yapımlar arasındaki mesafeyi daha da kısaltmayı hedefliyor.

Uygulama, internet “fenomenlerine” video oluşturma, video düzenleme ve canlı yayın için yeni bir alan açmış olacak. Ayrıca takipçileriyle mesajlaşmalarına ve videolarına dair istatistikleri takip etmelerine de imkân sağlayacak. Uygulama kişisel profiller için geçerli olmayacak, yalnızca Facebook sayfası sahipleri kullanabilecek.

Creator App
Facebook Creator App’ten bir ekran görüntüsü

Facebook’un “fenomenler” için duyurduğu bu yeni ürünü aslında, daha fazla insana ulaşarak başarısını artırmak isteyen birçok internet ünlüsü için hâlâ en önemli sıçrama tahtası olan YouTube ile rekabet etmek istemesi olarak yorumlayabiliriz. Anlaşılan o ki hem YouTube’un bu konumu hem de Snapchat’in içerik üretenler için daha fazla ürün ve hizmet sunacağını açıklaması, Facebook’u harekete geçirmiş görünüyor.

Facebook Ürün Müdürü Fidji Simo, geçtiğimiz günlerde yazdığı blog yazısında, YouTube ünlüsü Markian Benhamou ve Facebook’ta komik içerikler paylaşan Jay Mendoza ile bir araya geldiklerini belirtti. Simo, internette içerik oluşturanların ihtiyaçlarının ve hedeflerinin çeşitlendiğini ve bu kişilerin takipçi kitlesini beslemek için gereken araçlara sahip olmalarının önemli olduğunu yazdı. Facebook bunun yanında, Facebook Creator App uygulamasının içerik üreticileri tarafından nasıl kullanılacağına dair bir internet sitesi de hazırlamış.

Facebook Creator App uygulamasının, YouTube’un hakimiyetindeki video pazarlama alanında Facebook’un da var olması için önemli bir hamle olmması bekleniyor.

Her ne kadar bu uygulamanın geliştirilmesi Facebook için rekabet anlamında önemli bir adım olsa da YouTube’un, platform üzerinde kanalı olanlar için benzer bir kanal yönetimi ve videolardan elde edilen gelirlerin paylaşılmasını sağlayan bir ortak programı var. Ne var ki politik ve kültürel konulara odaklanan birçok YouTube ünlüsünü kapsayan YouTube fenomen topluluğunda, reklamverenlerin reklamların nerede görüldüğü konusuna daha fazla eğilmesinden bu yana, ciddi bir belirsizlik yaşanıyor. Özellikle de platformun, reklamverenleri düşünerek videoların uygun olmayan içerik taşıyıp taşımadığı noktasındaki aşırı hassasiyeti, YouTube’daki video üreticileri tarafından gelirlerine bir darbe olarak görülüyor.

Faecbook’un, bu yıl başlattığı YouTube benzeri video platformu Watch sayesinde, canlı yayın içinde reklam verme ve talep üzerine video üretimiyle, içerik üretenler ve platformun kendisi için yeni bir gelir kaynağı yaratmayı başarmıştı. Öyle ki Watch, internet ünlüleri için gelecek vadeden bir özellik olarak öne çıktı. Basketbolda ünlü Ball ailesinin Facebook’un Watch platformu üzerindeki şovu Ball In The Family, Jody Steel’in Body Art’ı ve Jay Mendoza’nın Elote Man’ini, bunun ilk işaretleri olarak kabul edebiliriz. Creator App’i de bu stratejinin yeni bir parçası olarak da düşünebiliriz.

Uygulama, canlı yayınlarıyla öne çıkan video içerik üreticilerini çekmede Facebook’un işine yarayabilir.

Gen Z dijital medya ağı bünyesindeki DanceOn’un Yetenek Direktörü ve İnternet Ünlüsü Yöneticisi Cameron Moody ise diğer platformlarla karşılaştırıldığında internet ünlüleri ve içerik üreticiler için Facebook’un hâlâ en az işe yarar platform olduğunu düşünüyor. Moody, her ne kadar Facebook’un YouTube’daki internet ünlülerini çekmesinin zor olacağını söylese de yeni çıkan uygulamanın dev sosyal ağ için önemli olduğunu, özellikle de canlı videolar konusunda onların dikkatini çekebileceğini de sözlerine ekliyor.

Moody canlı yayın yönetiminin yanında uygulamanın ayrıca, video içerik üreten fenomenlerin hem Facebook hem de Instagram üzerinden takipçileriyle mesajlaşmasını sağlamasının da önemli bir gelişme olduğunun altını çizerek, böylece içerik üreticilerinin takipçileriyle konuşurken uygulamalar arasında geçiş yapmak zorunda kalmayacağını vurguluyor. Uygulama bunun yanı sıra, Facebook’un hikaye özelliğindeki özel çerçeveler ile efektlerini de içerik üreticilerinin yararına sunuyor.

snapchat
Aslında içerik üreticiler ve markalar arasındaki bu kârlı ilişkinin dikkatini çeken yalnızca Facebook ve YouTube değil. Snapchat de bu konuda yeni ürün ve hizmetler sunacağını açıklaması, rekabetin kolay olmayacağını gösteriyor.

Öte yandan Facebook, özellikle de videoda bir yerleştirme için markaların para ödediği içerikleri üretenlerin ihtiyaçlarını karşılamak için yeni reklam ürünleri oluşturuyor. İnternet ünlüleri (influencers) pazarlama şirketi olan WHOSAY’in CEO’su Steve Ellis’e göre, içerik üreticileri ve internet fenomenleri, kullanıcıların kayda değer bir deneyim için bu platformları ziyaret etmesi adına cazibe yaratıyor. Ona göre Facebook’un yeni uygulamasının toplayacağı ilgi, markalarla çalışarak gelir elde eden kişilere için işe yaradığı ölçüde gerçekleşecek.

Bakalım Facebook Creator App, Facebook’un video içerik konusunda YouTube ile başa baş bir şekilde yarışmasını sağlayabilecek mi?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Black Friday Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link

BLACK FRIDAY

Marketing Meetup'ta Bugün ve Yarın Tüm Biletler 42,90 €
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
Sadece ilk 50 kişi için geçerli olacaktır
close-link
€42,90 Bugün ve Yarın Marketing Meetup'ta Tüm Biletler İndirimli
Black Friday