Şirketlerde Başarı için En Önemli Etken “Doğru Çalışanlarla” Yola Çıkmak

Hayranlık uyandıran bir ‘Müşteri Deneyimi’ için her şeyden önce deneyim yolculuğuna “Doğru İnsanlarla” çıkmış olmamız gerekiyor. Peki şirketiniz için “Doğru İnsan” kimdir? Bu makalemizde bu sorunun peşinden gideceğiz.

Müşteri Deneyimi sahnesi; çalışanların, ürün ve hizmetleri kullanarak şirketin varoluş amacına hayat verdikleri bir sahnedir. Mükemmel bir sahnede bile olsa kötü oyunculuğu saklamak ya da kötü oyunculukla harika bir oyun sergilemek imkansızdır. Oysa çoğu zaman tersinin mümkün olduğunu görürüz. Harika çalışanların kötü bir sahne tasarımına rağmen kişisel dokunuşlarıyla unutulmaz deneyimler yaşattığı anlar vardır. Ancak bunun sürdürülebilir olmadığını bilmeniz gerekiyor.

Günü kurtaran kahramanlarla yolculuğu her zaman tamamlamak olası değildir. Kahraman çalışanların yanlış sahne tasarımına rağmen kişisel gayretlerine bağımlı deneyimler müşteri ile marka arasında bir bağ da yaratmayacaktır. Ayrıca bu türden bir deneyim sunma döngüsü zamanla kahraman çalışanları ağır ağır da olsa yıpratacağını ve şirketten uzaklaştıracağını unutmamamız gerekir.

Tüm bu gerçekler deneyim dünyasının merkezine insanı almamızı gerektirir. Jim Collins, 1500’e yakın şirketi kapsayan 5 yıl süren ünlü araştırmasında vasat şirketlerle mükemmel şirketleri ayıran belirleyici özellikleri ortaya çıkarmaya çalışmıştı. Bu çalışmanın sonuçlarından birisi de mükemmel şirketlerin “otobüse doğru insanları bindirdikleri” idi. Bu aynı zamanda yanlış insanların otobüsten indirilmesini de gerektirmekteydi.

dogruinsanlar2

Çalışmada vasat şirket olarak kategorize edilen şirketlerin çoğu öncelikle “ne yapılacağına” odaklanırken mükemmel şirketler “kimle yapacaklarına” odaklanmışlardı. Değişen koşullarda “ne” yapacağınızda muhtemelen değişmek zorunda kalacağı için doğru insanlarla yola çıkmak değişimlere daha kolay ayak uydurmanızı sağlayacaktır. Collins araştırma sonuçlarında doğru insanlarla yola çıkmanın önemini şöyle belirtir:

“Otobüste doğru insanlar varsa, onları nasıl motive edeceğiniz ve nasıl yöneteceğiniz gibi sorunlarda ortadan kalkar.

Doğru insan, yönlendirilmeye, harekete geçirilmeye gerek duymaz. İçinden gelen en iyi sonuçları elde etme ve mükemmel bir organizmanın parçası olma güdüsü onu zaten motive edecektir.”

Bu çalışma tepedeki generallerden çok orta kademedeki yöneticilerin mükemmel şirketlerin gücünü belirlediğini ortaya çıkarmıştır. Bir çok şirkette tepedeki bir dahi ve o dahiye yardımcı olacak yönetici ordusu modeli geçerli iken mükemmel şirketlerde zayıf generaller güçlü teğmenler modeli daha egemendi.

Peki “doğru insan” kimdir? bu soruya cevap bulmak şirketler için çok kritik bir aşamadır. Şirketlerin insan kaynaklarının ve liderlerin en öncelikli görevleri şirketleri için “doğru insan” tanımını yapmak ve bu insanları şirkete çekmenin yollarını bulmaktır.

InterviewÜlkemizde iş ilanları incelendiğinde personel arayışında “sektörel tecrübe-mesleki uzmanlık-mesleki beceriler” üçlüsünün en yaygın ve belirleyici kriterler olduğunu görüyoruz. Bir çok şirket kendisi için doğru insanı bu ölçüte göre belirlemiş olsa gerek. Bu kriterler doğru insanın niteliklerini belirlerken önemli olabilir ancak öncelikli olmamalıdır. Oysa Collins çalışmasında doğru insanı, tecrübesi, uzmanlık bilgileri ve mesleki becerilerinden çok karakter özellikleri ve içsel becerilerine bakarak seçebileceğimizi söyler.

