Modaya Yön Veren Markaların Evi Inditex Grup Nasıl Doğdu?

  • Moda yaratan ve markaları rekabete zorlayan Inditex grup 86 pazarda 6009 mağazası ve Bershka, Massimo Dutti, Oysho, Pull & Bear, Stradivarius, Zara ve Zara Home ve Uterqüe markalarını barındırıyor.
  • Babası demiryolu işçisi olan Amancio Ortega bugün 67 milyar dolarlık serveti ile dünyanın sayılı zenginlerinden birisi ve kalabalıklardan uzaklarda bir yaşam sürüyor.
  • Benzeri yazılar için; Zara’nın E-Ticaret Özelliklerini Fiziksel Mağazacılığa Taşıyan Konsept Mağazası

Ülkemizde varlığını sürdüren markaları ile neredeyse hepimizin artık tanıdığı İspanya merkezli Inditex Grup, (Industria de Diseño Textil S.A )dünyanın en büyük moda perakendecisi olarak biliniyor.

86 pazarda 6009 mağazası ve Bershka, Massimo Dutti, Oysho, Pull & Bear, Stradivarius, Zara ve Zara Home ve Uterqüe gibi markalarıyla tanıdığımız perakendenin gerçek devi, her yıl ortalama 840 milyon giysinin tasarım aşamasından dağıtım aşamasına kadar her sürecini başarılı bir şekilde yöneterek hızlı modaya yön veriyor.

Son moda trendlerini tüketiciye uygun fiyat ve fazla seçenekle sunan Inditex Grup “hızlı moda” alanında Benetton ve H&M gibi rakiplere sahip olsa da özgün iş modeli ile rakiplerinden sıyrılabiliyor. Tüm perakende, moda ve sektörde tasarımdan dağıtıma ortalama 6 aylık bir süreyi kapsayan tedarik zinciri sürecini doğru yönetmesi ile sadece 10- 15 günlük bir süre içinde bir ürünü olgunlaştırıp tüketiciye sunabiliyor.

Gelin bu grubun hikayesine yakından beraber bakalım;

Babası bir demiryolu işçisi olan Amancio Ortega, 14 yaşında gömlek dikmek için okulu bırakırken bugün 67 milyar dolarlık serveti ile dünyanın sayılı zenginleri arasına gireceğini hayal etti mi bilmiyoruz ama tüm bu süreci başlatan Zara’nın kurucu başkanı 1972’de Confecciones Goa isimli bir şirket kurdu. O dönemde nişanlısı ve kardeşleri ile sattıkları ilk ürünleri ellerinde diken Ortega, ve nişanlısı 3 yıl sonra “Zara” ismini verdikleri, tasarım ürünleri uygun fiyatlarla satması ile ün yapan mağazası ile ilk ateşi yakmışlardı.

Zara’nın Inditex Grup’a dönüşmesi 1980’lerde Zara’nın İspanya’nın her yerine yayılması ve başarıdan başarıya koşması sayesinde oldu diyebiliriz. Inditex’in kurulması bundan yaklaşık beş yıl sonraya dayanıyor. Ortega 1985’te Inditex’i kurarken Zara’da adımını İspanya dışına atmış ve ilk mağazasını Portekiz’e sonrasında New York ve Paris’e de açmıştı.

Zara yavaş yavaş moda merkezi olan şehirde yayılırken Inditex’in de gelecekteki saygınlığı için yatırım yapıyordu.

Ve yıl 1991 olduğunda Massimo Dutti ve Pull and Bear ile Inditex Grup resmen bünyesinde Zara ile beraber 3 markayı barındıran bir holding haline geldi.

1985’te kurulan İtalyan ismine rağmen İspanya markası olan Massimo Dutti, hayatına erkek koleksiyonu ile başlayan ve 1991’de kadın hattını da kuran bir marka olarak yine aynı yıl hisselerinin %65’i ve sonradan hepsi Inditex tarafından satın alınan bir marka olarak hızlı modanın amiral gemisine katıldı.

