Dove Yeni Reklamında Cinsiyetçi Önyargılara Savaş Açıyor!

Dove’u biliyoruz, çünkü ‘Dove Farklıdır’.  Böyle iddialı bir mottoya sahip olan ünlü marka ürünleri ile yapay güzellik değil her fırsatta gerçek güzelliği överek zaten kalplerimizde diğer markalardan daha farklı bir yere sahip.  Dove’un farklı kişilerin olduğu gibi güzel oldukları ve bununla övünmeleri üzerine ve vaadi olan bu söylemi her fırsatta, her reklam kampanyasında yenileyerek kadınların güvenini tazelemeye devam ediyor.

Daha öncelerde de ‘Gerçek Güzellik Kampanyası’ kapsamında birçok başarılı kampanyaya imza atan Dove şimdi de erkeksiliği yeniden tanımlayan ve cinsiyetçi önyargılara savaş açan yeni bir kampanyaya imza atıyor.  #MyBeautyMySay ismindeki kampanya tüm dünya kadınlarına kendi değeri ve güzelliğinin sadece görünüşünde olmadığını anlatıyor.

‘Beauty on your own terms’ başlıklı yeni reklam filminde de kampanya ile uyumlu olarak 9 farklı kadın, görünüşlerine göre nasıl yargılandığı ile ilgili deneyimlerini birbirleriyle ve izleyiciyle paylaşıyorlar.

5-Dove-Ad-My-Beauty-My-Say-Inspriring-Empowering

Reklam filmi oldukça ilginç, ilginç olduğu kadar da kanıksanmış- aslında mücadele etmemiz gereken- güçlü itiraflar barındırıyor. Örneğin bir profesyonel kickbox sporcusu Heather: ‘ Kickbox için fazla güzel olduğumu söylediler. O güzel yüzünü dağıtacaksın…’

Ya da bir dansçı olan Grace’e ‘burnunun fazla ön planda’ olduğu ile ilgili bir yorum gelirken, New York’lu bir manken Rain için ise ‘ Fazla maskülen, erkek gibi ve çirkin’ yorumları gelmiş.

Dove’un pazarlama direktörü Jennifer Bremner neden böyle bir çalışmaya imza attıkları konusundaki fikrini şöyle ifade ediyor: “Kadınları görünüşlerine göre yargılamak bir yerlerde norm haline geldi.” Ve bizler uzun zamandan beri her türlü cinsiyetçi söylemle bir yerlerden ötekileştirilen kadınlar ile ilgili ‘görünüşe göre yargılama’ fikrinden vazgeçmeli, vazgeçirmeliyiz.

7-Dove-Ad-My-Beauty-My-Say-Inspriring-Empowering

Bağlı bulunduğu marka ailesi Unilever’in cinsiyetçiliğe karşı açtığı ilk savaş global olarak sürdürülen ‘Kız Gibi’ kampanyasıydı. Dove için yapılan  #MyBeautyMySay kampanyası da bu yolda kararlı bir şekilde ilerlediklerinin adeta göstergesi.

Dove kampanya kapsamında toplumsal kodlara adeta ilmek ilmek işlenmiş bu önyargıyı kırmak için tüm kadınları kendilerini ifade etmeye davet ediyor. Siz neredesiniz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2014'te Uluslararası İlişkiler lisansını birincilikle bitiren Burcu, global tecrübesine katkılarını 4 aylık ABD macerası ile perçinlemiştir Yazmayı düşünmeyi sorgulamayı ve üretmeyi hayatında tepelere koyar. Şimdilerde İstanbul Üniversitesi'nde Pazarlama tezli yüksek lisans programında öğrenimini sürdüren Burcu'nun ilgi alanları arasında girişimcilik, seyahat, markalar ve en büyük tutkusu olan California var!

Bir Cevap Yazın

Küresel Ticaret Savaşlarının Yeni Cephesi: Marka ve İtibar Yönetimi

Ticaret savaşlarıyla birlikte dünyada kartlar yeniden karılırken, şirketler, marka ve itibar riski taşıyan kriz durumlarını yönetemediklerinde yıllar içerisinde elde ettikleri kazanımlarını bir çırpıda kaybedebiliyor. Bu konuda hazırlıklı olmak risk yönetimini şirket içi bir kültür olarak benimsemek ve profesyonel danışmanlık almaktan geçiyor.