Disneyin İnsan kaynakları ofisinin duvarında yazan “Rol Dağılımı” ifadesi deneyim ekonomisinin bu güçlü oyuncusunun başarısı hakkında bize ipuçları verir. Disney gibi şirketler işe personel almazlar, sahnelenecek olan müşteri deneyimi için doğru oyuncuları alıp rolleri dağıtırlar. Role uygun doğru insanı ‘seçmek’ ise işin yapılmasını sağlayacak belli mesleki yeterlilikte birini ‘işe almaktan’ oldukça farklıdır. Seçeceğimiz insanların içsel değerleriyle şirketin çekirdek ideolojisini oluşturan değerlerin uyumunu gerektirir.

Deneyim ekonomisinin öncü oyuncuları bu ilkeden hareketle doğru oyuncuları seçmek için normal şirketlerden çok daha uzun ve detaylı bir süreç işletirler. Kişilerin mesleki deneyimlerini ve becerilerini anlamak için birkaç iş görüşmesi yeterli olacaktır. Ancak karşımızdaki insanın karakterini, işe bakış açısını, değerlerini, tutkularını ve samimiyetini anlamak geleneksel iş görüşme süreçlerini aşmayı gerektirir.

Adayların şirketin kültürünü ve çekirdek ideolojisini anlamalarını sağlamalıyız. Parçası olacakları şirketle aynı tutku ve heyecanı paylaştıklarından emin olmalıyız. Unutmamalıyız ki şirket olarak varoluş amacımızı, çalışanların inancı ve tutkusu olmaksızın hayata geçiremeyiz. Çalışanları sadece mesleki becerilerine göre değil öncelikle tutum ve davranışlarına göre seçmeliyiz.

job-interview2İnsan kaynaklarında bilgi temelli aday seçme süreci zamanla kendini yetenek temelli aday seçmeye bıraktı. Doğru yetenekleri şirkete kazandırmak hedeflendi. Deneyim ekonomisinde ise yetenekten önce karakter temelli bir aday seçme süreci egemen olmaya başladı. Yetenekler geliştirilebilir, beceriler öğretilebilinir ancak bir kişiliği eğitmeniz çok zor ve zahmetlidir. İnsanların iş hayatlarına atılma yaşını düşünürsek çoğu zaman kişiliği eğitmek imkansızdır. Bundan dolayı şirketlerin öncelikle doğru kişilikleri bulmaları gerekir.

Bu konuda en sık rastlanan hatalardan birisi ön cephe çalışan kadrosunun yapısında görünür. Bir çok şirket için ön cephe çalışanları kendi organizasyon yapılarının en alt seviyesini oluşturur. Ağırlıklı olarak iş hayatının ilk evresindeki çalışanların bulunduğu ön cepheler bir çok şirketin en mutsuz çalışanlarının olduğu bölgedir. Çağrı merkezi ekipleri, satış personeli, hizmet personelleri en bilinen örneklerdir.

Oysa bir çok kritik temas noktası ön cephede yer alır ve müşteri deneyimin önemli bir bölümü bu çalışanlar tarafından sunulan hizmetlerce şekillenir. Bu önemine rağmen bir çok şirketin çalışan seçiminde en özensiz ve aceleci davrandığı noktalar buralardır. Gerek bu özensizlik gerek çalışma koşulları gerek şirket içi eğitim olanaklarından az yararlanmaları, bu alandaki çalışanların hızla terfi ederek ön cepheden kurtulmayı arzulamalarına yol açar. Sanki ilerde kavuşacakları güzel pozisyonlar için mecburen katlandıkları zorunlu bir görevmiş gibi…

Bu psikolojinin nedeni sadece doğru insanları otobüse almadığımızdan değil aynı zamanda doğru insanları doğru şekilde seçmeyip doğru bir oryantasyondan geçirmeyip doğru bir çalışma kültürü yaratamamış olmamızdandır.

