Pazarlama Dehası Seth Godin’in Mutlaka Okumanız Gereken 6 Kitabı

Seth Godin’in iş ve özel hayatınızı değiştirecek kitaplarını tanıtmadan önce size Seth Godin’i kısaca tanıtalım. Seth Godin, profesyonel bir konuşmacı, yazar ve değişim yöneticisidir. Aynı zamanda Squidoo’nun kurucusu ve CEO’su ve dünyadaki en popüler pazarlama blogunun sahibidir. Amerikalı yazar Seth Godin pazarlamacılık sektörüne henüz 14 yaşındayken girdi. Tuffs Üniversitesi’nin felsefe ve bilgisayar bölümlerinden mezun oldu.

Seth Godin’in yazdığı pek çok kitap dünyada en çok satanlar listesinde girdi ancak biz bugün sizler için 6 tanesini derledik. Hazırsanız başlayalım…

 

Mor İnek: Farklılaşarak İşinizi Dönüştürün

Seth Godin bu kitapta küçük ölçekli girişimcilerin, kitapta anlattığı mor yolu izleyerek büyük başlar arasında kendisine nasıl yer bulabileceğini, onları nasıl geçeceğini eğlenceli bir dille anlatıyor. Mor inek metaforundan yola çıkarak işinizde nasıl farklılaşacağınıza yönelik ipuçları sunuyor.

Kitabın arka kapağında yer aldığı gibi; Seth Godin başarının anahtarının göze çarpmak için farklı bir yol bulmak olduğunu söylüyor tek renk ineklerin arasında mor bir inek olmak.

Bütün Pazarlamacılar Yalancıdır – Hikaye Anlatır

Kitabı okuduğunuzda biz bu oyunlara nasıl geldik diye düşünebilirsiniz ama kitap pazarlamaya bambaşka bir gözle bakmanızı sağlayacak. İsminin dikkat çekiciliği nedeniyle oldukça ses getiren bir kitap olmuştu. Belki bu kadar sert olmamak gerekse de pazarlamanın göz boyayan bir yanı olduğu aşikar. Seth Godin bu kitapla hem pazarlamacılarda hem de tüketicilerde post-modern pazarlama olayına yönelik bir farkındalık ve bir bilinç oluşturmayı hedeflemiştir. İster pazarlamacı isterse tüketici sıfatıyla okuyun, her sayfada bir parça kendinizi ve pazarlama sürecinde yaşadıklarınızı bulacak ve tatlı tatlı tebessüm etmekten kendinizi alamayacaksınız.

Dip

“Dip nedir? Büyük hedefinize ulaşmak için zorlu yolları aşmaktır. Tabii doğru hedefin peşinden gidiyorsanız.”

Seth Godin bu kitapta ne zaman vazgeçmeniz gerektiğini ve hangi durumlarda vazgeçmemeniz gerektiğini anlatıyor. Ve dünyanın en iyisi olmayı başaramamanızın 7 nedeninden bahsediyor.

  1. Zamanınız tükenir (ve vazgeçersiniz).
  2. Paranız tükenir (ve vazgeçersiniz).
  3. Korkarsınız (ve vazgeçersiniz).
  4. Ciddiye almazsınız (ve vazgeçersiniz).
  5. Alakanızı ya da şevkinizi kaybedersiniz ya da sıradan olmaya razı olursunuz (ve vazgeçersiniz).
  6. Uzun vade yerine kısa vadeye odaklanırsınız (ve kısa vadedeki sizi zorladığında vazgeçersiniz).
  7. Dünyanın en iyisi olmak için yanlış şeyi seçmişsinizdir (çünkü kabiliyetiniz yoktur).

Kilit Adam (Linchpin)

Kilit Adam, vazgeçilmez olmak, değerli görülmek ve kaybedilmesi durumunda binayı sallayacak, çöktürecek kişiler üzerine yazılmış. Böyle kişilerin ne yaptığını, nasıl olduklarını öğrenmek istiyorsanız bu kitabı okumalısınız.

Fast Company kurucusu Alan Webber kitabın arkasında “Kilit Adam” ve Seth Godin için şunu söylüyor: “Seth Godin olmasaydı, öyle birini ortaya çıkarmak zorunda kalacaktık. O vazgeçilmez biri. Kendinize büyük bir iyilik yapmak istiyorsanız, Kilit Adam’ı okuyun. Böylece geleceğinizi garanti altına alırsınız.”

