Moda Markası Chanel’in Kurucusu, Bir Nazi Casusuydu

  • Fransız moda markası Chanel’in kurucusu Gabrielle ‘Coco’ Chanel, Chanel’i bir dünya markası yapmak için kişisel ilişkilerini kullandı. Hatta kişisel çıkarları uğruna Naziler ile iş birliği yaptı.
  • Coco Chanel, Naziler ile iş birliği yapmakla kalmadı, aynı zamanda bir Nazi casusu haline geldi.
  • İlgili Yazı: Bayer, Eroini Morfine Alternatif Olarak Dünyaya Pazarladı

Fransız moda markası Chanel, şu anda dünyanın en önemli lüks markaları arasında yer alıyor. Ancak markanın kurucusu olan Gabrielle ‘Coco’ Chanel, markayı dünyanın sayılı markaları arasına sokmak için zamanında oldukça karanlık işlere bulaştı. Yazar Matt McNabb, “Markaların Gizli Geçmişi: Bildiğimiz ve Sevdiğimiz Markaların Karanlık ve Çarpık Kökenleri“ isimli kitabında, Coco Chanel’in iş dünyasındaki başarısı uğruna, Naziler ile nasıl yakın ilişkiler kurduğunu, hatta nasıl bir Nazi casusuna dönüştüğünü anlattı.

Ünlü Fransız moda tasarımcısı Gabrielle ‘Coco’ Chanel sadece hırslı bir iş kadını değil, aynı zamanda çok kötü ve korkunç bir kişi, bir Nazi sempatizanı ve hatta bir Nazi casusu olarak kabul edilir. Onun bu hırsı, hayata mütevazı bir başlangıç yapmasından kaynaklanıyordu. Bir hayır kurumu hastanesinde dünyaya gelen Chanel’in annesi yoksullar evinde çamaşırcı, babası ise bir sokak satıcısıydı.

Gabrielle ‘Coco’ Chanel 12 yaşına geldiğinde, annesinin ölümünden sonra babası tarafından yetimhaneye gönderildi ve 18 yaşına kadar burada yaşadı. Chanel, yetimhanede rahibelerden dikiş dikmeyi öğrendi ve bu, onun kaderini değiştirdi. Çünkü evli olmayan bir kadın Fransa’da daha fazla para kazanabilirdi. Bu yüzden Chanel bekar kaldı ve bir Fransız gece kulübünde şarkı söylemeye başladı. Bu gece kulübünde “Coco” takma adını kullanıyordu.

Yazar McNabb, “Coco Chanel’in hayatı hakkında, çoğu Coco tarafından yayılmış olan pek çok yanlış bilgi var.” diyor. Öncelikle Coco, cinsel olarak utangaç değildi ve çok sayıda sevgili edindi. Fransız sosyetesinin renkli simalarından biri olan Etienne Balsan’ın metreslerinden biri oldu. Coco, kendi moda imparatorluğunu başlatmak için ilişkilerinin finansal faydalarını kullandı.

Mayıs 1940’da, Alman kuvvetleri Fransa’ya girdiğinde, Fransa bir ateşkes anlaşması imzaladı. Bu ateşkes anlaşmasıyla birlikte, Paris ve Fransa’nın kuzey kısmı, Naziler tarafından ele geçirilmiş oldu. Daha sonra Naziler tarafından kukla bir hükümet ve “Vichy rejimi” adı verilen Yahudi karşıtı bir yönetim sistemi ayarlandı. Naziler, yaklaşık olarak 15 bin Yahudi’yi toplayıp onları bir stadyuma yerleştirdiler ve bir hafta boyunca yemek ve su vermeden bu stadyumda beklettiler. Bu Yahudiler’in gidecekleri yer Auschwitz kampıydı.

İşte şimdi Coco Chanel’in eline Yahudiler’in sahip olduğu işletmelere Nazi müdahalesini kendi avantajına kullanması için bir fırsat geçmişti. Coco, Chanel No. 5 ürününün müşteri tabanını genişletmek amacıyla finansal destek istemek için Wertheimers ailesine ulaşmış ve bir anlaşma yapmıştı. Bu anlaşma sonucunda, şirketin %70 hissesi Wertheimers ailesine, %20 hissesi komisyoncuya ve geri kalan %10 hissesi ise lisanslama için Chanel’a verilmişti. Bu yüzden Coco Chanel, Naziler’e bir mektup yazarak Chanel Parfümleri’nin tam mülkiyetini talep etti.

O zamanlar Coco Chanel, Hotel Ritz’de lüks içinde yaşıyordu ve iddia edilene göre, 1933 yılında Paris’teki Alman Büyükelçiliği’ne özel ataşe olarak atanan Baron Hans Gunther von Dincklage ile bir birliktelik yaşadı. Paris’teki insanlar açlık ve sefalet içindeyken onun bu ilişkisi, Hotel Ritz’de savurgan bir şekilde yaşamaya devam etmesine imkan tanıdı.

