Formaların Gölgesinde Markaların Kimlik Arayışı

Hafızamın pek iyi olduğunu söyleyemem. O yüzden çocukluğuma dair pek bir şey kalmamıştır zihnimde. Ancak futbola meraklı her erkek gibi ben de çocukken ilk formamı giydiğim anı unutamam. Fenerbahçeli babama ağlaya sızlaya zorla aldırdığım bir Galatasaray formasıydı bu üstelik. Kıymeti büyüktü yani. Hiç unutmuyorum; formanın üzerinde Vakıf Bank reklamı vardı. Uzun yıllar geçti; Galatasaraylılığım baki kaldı, fakat o formanın (ve tabi diğer takım formalarının) üzerindeki marka logosuna olan ilgim kat be kat arttı. İşte bu yüzden hem biraz nostalji yapmak hem de ciddi ciddi markalarımızın kimlik arayışına ışık tutmak amacıyla bu konuyu biraz incelemeye karar verdim.

Takımlarına aşkla bağlı olan ve formaları bu aşkın bayrağı olarak gören taraftarlar, bu aşk bayrağının üzerinde aşklarına yabancı bir sembol görmeyi hiç istemezler. Ancak kulüp başkanları bu gerçeği umursamadan sürekli daha karlı forma reklamı anlaşmaları yapmak için markaların peşinden koşar. Bilirler ki, o sponsorluktan gelen para olmasa transfer yapamaz, transfer yapamazsa başarılı olamaz, başarılı olamazsa hem o üzülür hem de taraftarlar. Taraftarlar da saydığım gerekçeleri bildiklerinden artık pek ses etmez olmuşlardır bu duruma.

cristiano-ronaldo-500-david-beckham-goal-for-manchester-united-when-sharp-still-sponsored-the-red-devils

Kuşkusuz Avrupa kulüpleri bizimkilerden çok daha erken uyanmışlar bu karlı gelir kalemine. Birçok büyük Avrupa kulübü formasına reklamını aldığı marka ile uzun bir birliktelik yaşıyor. Formadaki markanın her yıl zırt pırt değişmesi şöyle dursun, 5-10 yıl aynı markanın logosunu göğsünde taşıyan kulüpler var. Bunun kulübe sağladığı tek getiri düzenli para akışıdır. Ancak markaya sağladığı fayda bu kadar basit değil. Marka, uzun yıllar logosunu taşıyan kulüple adeta kader birliği yapıyor, kulübün başarılarından, ruhundan, gücünden kendine pay çıkarıyor. Bir de kulübün kimliğiyle, markanın kimliği birbirine örtüşüyorsa daha ne olsun! Global futbol dünyasında artık formalara verdiğiniz reklam ile sadece kulübün ait olduğu ülke insanına değil, tüm Dünya insanlarına ulaşılıyor. Küçük bir yoklama yapalım. Sharp deyince aklımıza hangi kulüp gelir? Tabi ki Manchester United (üstelik kırmızı şeytanlar Sharp’tan vazgeçeli neredeyse 10 yıl oluyor.) Peki Opel deyince? “Dur bakayım, renkleri kırmızı siyah’tı, çubuklu forması vardı, hah buldum. Milan” dediğinizi duyar gibiyim.  Arsenal-JVC, Liverpool-Carlsberg, Real Madrid-Teka, Inter-Pirelli diye uzar gider bu liste.

fotoraf0091tl8

Türk kulüplerinin formasında uzun yıllar taşıdığı markaları ne ölçüde hatırlıyoruz peki. Marshall-Galatasaray ikilisini hatırlamayan çıkmaz diye düşünüyorum, ya da Beko-Beşiktaş ikilisini. Marshall, Galatasaray’ın en başarılı döneminden kendine pay çıkararak markası için oldukça fayda sağladı. Mesela 80’li yıllarda Galatasaray formasında Pamukkale Turizm reklamı varmış. O zaman için markaya ne kadar katkı sağladı bilinmez ama Pamukkale Turizm’in vizyoner yönünü ortaya koyuyor bu. Bence hala en iyi şehirlerarası otobüs firması onlar. Show TV, lansmanını Galatasaray’ın sarı forması üzerinden yapmıştı desek yeridir. Ne güzel formaydı o!.. Arkasından Vakıfbank, Galatasaray ile özdeşleşti uzun yıllar. Galatasaray’ın Vakıfbank’tan önce de pek çok banka markası sponsoru olmuştu; Deniz Bank, Türk Bank, Bank Ekspress…

1994-1995-1stubuklu

Emlak Bankası Fenerbahçe için biçilmiş kaftandı. Parasını harcamayı seven Fenerbahçe taraftarına ulaşmak banka için akıllıcaydı. Bunu düşünen tek banka Emlak Bankası değildi, Vakıf Bank da aynı hamleyi yapmıştı. Bunlar dışında Fenerbahçe’nin Rifle, Proton 5X5, Telsim, Aria, Cola Turka maceraları da olmuştu. Macera diyorum, çünkü gerçekten ne marka için ne de kulüp için bu sponsorlukların hiçbir anlamı yoktu.

