Bisküvi Pazarında Markalaşma

Bisküvi. Bir nevi bizim yol arkadaşımız.

Bisküvi nedir, markalaşabilir mi? Bu pazarda dinamikler nelerdir?

Aslında dünyanın diğer topraklarının bu anlamdaki dinamiklerini dahil edersek iş, bir hayli değişmekte. Japonya’nın tek başına tüm Avrupa kadar bisküvi üretimi yapması, elbette ki onun adil bir rakip olmadığı anlamına geliyor.

Belki bisküvi tüketiminin globalliğini anlamak için adil olmayan bu topraklara da bir göz atmakta fayda var ancak öncesinde biz; Türkiye topraklarında kalalım.

Türkiye 1930’lardan beri alışık olduğu bu kültürü farklı şekillerde evirmiş olsa da hayatında değişmeyen tek şey, özellikle segment bazında bakarsak; Petit Beurre.

Çünkü bisküvinin, özellikle de Petit Beurre ün bizim tüketicimizin evlerinde yeri bambaşka. Ama bunun asıl tetikleyicisi elbette ki tadının güzelliği değil. Çay kültürü.

Çayın bu kadar çok tüketildiği bir kalabalık içinde bisküvinin çay tabağı kenarında yer bulma ihtimali o kadar çok artıyor. Çay tüketiminin olmadığı bölgelerde petit beurre ün başarısız olmasının altında yatan temel de bu.

Tabii pasta börekte kullanılması, ucuz olması ve aile boylarında satılması onu, diğer tüm ürünlerin önüne geçiriyor. Aslında onu bir markadan çok, ürün olarak lider konumda tutmak gerekli. Her bisküvi bizler için bir ürün. Markalaşmada farkındalık olabildiğince az. Bunu başaran birkaç marka yok değil; Oreo, Tutku, Biscolata. Belki bu atıştırmalıklar kategorisi içerisinde marka farkındalığına en çok sahip olan ürünlere sahip bu markalar. Oreo’nun başarısı, kafamıza kazınmış kremalı bisküvi iç görülerini başarıyla üzerimize yağdırmasından ileri gelir. Tabi kafanızı çevirdiğiniz bütün pasta işlerinde, yemek sitesinde karşınıza çıkması da yeni nesil iletişimi, yani dijital iletişimi gelmiş geçmiş en iyi kullanan marka olma konusunda onu lider yapıyor da diyebiliriz rahatlıkla.

Kullanım alışkanlıklarına yani özellikle davranışa yönelen bir iletişim stratejisiyle belki de Petit Beurre ün sahip olduğu Pazar payının, orta ve üstü segmenti üzerinde farkındalık oluşturduğu kesin. Fiyatı birincil olarak değerlendirmeye almayan herkes için gastronomik değer daha mühim oldu.

Bu arada tabii bisküvi pazarını en çok etkileyen şeyin trendler olduğunu da söylemeden geçmeyelim.

Eskiden sadece çayın yanında ve belki mozaik pastada yer açtığımız leziz dostlarımız için artık kapılar sonuna kadar açık. Bu demek ki, pastacılığın, pasta sanatına dönüşmesi ve tüm sağlık akımlarına rağmen tatlının karşı konulmaz olmasından kaynaklı farklı onlarca kullanım alanları oluştu.

Bu arada kategorinin gam anlamında genişlemesi de gerçekleşti tabii. Bunu da sağlık akımlarına borçluyuz işte. Şekersiz, glütensiz ya da diyet için buğdaylı. Tüm markalar kendilerini bu alanda da olabildiğince hızlı bir şekilde konumlandırdı.

Şimdilerde yol arkadaşlarımız çeşitlendi ama artık eskisi kadar sıradan bizim için, onlar da küreselleşti. Onlar da çeşitlendi.

Her birini de ayrı ayrı sevdik.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olan Zümrüt Tanrıöven; Pazarlamasyon'da pazarlama ve reklam üzerine yazılar yazmaktadır. Futbol Extra'da yazar olmasının yanında, bunun bir devamı olarak spor pazarlama konusunda oldukça derin eğitimler almış, bu konuda bir çok araştırmada ve projede bulunmuştur. İstanbul Bilgi Üniversitesinde bitirdiği yüksek lisansıyla beraber kültür ve sosyolojik yönetimlere de odaklanmaya çalışmış, bu alanları birbiri içinde kullanmaya yönelmiştir. Alamet-i Farika, Show Tv gibi yerlerin ardından son 5 yılında TTNET, Tivibu'da İçerik Pazarlama'cı olarak çalıştı. Şimdi Türk Telekom Pazarlama İletişiminde yolunda devam etmekte.

Bir Cevap Yazın

Küresel Ticaret Savaşlarının Yeni Cephesi: Marka ve İtibar Yönetimi

Ticaret savaşlarıyla birlikte dünyada kartlar yeniden karılırken, şirketler, marka ve itibar riski taşıyan kriz durumlarını yönetemediklerinde yıllar içerisinde elde ettikleri kazanımlarını bir çırpıda kaybedebiliyor. Bu konuda hazırlıklı olmak risk yönetimini şirket içi bir kültür olarak benimsemek ve profesyonel danışmanlık almaktan geçiyor.

