Satışa Dair 10 Harika İpucu

Satış, zor olabilir. Düzeltiyorum: Satış zordur! Hem teknoloji her zaman değişir hem de müşteriler. Birkaç yıl önce işe yarayan taktikler, bugün işe yaramayabilir. İnsanlar artık daha eğitimli ve parmaklarının ucunda ulaşabilecekleri muazzam bir bilgi denizi var. Bugün, geçmişte sahip olduğumuzdan çok daha akıllı alıcılarla karşı karşıyayız ve bu nedenle onlara olan yaklaşımlar da güncellenmeli. İyi bir satış yöneticisi olma yolculuğunuza başlamanız ve bir yön belirlemenize yardımcı olmak için size aşağıda bulabileceğiniz birkaç ipucu hazırladım.

1. Ürününüze İnanın

Eğer satmaya çalıştığınız bir ürününüz varsa, ona inanmanız gerekir. Eğer ürününüze inanmazsanız, onun önemli olduğuna dair diğer insanları nasıl inandırabilirsiniz ki? Sattığınız ürüne inancınız, kendini tüm iletişim şekilleri ile gösterirken tam tersi de aynı şekilde göze batar.

2. Bir Uzman Olun

Danışmanlık Verin, Satmayın. İkinci el otomobil satıcılarının taktiklerinin revaçta olduğu dönemler çoktan bitti. Yardımcı olmak isteyen bir tutum sergileyin ve baskı yapmadan bilgi vermeyi teklif edin. Eğer ürününüzü satmak yerine kişilerin sorunlarını çözmeye çalışırsanız, sonunda daha fazla satış ve daha iyi müşterilere zaten erişirsiniz. Satış yapmayın, bırakın insanlar kendilerinin satışını yapsın.

1.

3. Ücretsiz Bir Şey Teklif Edin

Herkes bedava şeyleri sever ama bu sizin işinize birçok değişik şekilde yarayabilir. Mesela sizi zorlayıcı bir satışçıdansa bir danışman olarak konumlandırmaya yardımcı olur. Eğer ücretsiz bir şey teklif ederseniz insanlar bunu memnuniyetle kabul edecektir. Ayrıca başka zaman sizin tekliflerinizle ilgilenmeyen potansiyel müşterileriniz ile bir bağ kurmanıza şans tanır. Eğer aday müşteri yaratma konusunda karşınızdakinin iletişim adreslerine ihtiyacınız varsa, bu adım da harika bir araç olabilir.

4. Birçok Mecraya Ulaşın

E-postayı kesinlikle seviyoruz ama potansiyel müşterilere ulaşmak için birkaç farklı mecra kullanmak da akıllıca bir fikre benziyor. Bazen bir mektup veya kartpostal, e-postanın ulaşamadığı yerlere ulaşabiliyor. Eğer bu mecralar da işe yaramazsa, ilgilerini çekmek için onlara örneğin kandilde bir kutu kandil simidi göndermeyi deneyebilirsiniz.

5. Müşterilerinize Verdiğiniz Zamana Sadık Kalın

Müşterileriniz ile sözleştiğiniz vakitten 5 dakika önce gelmeyi alışkanlık haline getirmenizi tavsiye ederim. Randevuya saatinden biraz erken gelmeniz, karşı tarafa görüşmeyi önemsediğinizi hissettir. Buda ister istemez karşı tarafın görüşmeyi daha ciddiye almasına sebep olur.

2..

6. Mutlu Olun

İnsanlar ürüne olan güveninin yanı sıra tutumu da önemser. Hiç kimse huysuz birinden bir şey satın almak istemez, yani kendinize bir iyilik yapın ve eğer kötü gününüzdeyseniz insanlarla iletişime geçmeyin. Ama iyi tarafından bakın; her zaman ertelediğiniz evrak işlerini yapmak için bu harika bir gün olabilir!

