Liderliğe Giden Yolda Yeni Bir Kavram: Mindfulness

Özellikle son yıllarda birçok lider hayatlarındaki en büyük stresin iş stresi olduğunu ve bunun ikiye katlandığını söylüyor. Yapılan bir araştırmaya göre iş ile alakalı fiziksel ve mental şikayetlerin %70’i stresten kaynaklanmakta. Bugünün değişen iş dünyasını düşündüğümüzde yani sürekli ulaşılabilir olma, süreyle yarışan şirket atmosferinde koşuşturma, bilgi kirliliği ile mücadele etme ve az imkanla çok iş başarma olgularını dikkate aldığımızda bu stres ile başa çıkmak oldukça zorlaşmakta.

Bunun yanında güçlü bir liderin yüksek üretkenlikte, vizyoner ve aynı zamanda yaratıcı, yenilikçi, özgün ve dengeli olması beklenmekte. Birçok Liderlik Geliştirme Programı ve Eğitimi birçok yeteneği (örneğin stratejik düşünme, sunum teknikleri, problem çözme, yönetim becerisi, takım kurma…v.b.) geliştirebilmekte ancak bu programlar gerçek anlamda iyi bir liderin sahip olması gereken nitelikleri öğretemez. Bu nitelikler öğrenilenleri doğru zamanda kullanma, değerler ve doğaya bakış açısıdır. Bu nitelikler “anda kalma” olarak isimlendirilebilir. Anda kalma durumunu şöyle düşünebilirsiniz: rahat durumda kalma, tetikte kalma, endişeli durumda kalma, bilincinizin kapalı durumda kalması, bilincinizin açık durumda kalması, pozitifte kalma, negatifte kalma veya kendine güvende kalma… Bütün bunlar aslında deneyim kazanarak ve bu deneyimleri başkalarıyla tartışarak edilmekte. Bu becerileri ve nitelikleri ayırmanın yolu da MINDFULNESS’tan geçiyor.

Nedir Bu Mindfulness?

Tükçe’de tam karşılığı olmasa da bazı kaynaklarda bilinçli – farkındalık olarak yer almış bir terim. Mindfulness şu anda yaşadığınız, kendinizde ve etrafınızda gerçekleşenleri oldukları gibi fark etmektir.  Beyninizden geçen düşünceleri okumak, hissettiğiniz duyguları oldukları gibi algılamak ve hayatınızda olan biteni yargılamadığınız için tepki vermeden onlarla kalabilmektir. Yani bir nevi “CARPE DIEM” hali – her şeyi olduğu gibi kabul etmek…

dikkat-eksikligi-tedavisi-icin-zihin-egzersizleri

Bilimsel Olarak Dikkatimizi Geliştirmek Mümkün

FMRI’ın (Fonsiyonel Magnetik Rezonans Görüntüleme) tıpta kullanılmaya başlamasıyla beynimizi tam anlamıyla ilk defa yakından tanımaya başladık ve Neuroplastisite diye bir kavram ortaya çıktı. Neuroplastisite, basit ifadeyle beynimizin hangi bölümlerini çalıştırırsak, o bölümün fiziken gelişmesi, yeniden yapılanması anlamına gelmektedir. Yani Minfulness egzersizleri ile ile kas geliştirir gibi dikkatimizi geliştirebiliyoruz.

Mindfulness’ın Liderliğe Etkisi Nedir?

Mindfulness Liderler ile Y jenerasyonu ile birlikte değişen dinamiklere uyum sağlamada destek olacak yetkinlikler üzerine çalışır. Bireye farklı bir deneyim ve bakış açısı sunmayı, odaklanmayı arttırmayı, yaratıcı olmayı, duygusal zekanın güçlenmesini ve net olmayı geliştirmeyi amaçlar.