Takım Oyunu

Seth Godin’in takım oyunu adlı kitabı bir liderin takım içinde nasıl konumlanması gerektiğini ve bir takımın nasıl olması gerektiğini anlatıyor. Takım, birbirine, bir lidere ve bir fikre bağlı, küçük veya büyük herhangi bir gruptur. Milyonlarca yıldır insanlar, dinî, etnik, politik, hatta müzikal takımlara katılmışlardır. Bu bizim doğamızdır. Peki bu takıma kim liderlik edecek?

İzinli Pazarlama

“İzinli Pazarlama” (Permission Marketing) kavramını ortaya atan kişi Seth Godin’dir. İzinli pazarlama günümüzdeki reklam ve haber bombardımanına yeni bir bakış açısı getirmiştir. İzinli pazarlamada tüketici kendisine ulaşacak kampanyalarının sınırını yine kendisi belirlemektedir. Bu kavramı isim babasından okuyup anlamak ve yorumlamak size pek çok şey katacaktır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Chatbot’ları İş Modelinize Entegre Etmeniz İçin 6 Neden

Geçtiğimiz haftalarda sizlerle chatbot’un ne olduğunu ve nerelerde kullanıldığını paylaşmıştık. Kısaca özetlemek gerekirse chatbot’lar günümüz teknolojisinde hayatımıza giren yapay zeka platformlarından birisidir ve pek çok farklı amaç için kullanılabilen algoritma tabanlı bir yazılımdır.

Günümüz rekabet dünyasında işletmeler ve markalar inovasyonları takip ettiği ve son teknolojileri bünyelerine entegre edebildiği ölçüde varlıklarını sürdürebiliyorlar. En düşük maliyet ile hızı ve dönüşümü yakalayabilmeniz ve müşterilerinize kullanıcı deneyimi yaşatmanız gerekiyor. Chatbot teknolojisi de bu kazanımları vadediyor ve artık lüksten ziyade gereklilik olma yolunda ilerliyor. Chatbot’ları  daha fazla geciktirmeden neden iş modelinize entegre etmeniz gerektiğini 6 maddede açıklamaya çalıştık, keyifli okumalar.

Minimum Çaba ile Markanızı Geliştirebilirsiniz

Çeşitlilik ve teknoloji ile rekabetin giderek yükselmesi, müşterilerin sorunlarını en kısa zamanda ve en az zahmetle halledecek çözümlere yönelmemizi gerektiriyor. Müşteriler artık hem daha az eforla hem de daha hızlı bir şekilde proaktif çözümler arıyor, dolayısıyla iş yerlerinin de beklentileri müşterilere göre şekilleniyor. Botlar hataya daha az eğilimli olduklarından ve potansiyel müşterilere daha rahat ulaşabildiklerinden daha iyi bir müşteri deneyimine zemin hazırlıyorlar. Tek yapmanız gereken size en uygun bot yazılımını geliştirmek…

İşletmenize Maliyet Avantajı Sağlar

Chatbot’un en büyük avantajlarınan birisi geliştirme maliyetinin ucuz olmasıdır. Özellikle chatbot’un görevlerini yerine getirecek personellerle kıyaslandığında iş yeriniz için maliyeti uzun vadede düşürecektir. Üstelik müşterileirnize daha iyi bir deneyim sunabileceğinden chatbot’ları iş modelinize entegre etmek fiyat-kalite performansınızı yükseltecektir.

Chatbot’lar Milenyum Kuşağına Doğrudan Hitap Eder

Yeni kuşak telefon görüşmeleriyle vakit kaybetmekten hoşlanmıyor. Bir ürün veya hizmet almadan önce araştırma yapmayı ve karşılaştırmayı seviyorlar. Özellikle internet kullanıcılarının çoğunluğunu milenyum kuşağının oluşturduğunu düşünürsek yeni kuşak her şeyin dijitalini kendi hayatına entegre ettiğinden iletişimin dijital boyutu da ilgilerini daha çok çekiyor. Eğer hedef kitleniz milenyum kuşağını içeriyorsa chatbot’ları işinize dahil etmeniz son derece akıllı bir yatırım olacaktır.

Interaktif Bir Pazarlama Platformu Sunar

Öncelikle chatbot’lar kullanıcıları herhangi bir platformda uzun süre tutmak için en uygun araçlardır. Uygulamalardan ve websitelerden farklı olarak chatbot’lar pasif bir kullanıcı deneyimi sunmaz, müşterilerle etkileşimi çift yönlü kılar. Yani interaktif bir pazarlama kampanyası sunmak istiyorsanız chatbot’ları pazarlama stratejilerinize dahil etmek sizin yararınıza olacaktır. Müşterilerinizin  problemlerini daha az efor ile daha hızlı ve daha Pratik yollardan halledebilirsiniz.

