Spotify, Türkiye’de En Çok Dinlenen Kadın Sanatçıları Açıkladı

Spotify’ın Dünya Kadınlar Günü’ne özel olarak yayınladığı en çok dinlenen kadın sanatçılar listesinde Türk pop dünyasının vazgeçilmez kadınları da var, global olarak yükselişte olan Latin müziğin sevilen kadın sesleri de. Spotify üzerindeki aylık dinlenme oranlarına bakılarak hazırlanan listede Sezen Aksu, Türkiye’nin en çok dinlenen kadın sanatçısı oldu. Sezen Aksu’nun hemen ardından Sıla geliyor. Sıla’yı son yıllarda pop müziğe damgasını vuran İngiliz şarkıcı ve söz yazarı Dua Lipa izlerken, listenin 4’üncü sırasında ise  “Chandelier” adlı şarkısı ile yıldızlaşan Sia geliyor. Türkiye’de en çok dinlenen kadın sanatçılar TOP 10 listesinin 5’inci sırasında ise Hande Yener’i görüyoruz.

Son yılların yükselen trendi Latin müzik, TOP 10 listesinde etkisini gösteriyor ve Kübalı sanatçı Camila Cabello, Türkiye’de en çok dinlenen kadın sanatçılar listesine 6’ıncı sıradan giriyor. Taylor Swift, Selena Gomez ve LP, sırasıyla listenin 7,8 ve 9’un sırasında yer alıyor. Ceylan Ertem, listeye 10’uncu sıradan girerek, Türkiye’de en çok dinlenen kadın sanatçılar listesindeki yerini alıyor.

Türkiye’de en çok dinlenen kadın sanatçılar TOP 10 listesi:

  • Sezen Aksu
  • Sıla
  • Dua Lipa
  • Sia
  • Hande Yener
  • Camila Cabello
  • Taylor Swift
  • Selena Gomez
  • LP
  • Ceylan Ertem

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Kayan Yıldızlar Trendi Nedir, Seda Sayan Niçin Yerlerde?

Son dönemde sebebine akıl sır erdiremediğimiz bir trend aldı başını gidiyor. Pek çok ünlüyü ve sosyal medya fenomenini yerlerde sebepsizce yatarken görüyoruz. Genelde sosyal medya fenomenleri veya ünlüler sahip olukları lükslerin içinde aniden yere yığılıp fotoğraf çektiriyor ve bunu Instagram’da paylaşıyorlar.

Falling Stars ‘Kayan Yıldızlar’ akımı şeklinde ifade edilen akımda ünlü isimler “Kayarak Düşme” şeklinde konsepleştiriyor. Ortaya çıkan akımı Dj Smash başlattı. Özellikle zenginler de hemen ona eşlik ederek akımın yayılmasını sağladı. Kendisine ait özel jetten inip kendini yere atan DJ SMash, o esnada çektirdiği resmi Instagram’da paylaştı. Paylaşımı yaparken de aralarında sosyal medya fenomeni Lena Perminova ve model Natasha Polly’nin de bulunduğu ünlü arkadaşlarını etiketledi. Bu meydan okumaya cevap veren arkadaşları ile olay büyüdü ve ‘yıldızlar’ kendilerini yerlere atıp fotoğraflarını paylaşmaya başladılar.

Moda haftası için İngiltere’ye giden Seda Sayan da bu akıma kapılmaktan kendini alamadı. Seda Sayan’ı bu şekilde yerde görenler ise oldukça şaşırdılar ve herkes sosyal medyada Seda Sayan’ın düşme fotoğrafını paylaşmaya başladı.

Seda Sayan diğer ünlülerin aksine kendisini bir uçağın önünde değil de Simit Sarayı’nın önünde yere atması ve bunu yaparken elinde Simit Sarayı poşetleri olmasıyla da düşündürmüyor değil. Sonuçta Türkiye’den bu akıma katılan ilk ünlünün ülkece konuşulacağı ve paylaşılacağı tahmin edilebilir bir şeydi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Yaz Daha Yaşandı Bitti Saygısızca

Bütün bir yıl beklenen ve özlenen koskoca bir yazın daha sonuna geldik. Ülkemizin 3 bir tarafı denizlerle çevrili olmasaydı nereye gidecekti bu insanlar dedirten kalabalık, trafiği bol 2 büyük bayram tatilini de 2018 yazına sığdırdık, çok şükür acısıyla tatlısıyla ikisini de atlattık. Peki şimdi ne olacak? Herkes tıpış tıpış işine dönecek ve bir sonraki yazı bekleyeceğiz elbette…

