Bankacılık Sektöründe ‘SES Gruplarına’ Göre İletişim Stratejileri 1

 

yazaresrabaykalTürkiye’de toplumun %13’ünü AB SES grupları oluşturuyor. C1 ve C2 %51’ini, DE ise %37’sini oluşturuyor.

 

Elbette alım gücü daha yüksek olan gruplar için iletişim çalışmaları hazırlamak, bunları mecralara yaymak daha eğlenceli bir iş.

 

Oysa ortada Türkiye’nin önemli bir kısmını oluşturan ve öyle canının istediği gibi alışveriş yapamayan bir kitle söz konusudur.

tumblr_m6a8kemudr1r2kydao1_r1_500

 

Biz bu kitleyi yok sayamayız. Çünkü bu kitle, “inadına hayata tutunan” , “ inadına hayatta kalmak” için pek çok farklı finansal kaynağın da peşinde koşan bir kitledir.

Son dönem bizzat deneyimlediğim, hayatlarına girdiğim, alışkanlıklarını anlamaya çalıştığım bu grup, özellikle bankaların, düzenli hedef kitlesidir.

Gelirleri, çocuklarına, ev kirasına, ancak yettiği için, en basit giyim, teknoloji alışverişi için bile tek kaynakları bankalardır. Eskiden, “memleketten gelen destek” ile en azından mutfak masraflarını düşürebilen bu grup için köyden şehre göç öylesine yaygınlaşmıştır ki, köyde “ erzak” gönderecek kimse kalmamış durumdadır.

Bu insanlar, şehirde, minimumda yaşayıp, tek başlarına hayatta kalmak zorundadır. Bu durumda da, tek başvuru kapıları bankalar olmaktadır. KMH’larını sonuna kadar tüketirken, banka faizlerini de dikkatlice araştıran hedef grubun, uygun geri ödeme, faiz oranı beklentileri dışında duygusal bir motivasyonları daha vardır: SAYGI DUYULMAK!

 

Relationship concept image of a hand holding marker and write Respect is the Key words isolated on white

Çünkü çaresizce mahkûm oldukları bankacılık sektörüne, borçlarını ne yapıp ödeyen, ancak kapıdan girdiklerinde de bir güler yüz, bir çay, bir hoş sohbet bekleyen grup, “yok günlerinde var sayılmak” / “ insan yerine konmak” istemektedir.

Türkiye gibi duygusal beklentileri yüksek bir ülkede, bankalara ve finansal kurumlara en büyük önerim, marka bağı, duygusal sadakatin yolu, “ zor günde halden anlamaktan geçmekte”. Siz siz olun, bankacılık sektörünü, sadece faiz oranı/geri ödeme avantajı, kredi kartı taksitleri diye görmeyin. Banka personeliniz, onların hal ve tavırları, çözümcülükleri, sizi bir anda rakiplerinizden ayrıştıracaktır. Unutmayın, bizim ülkemizde, bir güler yüz, bir “hoşgeldiniz” tahmininizden fazla kapı açmaktadır.

Empati dolu günler dilerim.

Esra Baykal; İtalyan Filolojisi, Marmara Üniversitesi MBA mezunu, moderatör ve marka stratejistidir. Leo Burnett, Pars McCANN Erickson gibi uluslararası reklam ajanslarının yanı sıra yerel pek çok reklam ajansı, digital ajans ve kurumsal firmada marka stratejisti ve danışman olarak görev almıştır. 2012 yılından beri sahibi olduğu iletişim ve pazarlama danışmanlığı firması olan GAME KUDRA’da, ölümsüz ve zamana kafa tutan markalar yaratmak için çalışmaktadır. Game Kudra, sadece Türkiye'de değil, Arnavutluk, Azerbaycan ve Rusya'da da tüketici iç görülerine ve pazar bilgilerine hakimdir.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Tuvaleti Temiz Olmayan Bir Yerden Nasıl Hizmet Alabilirim… 0

Gözler kalbin aynasıysa tuvaletlerde işletmelerin aynası olmalı.

