Google ile Apple Arasındaki Stratejik Fark

Günümüz dünyasının en büyük iki saygın markası  Google ile Apple şirket başarılarına katkı sağlayacak ortak özelliklere sahip olmalarına rağmen aslında ikili arasında çok büyük bir fark söz konusu. Bu farkı teknoloji dünyasında yaşanan son gelişmelere bakarak analiz edebilmek de mümkün.  Google oyunu daha çok ofansif oynarken Apple son zamanlarda biraz daha defansif pozisyona geçmiş durumda. Apple şu anda piyasadaki yerini korumakla uğraşırken, Google tam gaz ilerlemeye devam ediyor.

Google deyince aklımıza gelen ilk şey web rehberi olma özelliğidir ve şuan da dünyadaki tartışmasız lider arama motoru konumunda. Google alanında bu kadar uzman olduğu araştırma projelerinde kalmak için karar verebilirdi ancak bununla yetinmeyerek olursa ne olur mantığı ile yeni fırsatların peşini kovalamaktan geri kalmadı. Google, belirttiğim gibi arama motorları platformunda ki baskın rolünü hala korumakta, ancak diğer kategorilerde de egemenliğini sağlamak için ofansif oyun zihniyetini uygulamaya devam ediyor.

google_vs_apple (1)

Diğer taraftan Apple pazardaki yerini yavaş yavaş daha agresif oyuncular olan Samsung, HTC ve en önemlisi Google gibi oyunculara teslim etmeye başlamış durumda. Apple’da işlerin yanlış gitmesi, oluşturduğu modellerin piyasaya sunulması ve inovasyon gelişmelerindeki kafa karışıklığından kaynaklıyor olabilir. Evet, değerli bir şey yaratmak gerçekten önemli bir başarıdır. Apple bize bunu iPhone’u tanıtarak gerçekleştirdi. Ancak değer yaratmanın sürdürülebilir olması için onun ölçeklendirilebilir olması yani yeniden şekillendirilebilmesinin devam ediyor olması gerekir. Bu bağlamda düşünürseniz, yarattığınız değerin korumasındaki tek yolun ondan daha çok üretmek olduğunu anlarsınız. Kısa süreli oluşturulan değerin piyasaya uyumu da kısa süreli olacağından, çok zor uğraşlar altında oluşturduğunuz değeriniz aşınmaya, yıpranmaya başlar.

Diğer büyük markaların en parlak olduğu dönemleri düşünelim. Şirketlerin markalarını savunurken oyunu ne kadar agresif bir şekilde ofansif oynadıklarını görürsünüz. Şirketlerin büyüme modelleri amaç odaklı yenilik ile beslenen sabit bir büyüme modeline dayalı idi. Onlar yarattığı ürünü korumaya razı olmaktan ziyade sahip oldukları her şeyi inavosyona yatırdılar. Buradan çıkarılması gereken sonuç ise yenilikçi düşünce eksikliğinin marka değerinin düşüşüne işaret ediyor olmasıdır.

En iyi liderler artık sıradanlığın ve alışılmışın yeterli olmadığının farkındalar. Yenilikçi düşüncede gerçek anahtarın açık fikirli olmaktan geçtiğini biliyorlar. Ufku geniş olmak liderlerin fikir çeşitliliğini fark etmelerine olanak sağlayacak. Sonuç; daha iyi düşünceler, daha iyi keşifler ve daha iyi ürünlere sahip olmak.

Peki ya siz bu oyunun hangi tarafında yer almak istersiniz? Ofansif mi? Defansif mi?

Unutmamak gerekir ki ofansif olarak bir skor üretmedikçe yapabileceğiniz en iyi savunma bile size oyun kazandırmaz.

Paylaş
Hedefini Uluslararası Finans Sektöründe kayda değer bir başarı yakalama üzerine kuran genç bir Ekonomist.

2 YORUMLAR

CEVAPLA