Pull&Bear

1986’da New Wear ismiyle kurulan, genç ve şehirli bir stile sahip olan İspanyol marka Pull & Bear’da gruba 1991 yılında katılarak genç müşterilere sunulmaya başlandı. Konseptleri ilk etapta temel caddelerde Zara’dan daha küçük metrekarelere sahip mağazalar kurmak olan Pull&Bear’ın 59 ülkede 816 mağazası bulunuyor.

 Bershka

Yıl 1998’i gösterdiğinde bir başka genç ruhlu marka Bershka kuruldu. İlk mağazaları İngiltere Türkiye, BAE, Kuveyt, Japonya, Arjantin ve Venezuela’ya açılan Bershka ise 13-25 yaş aralığındaki genç kızlara hitap etmek için kurulsa da bir süre sonra gen erkek koleksiyonunu da çıkardı. Şimdilerde 62 ülkede 885 mağazası bulunuyor.

Stradivarius

Bershka’nın üzerinden 1 yıl geçmeden, 1994 yılında perakende sektörüne girişi yapmış bir aile şirketinin markası olan Stradivarius 1999 yılında Inditex’e katıldı. 16-30 yaş arası genç kadınlara hitap eden markanın 53 ülkede 842 adet mağazası bulunuyor.

Oysho

Trendin daha çok günlük giyime kaydığını öngören Inditex’in bir sonraki hamlesi sektöre iç giyim ve günlük giyim markası olarak konumlandırdığı Oysho’yu 2001 yılında kazandırması ile oldu. Sade şık parçalar ile başlayan Oysho’nun ürün seçkisi spor giyim, rahat ceketler ve aksesuarların da katılması ile zenginleşti.  Şimdilerde ise 35 ülkede 524 mağazası ile faaliyet gösteriyor.

Zara Home

Şimdiye kadarki markaları ile hep giyim içinde konumlanan Inditex, esnek tedarik modeli ile normalden yavaş giden piyasalara “modanın dokunuşunu” getirmek amacı ile 2003 yılında giyim perakendeciliğinin dışında bir hamle yaparak Zara Home’u kurdu. Ev dekorasyonununda trendleri takip eden bu yeni mağaza zincirinin 35 ülkede 357 mağazası bulunuyor.

Uterqüe

Şirketin perakende formatının son örneği 2008 yılında açılan Uterqüe eşarp, gözlük, çanta, ayakkabı gibi aksesuarlara odaklanmış, Inditex tarafından “demokratikleşmiş lüks” olarak tanımlanmış bir marka. 18 ülkede 92 mağaza ile faaliyet gösteren marka 2010 yılında Türkiye pazarına girmiş ancak 3 sene sonra rekabet koşullarına uyum sağlayamadığı için çekilmek durumunda kalmıştı.

 Dünyada modaya yön veren 7 markaya sahip olan Inditex Grubun başarısı kuşkusuz değişen tüketici ihtiyaçlarına ve alışveriş alışkanlıklarına hızlı yanıt verebilecek bir iş modeli ile bir markanın sınırlarını genişletmek yerine değişik tüketici grupları için değişik markaları başarılı bir şekilde sektöre entegre etmesinde saklı diyebiliriz. Siz ne düşünüyorsunuz?

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

12 Milyar Farklı İçerikte Şampuan Sunan 110 Milyon Dolarlık Girişim

Kozmetik dünyası, tüketicileri her geçen gün yeni ürünlerle tanıştırıyor. Markaların hepsi de en iyi ürünün kendilerininki olduğunu iddia ediyor ve müşterilerinin bugüne kadar yaşadıkları kişisel bakım sorunlarını kökünden çözdüğü konusunda kendisine güveniyor. Fakat adı üstünde, “kişisel” bir bakım söz konusuysa ve her insanın farklı ihtiyaçları olduğunu da kabul etmemiz gerektiğine göre, bireye özel bir çözüm bulunması gerekmiyor mu? Function of Beauty adlı girişim, işte bu noktayı yakalayarak yepyeni bir vaatle tüketicilerin karşısına çıkıyor ve “Kendi şampuanını kendin seç!” diyor.

Geçen yılın ekim ayında kurulan New York merkezli girişim, tüketicilerin saç özelliklerini ve sahip olmak istedikleri saç tipini göz önüne alarak onlara özel formüllü şampuanlar hazırlıyor. Örneğin pürüzsüz ve parlak bir saç istiyorsanız ayrı, önceliğiniz hacimli ve düz bir saç ise ayrı bir formülü size öneriyor.