Organizasyonel Verimliliği Artırır

Çalışan desteğinde zorlanıyorsanız chatbot’lar sizin çıkışınız olabilir. İnsan kaynakları ve çalışan maliyetini düşüreceği gibi sıradanlaşmış ve tekrar eden işleri chatbot ile otomatikleştirebilirsiniz. Chatbot’lar sıkılmadıkları ve yorulmadıkları için 24 saat müşteri hizmeti sağlayabilirler. Böylece çalışanlarınızı daha niteliksel görevlere kanalize edebilir, şirketinizi başka alanlarda geliştirmeye odaklanabilirisiniz. Sıradan müşteri sohbetlerinde chatbot’lar ile daha az sapma oranıyla daha çok verim elde edeceksiniz.

Tüm Süreçleri Hızlandırır

Chatbot’lar sıkılmadan ve yorulmadan çalışabilir ve müşterilerinizin tüm istek ve şikayetlerine aynen ulaşmanızı sağlarlar demiştik. Arada bir kanal olmadan müşterilerinize doğrudan ulaşmış olursunuz ve böylece sorunu tespit etme, anlama ve çözme aşamalarının hepsini hızlandırmış olursunuz. Çaba ve maliyet azaldığı gibi süreç de kısalır.


SOR’UN Kimdir?

SOR’UN, şirketlere entegre ve dijital müşteri deneyimi yönetimi konusunda özelleştirilebilir çözümler sunar.  Yapay zeka ve doğal dil işleme destekli ChatBot’lar ile müşteri iletişimi süreçlerinde dijital dönüşümünün hızlanmasına ve bu sayede iletişim merkezi maliyetlerini azaltma konusunda yardımcı olmaktadır.

Hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki onlarca şirketin müşterileri ile yaptığı milyonlarca görüşmenin altyapısı sağlayan SOR’UN finans, sigorta, e-ticaret, kamu, otomotiv ve daha birçok sektörde yer alan kurumsal müşterilerine ihtiyaçlarına göre geliştirdiği çözümler ile bölgesel ölçekte müşteri deneyiminde dijital dönüşümün öncüsü olmaktadır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Müşteri Deneyimi Neden Şansa Bırakılmaz?

Ürün-fiyat-kalite zincirinin son halkası deneyim ve günümüzde şirketler ancak müşterilerine daha iyi bir deneyim sunarak farklılaşabilirler. Bu yazıda müşteri deneyiminin neden önemli olduğunun, odaklanılması durumunda getirilerinin neler olacağının, odaklanılmaması durumunda ise nelere mal olabileceğinin üzerinde duracağım.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanlar, dolayısıyla müşteriler ve beklentileri de değişti. Artık her türlü bilgiye sadece saniyeler içinde ulaşılabiliyor. Bu hıza alışan müşteriler attıkları her adımda aynı hızı bekler hale geldiler. Şirketler de teknolojiyi kullanarak bu beklentiye cevap vermeye çalışıyorlar. Teknolojinin etkisi ve hızın artmasıyla birlikte mesafeler giderek kısalmaya başladı. Dünya hızla küresel bir köy olma yolunda ilerliyor, her geçen gün sınırlar biraz daha silikleşiyor. Şirketler küreselleşme stratejileriyle ve dijitalleşmenin desteğiyle hizmet sundukları ülke sayısını sürekli arttırıyorlar. Bunun bir sonucu olarak yerel marketlerde faaliyet gösteren orta ölçekli şirketler global markalarla rekabet içine girmeye başladılar.

CMO’ların %81’inin Ajandasında Müşteriyi Elde Tutmak Var

Rekabetin yoğun olduğu ortamlarda yeni müşteri kazanmak ve mevcut müşterileri elde tutmak çok daha kritik hale geldi. Aberdeen Grup’un 2015 yılında yaptığı bir araştırmaya göre Pazarlama Genel Müdür Yardımcılarının %81’inin ajandasında mevcut müşterileri elde tutmak var. Yaşatılan en ufak bir kötü deneyimde müşteriler hizmet aldıkları şirketleri bırakmaya daha meyilli. Bunun bir nedeni de çok fazla seçeneklerinin olması.