7. 9-5 Çalışmayı Düşünmeyin

Karar mercii olan kişiler ve iş sahibi kişiler, normal çalışanlardan daha geniş zaman aralıklarında ulaşılabilir olurlar. Mesai sonrası veya bir cumartesi günü onlara ulaşmayı deneyin. E-postalar ile bugüne kadar yaşadığımız deneyimler gösteriyor ki; bazen bir kişiye ulaşmak için en doğru zaman mesai saatleri dışındaki zamanlardır. Bu, karar mercii kişiler için özellikle doğrudur.

8. Bir Planınız Olsun

Çırpınıp durmayın. Bir telefon görüşmesi yapmadan önce başarmak istediğiniz amaç ve telefon konuşması sonunda elde etmek istediğiniz sonuç hakkında plan yapın. Eğer plan yapmazsanız, bir şeylerin yanlış gitme ve değerli bir fırsatı kaçırma olasılığınız yükselir.

3

9. Sık Sık Yeniden Bağlantı Kurun

Amaçlarınıza ulaşmak için sürekli bir stratejinizin olduğundan emin olun. Varlığınızı hatırlatmadığınız takdirde insanların sizi unutmaları çok kolay olur. Bir drip marketing kampanyası oluşturmaya çalışın. Eğer hafta içinde e-postaları yazmaya zaman bulmakta zorlanıyorsanız, bunun için ayrı bir gün ayırmayı ve bu günü ayrı tutmayı deneyin; böylece her hafta aklınıza takılan bir aktivitedense ayda bir gerçekleşecek gerçek bir aktiviteniz olur.

10. Cevapları Biliyormuş Gibi Yapmayın

Eğer bilmiyorsanız, bunu ifade edin. Bir kişiye, biliyormuş gibi yapmaktansa bilmediğinizi ama cevabı bulabileceğinizi söylemek her zaman daha iyidir. Yanlış bilgilendirme sadece sorun çıkarmakla kalmaz, aynı zamanda eğer doğru cevabı biliyorlarsa sizin güvenilirliğinizi de sarsar. Kimse her şeyi bilmenizi beklemiyor ve bir “danışman” olarak, insanlara bilmediğinizi ama araştırıp onlara cevaplarla gelebileceğinizi söylemeniz takdirle karşılanacaktır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Oscar Adayı Film Londra’da Gerçek Oldu

Bu yılki Akademi ödüllerinde En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (iki adaylık), En İyi Özgün Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Film Müziği olmak üzere tam 6 kategoride Oscar adayı olarak, sinema dünyasının en saygın ödülü için favori gösterilen Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri (Three Billboards Outside Ebbing, Missouri) filmi, Londra’daki Grenfell Kulesi yakınında gerçek oldu.

Tecavüz edilerek öldürülen kızının katilini bulmak için adalet arayan bir annenin, olayın yaşandığı yerdeki üç reklam panosunu kiralayarak mücadelesini kamusal alana açmasını anlatan filmden ilham alan Justice4Grenfell adlı bir grup, kendi üç panolu kampanyasını başlattı.

Başrolde Frances McDormand’ın harika bir performans sergilediği filmden esinlenen grup, her biri bir reklam panosu taşıyan üç kamyon kiralayıp “Nasıl oldu da hâlâ kimse tutuklanmadı? 71 ölü.” ifadesini söz konusu bölgede dolaştırıyor. Oscar adayı da olmasıyla iyice ünü yayılan filmin rüzgârını arkasına alan projenin, grubun köklü reklam ajansı Bartle Bogle Hegarty’nin Londra ekibiyle yaptığı iş birliğiyle hayata geçtiğini de belirtelim.

Geçen yılın Haziran ayında Grenfell Kulesi’nde çıkan yangında 71 kişi hayatını kaybetmiş, daha çok işçilerin ve göçmenlerin kaldığı bu sosyal konuttaki ihmaller zinciri ve soruşturma sürecindeki adaletsizlikler, Birleşik Krallık’ta büyük tepki uyandırmıştı. Avukatlar tarafından kurulan grubun diğer isteği ise hem sevdiklerini hem de evlerini kaybetmiş sakinler için binanın onarılması ve yeniden yaşanacak bir hâle getirilmesi. Justice4Grenfell (Grenfell İçin Adalet) grubu, şehri yöneten yetkilileri ve hükümeti, kurbanların evsiz kalan aileleri için konaklama imkânı sunmasını ve olay yeri civarındaki yangına dayanıksız 297 binanın güvenliğini sağlamasını da talep ediyor.