Son dönemde kutuplaşan dünya ve başlatılan küresel ticaret savaşları ile birlikte, marka itibarı konusu iş dünyasında hiç olmadığı kadar dikkatleri üzerine çekiyor. Yönetim Kurulu toplantılarının gündemlerinden neredeyse hiç düşmeyen marka itibarı konusu büyük ve köklü şirketlerin bile her an karşı karşıya kalabileceği riskleri de beraberinde getiriyor. Risk, sigorta, reasürans, emeklilik, insan kaynakları çözümleri, sağlık ve yan haklar konularında profesyonel hizmetler sunan Aon’un 64 ülkedeki 33 farklı sektörde faaliyet gösteren 1843 şirketin katılımıyla gerçekleştirdiği Aon 2017 Global Risk Yönetimi anketine göre marka ve itibar riskleri birinci sırada yer alıyor. Ancak, anket sonuçları önemli bir gerçeği de gözler önüne seriyor: Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 51’i marka ve itibar riskleriyle baş etmeye yeterince hazır olduklarını düşünüyor.

Bu sonucu değerlendiren Aon Risk Yönetim Danışmanlığından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Eryaman şunları söyledi: “Aon’un Global Risk Yönetimi anketinden çıkan sonuçların geneli bugüne kadar risk yönetim uzmanlarının ve hemen hemen tüm sektörlerin aşina olduğu risklerden oluşuyor. Ancak, detaylı bir inceleme yaptığımızda firmaların yeni yeni konuşmaya başladığı marka ve itibar riski gibi risklerin geleneksel olarak gündemden düşmeyen risklerle iç içe geçerek firmalar nezdinde daha ciddi endişelere yol açtığını görüyoruz. İş dünyasının başarılı ismi Warren Buffet’ın o meşhur sözü marka ve itibar konusunun önemini en güzel şekilde özetliyor: ‘İtibar kazanmak 20 yıl sürer; kaybetmekse 5 dakika!’ Şirketler, yıllar içinde çok yoğun çaba ve dikkatle oluşturdukları tüm varlıkları, itibar ve marka değeri riski doğuran kriz durumlarını doğru şekilde yönetemediklerinde bir çırpıda yitirebiliyor. Bu noktada marka ve itibar risklerinin ön görülerek hesaplanması ve bu konuda gerekli profesyonel çözüm ve danışmanlık hizmetlerine başvurulması büyük önem arz ediyor. Bizim de tecrübe edip gözlemlediğimiz üzere risk yönetimini şirket politikalarında önceliklendirip kültür haline getiren ve risk yönetimi ve transferi konusunda profesyonel danışmanlık alan şirketlerin marka itibarı yükseliyor. Dünyanın önder marka değerlendirme şirketi Brand Finance’in Türkiye’nin 2018’deki En Değerli 100 Markası raporunda ilk 50 sırada yer alan markaların büyük bir kısmının profesyonel risk yönetim ve hizmetlerine başvurarak risk yönetimini kurum içi stratejik politikalarla önemli bir odak noktası haline getirdiklerini görüyoruz.”

Aon’dan, marka ve itibar risklerine karşı şirketlere 5 etkin tavsiye

Aon, şirketleri iflas ve batma noktasına götürebilecek büyük çaplı siber saldırılar, veri ihlalleri, kaçınması zor endüstriyel kazalar ve skandallara karşı şirketleri öngörülmesi zor marka ve itibar kayıplarına karşı hazırlayacak önemli öneriler sunuyor.

