Günümüz Markalarında ‘Değişim’ Rüzgarları Esiyor! 0

Dünyanın akım anlamında nereye gideceğine dair onlarca kitap var etrafta. Çünkü aslında tam da değişim noktasında olduğumuzun hemen hemen herkes farkında.

Kimisi ulusalcılığın daha çok ivme kazanacağını ve global akımın güç kaybedeceğini söylüyor. Ancak bu kesim oldukça az. Hatta algı yönetimi anlamında sadece medyada gördüklerimizden ileri gidemiyorlar gibi de görünüyor.

Ama asıl konu şu ; köklerine bağlı, gerçek küreselleşmeye ayak uyduran, geleneksel ancak çağdaşlık gerçek anlamda zirve yapmaya doğru gidiyor. Yani aslında her şeyi tadında tutmak için çaba gösteren bir akımla karşı karşıyayız. Tüm ideolojik fikirlerin temellerinin, zamanla ve insanla birlikte değişmesi gibi, aslında isimlendirdiğimiz hiçbir oluşum da aynı şekilde kalmıyor.

Lokallik, ulus önem kazanıyor ancak bu aslında kültürel temeller bazında oluyor. Yani kültürel özelliklerini ve farklılıklarını koruyor olmak beklenilen bir şey halini aldı. Başkasına benzemeden hareket edebilmek için, özgün kimliklerin altını doldurabilmek yani. Hatta bazıları bunu ‘kültürel malzemenin altına sığınmak’ olarak eleştiriyor.

Artık kimse sizden bir İngiliz gibi İngilizce konuşmanızı beklemiyor. Çünkü farklılıklar ve renklilikler aranan bir şey halini aldı. Farklı aksanlar, duyanları mutlu ediyor. Bu yüzden artık yavaş yavaş gün yüzüne çıkan egzotik, veya kendi kimlik yapısını fazlasıyla özgün tutan markalar ilgi görmeye başladı. Ancak buradan anlaşılacağı gibi bu ulusal, küçük kalmaktan kasıt yalnızca özellik bazında. Hem ulusal hem de global olmak zorundasınız. Markalar kendilerine has özelliklerini korurken, her evin kapısını çalmak için ter dökmeye başladı. Globallik önem kazandı çünkü artık sınırlar kalktı. Alım gücü yetişemese de, akıl gücü her zaman artışta olduğu için marka bilinirlikleri tavan yapar hale geldi.

sbx

Aslında bunun en önemli sebeplerinden birisi, bilginin Hermes hızını bulmasını sağlayan şey; dijital dünya. Yani her şeyin çok hızlı yorum alması, yayılması ve bilinmesiyle marka dünyasında da farklılıklar buna bağlı olarak değişti. Yani marka olmak kolay olduysa da, sürdürülebilirlik ve algı yönetimi çok daha dar bir tünele girdi. Bu anlamda hem kriz yönetimlerinin vazgeçilmez hale gelmesi, hem de kontrolün zorlaşması, marka olmanın, yaratıcı olmanın daha zor ama bir yandan da daha yaratıcı olmak zorunda olması anlamına geldi.

Tüm bunların ötesinde bu aslında olumlu sayılabilecek hızın bir götürüsü vardı ki insanoğlunun içgüdüsel olarak tepki vermemesi belki de imkansızdı.

Tüketim ve doğallıktan uzaklaşmak.

Tüm trendlerin, tüm markaların tüketimi o kadar hızlandı ki neredeyse mücadele edilemez bir halde. Aynı şekilde bu tüketim doğallıktan uzaklaştırmayı getirdi. Her zaman yeni bir şeyler yapmanın yolu bir süre doğal olmayan manipülasyonlar yapmaktı. Ancak zaman içinde bu yapay kalabalığın ortasında olmak insanoğlunun içgüdülerini harekete geçirdi. Tepki vermeden durmak oldukça zordu. Bu anlamda yine baştan beri bahsettiğim lokal kökenli ancak globalde bilinir olan markalar ve trendler ortaya çıkmaya başladı.

Tıpkı artık sağlıklı beslenme, spor fanatizmi, doğal ürünler, doğal kıyafetler trendlerindeki gibi. Elbette ki bu hızlı bilgi alışverişi durdurulamadığı için bu alanlarda da aşırı tutkunluklar ortaya çıkmadı değil. Ancak en azından akımın içine ‘doğallık’ ve ‘lokal olma’ başlıklarını da yerleştiriverdi.

Müslümanların zenginleşerek, globalleşemeye başlaması da bu akımın gelişmesinde bir başka neden bu arada.

