5 Adımda Dijital Güvenliğimizi Güçlendirecek Parolaları Hazırlamak

giphyNesneler birbirine daha bağlı, bizler de akıllı cihazlar üzerinden tek hesapla tüm işlerimizi halletmeye alışmışken, kullanıcı sözleşmeleriyle aslında verilerimizin nerelerde kullanılmasına izin verdiğimizi bile görmezden gelebiliyoruz. Son yıllarda dijital dünyada yaşanan gelişmelerle birlikte birçok uygulama tarafından takip ediliyor, kötü niyetli kişiler tarafından hedef haline geliyoruz. Bunun bir sonucu olarak da siber güvenliğin hayatımızdaki önemi gün geçtikçe artıyor.

Teknolojiyi daha güvenli hale getirmek bizim elimizde. Yapmamız gereken bize bu konuda yardımcı olacak yazılım ve işlemlerle güvenliğimizi garanti altına nasıl alacağımızı öğrenmek. Peki ama nasıl?

Siber güvenlik denildiğinde akla ilk gelen şirketlerden biri olan ESET’in teknoloji uzmanları birkaç adımda dijital güvenliğinizi güçlendirecek parolaların nasıl hazırlanacağını sıralıyor.

dguvenlik_2.001

Parola Cümleler ile Tanışın

Dijital güvenliğinizi bir adım daha güçlü hale getirmek için artık parolaları bırakıp, daha uzun, karmaşık ama kesinlikle daha kolay hatırlayabileceğiniz parola-cümleler ile tanışmalısınız. Parola-cümleniz sizin kadar özgün olduğu için kolaylıkla aklınızda kalır ve kolayca tahmin edilemez. Ayrıca sürekli parola oluşturup onu unutmak derdinden de kurtulursunuz.

İlk olarak sevdiğiniz bir şeyden yola çıkarak basit bir cümle kurun. Örneğin; yazmayıseviyorum

 

sifre-parola-1

Parola Cümlenizi Komplikeleştirme Zamanı

İkinci adımda işleri siber suçlular için biraz daha karmaşık hale getirmeye ne dersiniz? Bu adımla cümlenizi daha belirli bir hale getirebilirsiniz. Hemen deneyelim; yazmayıseviyorumhayatıyaşıyoruz

Bu cümle oldukça güzel ama biraz vurgusu eksik gibi değil mi?  Daha fazla detaya inmek için cümledeki kelimelere vurgu yapalım mı, ne dersiniz? Biraz vurgu ekledikten sonra bu parola cümle tam olarak şuna dönüşüyor:   YazmayıSeviyorumHayatıYaşıyoruz

sifre-parola-2

Noktalama İşaretleri ile Parolanızı Süsleyin

Parola cümlenizin her kelimesine vurgu yaptınız değil mi? Şimdi iş klasik parolalarda da olduğu gibi işe biraz noktalama işareti eklemekte. Zira noktalama işaretleri parolanızın casus yazılımlardan korunmasında son derece etkili yöntemlerin başında geliyor. Bu yüzden parola cümlenizin bir köşesine noktalama işareti koymaktan çekinmeyin. Örnek cümlemizden devam edecek olursam: YazmayıSeviyorumHayatıYaşıyoruz*

sifre-parola-3

Öldürücü Hamle: Büyük Harf Kullanımı

Tüm bu adımları çok iyi kavradıysak ve kendi parola cümlemizi de hazırlamaya başladıysak işin son adımına sıra gelmiş demektir. Son adımda cümle içerisindeki herhangi bir kelimeyi komple BÜYÜK harflerden oluşan şekilde yazacağız. Ve sonrasında mükemmel parola cümleniz tam olarak buna benzer şekilde görünecek:

Yazmayı SeviyorumHAYATIYaşıyoruz*

sifre-parola-5

ESET’in Çözümlerini İncelediniz mi?

Birkaç basit adımda dijital güvenliğinizi maksimuma çıkaracak parola cümleyi ne kadar kolay hazırladık değil mi? Böyle güçlü bir parola cümle ile artık sizin karşınızda kim durabilir?

