Birleşik Krallık’taki KFC Restoranlarında Tavuk Bitti

İlk duyduğunuzda kulağa inanılmaz gelse de gerçek bu. İşinizi iyi yapabilir, küresel ölçekte bir marka olabilir ve sağlam ekonomik yapınızla olası ekonomik krizleri iyi bir şekilde atlatabilirsiniz. Fakat her şeyin başı olan tedarik zincirini ve lojistik altyapıyı profesyonel ve yeterli bir şekilde kurmazsanız, krizi göz göre göre çağırıyorsunuz demektir. Düşünsenize, dünyanın dört bir yanında adınızı duyurmuş ve köklü bir geçmişe sahip bir markasınız. Logonuzu ya da adınızı gören herkes şıp diye sizi biliyor ve sizin ürünlerinizi yakından tanıyor ama o da ne? Stoklarınızda talebi karşılayacak kadar malzemeniz yok. Böyle iş mi olur? Gelin görün ki oldu. Ünlü tavuk restoranı zinciri KFC, geçen hafta sonu Birleşik Krallık çapında stok krizi yaşadı. Yani kısacası, koca zincir mağazanın koca ülkedeki şubelerinde tavuk bitti.

Birleşik Krallık’taki 900 KFC restoranının çoğu, geçici olarak kepenkleri indirdi. Sorun, KFC’nin lojistik operasyonlarını kısa bir süre önce emanet ettiği DHL tarafından kaynaklandı. Ülkedeki KFC restoranlarının yarısından fazlası sınırlı sayıda menü ve her zamankinden daha kısa süren çalışma saatleri dahilinde yeniden açılsa da birçok restoran kapalı kaldı. Hatta kapalı restoranların bu hafta sonu da hizmet veremeyeceği söyleniyor.

KFC

Bu olay Türkiye’de yaşansa verilen tepkilerin yoğunluğunu tahmin etmemiz zor ama Birleşik Krallık’taki KFC müşterileri bundan öylesine muzdarip olmuş ki bir Londra semti olan Tower Hamlet’teki polis merkezine KFC ile ilgili şikayetler yağdırdı. Sonunda merkez, konunun yetki ve görev alanında olmadığını Twitter’dan duyurma ihtiyacı duydu. Sorun bu denli toplumsal bir hâle gelmişken sosyal ağlara yansımaması doğal olarak imkânsızdı. #KFCCrisis etiketiyle Twitter’ın popüler konuları arasında kendine yer bulan olayın, KFC marka saygınlığına kalıcı bir hasar bırakıp bırakmayacağı da sorgulandı.

Marka ise beklenen sıradan basın açıklamalarının aksine, eğlenceli bir yaklaşım sergiledi. Geçen hafta sonu internet sitesinden bir mesaj yayınlayan KFC “Tavuklar restoranlarımız yerine, yolun karşısına geçti.” dedikten sonra açıklamasına, logosunda da kullandığı kurucusu Colonel Sanders‘a atıf yaparak şöyle devam etti:

“Colonel bu sorun üzerine çalışmayı sürdürüyor. Yeni bir lojistik ortağımız oldu ama kendisi bir diş problemi yaşadı. Ülke çapında 900 restoranımızın böyle bir sorunla karşı karşıya gelmesi oldukça karışık bir durum. Kaliteden taviz vermeyeceğiz. Bu nedenle tedarik sağlayamayan restoranlarımız kapalı kalacak ve geri kalanlar daha kısa sürelerle ve sınırlı sayıda menüyle hizmet verecek. Sorunun son birkaç gündür bazı müşterilerimizin canını sıktığını ve kızartılmış tavuk istediğinizde hayal kırıklığı yaşadığınızı biliyoruz ve bunun için çok üzgünüz. Ekiplerimiz, yeniden normal işleyişimize dönmemiz ve size hizmet verebilmemiz için gayretle çalışıyor. Sizi yakında restoranlarımızda görmeyi diliyoruz.”