Sürecin ilk adımı ise doğru insanları doğru şekilde seçmektir. Aday bulma ve iş mülakat süreci kuşkusuz IK’nın en temel fonksiyonlarından biridir ve detayları bu makalenin kapsamını aşar. Yine de doğru insanlarla yola çıkmak için bazı temel ilkelerden bahsedebiliriz.

job-interview-rexBunlardan ilki yukarıda bahsettiğimiz gibi önceliğin ve ağırlığın kişisel karakter ve değerlere verilmesidir. Şirketin temel değerleriyle uyumlu, çekirdek ideolojinin ve varoluş amacına inanan ve şirketle aynı tutkuyu paylaşan insanları aramalıyız. Adayların şirketin amacını, kültürünü ve değerlerini çok net şekilde anlamasını sağlamamız ve adayın da doğru şirketi, kendisine uygun olan şirketi seçtiğinden emin olmasını sağlamalıyız.

Özellikle müşteriyle doğrudan etkileşimi olan roller için kişiliğin ağırlığı tüm becerilerin üzerinde tutulmalıdır. Görevin istenilen şekilde yerine getirilmesinden önce müşteriye yaşatmayı hedeflediğimiz deneyimi sunabilecek karakter özelliklerinin peşine düşmeliyiz. Adayların iyi yaptığı şeyler kadar iyi yaparken zevk aldıkları şeylere odaklanmalıyız.

İkinci olarak aday seçme sürecinde zaman baskısına yenik düşmeden doğru adayı bulduğumuzdan emin oluncaya kadar süreci devam ettirmeliyiz. Özellikle ön cephedeki kadro açığı bir çok şirketin IK’sı üzerinde bir baskı yaratır. Hemen şimdi acil bir adama ihtiyacımız var baskısı IK’nın doğru insanı bulmaktan çok açık pozisyonu birana önce yeterli becerideki biriyle doldurmaya odaklanmasına yol açar.

Söz konusu açığın diğer çalışanlarca doldurulamaması ayrı bir kültür sorununa işaret eder. Bu ayrı bir başlıkta incelenmeyi hak eden başka bir konudur. IK’nın her ne olursa olsun zaman ve aciliyet baskısının ‘doğru insan’ kriterinde esneme yaratmasına izin vermemesi gerekir. Doğru insan arayışı sadece doğru insan bulunduğu zaman sona ermelidir. Bu ne kadar sürerse sürsün.

Üçüncü olarak aday seçme sürecinde mümkün olduğunca detaylı ve derinlemesine bir görüşme yapmak için birden çok birimin sürece dahil olmasını sağlamalıyız. Adaylarla sadece bağlı olacağı yönetici ve IK’nın değil yakın ilişkide olacağı birim yöneticileri, üst yönetim ve hatta birlikte çalışacağı insanlarla da görüşmeler planlamak bu derinliği bize sağlayacaktır.

ritz-carltonRitz Carlton bunu en iyi uygulayan örneklerden birisidir. Bir otel genel müdürünün 14 mülakat sonrası görevine başlaması bazılarınıza abartı ve oldukça uzun gelebilir. Ancak bu derinlik şirketin çalışanların güçlü yanları, bağlılığını, tutku ve becerilerini değerlendirmeye ve onların karakterlerinin mevcut şirket kültürüyle uyumuna verdiği önemi gösterir. Unutulmaz ve dilden dile anlatılan müşteri deneyimi ile sadece kendi sektöründe değil tüm sektörlerde örnek alınan şirket, en önemli gücünün “hanımefendiler ve beyefendiler” olarak adlandırdığı tutkulu çalışanları olduğunu önemle vurguluyor.

Dördüncü olarak yaratacağımız “çalışan deneyimi” ile doğru insanları şirketimize kendiliğinden çekmek için bir cazibe yaratmamız gerekir. Harvard Business’de yayınlanan bir araştırma ise özel ve çekim cazibesi yaratacak bir iş ortamı için öncelikle çalışanları tavırlarına göre işe almayı daha sonra yeteneklerine göre eğitmemiz gerektiği sonucunu göstermiştir. Çalışmada atıfta bulunan CEO’lardan Arkhadi Kuhlmann bankacılık sektörüne farklı bir yaklaşım getirmek için bankacılık deneyimi olmayan kişileri işe aldığını belirtiyor. Kuhlmann, bir şirkette yeni bir enerji yaratmak istiyorsak farklı sektörlerden ‘doğru insanları’ şirkete çekmemiz gerektiğini söylüyor.