Tatil iyi güzel de sanki tatil yapmadık da çok önemli bir misafiri ağırladık ülkece. Tatile gitmenin huzuru şöyle dursun ekstra bir huzursuzluk sardı dört bir tarafımızı. Tatilin amacı olan gezme, görme, dinlenme fonksiyonlarından hiçbirini yerine getiremedik. Tüm kıyı şeridi 34, 06, 16, plakalı araçlarla doldu, haberler feribot kuyruklarını, trafik kazalarını bas bas bağırdı. Bir telaş koşturmaca ile tatile gittik aynı şekilde de geri döndük. Bütün bir yaz bayram tatilini bekledik beklerken başka yerlere kaçamak gittik geldik ve sonuç olarak bayram tatili de yaz da bitti gitti.

Bu durum tabii ki sadece Kurban Bayramı ile alakalı değil. Yani Kurban Bayramı son birkaç senedir yaz dönemine denk geldiğinden son birkaç yazımız bu şekilde geçiyor olabilir ama yaz dönemi ve yaz tatili genel olarak çalışanlar için ekstra bir telaş haline geliyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanların hayatlarında sürekli bir hız ve koşturmaca var ve bu insanların dinlenebilmek için tek şansları genelikle yazın yapacakları deniz tatilleri oluyor. Fakat bu yaz özelinde konuşacak olursak, memleketimizden tatil manzaralı hiç de iç açıcı değildi. Sosyal medyada sürekli kirletilen plajları, kışın inin cinin top attığı yerlerde arabayı park etmek öyle dursun arabayı hareket ettirecek alan kalmadığını ve denizlerde bırakın yüzmeyi adım atacak yer olmamasına rağmen denize akın eden insanları gördük. Bu durum sadece nüfus artışı ile açıklanamaz bence. Bu manzara bütün bir kışı çalışmaktan bıkarak geçirmiş ve adeta hırçın dalgalar gibi kıyıya vuran insanların manzarasıydı.

Büyük şehirlerin karmaşasını, gürültüsünü ve hızını şirin küçük tatil kasabalarına, huzurlu kıyı şehirlerine taşıyoruz kendimiz huzur bulacağımıza onları da huzursuz ediyor ve aynı kaosa tıpış tıpış geri dönüyoruz. Birbirimize saygı duymuyoruz örneğin. Sanki tek yorulan bizmişiz bu tatili sadece biz hak etmişiz gibi bencilce tatil yapıyoruz. Hem başka insanlara hem de doğaya ve hayvanlara zarar veriyoruz. Tatil anılarımızdan en güzellerini sosyal medyamızda paylaşıyor ve eski yaşamımıza geri dönüyoruz. Hiçbir şey değişmiyor, dinleneceğimize daha çok yoruluyor, eğleneceğimize daha çok sıkılıyor ama bir yandan da görevimizi tamamış ve bir sonraki etaba hazır hissediyoruz.

Günlük hayattaki stresimizi atmak gerçekten bir çöp kamyonunun çöpleri büyük bir çöplüğe götürüp boşaltması gibi olmamalı ancak biz tam olarak bunu yapıyoruz. Sinirimizi, stresimizi somut bir hale büründürüp, çıkarıp kenara koyuyoruz ve oraya bırakıp gidiyoruz. Başka birisi beğenip alıyor ve bu döngü böylece sürüp gidiyor.

Bunları söylemenin ya da konuşmanın ne faydası var tatil de mi yapmayalım, herkes aynı anda tatil yapıyor diye biz mi suçluyuz? Veya hepsi kabul ama bunun çözümü nedir, bundan sonra bayramlarda tatile mi gitmeyelim? Tabii ki hayır. Ben sadece kendimizi kaosa ne kadar kaptırdığımızı ve alıştırdığımızı bunun da yaptığımız işten bağımsız hayatımızın her alanına nasıl taşındığını göstermek istedim. Huzurun ne olduğunu unuttuk ve gelecek nesillere maddi-manevi bir enkaz bırakıyoruz. Bunu değiştirmek yine bizim elimizde. Önce kabullenmek sonra da çözümünü birlikte aramak gerek… Konuyu tatil yapmaktan veya yaz tatilinden daha geniş kapsamlı düşünmek lazım çünkü eğer sahilimizdeki çöpleri başka ülkelerden gelen turistler rahatsız olup topluyorsa gerçekten değiştirmemiz ve düzeltmemiz gereken şeyler var demektir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?