IKEA, 8 Çocuğun Ölümüne Neden Olan Şifonyerlerini Toplatma Kararı Aldı

Genellikle gündemi yakalayan yaratıcı reklam çalışmaları ve yaptığı stratejik iş ortaklıklarıyla gündeme gelen İsveçli mobilya üreticisi IKEA, bu sefer son derece ciddi ve üzücü bir haberle gündeme geldi.

İngiliz basın kuruluşu Independent’ın yaptığı habere göre IKEA markalı şifonyerler 8 çocuğun ölümüne neden oldu ve bu üzücü olayların ardından IKEA, geçtiğimiz salı günü 29 milyon şifonyeri toplatma kararı aldı. Bununla birlikte IKEA CEO’su Lars Petersson, bu tarz şifonyerlerin duvara düzgün bir şekilde sabitlenmediği takdirde, kolaylıkla devrilebileceği konusunda farkındalığı artırmak istediklerini dile getirdi.

Aslında IKEA, bu toplatma kararını ilk olarak geçtiğimiz yıl haziran ayında açıklamıştı. Ancak geçtiğimiz mayıs ayında ABD’nin California eyaletinde küçük bir çocuğun IKEA Malm isimli şifonyerin üstüne devrilmesi sonucunda hayatını kaybetmesi sonrasında, IKEA’nın şifonyerleri toplatma duyurusunu yeterince yayıp yaymadığı konusunda kafalarda ciddi soru işaretleri belirdi. Şu anda ise hem İsveçli şirket hem de federal güvenlik düzenleyicileri, IKEA marka şifonyeri sahibi olan insanları şifonyerleri güvenli hale getirme ya da iade etme konusunda uyarıyor.

IKEA Malm Şifonyer

IKEA CEO’su Lars Petersson ise şirketin şifonyerleri geri çağırma kararını yeterince yüksek bir sesle duyurup duyurmadığı konusunda, IKEA’nın sosyal medya, internet sitesi, televizyon ve basılı reklamlar aracılığıyla geniş çaplı bir iletişim kampanyası yürüttüğünü ifade etti. Ayrıca Petersson, şirketin yaklaşık olarak iki ay önce bu toplatma kararıyla ilgili olarak 13 milyon kişiye e-posta gönderdiğini de vurguladı. Yine de kendisi, bu şifonyerleri toplatma kararıyla ilgili olarak daha fazla farkındalık yaratmanın gerekli olduğunu ve mümkün olduğu kadar çok insana ulaşmanın son derece önemli olduğunu düşündüklerini belirtiyor.

Bunların yanı sıra, şifonyerleri toplatma kararı sadece ABD ve Kanada’daki IKEA müşterilerini kapsıyor. Ayrıca toplatılacak olan şifonyerleri için bir uzunluk sınırı da bulunuyor. Çocuklar için olan, yaklaşık olarak 60 cm’den daha uzun ve yetişkinler için olan, yaklaşık olarak 75 cm’den daha uzun olan şifonyerleri bu toplatma kapsamının içerisinde yer alıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Starbucks’ta Neden Sıra Bekliyoruz?

“Müşteri deneyimi tasarlamak”, “müşteri deneyimi sunmak” bunlar son zamanlarda en çok duyduğumuz cümleler arasında. Markalar başarının insanlarda marka algısı oluşturmaktan geldiğini ve sadece reklamlarla bu algıları yönetmenin neredeyse imkansız olduğunu anladığından beri müşteri deneyimi sunmanın peşine düştüler. Hele ki önümüzde Apple, Starbucks gibi başarılı temsilciler olunca müşteri deneyiminin önemini inkar etmeye kimse cesaret edemiyor.

2.dalga kahve anlayışı da denilen, kahvenin bir ürün olmaktan çıkıp bir deneyime dönüşmesini sağlayan şey Starbucks’ın doğuşu ve global arenaya çıkışıdır. Daha önce “Üçüncü Dalga Kahve Anlayışının Yansımaları” yazımızda bundan bahsetmiştik. Starbucks ürün değil deneyim satan bir marka. Starbucks aslında kahve satmıyor; sütünüzü, şurubunuzu, bardak boyunuzu seçtiğiniz, kahvenizin yapılışını izlediğiniz ve eliniz yanmasın diye geliştirilen kartonları isminizin yazılı olduğu özel tasarım karton kahve bardaklarına geçirdiğiniz bir deneyim sunuyor size.

Starbucks ile ilgili ortaya atılan iddialardan birisi kahvelerine bağımlılık yapan bir madde koyduklarıydı ancak aslında gerçek markanın sunduğu deneyimin bağımlılık yapması. Starbucks’a gidip “Soya sütlü misto, ekstra vanilya şurubu lütfen…” demek için sabırsızlanıyoruz.

Starbucks’ın pazarlama stratejilerinden başka bir tanesi daha bir dönem çok konuşulmuştu. Starbucks çalışanları karton bardaklara isimlerimizi bilerek mi yanlış yazıyorlardı? Amaçları insanların sürekli starbucks bardaklarını sosyal medyada paylaşmaları mıydı?

Öyle ki Starbucks şirkette çalışan baristaların yavaşlamasını istediğini duyurmuştu. Tüm çalışanlarına “yavaşla” direktifi vermişti. Plan şöyleydi; baristalar kahveden hemen sonra, kahveleri yeniden öğütecek ve süt sürahilerini yıkayıp, temizleyeceklerdi. Bu yeni hız tümseği operasyonu arkasında yatan neden gayet basit; Starbucks, bize kahve satmıyor… Şirket, müşterilerine kahve deneyimi satıyor.