Araştırmaya göre mindfulness stresten uzaklaştığınız için daha net bir zihinle daha hızlı karar almanızı sağlar. İlişkilerinizi olumlu yönde etkiler, bu da çalışanlarınızla empati kurmanızı kolaylaştırır. Bağları güçlendirir ve duygusal zekayı geliştirir. Duyguları kontrol etme becerisini artırır, kimse bağıran bir lider istemez değil mi? Yaratıcı düşünme kapasitenizi arttırıp hafızayı güçlendirir.

Apple, Green Mountain Coffee Roasters, Bridge Water Assosiciates, Google, Tupperware bu yöntemi kurumlarında uygulayan firmalardan bazıları…

Biraz kendinize zaman ayırın, sadece 15 dakika… Rahatlayın… Anda Kalın…

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Unda Kurumsal Çözümler - Kurucu Ortak / Yönetim Danışmanı & Eğitmen

Bir Cevap Yazın

İş Görüşmesinde Duygusal Zekanızı Göstermenin 7 Yolu

  • 2.600’den fazla işe alım yöneticisi ve insan kaynakları uzmanının katılımıyla yapılan bir ankette, katılımcıların %71’i, bir çalışanın IQ’sundan çok duygusal zekasına değer verdiklerini belirttiler.
  • World Economic Forum’un hazırladığı “İşlerin Geleceği” isimli raporda, duygusal zeka, 2020 yılı itibarıyla en iyi 10 iş becerisi arasında gösterildi.
  • Bu yazımızda, sizlerle bir iş görüşmesinde duygusal zekayı sergilemenin 7 yolundan bahsettik.
  • İlgili Yazı: İş Görüşmesinde Siz de İK Uzmanına Sorular Sorun

2.600’den fazla işe alım yöneticisi ve insan kaynakları uzmanının katılımıyla yapılan bir ankette, katılımcıların %71’i, bir çalışanın IQ’sundan çok duygusal zekasına değer verdiklerini belirttiler. Ankete katılanların %75’i ise duygusal olarak son derece zeki bir çalışanı terfi ettirme olasılıklarının daha yüksek olduğunu ifade ettiler. Katılımcların % 59’u da yüksek IQ’lu, ancak düşük duygusal zekaya sahip olan bir adayı pas geçtiklerini iddia ettiler.

Sonuç olarak duygusal zeka, her geçen gün iş dünyasında daha önemli bir hale geliyor. World Economic Forum’un hazırladığı “İşlerin Geleceği” isimli raporda, duygusal zeka, 2020 yılı itibarıyla en iyi 10 iş becerisi arasında gösterildi. Pek çok şirket, yüksek duygusal zekaya sahip kişileri işe almaya önem verdiği için bir iş görüşmesinde bu yönünüzü göstermeniz size büyük bir avantaj sağlayacaktır. Fast Company, geçtiğimiz ay yayımladığı bir yazıda, bir iş görüşmesinde duygusal zekayı sergilemenin 7 yolunu paylaştı.

1. Aktif Olarak Dinleyin

Sorulan bir sorunun cevabına odaklanmak yerine, tüm dikkatinizi soruya verin. Soruyu hemen cevaplamanız gerektiğine dair dürtüye teslim olmayın. Mülakatı gerçekleştiren insan kaynakları uzmanları, onlara prova yaptığınız bir cevabı verdiğizi gösteren çabuk bir cevap yerine, düşünülmüş bir cevap ararlar. İstenildiği şekilde anladığınızdan emin olmak için soruyu kendi kelimelerinizle tekrarlayın. Soruyu cevaplayıp cevaplamadığınızdan emin değilseniz, bunu size soruyu yönelten kişiye sorun.

2. Duygularınızı Gösterin

Bir iş görüşmesine katılan birçok kişi, tedirginlik nedeniyle ruhsuz gibi görünebilir ve istemsizce sıkı bir şekilde kontrol altına alınmıştır. İş görüşmesinde bazı duyguları göstermek doğru değildir, ancak doğru duyguları göstermek mülakatı yapan kişi ile sizin aranızda bir bağlantı oluşturacaktır. Gülümsemek, zoraki ve sahte görünmediği sürece her zaman iyidir. Heves ve biraz heyecan göstermek de eğer gerçekse iyidir. Mülakatı gerçekleştiren kişi ya da kişiler, eğer olduğunuzdan başka biri gibi göründüğünüzü sezerlerse, bu, onların sizden şüphe etmelerine neden olacak ve dolayısıyla işi alma şansınızı azaltacaktır.