Elbette KFC her ne kadar işi şakayla karışık bir söyleme vurup eskilerin deyimiyle zevahiri kurtarmaya çalışsa da sosyal medyadan olumsuz yorumlar ve sert eleştiriler almaktan kurtulamadı. Krizi mercek altına alan sosyal medya gözlemi ve analizi yapan Digimind, Twitter’da KFC hesabını etiketleyerek konudan bahseden Birleşik Krallık konumlu profillerden gelen yaklaşık 3000 tweet’in olumsuz nitelikte olduğunu söyledi ki bu sayı, konu hakkında paylaşım yapan Birleşik Krallık kaynaklı tweet’lerin yüzde 38’ine denk geliyordu.

Aslında bütün bu olup bitene ve sonucunda yaşanan trajikomik olarak niteleyebileceğimiz krize, farklı açılardan bakarak farklı izlenimler edinebiliriz. Markanın kriz sonrası yaptığı açıklama kimilerine göre eğlenceli olabilir ve bu gerçekten de krizde bile kendisiyle dalga geçebilen, sempatik olabilen bir marka imajı çizebilir. Fakat diğer yandan gelen olumsuz yorumları engellemede yetersiz kalabilir, hatta zaten sinirli olan bir müşteri kitlesini daha da sinirlendirerek, onları dikkate almayan bir marka olarak da gösterebilir. Bu başarısızlığın altından güleryüzlü bir tavırla çıkmayı planlayan marka, sosyal ağlarda taleplerine karşılık bulma isteği daha da yükselen bir müşteri kitlesini umursamazsa, çıkacak fatura beklenenden daha ağır olabilir. Çünkü kendini dinletemediğini, bu yüzden de yakınlık duyduğu marka tarafından yalnız bırakılmış hisseden müşteriler sadakatini kaybederler. Evet, tıpkı bir noktaya gelindiğinde yeterli ilgiyi göremediğine karar veren eski sevgililer gibi.

KFC’nin yaşadığı kriz hakkında logosu üzerinden dalga geçenler de vardı.

Diğer yandan ise bu toz duman içinde belki de marka imajı KFC’den de çok zedelenen bir taraf varsa o da kendini dünyanın en büyük ve en hızlı lojistik şirketi sayan DHL olmalı. Zira nesnel olarak baktığımızda sorun dolaylı olarak KFC’yi etkilese de problemin esas kaynağı DHL.

KFC’ye kaçınılmaz olarak gelir kaybı yaşatan bu krizin kısa süreli ve marka açısından çözülemeyecek bir sorun olmamasını ise işin teselli verici tek boyutu olarak kabul edebiliriz. Markanın internet sitesinde ve sosyal medya hesaplarında yaptığı düzenli açıklamalar durumla ilgili şeffaflığını gösterse de, KFC’nin lojistik operasyon sürecinde yeni bir firmayla çalışmaya karar vermeden önce gerekli fizibiliteyi yapıp yapmadığı, yaptıysa bunu ne kadar doğru ölçeklerle başarabildiği noktalarında büyük soru işaretlerinin doğduğu da bir gerçek.

DHL, dünyanın en büyük lojistik ve kargo şirketlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Bakalım KFC bu krizi ne zaman tamamen atlatacak, daha da önemlisi aynı ya da benzer bir sorunu Birleşik Krallık’ta veya başka bir ülkede yaşayacak mı? Öyle görünüyor ki tedarik altyapısıyla ilgilli yaşanan bu problem, Demokles’in Kılıcı gibi markanın tepesinde bir süre daha kalmaya devam edecek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Burger King International House of Pancakes’i Sosyal Medyada Trolledi

Rakiplerine özellikle de Mc Donald’s’a sataşmakta ustalaşmış olan Burger King bu sefer olabilecek en iyi şekilde International House of Pancakes (IHOP)‘u trolledi.

International House of Pancakes, pankekleriyle ünlü bir kahvaltı zinciri. Yakın bir zamanda pankeklerin yanında burger da satmaya başladı. Burger satmaya başladıktan sonra yeni bir pazarlama stratejisi olarak ismini IHOB yani International House of Bancakes şeklinde değiştirdi. Bu elbette diğer fast food markalarını kızdıracak bir hamle oldu.

Bu hamlenin ardından sosyal medya karıştı. Burger’ların bir süre muhtemelen yenilemez olacağı ile ilgili söylentiler vardı, Burger King sosyal medyadaki sessizliğini bir süre korudu ta ki Facebook’ta logosunu “Pancake King” olarak değiştirene kadar.