Onlar dünyanın bir diğer çoğunluğu olarak dünyanın her yerinde bulunmaya devam ediyor. Üstelik de kültürel ve farklı alışkanlıklar nedeniyle tüketim süreçleri değişmeden. Bu durum hem davranışsal kültürlerinde hem de markalaşmada başka başka alanları işaret etti. Örneğin; yemek konusunda hassaslık, hem ‘helal’ marka olma süreçlerini yarattı hem de sıkı bir komüniti oldukları düşünüldüğünde, markalaşmanın yaygınlaşmasını sağladı.

Aynı konu giyimde de oldu elbette. Eşarp sektörünün farklı bir noktaya gelmesinden, tesettür kıyafet kreasyonlarının gelişip, markaların A plus segmenti seviyesine çıkmasına kadar her alanda büyümesine ve hem kendi içinde lokal kalıp, hem de sınırları aşmasında etkili oldu. Bu konu başlı başına başka bir yazı elbette, ancak günümüz akım döngülerinde ağırlığını hatırlatmak önemli diye düşünüyorum.

Markalarda problemin ‘samimiyet’ olduğunu söylerken, bunların tümünden bahsetmek mümkün. Her yerde, her konuda bir samimiyet problemi olduğunu biliyoruz. Bunu aşmak için daha içe dönük, ulusal kimliklerin ortaya atılması oldukça işe yarar bir hareket.

Yaratıcılık dur durak bilmeden gelişmenin yolunu buluyor mutlaka. Savaş dönemlerindeki patlama noktaları, karşı koyma gücü gibi, burada da yine insanlığın bir şekilde karşı duruş sergilediğini gözlemlemek mümkün. Kim demiş zaten hep değişen dünyanın, yerinde duracağını?

Değişmek, bilginin çekirdeği.

Yani işte halk arasında, ayak uydurmanın tam karşılığı da; ‘bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.’

 

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olan Zümrüt Tanrıöven; Pazarlamasyon'da pazarlama ve reklam üzerine yazılar yazmaktadır. Futbol Extra'da yazar olmasının yanında, bunun bir devamı olarak spor pazarlama konusunda oldukça derin eğitimler almış, bu konuda bir çok araştırmada ve projede bulunmuştur. İstanbul Bilgi Üniversitesinde bitirdiği yüksek lisansıyla beraber kültür ve sosyolojik yönetimlere de odaklanmaya çalışmış, bu alanları birbiri içinde kullanmaya yönelmiştir. Alamet-i Farika, Show Tv gibi yerlerin ardından son 5 yılında TTNET, Tivibu'da İçerik Pazarlama'cı olarak çalıştı. Şimdi Türk Telekom Pazarlama İletişiminde yolunda devam etmekte.

Bir Cevap Yazın

Emojilerden Yemek Oluşturarak Çocukların Beslenmesi Destekleyen Yardım Kampanyası 0

Zorluklar içinde yaşayan bir canlıya yardım etmenin binlerce çeşidini bulabiliriz, yeter ki gerçekten isteyelim. No Kid Hungry isimli bir yardım kuruluşu da küçük çocukların beslenmesine yardım edebilmek için oldukça çekici bir yardım kampanyası hazırlamış:  Emoji-yemekler.

Instagram üzerinden sadece 10 saniyede bir çocuğun karnının doyması için bağışta bulunabilmenizi sağlayan bu kampanyaya katılabilmek için ilk olarak No Kid Hungry’nin Instagram hesabını ziyaret ediyorsunuz, hesabın hikayeler kısmında oluşturdukları 10 saniyelik videoyu izleyip yana kaydırıyorsunuz ve kendi emoji-yemeğinizi hazırlamaya başlıyorsunuz. Üstte duran boş tabağa alt kısımda yer alan yiyecek emojilerinden istediğinizi sürükleyerek kendinize has bir yemek oluşturabiliyorsunuz. Tabağa eklediğiniz her bir yiyecek emojisi sizin organizasyona bağışlayacağınız bağış miktarını belirliyor. Tabağa eklediğiniz emoji sayısı arttıkça bağış miktarınız da artıyor.

Terkedilmiş ya da yeterli beslenme desteğine sahip olamayan çocukların çektiği zorluklara dikkat çekmek amacıyla BBH New York işbirliği ile gençlere yönelik olan hazırlanan bu kampanya, No Kid Hungry’nin amaçları göz önüne alınarak gençlerin en fazla vakit geçirdiği bir sosyal mecrada bağışçı olmalarını eğlenceli bir yolla sağlamayı hedeflemiş.

Böylelikle gençler hem sayfayı ziyaret ederek konunun ciddiyeti hakkında bilgi sahibi olabiliyor hem on saniyelik eğlenceli bir video sonrasında sanal bir yemek tabağı hazırlarken eğleniyor ve işin sonunda çocukların beslenmesi için istedikleri kadar bağış yapabiliyorlar.