Doğru insanlarla yaratılacak bir şirket kültürünün bize doğru insanları şirketimize çekme imkanı vermesi, bu ilkenin zamanla işimizi ne kadar kolaylaştıracağını gösterir. Mükemmel Çalışan Deneyimi yaşayan çalışanlarınız tıpkı mükemmel deneyim yaşayan müşterilerin yaptığı gibi bu deneyimlerini herkese anlatacaklardır. Bu da doğru insanları kendiliğinden şirketinize yönelmesini sağlayacaktır.

calisandeneyimi4Doğru insanların nasıl bulunacağı konusundaki örneklerden en öğretici olanı Apple’ın uyguladığı aday seçme sürecidir. Apple Store’da çalışmak için bilgisayar ve de teknoloji konusunda teknik bilgi ve becerileriniz olması gerekmez. Bir mağazada çalışacak olmanıza rağmen perakende sektöründe deneyimli olmanız hatta çalışmış olmanız bile şart değildir. Apple’ın aradığı bu türden klasik deneyim ve teknik beceriler değildir. Apple bir kişiliğin, karakterin peşindedir. Apple ruhuna uygun, aynı tutkuyu paylaşacakları kişilerin peşindedir. Doğru insanı bulmayı başarınca o kişinin işinde başarılı olması için gereken tüm bilgileri zaten öğretebileceğinin farkındadır.

Burada detaylarını paylaşmasak da Disney, Google, Starbucks ve Ritz-carlton gibi deneyim ekonomisinin öncü kuruluşlarının hemen hepsinde buna benzer uzun ve detaylı bir aday seçme süreci vardır. Bu şirketler deneyim yolculuğunda çalışanların kilit rolünü keşfetmişlerdir. Açık pozisyonun doldurulması değil, deneyim sahnesinde boşalan bir rol için sabırla doğru insanı bulmak için uğraşırlar ve bundan asla taviz vermezler.

Doğru insanlarla yola çıkmak için bu şirketleri örnek almak başlangıçta uzun ve zorlu bir süreç gibi görünebilir. Bazılarımıza bu lüks gelebilir ve dünya devi şirketlerle aynı koşullarda olmadığımız itirazını yapabilir. Ancak unutulmamalıdır ki bu öncü şirketler bir çok yetenekli insanın çalışmak istediği ilk şirketlerdir. Böylesine süper yeteneklerin kapısında sıra olduğu şirketlerin doğru adayı bulmak için neden bu kadar zahmete katlandığı sorgulanmalıdır. Süreçleri örnek alıp bire-bir uygulayamasak bile arkasında yatan anlayışı yakalamalı ve kendi koşullarımızda o anlayışı yaşatmanın yollarını bulmalıyız.

Bu şirketler süper yeteneklerin peşinde değiller, bu şirketler kendi varoluş amacına hizmet edecek, değerlerini ve tutkularını paylaşacak doğru karakterdeki insanların peşindeler.

Uzun ve derinlikli bir aday seçme süreci başlangıçta maliyetli görünebilir. Doğru insanlarla yaratılacak hayranlık uyandıran bir çalışma deneyiminin yaratacağı çekim gücü, yüksek çalışan bağlılığı ve düşük işten ayrılma oranı orta vadede hem bu süreci kolaylaştıracak, hem personel maliyetlerini aşağıya çekecek hem de önemli bir rekabet gücüne dönüşecektir.

“Doğru İnsan”ı bulmak konusunda ufkumuzu genişletecek en güzel örneklerden biri Heineken’in aşağıdaki sıradışı iş mülakatı videosu. İzlemeyenlerin mutlaka izlemesini öneririm.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İ.Ü. SBF İşletme Mezunu olan Ercan Kalit, Hizmet ve Bilişim sektörlerinde uzun yıllar Satış, Şube Müdürlüğü, Bölge Müdürlüğü ve Ülke Satış Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Yaşamına, Yazar, Danışman ve Eğitmen olarak devam eden Ercan Kalit, Yedi Adım ve ADS Consulting Group bünyesinde Müşteri Deneyimi Yönetimi, Değişim Yönetimi, Satış Yönetimi, Performans ve Motivasyon Yönetimi alanlarında eğitim ve danışmanlık vermektedir. İnsana dair merakının peşinde uzun yıllardır Felsefe, Psikoloji ve Kadim Bilgelik öğretileri alanında disiplinler arası araştırmalar yapan Ercan Kalit, ICF Onaylı Professional Solution Focused Coach ve Executive & Team Coach , IAC onaylı NLP Practitioner sertifikaları sahibidir.

