Google, İlk Pop-Up Mağazasını Açıyor 0

Teknoloji devi Google, birçok farklı alanda yatırım yapıyor olsa da özellikle internet tabanlı hizmetleri ile ön plana çıkıyor. Son yıllarda kendi ürünlerini üretmeye ve kullanıcılara sunmaya da yönelmiş olan Google, bunu birinci elden yapabilmek için önümüzdeki günlerde bir “pop-up” mağaza açmaya hazırlanıyor.

googlestore

Google-glass döneminde satışlarını arttırmak için ürün deneme salonları açan Google, bu stratejisini biraz daha ileriye taşıyor ve belirli bir süre hizmet verecek olan (pop-up) mağazasını New York’ta açmaya hazırlanıyor. Geçtiğimiz hafta yeni ürünlerini duyuran Google, “MadeByGoogle” ürünlerini bu mağazada sergilemeyi planlıyor.

google-pixel

Mağazada; Google’ın akıllı telefonu Pixel, akıllı hoparlör Google Home, sanal gerçeklik gözlüğü Daydream View ve Google Wifi, Google Chromecast gibi daha birçok ürün bulunuyor.

20 Ekim’de açılacak mağazanın web sitesi de hazır ve ürünlerle ilgili detaylı bilgiye ulaşılabiliyor

google-daydream

Teknoloji devleri, farklı alanlarda çıkardıkları ürünlerle her geçen gün daha fazla karşı karşıya geliyor. Bu rekabet ortamında Google, avantaj sağlamak için kendi mağazalarını açmaya hazırlanıyor olabilir. Ancak Google’ın bunu başarabilmesi için rakibi Apple gibi mağaza içi farklı bir kullanıcı deneyimi yaratması şart gibi görünüyor.

Bir Cevap Yazın

Kriz Döneminde Ortaya Çıkan 5 Büyük Şirket 0

Kriz dönemlerinde kurulup, günümüze kadar var olan dev şirketlerin kısa ama etkili hikayeleri, riskler ve fırsatların nasıl kullanılması gerektiğini öğretiyor.

Büyük kriz dönemleri herkes için başarısızlık getirmiyor. Aksine krizi fırsat bilip, olumsuzluklarını lehine çeviren birçok kişi veya şirketin hikayelerine tanık oluyoruz.

Bugün kriz döneminde krizi fırsata çeviren ve günümüzde devleşen 5 şirketin kısa hikayesini sizlerle paylaşacağım. Benim yaptığım en net tespit, bu şirketlerin başında bulunanlar veya yönetimde büyük görev üstlenen kurucu isimler kesinlikle risk almaktan korkmuyor.

Her risk alanın başarılı olacağını var saymak veya her koşulda risk alınabileceğini düşünmek de büyük bir ahmaklık. Durum ve riski iyi analiz edip, orta yolu bulmak yapılabilecek en doğru hareket olsa da kriz döneminde ortaya çıkmak ve yıllar sonra dev şirketlere dönüşebilmek gerçekten büyük bir başarı.

Muhtemelen bu başarının en doğru formülü: risk, yaratıcılık, fırsat ve beceri.

Hewlett-Packard

Savaş krizi getirir, krizlerde her zaman iyi ya da kötü götürür ama bu herkes için geçerli değil!

Hewlett-Packard daha çok bilinen adıyla HP, bugün dünyanın en büyük bilgisayar donanım ve yazılım üretici şirketlerinden biri konumda yer alıyor. Şirketin adı kurucularının soyadlarının birleşiminden meydana geliyor. Stanford Üniversitesi’nden Bill Hewlett ve David Packard adında iki öğrenci tarafından 1939 yılında ABD’de bir evin garajında 538 dolar başlangıç sermayesiyle kurulan şirket küçük elektronik cihazların üretimini yapmaya başlıyor. İlk müşterilerinden biri de eğlence sektöründe dünyanın en büyük markalarından Disney oluyor.

Ne var ki, şirketin kuruluşundan birkaç yıl sonrası 40’lı yıllar savaş dönemine denk geliyor. II. Dünya Savaşı’nda Almanya zarar gören denizaltı filoları için askeri alanda radarlarla ilgili özel cihazlara ihtiyaç duyuyor. Bu anlamda kendini kısa sürede kanıtlayan Hewlett-Packard, savaşı ve savaşın olduğu kriz dönemini fırsata çeviriyor. Almanya’nın istediği cihazları başarıyla üreten HP, o yıllarda yaklaşık 45 kişilik bir kadroyla çalışmasına rağmen milyon dolarlık gelirler elde etmeyi başarıyor.

Ford Motor Company

Savaş sonrası yatırımcı bulmak mı? Kimileri için pek de zor görünmüyor.