Binada çıkan yangından bir kare.

Bu açık hava çalışması hem sosyal sorumluluk anlamında en iyi örneklerden birini alarak harekete geçmesi hem de Oscar ödül törenine çok yaklaştığımız bu dönemde harika zamanlamasıyla övgüyü hak ediyor.

Oscar
Film, bu yılki Oscar adayları arasında en büyük favorilerden biri olarak kabul ediliyor.

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri filmi baskın ve muhafazakâr kasaba kültürünün, güvenlik güçlerinin ve adalet sisteminin nasıl kör olabileceğini göstermesi ve olayı örtbas etmeye çalışan yozlaşmış, hatta ırkçı sisteme dikkat çekmesiyle pek çok kesim tarafından beğeniyle karşılanmıştı. Filmin, Hollywood’daki pek çok kadın oyuncunun Harvey Weinstein tarafından taciz ve tecavüze uğradığını öne sürmesiyle başlayan #metoo (ben de) hareketinin de etkisiyle Oscar gecesinden ödüllerle döneceğine kesin gözüyle bakılıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Facebook ve Google’ın Siyasi Reklamlarla Başı Dertte

Facebook

Facebook, Google ve diğer çevrimiçi platformlarda yayınlanan siyasi propaganda içerikli reklamlar, artık Federal Seçim Komisyonu tarafından çizilen çerçeve kapsamında ve daha sıkı kurallarla denetlenmek isteniyor.

Komisyonda Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Demokrat Parti üyesi Ellen Weintraub’un paylaştığı teklif radyoda, televizyonda ve basılı reklamlarda yayınlanan siyasi içerikli reklamlarda olduğu gibi, internette yer alan politik reklamların da kaynağının açıklanmasını şart koşuyor. Kongre, konuyla ilgili ciddi bir düzenleme olarak kabul edilen tasarıyı, 8 Mart’taki halka açık oturumda tartışacak.

Siyasi içerikli internet reklamları ABD’de oldukça popüler durumda.

Hatırlayacağınız üzere, Rusya’nın Donald Trump’ın kazandığı 2016 yılındaki ABD Başkanlık Seçimi‘ni sosyal ağlarda ve dijital ortamlarda manipüle ettiğine, Amerikan halkı üzerinde algı operasyonu yaptığına, hatta belli yöndeki propagandalara seçim sonuçlarını değiştirecek derecede maddi destek verdiğine dair iddialar hâlen sürüyor.

Kongrenin gündemine getirilen tasarı buradan hareketle, hem bu iddiaları daha yakından inceleyebilmek hem de benzer şüphelerin tekrarlanmaması için Facebook ve Google gibi dijital alandaki dev platformların, yayınladıkları siyasi içerikli reklamların sponsorlarının kim olduğu, bu reklamlara ne kadar para harcandığı, reklamların hangi kesimleri hedeflediği ve benzeri birçok noktada hem Beyaz Saray’a hem de Kongre’ye açıklama yapması kuralını getiriyor.

Federal Election Commission
Federal Seçim Komisyonu’nun gündeme getirdiği tasarı, siyasi içerikli internet reklamlarına sıkı denetim getiriyor.

Federal Seçim Komisyonu’nun teklifi, siyasal propaganda çalışmalarını, siyasi partileri ve teknoloji şirketleri de dahil olmak üzere federal seçimleri etkileyebilecek diğer kurumları kapsıyor. Bu durumda, söz konusu kapsamda faaliyet gösteren taraflara ait platformların ilgili mevzuata uyum sağlayacak hâle gelmesi gerekecek.

Yine de hikâyenin burada başlamadığını, konunun tâ 2011’e kadar uzandığını da belirtmemiz gerekiyor. Facebook o yıl, reklamlardaki “sponsorlu” ifadesinin sponsorun kimliğine dair bilgi vermediğini ve sponsorun internet sitesine yönlendirme yapmadığını belirterek Federal Seçim Komisyonu’ndan bu konuda muafiyet talep etmişti. Konu komisyonda görüşülmüş ama herhangi bir karar bağlanamamıştı.