Beko, biraz hatır gönül sponsoruydu tabi Beşiktaş için. Rahmi Koç’un Beşiktaş’a hediyesiydi. Beşiktaş’ın Cola Turka, Turkcell gibi maceraları da oldu ama hiçbiri bir Beko değildi!

90’li yıllarda Trabzonspor’un Şota’lı, Ogün’lü, Hami’li, Tolunay’lı kadrosu göğsünde Vestel logosunu taşıyordu. O dönem için doğru bir seçimdi. Ama şimdi Vestel’i Trabzonspor kesmez tabi.

images

Büyük Avrupa kulüpleri Araştırma ve danışmanlık şirketi Sport+Markt’ın verilerine göre İngiltere, İspanya, İtalya, Almanya, Fransa ve Hollanda liglerinin kulüpleri, bu sezon yapılan sponsorluk anlaşmalarından toplam 522 milyon Euro gelir elde etti. Türk kulüplerindeki rakamlar da fena sayılmaz. Galatasaray’ın formasına bu sene reklam yağdı. Göğsünde Türk Telekom markasını taşıyan Galatasaray, bu sayede senede 5 milyon dolar kazanıyor. Sırttaki Ülker markasının, Galatasaray’a getirisi yılda 1.5 milyon dolar. Avea, her iki kol için Galatasaray’a yılda 2.5 milyon dolar ödüyor. Nikon’un şort reklamı için Galatasaray’a ödediği para ise 600 bin dolar. Galatasaray tüm bunlardan yılda 12.5 milyon dolar kazanıyor. Fenerbahçe ise bu işten en çok para kazanan kulüp. Fenerbahçe, göğsündeki Türk Telekom reklamından yılda 8 milyon dolar kazanırken, sırttaki Ülker, koldaki Avea ile birlikte yılda 15 milyon dolar kazanıyor. Beşiktaş ise bu yıl göğsünde Toyota’yı taşıyor. Japon otomobil devinin, siyah beyazlılara verdiği yıllık ücret ise 8 buçuk milyon dolar.

Peki bu markalar, doğru mu yapıyor? Mesela Türk Telekom’un yeri Galatasaray ve Fenerbahçe forması mı? Toyota’nın yeri Beşiktaş forması mı? Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Sınırları çok keskin olmasa da her kulübün ve taraftarının kişiliği, değer yapısı, profili belli ölçüde farklılık gösteriyor. Bu noktada söylemek istediğim her şeyi Türkiye’nin en iyi marka danışmanı Güven Borça söylemiş ve harika bir Türk futbol markaları konumlandırma tablosu yapmış. Sonunda da 4 büyük kulübümüz için ideal sponsorluk önerilerini sıralamış. Üstat, Beşiktaş için Nokia’yı, Fenerbahçe için Turkcell’i, Galatasaray için Beko’yu, Trabzonspor için ise Arko’yu önermiş. Altına imzamı atıyorum!

( Büyük boyut için resme tıklayınız )

Kulüp konumlandırma

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Markam Danışmanlık'ta Marka Stratejisti. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümü mezunu. Fikir sever, strateji yazar...

Bir Cevap Yazın

Tommy Hilfiger ile Moda Engel Tanımıyor: Engelli Bireylere Özel Tommy Adaptive Koleksiyonu ile Tanışın!

Ünlü moda markası Tommy Hilfiger engelli bireylerin istedikleri gibi giyinmelerin önünü açan yenilikçi bir koleksiyona imza attı. Tommy Adaptive ismi verilen koleksiyonda birçok renkli ve stil parça bulmak mümkün.

2016 yılında moda endüstrisine engelli kişilerin katılımını artırmayı amaçlayan kar amacı gütmeyen organizasyon Runway of Dreams ile işbirliği yaparak bir koleksiyon çıkarak marka, koleksiyonu genişletmek ve engelli bireylere daha fazla kıyafet opsiyonu sunmak için yeni bir giyim hattı oluşturdu.

Tommy Adaptive’in misyonunun kendilerini moda ile ifade etmeleri için kişileri güçlendirmek ve onları modaya dahil etmek olduğu belirtildi.

Adaptive her gardıropta olması gereken temel parçalar olan tişörtler, pantolonlar, sortlar, elbiseler ve ceketlerden oluşuyor. Ve tüm bu kıyafetlerin yakaları ya da kolları ayarlanabiliyor. Bazıları manyetik düğmeler içeriyor, fermuarları tek el ile kapatılabiliyor ve böylece moda engel bir parça daha engel tanımıyor hale geliyor.

Tommy Hilfiger bu yeni hattını duyurmak için 18 yaşındaki otistik şef Jeremiah Josey, tekerlekli sandalye kullanan bir dansçı, paralimpik atlet Jeremy Campbell gibi önemli isimlerle çalıştı.