Son dönemde kutuplaşan dünya ve başlatılan küresel ticaret savaşları ile birlikte, marka itibarı konusu iş dünyasında hiç olmadığı kadar dikkatleri üzerine çekiyor. Yönetim Kurulu toplantılarının gündemlerinden neredeyse hiç düşmeyen marka itibarı konusu büyük ve köklü şirketlerin bile her an karşı karşıya kalabileceği riskleri de beraberinde getiriyor. Risk, sigorta, reasürans, emeklilik, insan kaynakları çözümleri, sağlık ve yan haklar konularında profesyonel hizmetler sunan Aon’un 64 ülkedeki 33 farklı sektörde faaliyet gösteren 1843 şirketin katılımıyla gerçekleştirdiği Aon 2017 Global Risk Yönetimi anketine göre marka ve itibar riskleri birinci sırada yer alıyor. Ancak, anket sonuçları önemli bir gerçeği de gözler önüne seriyor: Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 51’i marka ve itibar riskleriyle baş etmeye yeterince hazır olduklarını düşünüyor.

Bu sonucu değerlendiren Aon Risk Yönetim Danışmanlığından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Eryaman şunları söyledi: “Aon’un Global Risk Yönetimi anketinden çıkan sonuçların geneli bugüne kadar risk yönetim uzmanlarının ve hemen hemen tüm sektörlerin aşina olduğu risklerden oluşuyor. Ancak, detaylı bir inceleme yaptığımızda firmaların yeni yeni konuşmaya başladığı marka ve itibar riski gibi risklerin geleneksel olarak gündemden düşmeyen risklerle iç içe geçerek firmalar nezdinde daha ciddi endişelere yol açtığını görüyoruz. İş dünyasının başarılı ismi Warren Buffet’ın o meşhur sözü marka ve itibar konusunun önemini en güzel şekilde özetliyor: ‘İtibar kazanmak 20 yıl sürer; kaybetmekse 5 dakika!’ Şirketler, yıllar içinde çok yoğun çaba ve dikkatle oluşturdukları tüm varlıkları, itibar ve marka değeri riski doğuran kriz durumlarını doğru şekilde yönetemediklerinde bir çırpıda yitirebiliyor. Bu noktada marka ve itibar risklerinin ön görülerek hesaplanması ve bu konuda gerekli profesyonel çözüm ve danışmanlık hizmetlerine başvurulması büyük önem arz ediyor. Bizim de tecrübe edip gözlemlediğimiz üzere risk yönetimini şirket politikalarında önceliklendirip kültür haline getiren ve risk yönetimi ve transferi konusunda profesyonel danışmanlık alan şirketlerin marka itibarı yükseliyor. Dünyanın önder marka değerlendirme şirketi Brand Finance’in Türkiye’nin 2018’deki En Değerli 100 Markası raporunda ilk 50 sırada yer alan markaların büyük bir kısmının profesyonel risk yönetim ve hizmetlerine başvurarak risk yönetimini kurum içi stratejik politikalarla önemli bir odak noktası haline getirdiklerini görüyoruz.”

Aon’dan, marka ve itibar risklerine karşı şirketlere 5 etkin tavsiye

Aon, şirketleri iflas ve batma noktasına götürebilecek büyük çaplı siber saldırılar, veri ihlalleri, kaçınması zor endüstriyel kazalar ve skandallara karşı şirketleri öngörülmesi zor marka ve itibar kayıplarına karşı hazırlayacak önemli öneriler sunuyor.