Girişim hızlandırma platformu Y Combinator’dan çıkarak, bir yıldan da az bir sürede büyük ilerleme kaydeden girişimin son olarak 12 milyon dolarlık bir gelire ulaştığı biliniyor. Hatta şirkete yakın bir kaynak, Function of Beauty’nin piyasa değerinin 110 milyon doları bulduğunu öne sürüyor.

Function of Beauty şampuanları, tüketiciye özel pazarlamanın başarılı bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.

Şirketin CEO’su Zahir Dossa, Function of Beauty’i kurma fikrinin, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT), e-ticaret ve değer zincirinin iyileştirilmesi konularında yaptığı tez çalışması sırasında oluştuğunu söylüyor. Kişisel bakım endüstrisinin çok fazla gündemde olan bir alan olmasına rağmen, değer zincirinin son yüz yıldır neredeyse hiç değişmediğini fark etmesiyle sürecin başladığını belirten Dossa, bu noktadan hareket edip saç bakımına odaklanan ve tüketiciye doğrudan ulaşan bir girişim başlatmaya karar vermiş. Sayısız farklı saç tipinin olduğu günümüz dünyasında tüketicilerin de farklı istekleri olduğunu bilen Dossa, kişiye özel şampuanların bu boşluğu dolduracağını düşünmüş.

Saç bakımı konusunda farklı isteklere cevap veren tam 12 milyar farklı içerikte şampuan sunan şirket aynı zamanda, 5 çeşit renk ve 4 tür koku özelliği de sunuyor. Tüketicilerin kendine özel şampuan sipariş etmeleri süreci ise oldukça basit. Function of Beauty’nin internet sitesini ziyaret eden tüketiciler, burada küçük çaplı bir testle karşılaşıyor. Testte yer alan sorulara cevap vererek saç tipleri, saç yapıları ve saç derisi nemi bilgilerini veren ziyaretçiler ardından hacimli saç, uzunluk vb. noktalardaki isteklerini belirtiyor. Son adımda ise şampuanın rengini ve kokusunu seçiyorlar. İnternet sitesi, bu yanıtları bir algoritma üzerinden değerlendirerek tüketiciye özel formüllü şampuanı belirliyor.

Müşteriler, ihtiyaçlarına özel şampuanı kolayca satın alıyor.

Function of Beauty, satış vaadi konusundaki başarısını müşteri memnuniyeti alanına da taşıyor. Sipariş veren müşteriler, şampuanı deneme olanağına da sahipler. Yani şampuanı deneyip memnun kalmadıklarında ürünü iade edip kendine daha uygun yeni bir formülü ücretsiz olarak alabiliyorlar. Şirketin ayrıca, bir abonelik sistemi de bulunuyor ve yeni ürünler çıktıkça abonelerine, sipariş vermeleri beklenmeden şampuanları gönderiliyor.

Dossa, satın aldıkları şampuanların nasıl yapıldığını görmek isteyen sâdık müşterileri için özel alanlar ayırarak çevrimiçi ortamdaki hızlı büyümeyi, fiziksel ortamda da küçük çaplı bile olsa sürdüreceklerini söylüyor.

Function of Beauty, belki de bireye en çok inmesi gereken ama bugüne dek bu noktada beklenen performansı gösterememiş bir alanda, yani kişisel bakım konusunda dikkat çekici ve günümüz tüketicisini yakalayan bir strateji çizmiş. Bu doğrultuda hazırladığı şampuanlarla da kişiye özel pazarlamada önemli bir başarı yakalamış. Bakalım şirket, gelecek dönemlerde hangi yeni ürünlerle karşımıza çıkacak. Peki sizce, hangi sektörler kişiye özel ürünler çıkarmada yüksek potansiyel taşıyor?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Barter Sistemi Nedir ?

Barter Nedir?