Marka daha önce Runway of Dreams ile çıkardıkları koleksiyon sonrası birçok kişiden ürünleri çeşitlendirmeleri adına yoğun geri dönüşler almaları sonucu böyle bir giyim hattı çıkarmak istediklerini belirtti. Belki de bu geri dönüşler moda endüstrisinde artan bu talep için daha fazla marka için de bir uyanış olur ne dersiniz?

3 Nisan’da lansmanı yapılan Tommy Adaptive koleksiyonu online satışa sunuldu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Taksiciler Uber’e Karşı ‘@taksi’ Uygulamasını Tanıttı

Taksiciler ile Uber‘in yaşadığı sorunları sık sık sizlere aktarıyoruz. En son gündemde bir taksi şoförünün Uber aracına saldırması vardı. Bu olayın üzerinde Uber’in müşterilerini 10 günde 5 katına çıkardığını da paylaşmıştık.

Taksiciler ile Uber arasındaki çatışmalar devam ederken taksicilerden rekabeti kızıştıracak bir hamle geldi.

NTV’nin haberine göre; Birleşik Taksi Şoförleri Derneği Başkanı Hüseyin Duman ve @taksi Genel Müdürü Birtan Pabuçcu, @taksi uygulamasını bir basın açıklamasıyla tanıttı.

Duman, 2 yıldır Uber’le hukuki olarak mücadele ettiklerini ifade ederek, “Biz halkımızın, müşterilerimizin ne istediğini çok iyi biliyoruz ve bunların tespitini yaptık. Taksiciler olarak kendimizi geliştirmek zorunda olduğumuzu çok iyi biliyoruz. Bu nedenle bu şirkete bir uygulamayla karşılık vermek istedik” dedi.

Araçların ve şoförlerin kalitesini yükseltmeyi istediklerini dile getiren Duman, @taksi ile “ileri sürüş teknikleri”, “diksiyon”, “yabancı dil” ve “ilk yardım” eğitimleri vermeyi planladıklarını belirtti.

Duman, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ticari kullanım kartı verdiğine değinirken, “Bu kart 100 lira karşılığında veriliyor. Bunun en az 5-6 aylık eğitimle verilmesini talep ediyoruz. Sadece aracın kalitesiyle bir mesleğe kalite gelmez. Şoförün haklarını vererek, şoförü ezmeyerek, şoförün kalitesini yükseltirseniz o zaman bu mesleğe kalite gelir. Şoförün üzerinde ekonomik baskı var. Bunların azaltılması için gerekli çalışmaların yapılması lazım. Şoförlük yapacak kişinin tamamen sabıka kaydı, psikoteknik belgesi, sağlık raporu olmak zorunda. Biz, herkesin ticari taksi sürücüsü olmasını istemiyoruz. Lisanslı kişiler bu mesleği yaparsa o zaman kalitenin artacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

“Vip Araçları Uygulamaya Dahil Ettik”

@taksi Genel Müdürü Birtan Pabuçcu da @taksi uygulamasının derneğin üyeleriyle kurduğu bir oluşum olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

“Bin 500’ü geçkin üyemiz var ve her geçen gün artıyor. Yaptığımız kampanyalarla ciddi yolcu sayısına ulaştık. Teknolojiyi kullanarak geliştirilen uygulamayla derneğe katkı verip, derneğin şoförlere eğitim vermesini sağlamayı planlıyoruz. Şu an uygulamamızda 3 çeşit taksimiz var. Bunların da hepsi kanuna uygun ve yasal taksimetre ile çalışıyor. Uber, taksimetresiz çalıştığı için Avrupa’da birçok ülkede yasak. Ülkemizde de bu kanun geçerli. Biz bu kanuna uygun çalışıyoruz ve çalışacağız. Karşı tarafın da bu yasalara uymasını bekliyoruz. Bütün dünyada taksiler lisanslıdır ve kamu kurumlarının belirlediği kriterlere göre çalışır. Biz yasalız, diğerleri merdiven altı.”

Hızla yayılmayı ve müşterilere daha kaliteli hizmet sunmayı hedeflediklerini ifade eden Pabuçcu, “Uygulamamızda 3 çeşit aracımız var. İstanbullu yolcularımız uygulamayı ücretsiz olarak telefonlarına indiriyor. Şu anda 2 ilde pilot çalışmamız devam ediyor. Yoğun talep de var. Uygulamayı indirdikten sonra kredi kartı veya BKM Ekspres hesaplarıyla yolcularımız sisteme üye olup, tek tuşla taksi çağırabilirler. VIP araçları bugün itibarıyla uygulamamıza dahil ettik. 16 tane havalimanı çevresinde var. Bunların sayısının artmasıyla uygulamada daha fazla yer vereceğiz lüks taksiye. Her gelen şikayeti tek tek değerlendiriyoruz, personelimiz tarafından dönüş sağlanıyor. İlerleyen günlerde sayıların artmasıyla müşterilerimize daha geniş kapsamlı olarak sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link