No Kid Hungry ‘ye yapılan bağışlardan vergi alınmıyor. Ve organizasyon yapılan bağışlarla zor durumda olan çocukların yeme ve eğitim masrafları için onların ailelerine yardımcı olmayı hedefliyor. Organizasyona göre yapılan her 20 $’lık bağış bir çocuğa 200 yemek kadar destek olabiliyor. Doğru element ve doğru kanal tercihi ile yapılan bu kampanya sosyal medyanın gençler üzerindeki gücünü yardım gibi sosyal bir konuya çekme konusunda ne kadar başarılı olunabileceğini bizlere gösteriyor.

2017 İçin 32 Sosyal Medya Pazarlama İstatistiği 0

Red Agency, 2017 yılı için sosyal ağların istatistikleri özetleyen bir grafik oluşturdu. 2017 yılının sosyal ağlar konusunda büyük eğilimler ortaya çıkardığını belirterek o istatistikleri sizlerle paylaşıyoruz. Bu arada istatistiklerin tamamının yer aldığı infografiğe de buradan ulaşabileceğinizi de belirtelim.

Demografik İstatistikler 

  • İnternet kullanan erkeklerin %75’i kadınların ise %83’ü Facebook’a giriyor,
  • Gençlerin %32’si Instagram’ın en önemli sosyal ağ olduğunu düşünüyor,
  • Kadın internet kullanıcıları %38 – %26 oranında, Instagram’ı erkeklerden daha fazla kullanmaya yatkın,
  • Üniversite mezunlarının %29’u Twitter kullanıyor, %20’si lise mezunu veya daha az bir dereceye sahip,
  • Y Jenerasyonu günde en az 1 kez Twitter’ı kontrol ediyor,
  • Instagram kullanıcılarının çoğu 18 – 29 yaşları arasında ve 10 yetişkinden 6’sı Instagram’da çevrimiçi,
  • Dünya’nın toplam nüfusunun %22’si Facebook kullanıyor.

Kullanıcı İstatistikleri

 

  • Instagram, %32 kullanıcı ile gümüş madalyayı alıyor,
  • Pinterest, %31 ile üçüncü sıraya girdi.
  • 2016 yılında Facebook kullanıcılarının %76’sı siteye her gün 1,6 milyarı aşkın günlük ziyaret gerçekleştirdi; buna karşılık 2015’te günlük kullanıcı oranı %70’ti,
  • LinkedIn, 450 milyondan fazla kullanıcı profiline sahiptir,
  • Ortalama bir LinkedIn kullanıcısı ayda 17 dakikasını sitede geçiriyor,
  • Instagram kullanıcılarının %51’i günlük olarak platforma erişim sağlıyor, %35’i ise platforma yılda birkaç kez baktıklarını söylüyor,
  • Sosyal medya platformlarında harcanan zamanın hemen hemen %80’i mobil cihazda gerçekleşiyor,
  • Snapchat’te her gün 400 milyon Snap ve her saniye yaklaşık 9,000 fotoğraf paylaşılıyor,
  • Sadece 10 bin YouTube videosu 1 milyardan daha fazla görüntüleniyor,
  • YouTube’daki görüntülemelerin yarısından çoğu mobilde,
  • Pinterest kullanıcılarının %93’ü bu platformu bir şeyleri planlamak veya satın almak için kullanıyor,
  • LinkedIn kullanıcılarının %39’u aylık premium hesaplar için ödeme yapıyor,
  • Pinterest sürücüleri, tüm perakende web sitesi yönlendirme trafiğinin %25’ini oluşturuyor,

İçerik İstatistikleri

  • Resimli Tweet’ler resim içermeyen Tweet’lerden %18 daha fazla tıklama alıyor,
  • Pinterest’de 100 milyon yemek ve 146 milyon moda panosu var,
  • LinkedIn’de resimlerle paylaşılan postlar %98 daha fazla yorum alıyor ve bağlantıya sahip olan postların etkileşim oranı %200 daha yüksek,
  • Yaklaşık 81 milyon sahte Facebook hesabı var ve yaklaşık %5 Twitter hesabı sahte,
  • Günlük 100 milyon saatlik video içeriği Facebook’ta izleniyor,
  • 1 milyondan fazla LinkedIn kullanıcısı uzun metrajlı içerik yayınladı, haftalık olarak 160.000 içerik yayınlandı,
  • 100’den fazla çalışanı bulunan işletmelerin %88’i Twitter’ı pazarlama amaçlı kullanıyor,

  • En çok görüntülenme oranına sahip kullanıcı tarafından gönderilen YouTube videosu “Charlie bit my finger” 845 milyondan fazla görüntülemeye sahip,
  • Pizza, biftek ve suşinin hemen önüne geçerek, en yaygın paylaşılan Instagram yemeği oldu.
GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
%65'e Varan İndirimle Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link