  1. Geçmiş krizlerden ders çıkarmak: Kurumlar geçmişi anlayarak ve hatalarından ders çıkararak, marka ve itibar riski içeren kriz durumlarında doğru hareket edebilme imkanına sahip olabilir. Bunun için kurumların, ne tür zafiyetlere sahip olduklarını ve faaliyet gösterdikleri sektörün ne tür krizli durumlara eğilimli olduğu, geçmişte yaşanan olaylardan yola çıkarak bütüncül bir yaklaşım ile analiz etmesi önem arz ediyor.
  2. Stratejik ekipler kurmak: Her şeyden önce, kurumların kriz durumlarında koordineli, hızlı ve etkin bir şekilde harekete geçebilmesi gerekiyor. Bu sebeple Aon, kriz zamanında ilk elden sorumluluk alması gereken strateji takımları oluştururken, özellikle iç ve dış iletişimin doğru ve etkili yönetimi için kurumsal iletişim ekiplerinin yanı sıra, Hukuk ve Uyum departmanları ile İnsan Kaynakları departmanlarından da temsilcilere bu ekipler içerisinde yer verilmesini öneriyor. Organizasyonun kilit noktalarından temsilcileri bir araya getirecek strateji ekipleri kriz durumunun doğru koordine edilebilmesini ve kararların doğru ve hızlı bir şekilde alınmasını mümkün kılıyor.
  3. Kriz eğitimleri planlamak: Kurumların karşılaşabilecekleri kriz türlerine dair sahip oldukları güçlü farkındalık ile, krize müdahaleye yönelik tatbikatlar, müdahale senaryoları ve uygulamalı eğitimler düzenlemesi büyük önem arz ediyor. Bu tür eğitim ve hazırlıklar krizin oluşmasına engel olmasa da kurumların doğru tepki vermesine ve krizin etkilerinin azaltılmasına yardımcı oluyor.
  4. Müşteri ve çalışanlara kulak vermek: Günümüzde kesintisiz bilgi akışı ve sosyal medyanın egemen konumu, kurumların iletişim kanallarını hiç olmadığı kadar büyük bir dikkat ile ele alması gerekliliğini de beraberinde getiriyor. Kurumların, kriz iletişim stratejilerini, müşterilerin ve çalışanların endişe ve sorunlarını dikkate alarak şekillendirmeleri krize müdahalede etkili sonuçlar elde edilmesini sağlıyor.
  5. Sosyal medyayı etkin kullanmak: Kriz dönemlerinde, sosyal medyanın baş edilmesi zor bir faktör olduğu düşünülse de aslında etkili bir sosyal medya kullanımı kriz iletişiminde son derece önemli bir rol oynuyor. Sosyal medya kanallarını etkin kullanmak, şirketin krizle ilgili tepkileri ve krizin nasıl bir seyir gösterdiğini gerçek zamanlı olarak tespit etmesini sağlıyor. Aynı zamanda, kamuoyuyla doğrudan ve kısa sürede diyalog oluşturmak için gerekli zeminin oluşturulmasına yardımcı oluyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kellogg’s, Küçük Kızın Attığı Mesaj Nedeniyle Sloganını Yeniledi

  • 10 yaşındaki bir kız, kahvaltılık mısır gevreği Coco Pops’un paketinde yazılı olan “Çocuklar Tarafından Sevildi, Anneler Tarafından Onaylandı” sloganının ön yargılı olduğuna, çünkü erkeklerin de kahvaltı hazırlayabileceklerine dair Kellogg’s’a bir mesaj yolladı.
  • Bunun üzerine Coco Pops markasının sahibi olan Kellogg’s, küçük kızın mesajına yanıt vererek sloganını değiştireceğini ifade etti.
  • İlgili Yazı: Çocukların Maruz Kaldığı Cinsiyetçilik ve Kinder Sürpriz Yumurtaları

Bildiğiniz gibi, cinsiyet ayrımcılığı son senelerde sürekli olarak tartışılan bir konu. Bu sefer de adı cinsiyet ayrımcılığına karışan marka Kellogg’s oldu ve bu olay sonucunda marka, kahvaltılık mısır gevreği Coco Pops‘un sloganını değiştirdi. Ancak bunun son derece masum, hatta yüzleri gülümseten bir olay olduğunu belirtelim.

Design Taxi’nin yaptığı habere göre, her şey 10 yaşındaki bir kızın Coco Pops paketindeki slogan ile ilgili olarak Kellogg’s şirketine attığı mesaj ile başladı. Hannah-Marie Clayton isimli bu küçük kız attığı mesajda, Coco Pops’un “Çocuklar Tarafından Sevildi, Anneler Tarafından Onaylandı” şeklindeki sloganının bir ön yargı olduğunu, çünkü erkeklerin de kahvaltı hazırlayabileceklerini ifade etti. Ayrıca Clayton, annesinin işi nedeniyle çoğu zaman evde olmamasından dolayı, genellikle babasının onun için kahvaltı hazırladığını belirtti.

Küçük kız, günümüz toplumunda insanların kadınlara bel bağlamaması gerektiğini vurguladı ve günümüz toplumuyla daha uyumlu olması için Kellogg’s’a “anneler” kelimesini “ebeveynler ya da bakıcılar” olarak değiştirmesi tavsiyesinde bulundu. Bunun yanı sıra Clayton, babaların da anneler kadar önemli olduğunu ve annesi olmadan büyüyen kişilerin bu sloganı rahatsız edici bulabileceklerine dikkat çekti.

Normal şartlarda Kellogg’s, 10 yaşındaki kızın gönderdiği bu mesajı tamamen görmezden gelebilir ve onun bu mesajını cevapsız bırakabilirdi. Ancak Kellogg’s, mesajı görmezden gelmediği gibi daha da fazlasını yaptı. Şirket, küçük kızın talebine yanıt verdi ve ona Coco Pops paketindeki sloganı “Çocuklar Tarafından Sevildi, Ebeveynler Tarafından Onaylandı” şeklinde güncelleyeceğini belirtti. Bununla birlikte şirket, neden olduğu herhangi bir gücenme için küçük kızdan özür diledi ve geri bildirimi için ona teşekkür etti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?