  1. Geçmiş krizlerden ders çıkarmak: Kurumlar geçmişi anlayarak ve hatalarından ders çıkararak, marka ve itibar riski içeren kriz durumlarında doğru hareket edebilme imkanına sahip olabilir. Bunun için kurumların, ne tür zafiyetlere sahip olduklarını ve faaliyet gösterdikleri sektörün ne tür krizli durumlara eğilimli olduğu, geçmişte yaşanan olaylardan yola çıkarak bütüncül bir yaklaşım ile analiz etmesi önem arz ediyor.
  2. Stratejik ekipler kurmak: Her şeyden önce, kurumların kriz durumlarında koordineli, hızlı ve etkin bir şekilde harekete geçebilmesi gerekiyor. Bu sebeple Aon, kriz zamanında ilk elden sorumluluk alması gereken strateji takımları oluştururken, özellikle iç ve dış iletişimin doğru ve etkili yönetimi için kurumsal iletişim ekiplerinin yanı sıra, Hukuk ve Uyum departmanları ile İnsan Kaynakları departmanlarından da temsilcilere bu ekipler içerisinde yer verilmesini öneriyor. Organizasyonun kilit noktalarından temsilcileri bir araya getirecek strateji ekipleri kriz durumunun doğru koordine edilebilmesini ve kararların doğru ve hızlı bir şekilde alınmasını mümkün kılıyor.
  3. Kriz eğitimleri planlamak: Kurumların karşılaşabilecekleri kriz türlerine dair sahip oldukları güçlü farkındalık ile, krize müdahaleye yönelik tatbikatlar, müdahale senaryoları ve uygulamalı eğitimler düzenlemesi büyük önem arz ediyor. Bu tür eğitim ve hazırlıklar krizin oluşmasına engel olmasa da kurumların doğru tepki vermesine ve krizin etkilerinin azaltılmasına yardımcı oluyor.
  4. Müşteri ve çalışanlara kulak vermek: Günümüzde kesintisiz bilgi akışı ve sosyal medyanın egemen konumu, kurumların iletişim kanallarını hiç olmadığı kadar büyük bir dikkat ile ele alması gerekliliğini de beraberinde getiriyor. Kurumların, kriz iletişim stratejilerini, müşterilerin ve çalışanların endişe ve sorunlarını dikkate alarak şekillendirmeleri krize müdahalede etkili sonuçlar elde edilmesini sağlıyor.
  5. Sosyal medyayı etkin kullanmak: Kriz dönemlerinde, sosyal medyanın baş edilmesi zor bir faktör olduğu düşünülse de aslında etkili bir sosyal medya kullanımı kriz iletişiminde son derece önemli bir rol oynuyor. Sosyal medya kanallarını etkin kullanmak, şirketin krizle ilgili tepkileri ve krizin nasıl bir seyir gösterdiğini gerçek zamanlı olarak tespit etmesini sağlıyor. Aynı zamanda, kamuoyuyla doğrudan ve kısa sürede diyalog oluşturmak için gerekli zeminin oluşturulmasına yardımcı oluyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kellogg’s, Küçük Kızın Attığı Mesaj Nedeniyle Sloganını Yeniledi

  • 10 yaşındaki bir kız, kahvaltılık mısır gevreği Coco Pops’un paketinde yazılı olan “Çocuklar Tarafından Sevildi, Anneler Tarafından Onaylandı” sloganının ön yargılı olduğuna, çünkü erkeklerin de kahvaltı hazırlayabileceklerine dair Kellogg’s’a bir mesaj yolladı.
  • Bunun üzerine Coco Pops markasının sahibi olan Kellogg’s, küçük kızın mesajına yanıt vererek sloganını değiştireceğini ifade etti.
  • İlgili Yazı: Çocukların Maruz Kaldığı Cinsiyetçilik ve Kinder Sürpriz Yumurtaları

Bildiğiniz gibi, cinsiyet ayrımcılığı son senelerde sürekli olarak tartışılan bir konu. Bu sefer de adı cinsiyet ayrımcılığına karışan marka Kellogg’s oldu ve bu olay sonucunda marka, kahvaltılık mısır gevreği Coco Pops‘un sloganını değiştirdi. Ancak bunun son derece masum, hatta yüzleri gülümseten bir olay olduğunu belirtelim.

Design Taxi’nin yaptığı habere göre, her şey 10 yaşındaki bir kızın Coco Pops paketindeki slogan ile ilgili olarak Kellogg’s şirketine attığı mesaj ile başladı. Hannah-Marie Clayton isimli bu küçük kız attığı mesajda, Coco Pops’un “Çocuklar Tarafından Sevildi, Anneler Tarafından Onaylandı” şeklindeki sloganının bir ön yargı olduğunu, çünkü erkeklerin de kahvaltı hazırlayabileceklerini ifade etti. Ayrıca Clayton, annesinin işi nedeniyle çoğu zaman evde olmamasından dolayı, genellikle babasının onun için kahvaltı hazırladığını belirtti.

Küçük kız, günümüz toplumunda insanların kadınlara bel bağlamaması gerektiğini vurguladı ve günümüz toplumuyla daha uyumlu olması için Kellogg’s’a “anneler” kelimesini “ebeveynler ya da bakıcılar” olarak değiştirmesi tavsiyesinde bulundu. Bunun yanı sıra Clayton, babaların da anneler kadar önemli olduğunu ve annesi olmadan büyüyen kişilerin bu sloganı rahatsız edici bulabileceklerine dikkat çekti.

Normal şartlarda Kellogg’s, 10 yaşındaki kızın gönderdiği bu mesajı tamamen görmezden gelebilir ve onun bu mesajını cevapsız bırakabilirdi. Ancak Kellogg’s, mesajı görmezden gelmediği gibi daha da fazlasını yaptı. Şirket, küçük kızın talebine yanıt verdi ve ona Coco Pops paketindeki sloganı “Çocuklar Tarafından Sevildi, Ebeveynler Tarafından Onaylandı” şeklinde güncelleyeceğini belirtti. Bununla birlikte şirket, neden olduğu herhangi bir gücenme için küçük kızdan özür diledi ve geri bildirimi için ona teşekkür etti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?