Bir Cevap Yazın

2018’de Müşteri Deneyimi Alanında Bizi Neler Bekliyor?

Yeni yıl ile birlikte her alanda trend yazıları paylaşılıyor. Peki müşteri deneyimi alanında 2018’de bizi neler bekliyor? Türkiye ve Dünya gündemlerini de düşünerek bir liste hazırladım. Birazdan okuyacağınız maddeler teknolojik gelişmelerden çok, insan ve süreçler üzerine odaklanıyor. Buraya müşteri deneyiminde kullanılabilecek AR, VR, AI, IOT gibi birçok teknolojiyi de yazabilirdim, fakat bu bence üzerinde pasta olmayan boş tabağa krem şanti sıkmaya benziyor.

Müşteri deneyimi alanında Türkiye’de çok iyi olan firmaları saymaya başladığımızda ne yazık ki iki elin parmaklarını geçemiyoruz. Umut verici olan ise, şirketler artık “müşteri deneyimini iyileştirmeye yönelik çalışmalar yapılmalı mı yapılmama mı”dan, “müşteri deneyimini nasıl iyileştirebilirim” noktasına geldiler. Forrester’ın yaptığı bir araştırmaya göre şirketlerin %84’ü müşteri deneyiminde lider olmak istiyor, fakat ne yazık ki bu şirketlerin sadece %20’si iyi bir müşteri deneyimi sunabiliyor. Bu aradaki fark ve konuya duyulan ilginin artışı, müşteri deneyimi ve pazarlama yöneticileri için güzel bir fırsat olmaya bu yıl da devam edeceğini gösteriyor.

Araştırmalarım ve kişisel tecrübelerimi göz önüne alarak bu yılın, hatta önümüzdeki 3 yılın müşteri deneyimi odaklarını şu şekilde sıralayabilirim:

  • Müşteri Odaklı Kültür Yaratma
  • Çalışan Deneyimi
  • Müşteri Yolculukları Tasarlama
  • Tasarım Odaklı Düşünme
  • Duygusal Deneyim
  • Kişiselleştirme
  • Proaktivite
  • Dijital Kanal Deneyimi

Şimdi gelin, kısaca bu maddelerin üzerinden geçelim.

  1. Müşteri Odaklı Kültür Yaratma

Şirketlerde kültür yukarıdan aşağıya iner. Kariyerimin ilk yıllarındayken departman değişikliği yaparak IT’den IK’ya geçmiştim. Aynı şirketin iki departmanının ne kadar farklı kültürlerde yönetildiğini görünce dayanamayıp bunun nasıl olabildiğini eski yöneticime sormuştum. Aldığım yanıt şu oldu: “İnan CTO öyle olmasaydı, biz böyle olmazdık.” O anı yaşayarak bu gerçeğin farkına varmak beni çok etkiledi. Müşteri odaklı kültür yaratmadaki en önemli nokta, söylenenlerin tabiri caizse lafta kalmaması. Çok sevdiğim bir söz var: “İnsanlar liderlerinin dudaklarını değil, ayak izlerini izlerler.” Üst yönetim her konuşmada müşteri deneyimi vurgusu yaptıktan sonra önüne gelen iki projeden müşteri odaklı olanı değil de, gelir odaklı olanı tercih ediyorsa bu kültürün oluşturulması çok güç olacaktır. Şirket kültürü ile müşteri deneyimi arasındaki yakın ilişkinin detayları için bu makalemi inceleyebilirsiniz.