İrlandalı bir mültecinin oğlu olarak ABD’de dünya gelen günümüzün büyük otomobil üreticileri konumunda bulunan Ford Motor Company’nin kurucusu Henry Ford, ABD’nin Büyük Buhran dönemi ve yeni biten İç Savaşı’nın hemen ardından otomobil üretebilmek için yatırımcı arayışına giriyor. Kriz dönemlerinde yatırımcı bulmak zorken; Henry Ford, 12 yatırımcıyı birden ikna ediyor. 1903 yılında 28 bin dolar başlangıç ​​sermayesi ile şirketi Ford Motor Company’i kuruyor ve şirket aynı yıl ilk otomobilini üretiyor.

I. Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan Amerika’daki Büyük Buhran yıllarında Amerika’daki birçok şirket gibi zor bir dönem geçirse de ayakta kalmayı başarıyor. II. Dünya Savaşı’nı da fırsata çeviren şirket tank üretimleriyle savaşlar öncesi dönemdeki popülerliğini geri kazanmayı başarıyor.

Pepsi

Krizleri herkesin fırsata çeviremeyeceğinin en önemli kanıtı.

Pepsi’nin hikayesi Şirketin kurucusu Caleb Bradham öncesi ve şirketin ticari ünvanını sonradan devralan Roy Megargel sonrası olarak iki döneme ayrılıyor.

Pepsi, Eczacı Caleb Bradham tarafından ABD’de kuruluyor ve ilk içecek 1898 yılında piyasaya sürülüyor. Pazarı elinde tutan büyük rakibi Coca-Cola’nın başarısı karşısında ilk etapta başarılı olan kurucu Bradham, 1923 yılında yüksek şeker fiyatları ve I. Dünya Savaşı sonrasındaki olumsuzluklarla mücadele edemiyor ve şirket iflas ediyor.

İflas eden şirketin ticari ünvanını satın alan Roy Megargel, dönem olumsuzluklarından dolayı şirketin 8 yıllık bir dönemden sonra tekrar iflas etmesine engel olamıyor. Son iflasın ardından tekrar kurulan Pepsi, sil baştan içeceği tekrar formüle ediyor. Rakibi Coca-Cola’nın 6 onzluk şişelerde 5 cente sattığı içeceklerinin karşısına aynı fiyata 12 onzluk şişeleri çıkarıyor. Pepsi, ekonomik kriz döneminde yaptığı kampanyalarla aradaki fiyat farkına sürekli göndermeler yapıyor. Bu dönemde popülerliğini artıran şirket 36-38 yılları arasında karını katlamayı başarıyor. Sonuç olarak şirket günümüzde hala ayakta.

McDonald’s

Her zaman her şey yolunda gitmiyorsa, çözüm bulmalı.

McDonald’s, II. Dünya Savaşı’nın başladığı yılın hemen ertesinde 1940 yılında ABD’de Richard ve Maurice McDonald tarafından küçük bir kafe olarak resmen kuruluyor.

Otomobil servisi o dönemlerde çok parlak iş fikirleri arasında yer alıyor. Richard ve Maurice McDonald kardeşlerde otomobil servisinin yanı sıra kafelerine yerleştirdikleri küçük masalara da servis yapıyorlardı. Kısa sürede popüler olan işletmeleri yıllık 200 bin dolara yakın satış yapıyordu. Fakat bir terslik vardı ve maliyetler çok fazlaydı. Müşteriler artıkça çalıştırılan garson sayısı da artıyordu. Aynı şekilde servis yavaşlıyor ve otomobil servisinde bekleyen araçlar yolu kilitliyordu.

Maliyetin sürekli yükselmesi ikiliyi tekrar düşünmeye itti. İşe mutfaktan başlayan McDonald kardeşler, servis pencerelerini genişleterek self servis yapmaya başladılar. Böylece garsonların bir kısmına artık gerek kalmamıştı. Kısa zamanda karton bardak ve paketlerle servise geçen  McDonald’s, bulaşıkları yıkayacak personel maliyetlerinden de kurtulmuştu. Onlar için tek sorun rakip kafelerle rekabet etmek gibi görünüyordu. Bu sorunu da kısa sürede çözdüler, önce menü alternatiflerini 10’a indirdiler böylece müşterilerdeki kafa karışıklığı azaldı. Ardından menülerin fiyatını yarı yarıya indirerek, rekabet edebilir hale geldiler. Menü fiyatları yarı yarıya indiğinde aynı şekilde maliyetin azaltılabilmesi açısından porsiyonlarda küçültüldü.

Sonuç olarak, McDonald’s bugün dünyanın en büyük restoran zincirlerinden biri konumunda. İstatistiklere göre Amerikalıların %98’i her yıl en az bir kere bu restorana gidiyor.

Adidas

Hayaller yarım kalınca tamamlama arzusu ne krizi, ne de savaşı tanımıyor.

I. Dünya Savaşı’nın ardından Almanya’da durumlar oldukça kötüydü. Alman ekonomisi, sefalet, işsizlik ve krizlerle boğuşur durumdaydı. 1920 yılında kriz ortamında Dassler kardeşler geçimlerini sağlayabilmek için ayakkabı atölyesi kurdular.