Vladimir Putin
Rus manipülasyonuyla ilgili başı en çok ağrıyan platformlardan biri de Facebook.

2015 ve 2016 yıllarında Facebook, Google ve diğer bazı önemli internet sitelerinin Ruslar tarafından, Amerikan halkını politik konularda etkilemek amacıyla kullanıldığının ortaya çıkması, doğal olarak bu konunun komisyon tarafından yeniden gündeme getirilmesine yol açtı. Açıkçası komisyon bu sefer, sert kurallar koymakta ve sıkı denetim getirmekte kararlı görünüyor.

Nitekim söz konusu tasarı, internette metin veya görsel grafik biçimindeki siyasi içerikli reklamlarda reklamverenin adının yeterli büyüklükte ve açıkça okunabilir harflerle yazılmasını zorunlu tutuyor. Dijital müzik platformları ve internet radyolarında verilen politik reklamlar da düzenlemeden nasibini alacak. Zira buralarda verilen siyasi reklamlar sözlü feragatnameleri içermek zorunda olacak ve çevrimiçi video ve sesli mesaj yoluyla reklam veren adayların ad ve soyadlarını tam olarak belirterek “Bu mesajı onaylıyorum” ifadesini ekleyecek. Tasarı yasalaşırsa, internetteki ücretsiz içerikleri de etkileyecek. Örneğin YouTube’a ücretsiz bir şekilde video yükleyen siyasi kuruluş veya kişi, içerikten sorumlu olduğunu belirtecek. Mevcut yasada bu durum yalnızca reklamlı olarak paylaşılan politik videolarda sınırlı.

Tasarı yasalaşırsa, yeni düzenlemeden YouTube da derinden etkilenecek. Sponsorlu ya da sponsorsuz her siyasi reklamda yeni kıstaslar aranacak.

Komisyondan geçmesi için Cumhuriyetçi Parti’nin desteği gereken tasarı, sanal ve artırılmış gerçeklik konuları da dahil olmak üzere, teknolojik gelişmelerin yasal çerçevede düzenlenmesi yolunda önemli bir adım olarak kabul ediliyor.

Federal Seçim Komisyonu’nun (FEC) internetteki politik reklamların yasal yönden düzenlenmesine ilişkin ilk girişimi elbette bu değil. Komisyon 2006 yılında Youtube’dan, bu platformda bireyler veya kimi gruplar tarafından satın alınan çevrimiçi siyasi reklamların ne kadara mal olduğuna dair bilgi vermesini istemişti. Hatta bu istek, başka sitelerde banner olarak bulunan ücretli politik reklamların tamamını da kapsar nitelikteydi. Komisyon, blog ve benzeri kişisel görüş içeren bazı dijital iletişim kanallarını ise bundan muaf tutmuştu.

Görünüşe göre, 2011 yılında FEC’in taleplerine direnen Facebook’u bu sefer daha zor bir mücadele bekliyor.

Tasarının yasalaşıp yasalaşmayacağı şimdilik meçhul. Fakat kendi durumumuza dönüp baktığımızda, bilişim hukuku konusunda henüz yeterli sayıda ve nitelikte insan kaynağının bile olmadığı ülkemizde, buna benzer çalışmaları görmek şimdilik yalnızca bir hayal olarak duruyor. Çünkü bilişim hukukunun genellikle sansüre yasal dayanak olarak kullanıldığı ve bunun kanıksandığı bir ortamda, politik reklamların kaynağını sorgulamak üst düzeyde bir şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışı ile özel uzmanlık gerektiren kalifiye insan kaynağına ihtiyaç duyar.

Peki, ABD’de gündeme gelen bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Siyasi amaçla verilen çevrimiçi reklamların kaynağının ayrıntılı bir şekilde sorgulanması ve en derin noktalarına kadar devlet kurumlarına bilgi verilmesi bir şeffaflık göstergesi mi, yoksa siyasi propaganda özgürlüğünü gelecekte kısıtlayabilecek bir düzenleme mi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link