  1. Çalışan Deneyimi

2016’da yapılan bir araştırmaya göre, müşteri deneyimini iyileştirmek şirketlerin %75’inin öncelikleri arasında. Yine bu araştırmada çalışan bağlılığını arttırmanın oranı ise %86 olarak belirtiliyor. Çalışanların şirkete olan bağlılıkları ve adanmışlıkları ile müşteri odaklılıkları iyi bir müşteri deneyimi yaşatmak için en önemli adım. Bir müşteri deneyimi yöneticisi olarak gönül rahatlığıyla önce müşterilerin değil, çalışanların gelmesi gerektiğini söyleyebilirim. Bu konuyu detaylı olarak incelediğim yazıma buradan ulaşabilirsiniz. Nasıl ki müşteri deneyimi bir takımın değil, tüm şirketin işidir deniyorsa, çalışan deneyimi için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Sadece insan kaynaklarının değil, CEO’dan başlayarak tüm yöneticilerin daha iyi bir çalışan deneyimi için yerine getirmeleri gereken büyük sorumlulukları olduğunu düşünüyorum. CEO’lar artık hem müşterilerin, hem de çalışanların iyi bir deneyim yaşamalarından sorumlu hale geldi. Müşteri deneyimini iyileştirmek için öncelikle şirket kültürü ve çalışan deneyimine odaklanmak gerekiyor.

  1. Müşteri Yolculukları Tasarlama

Müşteri yolculukları tasarlamak son yıllarda gittikçe popüler olan bir konu haline geldi. Müşteri yolculukları, müşterilerin bir ürün veya hizmeti satın almayı düşünmeye başladıkları andan, o ürün veya hizmeti kullanmayı bıraktıkları ana kadar geçen sürede, müşterilere hangi kanallardan nasıl dokunulduğunun ve neler hissettirildiğinin belirlenmesidir. Sürece bu şekilde uçtan uca bakmanın yanı sıra, “satın alma deneyimi”, “destek alma deneyimi” gibi alt yolculuklar da detaylı incelenerek müşterilerin yaşadığı kötü deneyimler belirlenip bu deneyimlerin ortadan kaldırılmasına, iyi deneyimlerin ise etkisinin arttırılmasına çalışılmaktadır. Müşteri yolculukları, deneyimin iyi ve kötü yaşandığı aşamaları belirleyebilmek için çok etkili bir araçtır. Kanallar arasındaki tutarlı ve anlık bilgi akışı ise etkili yolculuklar tasarlamak için en kritik noktalardan biri olarak öne çıkmaktadır.

  1. Tasarım Odaklı Düşünme

Design Thinking/Tasarım Odaklı Düşünme, her geçen gün daha çok duyduğumuz bir kavram. Sadece müşteri deneyiminde değil, birçok alanda kullanılmaya çalışılıyor. Bu prensibin özünde ise, sorunun çözümünü şu beş aşamaya göre ele alıp değerlendirmek var:

  • Empati kur
  • Tanımla
  • Tasarla
  • Prototipini yap
  • Test et.

Tasarım odaklı düşünmede, en önemli noktalar sorunun kök nedenine inip, yenilikçi bir çözüm sunmak ve bunu test ederek çözümün uygulanabilirliğinden emin olmaktır. Tasarım odaklı düşünmede bu beş aşama sırasıyla uygulansa da her aşamada edinilen tecrübeler, geriye dönüp değişiklik yapmayı gerektirebilir. Bu açıdan tasarım odaklı düşünmenin yaşayan ve sürekli gelişen bir sistem olduğunu söyleyebiliriz.

  1. Duygusal Deneyim

İnsan duygusal bir varlık ve karar mekanizması bu duyguların yaşattıklarına göre çalışıyor. Şirketler bunun üzerine çalışsalar da çalışmasalar da, herkesin bildiği her marka için hissettiği bir duygu var. Bu deneyimin yönetimi için müşteriye hangi duyguların yaşatılmak istendiği düşünülmeli ve tüm iletişimlerde, sunulan hizmetlerde, bu duyguya vurgu yapılmalı. Müşterilerin yaşadıklarını anlayabilmek ve duygusal deneyim yaşamalarını sağlayabilmek için çalışanların sahip olması gereken en kritik özellik ise: “Empati.” Örneğin, hiç hatası yokken müşterinizin telefon hattını birdenbire kapatıp, 2 gün geçmesine rağmen açmıyor ve sizden destek istendiğinde, “gelen sorunları çözmek için 3 günlük süre taahhütüm var, henüz dolmadı” diyebiliyorsanız, ne yazık ki empati yapamıyorsunuzdur. Eğer empati yapabilen, müşteri odaklı biriyseniz, 2018 yılında sizin hatanız olmamasına rağmen 2 gün telefonunuzun kapalı tutulmasının nasıl bir duygu yaşatabileceğini hisseder ve bahanelerin arkasına sığınmadan sorunu gidermek için elinizden geleni yaparsınız. Bu nedenle, duygusal deneyim yaşatmak için çalışanların, öncelikle empati kurma yetkinliğine ve yardım etmeyi seven bir karaktere sahip olmaları gerekiyor.