Bir fast food şirketi olmadığını vurgulamak amacıyla Starbucks çalışanları arka arkaya 15-20 kahve yapabileceği sürede uzun uzun oyalanarak 3-4 kahve yapıyor ki müşteriler kahve deneyimini sonuna kadar yaşayabilsin. Çünkü, “Starbucks için kahve deneyiminiz kahvenizden ilk yudumu aldığınız an başlamaz, Starbucks’a girdiğiniz an başlar.”

Bu yeni kuraldan önce, Starbucks müşterileri, kafede yaşadıkları deneyimi “sıradan” ve “ortalama” olarak nitelendiriyordu. Baristalara verdikleri “yavaşla” emriyle geri kredibilitelerini ve markanın güvenirliliğini yeniden kazanmaya çalıştılar.

Starbucks’ın kurnazca pazarlama stratejileri konusunda siz neler düşünüyorsunuz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yılların İkonu ‘Converse’ İhtişamlı Geçmişini Kurtarabilecek Mi?

Hayat iniş çıkışlarla dolu, bizler nasıl dibe vuruyorsak markalar da vurabiliyor. Geçtiğimiz dönemlerin arzu nesnesi haline gelen onlarca marka  bugün arzın çeşitliliği, trendlerin hızla değişimi, kötü yönetim ya da basit bir reklam kampanyası yüzünden bile ihtişamlı günlerini geride bırakabiliyor. Bu yazı dizisinde hep beraber kötü talihle yüzleşen markaların hikayelerine bakacağız.

Hazırsanız Converse ile başlıyoruz.

Herşey Marquis Mills Converse’in 1908 yılında Malden Massachusetts’de Converse Rubber Shoe Company’i kurması ile başladı.  İlk iki yılında kendini idame ettirecek kadar sipariş alan şirket bir adım daha öteye giderek kültürel bir ikon haline gelen basketbol ayakkabılarını üretmeye başladı.

 

Chuck Taylor

1971’de ilk basketbol ayakkabısı The All Star’ı üreten Converse, hafif ve ön kısmı destekli bu ayakkabının tanıtımı için ünlü basketbol oyuncusu Charles Hollis Taylor bizim bildiğimiz adıyla Chuck Taylor ile anlaştı. Böylelikle 1921’de Converse’in ilk basketbol ayakkabısı The All Star Chuck Taylor ismine kavuştu.

Rüzgarın markadan yana olduğu bu dönemde özellikle 1936 Olimpiyatlarında basketbolda Amerika Kanada’ya karşı algısının da faydası ile markanın benimsenmesi hem de NBA’in kurulması ile ligin en popüler ayakkabısı haline gelen Converse piyasada Nike, Adidas, Puma gibi markalarla amansız bir rekabetin içindeydi.

1950’lerde adeta dönem gençlerinin üniforması haline gelen, eskidikçe güzelleşen bu ayakkabı James Dean gibi bir ikonun ayağında basketbol ekseninden popüler kültür eksenine doğru yol almaya başladı. 1957’de ise Converse tek başına “sneaker” piyasanın %80’ini elinde tutuyordu.

The One Star

1970’lerde Converse The One Star ismini verdiği sağ tarafında tek yıldız bulunan ve bir anda markanın diğer en iyi satan model, haline gelecek süet ayakkabısını tanıttı.  Bu ayakkabı kısa kesimli basketbol performans ayakkabısı olarak sahneye çıksa da sörf ve kaykaycıların fazlaca tercih ettiği bir ayakkabı haline geldi.

 1980 ve 1990’lar Grunge Etkisi

Converse’in kritik dönemlerinden bir diğeri 1984’te resmen Los Angeles Olimpiyatları’na sponsor olması ile başladı.  1980’lerin ortasında Converse Nirvana’dan Kurt Cobain, Pearl Jam’den Eddie Vedder gibi ünlü rock yıldızlarının tercihi haline gelerek daha geniş bir kitleye yayıldı. Şirket daha sonra 1997’de 550 milyon çift Converse sattığını duyuracaktı.

2001’de şirket için durumlar kötü gitmeye başladı. Hızla para kaybeden ve borçları artan şirketi 2003’de rakibi Nike satın alarak bir ikonun yok olmasını kısmen engelledi ve The Chuck Taylor II’yi tanıttı.

Günümüzde ise özellikle sneaker kültürünün neredeyse tüm dünyada trend olması, smart-casual giyinme biçimin günümüz gençliği tarafından da benimsenmesi ile spor ayakkabılar daha günlük yaşamda kullanılabilir bir hal almaya ve ofislere bile adım atmaya başladı. Converse rüzgarının nispeten daha yavaş estiği bu dönemlerde devir, Converse’in ürün bakımından rakibi sayılabilecek, daha çok kaykaycıların tercih ettiği bir bez ayakkabı markası olan Vans, piyasada birçok markada bulabileceğimiz “beyaz sneaker” lara kaldı gibi.

Bugün ayağında Converse ile dolaşan kişi sayısı gözle görülür derece azalırken, ikon markanın yeniden ayağa kalkacağı günleri sabırsızlıkla beklediğimizi de ekliyoruz.

 

 

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link