Kardeşler, 1924 yılında 12 işçiye sahip “Dassler kardeşlerin ayakkabı fabrikası” adlı şirketi faaliyete geçirdiler. Bu dönemde 200,000 çift ayakkabı satmayı başaran Dassler kardeşler, II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla cepheye yollandı.

Savaşın ardından her şeye sıfırdan başlayan kardeşler yeniden işe koyuldu.

1948 yılında iki kardeş arasında çıkan fikir ayrılığı bugün dünyanın en büyük iki spor markası Adidas ve Puma’nın ortaya çıkmasını sağladı. Kardeşlerden Adolf Dassler Adidas’la, Rudi Dassler ise Puma ile yollarına devam etme kararı aldılar. Bazı kaynaklara göre iki kardeş bu ayrılıktan sonra bir daha hiç konuşmamış. Belki de iki büyük marka arasındaki dev rekabetin altında yatan gerçek neden budur.

Kaynak: ekonomist.co

Her E-ticaret Sitesinde Kullanılabilecek 5 Pop-Up 0

Web sitelerinde pop-up denildiğinde, çoğu insanın yüzünde bir buruşma olur; özellikle de pop-up, reklam içerikli ise. Bu bir dezavantaj olsa da  pop-up doğru şekilde kullanıldığında, kullanıcıyı müşteriye hatta sadık bir müşteriye çevirebilir. Bu yazımda içerik sitelerini bir kenara bırakıp, e-ticaret sitesi için faydalarıyla birlikte 5 pop-up önerisinde bulunacağım.

1- Sepet / ödeme sayfasında çıkışa niyetli kişilere çıkan pop-up 

Türkçe tam karşılığı olmasa da İngilizce karşılı “exit intent” pop-up. Bu pop-up tarayıcı üzerinde kişi web sitesinden çıkmaya niyetlendiyse, kişinin karşısına çıkar. E-ticaret sitelerinde özellikle sepet ve ödeme sayfasında güzel bir içerikle kişinin karşısına çıktığında, dönüşüm hunisinin son adımından çıkmaktan döndürüp, satın almaya yönlendirebilir. Özellikle ürünle ilgili indirim yapıldığında pop-up daha etkili olur.

2- Sepetteki ürünü hatırlatan pop-up

Yayınlanan birçok araştırmaya ve rapora göre birçok kullanıcı bir ürünü satın almadan önce birçok araştırma yapıyor ve web sitesini geziyor. Bu yüzden de Google Analytics gibi web analiz araçlarına bakıldığında satılan ürünlerin geri dönen ziyaretçilerden sonra satıldığı görünür. Kullanıcı sepete ürün atıp satın alma yapmamış olsa da ürün hala stokta var ise tekrar web sitesine geldiğinde ilgi çekici bir içerikle sepette bıraktığı ürünü hatırlatmak dönüşümleri artırır.

3- En son gezdiği ürünü hatırlatan pop-up

İkinci madde de belirttiğim gibi kullanıcılar genellikle e-ticaret sitesine birden fazla kez ziyaret ettikten sonra satın alma kararlarını verirler. Bir kişi bir ürünü inceledi ise, satın alma ihtimali yüksektir. Bu yüzden sepete ürünü atmamış olsa bile ikinci hatta üçüncü gelişinde son gezdiği ürünler gösterilebilir. Bu da kullanıcının rahatlıkla yaptığı işlemleri hatırlamasına ve yönlenmesine yardımcı olur.

4- Geri bildirim almak için kullanılan pop-up

Son yıllarda e-ticaret sitelerinde kullanıcı deneyimi ve müşteri hizmetlerine ekstra özen gösterilse de müşteri gözünden de mutlaka sorunları ya da önerileri dinlemek her zaman faydalı. Dönüşüm hunisini etkilemeyecek bir yerde yani teşekkür sayfasında bir geri bildirim popupının çıkması ve geri bildirim alınması, web sitesi yöneticilerinin görmediği bazı özellikleri eklemesine, sorunları çözmesine ve dönüşümleri artırmasına yardımcı olabilir.

5- Aciliyet hissi yaratan pop-up

Bir fırsatı kaçırma hissi, kişiyi satın almaya iten etkili motivasyon araçlarından sadece biri. Ürün ile ilgili x kişi bakıyor, bu fiyata y adet kaldı gibi pop-uplar çıkarmak, kişiyi satın almaya itebilir. Bu konuda en iyi web sitelerden bir tanesi booking.com.

Pop-upların birçok çeşidi bulunuyor, ilk maddede belirttiğim gibi çıkışa meyilli kişilere çıkan pop-up, belirli bir sayfa sayısını geçtikten sonra çıkan pop-up, zamana bağlı çıkan pop-up, belli bir işlemi yaptıktan sonra çıkan pop-up gibi. Bu alanda limitsiz senaryolar kurup birçok A/B testi yapıp, her geçen gün satışlarınızı artırabilirsiniz. Yukarıda belirttiğim maddeler, e-ticaret sitelerinde pop-up yapmayı düşünenler için başlangıç senaryoları. İyi analizler!

 

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Bugün, 'Blind Date' İndiriminde Son Gün!
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link