Eğer daha önce kullanmadığınız ve çok sevmediğiniz oyuncaklarınızı başka oyuncaklarla takas yaptıysanız, siz çoktan barter sistemine dahil olmuşsunuz demektir. Barter para olmadan bir servis karşılığı ya da bir ürün karşılığında yapılan takas sisteminin adıdır. Bu tarz bir takas yöntemi çok eski uygarlıklar tarafından kullanılmış ve hatta hala bazı kültürler tarafından bu sistem kullanılmaktadır. Örneğin pizza malzemelerinden biri olan parmesan peyniri hala Kuzey İtalya ve Romanya’da para alternatifi yerine kullanılıyor yani barter sistemi ile alınıp veriliyor.

Barter sistemini basit bir örnek ile düşünelim; biz bir halı mağazası sahibiyiz ve iş yerimizin ışıklandırmasını değiştirmemiz gerekiyor ancak bunun için bütçemiz yok. Biz ise bir elektrikçiyle anlaşıp bizim ışıklarımızı değiştirmesinin maliyeti karşılığında elektrikçiye aynı değerde iş yerinin halılarını döşemeyi teklif ediyoruz. Sonuç olarak para kullanmadan ticaret gerçekleşmiş oldu yani barter sisteminden yararlanmış olduk.

Dünyada barter örnekleri:

Çay Blokları

 

 

 

 

 

 

Asya ülkeleri tarafından ikinci dünya savaşı sırasında çay blokları para yerine kullanılıyordu. Moğolistan, Tibet ve Sibirya 19. yüzyıldan itibaren 1935 yılına kadar hayvan alımlarında ve vergi ödemelerinde de kullanılıyordu. Çay blokları o dönemde 1 rupi değerine denk gelmekteymiş . Hatta çay blokları bu bahsi geçen ülkelerin paralarından daha değerli bir haldeydi.

Permesan Peyniri

Pizzalardan aşina olduğumuz permesan peyniri hala Kuzey İtalya ve Romanya’da barter yapılarak kullanılıyor. 1 baş permesan peynirinin 300 dolara denk gelmesinden dolayı İtalya’da olan Banco Emiliano Bankası teminat olarak bu peynirleri kabul ediyor. Neden bu kadar değerli olmasının sebebi ise 1 baş permesan peynirinin 2-3 yıl içerisinde oluşmasından kaynaklanıyor. 2009 yılında 187 milyon dolar değerinde peynir rezervine sahip olan bankaya bir çok kez soygun girişiminde bulunulmuştur.

Mobil Dakikalar

2011 yılından itibaren Mısır, Nijerya, Hindistan Güney Afrika ve Gana gibi ulusal para birimi hiperenflasyon etkisinde olan ülke vatandaşları telefon dakikalarını alışverişlerde kullanabiliyor. Yani barter sistemini ülke insanları kontörlerle sağlıyor.

Barter sisteminin avantajları ve dezavantajları:

Avantajlar:

  • Esneklik: Barter sisteminin ilk avantajı esnekliktir. İstediğin ya da satın almayı planladığın ürünü nakit kullanmadan her hangi bir ürün veya servisle temin edebilirsin.
  • Vergiler: Barter sistemi vergilendirilebilir bir sistem olmadığı ya da henüz vergilendirmenin bir yolu bulunmadığı için barter sistemini kullanarak vergi ödemeden muaf olunabilir.
  • Döviz rahatlığı: Uluslar arası her hangi bir barter sistemi ile yapılmış ticarette döviz kaynaklı bir sorunla karşılaşılmaz.
  • Basitlik: Son ama en önemli avantaj barter sisteminin çok basit olmasıdır. Kazan-kazan biçiminde ilerler.

Dezavantajlar:

  • Lojistik sorunları: Barter sistemi kullanılarak yapılmış her hangi bir işlemin (özellikle uluslar arası olanlar) lojistiğinde riskler her zaman olaya dahildir.
  • Vadeli gibi bir alternatif olmaması: Vadeli yapılan işlemlerde çek veya senet kullanıldığından her hangi bir vadeli işlem kabul görmez bu sistemde.
  • Bölünemezlik: Diğer bir dezavanajda bütün ürünler veya servisler bölünebilir olmamasıdır. Örneğin bir galericinin bir araba karşılığında galerisini boyatmasında değer eşliği bulunması çok zordur

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link