Tabi, bizce tehditlere karşı korunabilmenin en temel yolu, veri tabanını yeni tehditlere karşı güncel tutan, gönül rahatlığı ile cihazlarınızı emanet edebileceğiniz bir siber güvenlik yazılımı kullanmaktan geçiyor. Bu konuda ESET’in çözümlerini incelemenizde fayda olacağını düşünüyoruz.

[button color=”” size=”” type=”3d” target=”” link=”http://www.eset.com/tr/”]Hemen İnceleyin[/button]

eset-antivirus

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

1 Comment

  1. Merhabalar. Anlamlı bütün oluşturmayan şifreler daha güvenli. Sizin örnekten yola çıkarak mesela, Yzm2*Svy5.hyT8<ysY gibi.

Bir Cevap Yazın

Haşlanan Kurbağa Olmak Televizyondan Sonra Radyonun da Kaderi Mi?

Kaynar suya atılmasıyla birlikte can havliyle fırlayan kurbağa ile su dolu kabın yavaş yavaş kaynatılmasıyla ölüme mahkum edilen kurbağanın hikayesi hepimizin malumu. Zaman içerisinde yavaş yavaş değişen koşulların kurbağayı ölüme kadar götürdüğü bu durum, her ne kadar bugün yaşadığımız dünyada içinde bulunduğumuz durumla kısmi bir paralellik gösterse de, insanoğlu olarak biz ölmeyi değil bu duruma adapte olmayı seçmişe benziyoruz.

Bugün onlarsız bir hayat düşleyemediğiniz araç ve hizmetlere bir bakın. Instagram, WhatsApp, YouTube, Netflix? Nasıl oldu da 10 yıl önce adını bilmediğimiz, varlığından haberdar olmadığımız bu garip isimler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline dönüştüler? Sahi biz ne zaman “Cep telefonu olmadan nasıl yaşıyorduk yahu?” demeye başladık. İçinde bulunduğunuz suyun sıcaklığını hissediyor musunuz?

Yavaş yavaş gerçekleşen bu dönüşüm elbette insanoğlunun teknolojiye olan açlığı ve aşkıyla açıklanabilir ve dayanılabilir bir yapıya bürünse de, biz pazarlamacılar için bugüne kadar hiç bu denli yoğun bir formuyla karşılaşılmamış zorlu bir durumun da işaretçisi. Her gün farklılaşan ve çeşitlenen reklam kanalları, her birinin kendine özgü dinamikleri, tüketicilerin değişen tüketim alışkanları derken, bugün pazarlamacıların önlerindeki en büyük meydan okumalardan biri şüphesiz reklam kanalları özelinde geleceği öngörebilmek.

Peki tüm bu olan bitenle kurbağanın ya da radyonun ne ilgisi var? Yıkıcı bir değişimin artçı sarsıntıları zaman içerisinde kendini gösterirken, yani su yavaş yavaş kaynama noktasına ulaşırken, televizyonun YouTube ve Netflix karşısında mağlubiyete doğru giderken oluşturduğu sismik dalgaların bir benzerini bugün podcastler karşısında radyoda görüyoruz.

Devir artık kişisel deneyim devri. Bugün özellikle Y ve sonrası kuşaklar için televizyon gibi sınırları kati, kalın çizgilerle çizilmiş bir mecranın varlığı, dikte edilmiş içerikler doğrultusunda kabul edilebilir bir yapıdan çıkmış durumda. Bu kuşaklara mensup hiçbir kimseyi akşam saat 8’de televizyon karşısına geçirip, bir dizi uğruna o ekranın karşısında saatlerce oturtamazsınız. Onlar ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar tüketmek istiyorsa o kadar tüketen, aracın arka koltuğundan kalkıp, sürücü koltuğuna oturmuş yeni nesil tüketici.

Radyoda da durum bundan farklı değil. Ülkemizde bilinirliği her ne kadar diğer ülkelere nazaran sınırlı olsa da, podcastlerin yarattığı dalgayı görmemek mümkün değil. Radyonun, başkaları tarafından çizilmiş sınırları içine hapsolmayı reddeden, ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar dinlemek istediğini kendi seçen, radyonun doğasında yer alan statükoyu kabul etmeyen yeni nesil tüketici, podcast gibi kendi beğenileri doğrultusunda özelleştirerek dinleyebileceği alternatif bir mecraya kaymış durumda.