Burger King logosundaki ismini değiştirdikten sonra zaten daha öncesinde kahvaltıda sunuyor olduğu pankeklerinin fotoğrafını kapak fotoğrafı olarak değiştirdi.  Değişiklikle ilgili açıklama yapmayan Burger King Twitter üzerinden “Hey Burger King ihob için ödünç verebileceğin bir ızgaran var mı?” diye soran bir kullanıcısına şu cevabı verdi; “Üzgünüm, eski Burger King şu an telefona gelemiyor…”

Reklam kampanyalarını ve sosyal medya hesaplarını en iyi yöneten markalardan birisi olan Burger King’in bu hamlesini siz nasıl buldunuz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Alibaba ile THY Anlaştı, Teslimat Süresi 4 Güne İnecek

  • THY’nin Alibaba ile yaptığı iş birliği kapsamında Alibaba’dan Türkiye’ye ürün teslimatı 40 günden 4 güne düşecek.
  • THY, Çin menşeili kargo şirketi ZTO ve PAL Air ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle 2 milyar gelir sağlamayı hedefliyor.
  • İlgili yazı; Türkiye’nin En Değerli Markaları Belli Oldu

Türk Hava Yolları (THY) dünyanın en büyük kargo şirketlerinden Çinli ZTO ve Hong Konglu havayolu şirketi PAL Air ile stratejik bir iş birliği anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında Hong Kong merkezli ortak bir global ekspres şirketi kurulacak. Bu iş birliği ile THY, dünyanın en büyük entegratörleri arasında yer alacak. Yeni kurulacak şirketin hizmetleri arasında, kapıdan kapıya lojistik faaliyetleri, toplama, taşıma, adresten alma, dağıtım, navlun taşıma, çapraz sevkiyat ve son noktaya kadar taşıma yer alacak. Şirket aynı zamanda gerektiği durumlarda depo yönetimi, sipariş ve tedarik zinciri yönetimi hizmetleri de sunacak.

2 milyar dolarlık gelir

Şu anda filosundaki 18 kargo uçağı ile alanında dünyanın en büyük 8’inci şirketi olan Turkish Cargo, Uzak Doğu pazarındaki yeni operasyonları ile yakın zamanda ilk 5’e daha sonra da ilk 3’e girmeyi planlıyor. Şirket bu anlaşmadan 5 yıl içerisinde 2 milyar dolar gelir bekliyor.

Alibaba teslimatları 4 güne inecek

İstanbul Yeni Havalimanı’nın açılışı öncesi küresel anlamda ses getirecek ortaklığın imzaları, THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker  Aycı, ZTO Express Başkanı Mei Song Lai ve PAL Air Ltd Yönetim Kurulu Başkan Vekili Vivian Lau’nun katıldığı basın toplantısında atıldı. e-ticarette ve ekspres kargoda son yıllarda bir arayış içinde olduklarını belirten İlker Aycı, “Alibaba’dan aldığımız ürünler Türkiye’ye 40-45 günde geliyordu. Bu iş birliği ile uluslararası kargolar hızlanacak. Ekspres kargo ile zamanlamada büyük avantajlar oluşacak. 40 günde gelen ürünler artık Türkiye’ye 4 günde ulaşacak” dedi.

Uluslararası e-ticaret firmalarının önde gelenlerinden Alibaba Group, kısa süre önce 1.38 milyar dolar yatırımla ZTO Express firmasının yüzde 10’luk payını satın alarak ortağı olacağını ve bu işlemin bu ay tamamlanacağını duyurdu.

10 kat  hızlanacak

e-ticarette ve ekspres kargoda son yıllarda bir arayış içinde olduklarını belirten İlker Aycı, “Alibaba’dan aldığımız ürünler Türkiye’ye 40-45 günde geliyordu. Bu iş birliği ile uluslararası kargolar hızlanacak. Ekspres kargo ile zamanlamada büyük avantajlar oluşacak. 40 günde gelen ürünler artık Türkiye’ye 4 günde ulaşacak” dedi.
Uluslararası e-ticaret firmalarının önde gelenlerinden Alibaba Group, kısa süre önce 1.38 milyar dolar yatırımla ZTO Express firmasının yüzde 10’luk payını satın alarak ortağı olacağını ve bu işlemin bu ay tamamlanacağını duyurdu.

Kaynak: Gazete Vatan

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link