Yoldayken tuvaletin gelir, normal bir şeydir. WC tabelasını takip edersin ve kapısı otomatik açılan, likit sabunu bitmemiş ve el sensörlü muslukları olan bir tuvalet ile karşılaşırsın. Sonrasında ise otomatik el havlusu gelir ve hiçbir yere elini sürmeden rahatça arabana gidersin. Bu bir rüya olmalı…

Bi de tam tersi var. Tatile çıkacaksın. Depoyu doldurmak için benzin istasyonuna girersin. Depo dolarken, yola çıkmadan bir WC’yi ziyaret edeyim dersin. Kapının kolundan tutar ve açarsın. Tuvaletler pistir, neyse çıkınca elllerimi güzelce yıkayayım dersin. Genelde sabun olur, el sensörlü musluk çok şart değildir. Ancak ıslak ellerini silecek bir kağıt havlu bulamayınca yıkılırsın. Saçma sapan hava üfleyerek ellerini kurutabileceğini söyleyen bir cihaz vardır. Tabii ki kullanmazsın, elini kurutmaz ve hava kanalları bir kere bile temizlenmiş midir, diye düşünürsün. Ellerin ıslak, kapının kolunu tutar çıkarsın. Islak ellerinle arabaya gider, cüzdanından para çıkarmaya çalışır -artık kart ile ödeme yapıyoruz- ve sonra ıslak ellerinle direksiyonu tutarsın. Lanet edersin. Bu arada yakıt içinde 250 TL para ödemişsindir.

İkisinin de örneği var ancak maalesef ki, ikinci örnek daha yaygın. Temiz olanın ismini vermekte fayda var. Opet’in istinasız olarak her tuvaleti yeterli derecede temiz.

Bu yaz, bir kez Akdeniz bir kez de Ege’de tatil yapma fırsatım oldu. Birer haftalık tatillerimde bir yerde sabit kalmadığımız ve birkaç noktada kamp kurduğumuz için yollarda epeyce zaman geçirdik.

Hikayeler yolculuklardan doğar. İçinde Opet geçen bir iki diyaloğumuzu buraya yazalım;

  • Benzinimiz azalıyor. Şurda dolum yapalım. –İlerde Opet var oraya gireriz.
  • İhtiyaç molası. Opet
  • Aa şurda Opet var, girelim de dişlerimizi fırçalayalım. (Kamp hayatı)
  • Otoyola girmeden, benzin dolduralım. –Opet, görürsek olur.

Benzin her yer de, benzin. Opet’in benzini, Total’den iyidir diyebilir miyim ? Sanmıyorum. PO’da öyle bir benzin var ki, wuuuuu… Bildiğim kadarıyla böyle bir şey de yok. Ancak her zaman olduğu gibi, müşterine bir deneyim satmak zorundasın hele ki farklılaşmanın kısıtlı olduğu bir alanda. Ve kötü WC deneyimi, berbat bir şeydir.

Opet’i eşiyle birlikte kurmuş olan Nurten Öztürk, temiz tuvalet kampanyasını şöyle anlatıyor;

Eczacıbaşı Profesyonel’in İpsos’a yaptırdığı araştırma; Ev dışı mekanlarda el yıkayan tüketicilerin yüzde 28’inin eğer ellerini kurutmak için hijyen sağlayacak ürün bulamazlarsa ellerini kurutmadığını ortaya koyuyor. Ev dışı noktalarda ellerini yıkadıktan sonra hijyenik ürün bulamayan ve işletmelerden memnuniyetsiz ayrılan yüzde 28 oranında tüketici bulunurken, 100 kişiden 95’i mekan kalitesi denilince tuvalet hijyenini şart koştuğunu, söylüyor.

Şu düşünülebilir. Akaryakıt dönemi bitiyor, kalite düşebilir. Bu görece doğru bir algı olabilir ama Türkçeyi doğru kullanmak adına, Akaryakıt dönemi bitiyor, değil de Akaryakıt dönemi bitecek, demek daha uygun olacaktır. Elektrik ile çalışan otomobillerin yollarda daha çok gözükmesi ile birlikte, Akaryakıt dönemi bitecektir. Ancak, elektriğimizi hızlıca doldurmak için yol kenarında ki istasyonlara yine ihtiyacımız olacak ve günümüzdeki istasyon zincirleri o yöne doğru evrilecektir. Yeni markaların doğması muhtemeldir ancak mevcut markalar akıllı olduğu sürece yine dev güçler olmaya devam edeceklerdir. Buna benzer bir konuyu geçtiğimiz yıl içecek sektörü üzerine yorumlamıştık. Cola tüketiminin azalması, Coke ve Pepsico’yu hafifçe sarsmaktan öte gidemeyecektir.

http://www.pazarlamasyon.com/pazarlama/saglikli-yasam-trendinin-icecek-sektorune-etkileri-sorry-coke/

İçecek Sektöründen Şampiyonlar Ligi Yatırımı: RB Leipzig 0

Herkese merhaba,

Geçtiğimiz salı günü Beşiktaş, UEFA Şampiyonlar Ligi G Grubunda karşılaştığı RB Leipzig’i 2-0 mağlup etti. Buraya kadar her şey bir futbol haberini yansıtıyor gibi. Fakat bundan 5 sene önce Almanya 5. liginde yer alan Leipzig’in yükselişi, marka yatırımı ve bir şehirde yaşattıklarıyla farklı bir hikayeyi içinde barındırıyor.