Radyo televizyonla aynı kaderi paylaşmanın eşiğinde. Dünya hızla değişiyor, su giderek ısınıyor, doğal seleksiyon reklam kanallarında da yaşanmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda podcastin hızlı yükselişine, radyonun ise artık nostaljik bir öğe olmasının dönüşüne şahit olacağız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Google Pixel 3 ve Pixel 3 XL Telefonunu Duyurdu

  • Google, Facebook’a rakip olma hedefiyle kurduğu Google+ servisinin büyük bölümünü, sistem açığı sonucu kullanıcı bilgilerinin belli bir süreliğine korunmasız hale gelmesi üzerine kapatma kararı almıştı.
  • Şirket ise kapatma kararının nedeninin kullanıcı hedeflerine ulaşılamamasıyla ilgili olduğunu açıklamıştı. 
  • İlgili yazı: Google+ Kapatılıyor

Dün New York’ta bir etkinlik düzenleyen Google, donanım ürünleri arasında Google Pixel 3, diğeri ise daha geniş ekranlı Pixel 3XL ve Pixel Slate modellerini tanıttı. Google Pixel 3XL modeli Pixel 3 ile aynı özelliklere sahip olduğunu ve ekran boyutlarının ise 6.3 ve 6.17 inç ekrana sahip olduğunu belirti.

Yeni telefonlar, Google Pixel 3 ve Google Pixel 3 XL, Android telefonlarda pazar lideri olan Samsung için ürün yelpazesine rakip olacak şekilde farklı ekran boyutlarına ve fiyatlara sahip. Her iki telefondan da soruları yanıtlamaya yardımcı olan ve rahatsız edici çağrıları engellemek için telefon çağrılarını tarayabilen, ses etkinleştiren bir Al Google Asistan özelliği bulunmaktadır. Gizli bir numara arandığında, hattın diğer tarafında kim olduğunu bulmak için ‘ekran’ seçeneği sunacak ve ‘seni sonra ararım’ gibi bir yanıt menüsü veya ‘spam’ olarak işaretleme seçeneği sunacaktır.

Her iki telefonda ayrıca Google’ın ‘dubleks’ özelliği bulunuyor. Bu da, telefon sahibinin ekranda bu özelliği bastığında ‘saati ayarlar mısın’ dediği zaman, insan benzeri bir sesle saati ayarlayabiliyor. İlk olarak telefon özellikleri, İngiltere’ye yayılmadan önce Amerika’daki telefonlara yayılacağını da bildirildi. 

Kameralara geçtiğimizde ise üçlü hatta dörtlü kamera sistemlerini görmeye başladığımız şu günlerde Google tek tabanca devam etmeyi tercih ediyor. 12.2 Megapiksel çözünürlüğündeki kamera OIS ile desteklenmiş. 2160p 30 fps video kaydedebilen bu kamera, 1080p çözünürlükte 30,60,120 fps ve 720p çözünürlükte 240 fps videolar kaydedebiliyor.

Pixel Stand Google yeni telefonları için bir de kablosuz şarj standı geliştirdi. Pixel Stand üzerine telefonu koyduğunuz zaman kablosuz şarj başlıyor. Ayrıca telefon Smart Display akıllı hoparlörü gibi çalışıyor ve sesli olarak komutlarınızı yerine getirebiliyor, ekranda bilgiler sunabiliyor.

Google, Pixel Slate’yi de tanıttı

Dokunmatik ekran özelliğine de sahip olan Pixel Slate, Chrome OS sayesinde Android uygulamalarını da destekliyor. Intel Celeron, 8. nesil Intel Core m3, 8. nesil Intel Core İ5 ve 8. nesil Intel Core İ7 olmak üzere 4 farklı işlemci seçeneği sunan Pixel Slate, 4, 8 ve 16 GB olmak üzere 3 farklı RAM seçeneği sunuyor.

599 dolardan başlayan fiyat etiketleri ile satışa sunulan Pixel Slate modelinin en pahalı ürünü, fiyatı ise 1599 dolar. Güç tuşunun üzerinde yer alan bir parmak izi sensörüne de sahip olan Pixel Slate, 199 dolarlık Pixel Slate Keyboard adında bir klavye aksesuarına da sahip.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?