Müşteri deneyimi ile ilgili yapılan birçok araştırma var. En göze çarpan sonuçları aşağıdaki şekilde toparlayabiliriz:

  • Müşterilerin %86’sı daha iyi bir deneyim için daha fazla ödemeyi göze alıyor. (Right Now)
  • Kullandığı ürün ya da aldığı hizmetten çok memnun bir müşteri bu deneyimini 4 ila 6 kişi ile paylaşır. (White House Office of Consumer Affair)
  • Şirketlerin %80’i çok iyi bir müşteri deneyimi sunduğunu söylüyor. Müşterilerin ise sadece %8’i onlarla aynı fikirde. (Bain&Company)
  • ‘Çok iyi’ bir müşteri deneyimi %86, ‘Çok kötü’ bir müşteri deneyimi %13 oranında müşterileri tekrar satın almaya iter. (Temkin Grup)
  • Kötü bir müşteri deneyimi yaşayan müşterilerin %89’u rakip firmaya gidiyor. (Right Now)
  • Memnun kalmayan müşterilerin %98’i şikayet etmez, sadece bırakıp gider. (1Financial Training services.)
  • Kullandığı ürün ya da aldığı hizmetten memnun olmayan bir müşteri bu deneyimi 9 ila 15 kişi ile paylaşır. Bu müterilerin yaklaşık %13’ünün ise deneyimini paylaştığı kişi sayısı 20’den fazla olmaktadır. (White House Office of Consumer Affair)

Mutsuz Müşteriler Sadece 20 Kişiye mi Ulaşır?

Her ne kadar mutsuz müşterilerin 9 ila 15 kişiyle olumsuz deneyimini paylaştığı söylense de özellikle sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle bu sayı artık çok daha fazla. Kötü deneyim yaşayan bir müşteri sosyal medyada binlere, bazen milyonlara ulaşabiliyor. Bunun en güzel örneklerinden biri Dave Carroll’ın United Airlines ile yaşadığı deneyim.

Dave 3500 dolar değerindeki Taylor marka gitarı ile Halifax’ten Nebraska’ya yolculuğa çıkar. Uçaktayken bagajların nasıl taşındığında şahit olur. İçinde gitarının da bulunduğu bagajlar görevliler tarafından birbirlerine atılmakta, birçoğu bu esnada yere düşmektedir. Chicago aktarmasında indiğinde bu olayı 3 farklı görevliye anlatır ama kimse onu umursamaz. Nebraska’ya vardığında ise gitarının kırıldığını görür. Yetkililere ulaşmak ister ama sürekli hatalarının olmadığını, şikayetine ilişkin kimsenin bir şey yapamayacağını dinler. Sonraki 9 ay boyunca farklı yollarla şirket yetkililerine ulaşıp hatalarını telafi etmelerini ister fakat başaramaz. Sonunda müzisyen olarak bi şarkı yazarak yaşadıklarını anlatmak ister ve yazdığı şarkıya bir de klip çekerek Youtube’a koyar.

“United Breaks Guitars (United Gitarları Kırar)” şarkısı bir anda fenomen olur; ilk 24 saatte 150 bin, ilk hafta sonunda ise tam 2 milyon kez izlenir. Birçok haber kanalında çıkar. Konuyla ilgili açıklama yapan ve Dave’den özür dileyen havayolu şirketi için artık çok geçtir. Dave’in hikayesi şimdiye kadar sadece youtube’da 16 milyon kez izlendi ve bir çok üniversitede vaka analizi olarak paylaşılmaya devam ediyor.

Siz Tasarlamasanız da Müşteriler Deneyimi Yaşıyor

Bu örnekten de yola çıkarsak, kötü bir deneyimin sadece 20 kişiye ulaştığını pek söyleyemeyiz. Müşteri Deneyimi üzerine odaklanılmadığında çok kötü sonuçlar doğurabilir, yıllarca oluşturmak için adım adım uğraşılan marka imajını bir anda yerle bir edebilir. Müşteri Deneyimine kaynak, zaman, enerji ayırmamak tabii ki bir tercih, fakat şirketler bu konuya odaklansalar da odaklanmasalar da müşteriler onlarla bir deneyim yaşamaya devam edecek. Belirlenmeyen, ölçülmeyen, kontrol edilmeyen deneyimler ise daha iyi hale getirilemez. Daha iyi bir deneyim için öncelikle müşterilerin yaşadıkları yolculuklar belirlenmelidir. Her bir yolculukta müşterilerin şirkete dokunduğu kanallar iyi tespit edilmeli, o kanallarda hangi duyguların yaşatıldığı açığa çıkarılmalıdır. Belirlenen müşteri deneyimi yolculukları düzenli olarak ölçülmeli ve gelişim alanlarıyla birlikte sürekli takip edilmelidir. Dave’in örneğinde olduğu gibi mutsuz müşterilerle karşılaşıldığında ise iyi bir hizmet telafisi stratejisi ile onların gönüllerini almak gerekiyor. Tüm bunları yapabilmek içinse tabii ki ilk olarak odaklanılması gereken konular şirket kültürü ve çalışan deneyimi. Bu konulardaki detaylı bilgi için daha önceki yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?