Avusturya’nın bayrak taşıyıcı enerji içeceği markası Red Bull, bir süredir çeşitli coğrafyalarda futbola yatırım yapıyor. Brezilya, ABD, Almanya ve Avusturya’da şu ana kadar dört takıma yatırım yapıldı. Leipzig’in serüveni ise diğer yatırımlardan oldukça farklı. Bu yatırımın temelinde Red Bull kurucusu Dietrich Mateschitz’in Şampiyonlar Ligi’nde yer almak istemesi yatıyor. Markayı dünyanın en çok takip edilen futbol organizasyonunda var etmek amacındalar. Peki bu süreç nasıl başladı? Kısaca şöyle:

Yapılan yatırım ve hedefe ulaşma anlamında Almanya, İspanya ve İngiltere gibi diğer büyük liglere kıyasla en üst lige yükselebilmek ve bu ligi ilk 3 sırada bitirip Şampiyonlar Ligi katılım hakkı elde etme konusunda daha avantajlı görünüyor. Red Bull, Leipzig bölgesi takımlarından SSV Markranstädt’a yatırım yaparak projeyi gerçekleştirmeye başlıyor. Şehrin ve bölgenin yatırıma olan ihtiyacı bölgeyi Red Bull için çekici kılıyor. Yeni kulüp binası, yenilenen stadyum, genç futbolculara yapılan yatırım ve vizyonu uygun bir teknik direktörle RB Leipzig yükselişe geçiyor. Burada ufak bir parantez açmak istiyorum; takımın adı Red Bull Leipzig gibi görünse de aslında ismi RasenBallsport Leipzig. Türkçe karşılığı çim topu sporu. Alman Kanunları gereği bir marka, takım isminin önüne veya arkasına ismini veremediği için böyle bir yöntem kullanılmış. Ayrıca yine kanunlar gereği hisseler 50+1 prensibine takılıyor yani takıma üye olan taraftarın lehine olan bir kural sayesinde şirketlerin kulüpte söz sahibi olma düzeyi sınırlandırılıyor. Sonuçta RB Leipzig hızlı bir yükselişle önce Bundesliga’ya çıkıyor ve geçen yıl ligi ilk 3 sırada bitirerek Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etme hakkı elde ediyor.

Red Bull, yatırımıyla Leipzig şehrinde orta vadede 1.500 kişiye istihdam sağladı, şehrin ekonomisini “kanatlandırdı” ve futbol konusunda kaderini değiştirdi. Fakat ekonomik yatırım ile futbolun doğruları arasındaki zıtlıklar yatırımın sorgulanmasına neden oluyor. Almanya’da öncelikle sportif başarı ardından ekonomik getirinin doğruluğuna inanılıyor. Öncelikle ekonomik yatırım ardından sportif başarı düşüncesi Almanya’da kabul görmemiş olacak ki bazı kaynaklar RB Leipzig’i Almanya’nın en çok nefret edilen kulüpleri arasında göstermiş durumda. Yine de yatırımın genç ve gelecek vaat eden futbolculara yapılıyor olması, Bundesliga’da ilk dört sırada yer alan takımlarla karşılaştırıldığında makul görülebilecek toplam maliyet – vergi giderleri oranı ve nihayetinde istenen hedefe ulaşılması Red Bull yönetimini memnun ediyor olmalı.

Sonuç olarak marka, küresel anlamda adını dünyada duyurmaya devam ediyor. Yine de futbola olan yaklaşımlarıyla oluşacak marka antipatisi ileride Red Bull’un uğraşmak durumunda kalacağı bir alan olabilir. Pazarlama anlamında Red Bull, iki boğanın çarpışması ile oluşan güneş figürünü ve gri-mavi çizgilerin kesişimiyle oluşan kutu tasarımının görüldüğü yerde kendi hatırlatmak ve markayı hissettirmek konusunda çalışmalarına devam ediyor.

Kaynaklar:

https://www.ft.com/content/2567291c-2f89-11e7-9555-23ef563ecf9a?mhq5j=e5
https://www.theguardian.com/football/englische-woche/2017/feb/11/rb-leipzig-red-bull-city-football-history
GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link