Son dönemde gizliliği kaldırılan Fransız istihbarat belgeleri, onun sadece Naziler ile olan ilişkisini değil, aynı zamanda nasıl bir Nazi casusuna dönüştüğünü ve onun için özel olarak hazırlanmış “özel gizli görevi” de detaylandırıyordu. Coco Chanel, bir Nazi casusuydu ve kod adı “Westminster” idi. Bu isim, onun Westminster Dükü ile olan önceki ilişkisine bir göndermeydi. Fransız Savunma Bakanlığı arşivlerinde bulunan kayıtlara göre, Chanel’in ajan numarası F-7124 idi. Hatta belirtilene göre kendisinin Naziler adına gerçekleştirdiği görevlerden biri, casusları işe alırken eylemlerini gizlemeye yardım etmesi için Nazi suikastçisi ve Fransız vatan haini Baron Louis de Vaufreland ile seyahat etmekti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Adidas ve Puma, Kardeşler Arasındaki Husumet Nedeniyle Ortaya Çıktı

  • Nazi Partisi üyesi olan Alman kardeşler Adolf ve Rudolf Dassler’in kurdukları spor ayakkabı şirketi, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi askerleri için botların yanı sıra, Panzerschreck bazukaları üretti.
  • Alman Dassler kardeşlerin arasındaki büyük düşmanlık, Adidas ve Puma markalarının ortaya çıkmasına vesile oldu.
  • İlgili Yazı: Hugo Boss, Bir Nazi Destekçisiydi

Dünyanın en ünlü spor giyim markalarından ikisi olan Adidas ve Puma, Alman Dassler kardeşlerin arasındaki husumet nedeniyle ortaya çıktı. Alman kardeşler Adolf ve Rudolf Dassler, 1920’li yıllarda Almanya’nın Herzogenaurach kentinde ayakkabı üretimine başladılar. Almanya’nın Bavyera eyaletinde yer alan ve Dassler kardeşlerin memleketi olan Herzogenaurach şehrinde, o zamanlar 100’den fazla bireysel ayakkabı üreticisi bulunuyordu ve bu nedenle ayakkabı üretimi için sıcak bir noktaydı.

ABD’li Siyahi Atlet Jesse Owens

1936 Olimpiyatları, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenmişti. Dassler kardeşler de Nazi Partisi üyesi olmalarına rağmen -zira Naziler saf ırkın üstünlüğüne inanıyordu ve dolayısıyla siyahi karşıtıydılar-, bunu fırsat olarak görüp ABD’li olimpiyat atleti Jesse Owens’ı, Adolf’un özel olarak tasarladığı ayakkabıları giymeye ikna etmek için olimpiyat köyüne gizlice girdiler. Bu teklifi kabul eden siyahi atlet Jesse Owens, o ayakkabılarla ABD takımına dört altın madalya getirdi ve bu olaydan sonra şirketin işleri hızlı bir şekilde iyiye gitmeye başladı. Ancak şirketin ayakkabı satışları arttıkça iki kardeş arasındaki gerilim de arttı ve İkinci Dünya Savaşı sırasında, iki kardeşin arasındaki bağlar kopma noktasına geldi.

İki kardeş arasındaki bu düşmanlığın nasıl başladığı kesin olarak bilinmese de, bir yanlış anlaşılmanın buna neden olduğu iddia edilmiştir. İddialara göre, İkinci Dünya Savaşı sırasında müttefik uçaklarının gerçekleştirdiği bir bombalı saldırının ardından Adolf ve eşi, halihazırda Rudolf ve ailesinin bulunduğu bir bomba sığınağına sakladılar. Bu sırada Adolf, “Pis alçaklar tekrar geri döndüler.” şeklinde bir ifade kullandı. Adolf bu ifadesinde, bombalamayı gerçekleştiren müttefik kuvvetlerine atıfta bulunmuştu; ancak Rudolf, bu yorumun kendi ailesi için yapıldığını düşündü.

Aralık 1943’te savaşın büyümesiyle birlikte, Hitler sivil işletme operasyonlarını askeri üretime dönüştürdü. Dassler kardeşler artık fabrikalarında spor ayakkabı üretmek yerine, Nazi askerleri için botlar ve Panzerschreck bazukaları üretiyorlardı. Daha sonrasında her iki kardeş de orduda göreve çağrıldı. Rudolf savaşın sonuna kadar görev yaparken Adi ise sadece bir yıl boyunca orduya hizmet etti.