  1. Kişiselleştirme

Kişiselleştirme, uzun süredir duyduğumuz bir kavram. 2018’de de güncelliğini koruyacak çünkü şirketler, hala müşterilerini yeterince tanımıyor ve onların tercihlerine göre deneyim tasarlamakta zorlanıyor. Kişiselleştirme yapılabilmesi için çok iyi bir CRM altyapısına sahip olmak, sadece bu altyapı ile kalmadan güncel verilerin sürekli olarak sisteme akmasını sağlamak gerekiyor. Bu konuda en sevdiğim örnek Ritz-Carlton’ın bir müşterisi için yaptığı sürpriz. Müşteri, Las Vegas’taki Ritz-Carlton’da konaklarken, otelin içindeki müzik marketten Mozart CD’si alıyor. Bunu kayıt altına alan Ritz-Carlton, birkaç ay sonra New York’taki otele konaklamaya giden aynı müşteri için, odasına girdiğinde Mozart’ın çalınmasını sağlıyor. Bu kadar uç örnekler olmasa da müşteriyi tanıyıp kişiye özel davranışlar planlayabilmek çok değerli olmaya devam edecek. Bunu en iyi şekilde yapan bir diğer firma ise Spotify. Dinlediğiniz müziklere göre otomatik olarak size özel haftalık keşif listeleri hazırlıyor ve kişiye özel bir dokunuş ile duygusal deneyim yaratıyor.

  1. Proaktivite

Müşterileri en çok etkileyen ve bir sonraki satın alma kararına götüren duygu: “Güven.” Marka algısı bu nedenle çok önemli. İnsanlar bildikleri ve güvendikleri markalardan alışveriş yapmaya meyilliler. Bu güven duygusunu arttırmanın en iyi yolu ise müşterilere proaktif yaklaşarak onlar henüz ihtiyaçlarının farkına varmadan onların ihtiyaçlarını karşılamak. Ürün veya hizmette bir sorun olduğunda, müşterilerin iletişime geçmesine gerek kalmadan önce sorunu giderip, sonrasında hizmet telafisi ile birlikte müşteriyi bilgilendirmek. Proaktif aksiyonlar, müşterilerde güven duygusu oluşturarak, “Bu firma, beni benim kadar düşünüyor.” dedirtebilir.

  1. Dijital Kanal Deneyimi

Dijitalleşme odağı, tabii ki müşteri deneyimini de etkiliyor. Her ne kadar şirketlerin çoğu, müşteri deneyiminin temellerini yerine getirmede çok başarılı olamasa da, üst yönetim baskısı, hızlı sonuç alma isteği ve dijital çözümlerin çok dikkat çekmesi gibi nedenlerle bu yıl da müşteri deneyiminde dijitalleşme odak noktası olmaya devam edecek. İnternet siteleri, online işlem merkezleri ve mobil uygulamaların daha fazla kullanıcı dostu olması çalışmalarının yanı sıra chatbot, canlı chat, whatsapp, sosyal medya gibi dijital çözümler de hayatımızda daha çok yer edecek. Artık, müşteriler neredeyse siz de orada olmak zorundasınız. Bunun en güzel örneği İstanbul trafiğinde sıkışmış olan araçlara su satan satıcının Yandex trafik uygulamasında bulunduğu konumu belirterek potansiyel müşterilerine ulaşma hikayesidir.

Bahsettiğim bu trendler layığıyla yerine getirildikten sonra AI, AR, VR gibi birçok heyecan verici teknolojiyi 2020’li yıllardan itibaren bu listeye alabileceğimize inanıyorum. Müşterilerimize çok daha iyi deneyimler yaşatabildiğimiz bir yıl olsun!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link