Dassler Kardeşlerin Almanya’nın Herzogenaurach Kentinde Bulunan Ayakkabı Fabrikası

Rudolf kendini bir Amerikan toplama kampında bulduğunda, Amerikalılar için beyzbol ve basketbol ayakkabıları yapmakla meşgul olan erkek kardeşi tarafından ihbar edildiğini düşündü. İşte bu olay, iki kardeşin arasında ömür boyu sürecek bir düşmanlığın tam anlamıyla başlamasına neden oldu. Savaşın sona ermesiyle birlikte, kardeşler şirketi böldüler ve kendi markalarıyla yola devam ettiler. Kendine “Adi” olarak seslenilmesini tercih eden Adolf, oluşturduğu markayı isminin ve soy isminin bir tür birleşimi olan Adidas olarak isimlendirdi. Rudolf da benzer bir şey deneyerek kendi markasını “Ruda” olarak isimlendirse de, daha sonra markanın ismini Puma olarak değiştirdi.

Bu olaydan sonra iki kardeşin ölene kadar bir daha hiç konuşmadıkları ve onların bu düşmanlığının, Herzogenaurach şehrini bile ikiye böldüğü söyleniyor. Öyle ki, iki markanın fabrikaları bile şehirdeki nehrin karşıt kıyılarında yer alıyordu. İki şirket, Eylül 2009’a kadar bu düşmanlığı bir kenara bırakıp dostça bir futbol maçında karşı karşıya gelmedi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Hugo Boss, Bir Nazi Destekçisiydi

  • Ünlü moda markası Hugo Boss, Nazi Almanyası döneminde Nazi birlikleri için üniforma üretti.
  • Aynı zamanda Hugo Boss’un kurucusu Hugo F. Boss, Nazi Partisi’nin aktif bir üyesi ve bölgesel Nazi lideri Georg Rath ile iyi arkadaştı.
  • Hugo Boss, Naziler ile olan iş birliği sayesinde, aralarında 40 Fransız savaş mahkumunun da yer aldığı toplamda 180 kişiyi zorla çalıştırıyordu.
  • İlgili Yazı: Coca-Cola, Bir Zamanlar Kokain İçeriyordu

Almanya’daki pek çok üretici, Naziler için üniforma ve silah üretti, böylece işe devam edebileceklerdi. Ancak bu üreticiler arasından bir tanesi bu konuda diğer markalardan daha fazla öne çıktı: Hugo Boss. Yazar Matt McNabb‘in Markaların Gizli Geçmişi: Bildiğimiz ve Sevdiğimiz Markaların Karanlık ve Çarpık Kökenleri isimli kitabında belirttiğine göre, Almanya’daki Nazi iktidarı döneminde Hugo Boss şirketi, bazı insanları zorla çalıştırması ve şirketin kurucusu olan Hugo F. Boss‘un Ulusal Sosyalist Parti’ye olan bağlılığı nedeniyle yıllar sonra birtakım ciddi suçlamalarla karşı karşıya kaldı.

Hugo Boss’un SS İçin Üniformalar Yaptığına Dair Bir Alman Gazetesinde Yer Alan Reklam

Hugo F. Boss, Nazi Partisi’nin ideallarini kabul etti ve şirketi, Nazi birlikleri ve Gestapo için, İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş boyunca üniforma üretti. Nazi Almanyası geçerli üretici maliyetlerini sınırladığında, Hugo F. Boss, 1930’lu yılların sonlarında yüksek miktarlara ulaşan ve 1942 itibarıyla karla zirveye çıkan komisyonlar nedeniyle son derece heyecanlıydı. Savaş öncesinde Hugo Boss, kahverengi gömlekler, SS (Hitler’in kişisel muhafızlığını yapmak için kurulan birlikler) için siyah üniformalar ve Hitler Gençliği üniformaları üretiyordu. Savaş sırasında ise şirket, Alman Silahlı Kuvvetleri ve Waffen-SS (SS’in iki askeri kanadından biri) için üniformalar üretti.

Hugo F. Boss’un Naziler ile olan karanlık ilişkisi, ona zorla çalıştırma konusunda yarar da sağlıyordu. Zorla çalıştırılan 140 kişi ve 40 Fransız savaş mahkumu, Hugo Boss adına görev yapıyordu. Ve bütün bu kişiler, Almanya’nın Metzingen isimli şehrinde yer alan bir kampta, az bir yemek ile yetersiz hijyen koşullarında tutuluyordu. Bunların yanı sıra Hugo F. Boss, sadece Nazi Partisi’nin gururlu ve aktif bir üyesi değildi, aynı zamanda küçümsenen bölgesel Nazi lideri Georg Rath ile de iyi arkadaştı.

Hugo F. Boss’un 1931 Yılından Kalma Nazi Üyelik Kartı

Hugo Boss şirketi, bu olaylardan yıllar sonra şirketin zamanında yaptığı Nazi iş birliği konusunda tarihi bir araştırma yaptı ve son derece korkunç inançları konusunda yaptığı hatayı kabul etti. Bununla birlikte şirket, fabrikasında çalışırken zarar görmüş ve sıkıntı çekmiş olan tüm kişilere de en derin pişmanlıklarını iletti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link