3. Başarılarınız İçin Övgüyü Paylaşın

Profesyonel sporcuların, bir galibiyet ya da başarıdan sonra verdikleri röportajlardan ilham alın. Onlar, övgüyü kişisel olarak almak yerine, bu övgüyü takım arkadaşlarıyla paylaşırlar. Gurur duyduğunuz veya başarılı olduğunu düşündüğünüz bir proje sorulduğunda, övgüyü ekiple ve projede yer alan diğer kişilerle paylaştığınızdan emin olun. Başarıya dahil olan bir grubun üyesi olmaktan gurur duyduğunuzu açıkça belirtin. Bu, bir takım oyuncusu olduğunuz konusunda size daha fazla güvenilirlik sağlar.

4. Kendinizi Nasıl Geliştirmeye Çalıştığınızı Paylaşın

Zayıf yönünüzle ilgili bir soruya cevap vermenin tipik tavsiyesi, onu aslında bir güç olan bir şey olarak çerçevelemektir. Örneğin mükemmeliyetçi ya da işinize çok fazla dahil olduğunuzu iddia etmek, bir işveren açısından olumlu bir özellik olarak görülebilir. Mülakatı yapan kişiler, daha önemli bir şey aradıkları için bu cevaplar size bir dezavantaj sağlamaz.

Bir zayıflığı açıklarken üzerinde çalışmak için aktif olarak ne yaptığınızdan ve ilerleme sağladığınıza dair örnekler verdiğinizden emin olun. Mülakatı gerçekleştiren insan kaynakları uzmanları, hepimizin zayıf yanlarının olduğunu bilirler ve iş görüşmesinde bunları gizlemeye çalışacağımızdan şüphelenirler. Zayıf yönleriniz sizi aşırı derecede dezavantajlı bir duruma sokacak kadar kötü olmadığı sürece, dürüst, açık ve gerçek olmak onların güvenini ve saygısını kazanmaya yardımcı olacaktır.

5. Anlaşmazlık Hakkında Konuşmaktan Çekinmeyin

Güçlü yönlerinizle ilgili sorular için sadece yeterliliklerinize ya da teknik yeteneklerinize odaklanmak yerine, ekip çalışması ortamında başkalarıyla iyi çalışma yeteneğinizden bahsedin. İş arkadaşlarınızla uyumlu bir şekilde çalışma, değişiklik ve gerilemelere uyum sağlama yeteneğiniz, mutlaka bahsetmeniz gereken özelliklerdir. Bu şeylerden basitçe bahsetmek yerine, bu becerileri ne zaman kullanmanız gerektiğine dair örnekler verin. Muhtemelen ekip içerisinde anlaşmazlığın olduğu ya da sinirli bir müşteriyle uğraşmanız gereken bir durumdu. Bu gibi sıkıntılı durumların etkili bir şekilde üstesinden gelmek için yumuşak becerilerinizi nasıl kullandığınızdan söz edin.

6. Hatalarınızdan Ders Çıkardığınızı Gösterin

Mülakatı gerçekleştiren kişi, işlerin raydan çıktığı bir durumu sorduğunda, yapabileceğiniz en kötü şey bu durum için başkalarını suçlamaktır. Ne olduğundan bahsedin, ama suçlamada bulunmaktan kaçının. Bu soruyu yanıtlamadan önce, ifadeleriniz ve beden diliniz aracılığıyla bazı duyguları karşı tarafa bildirmekte fayda vardır. Bunu yapmak, mülakatı gerçekleştiren kişiye bu olayın uydurma değil, gerçek olduğu mesajını iletecektir. Bunun zor bir zaman olduğu ve mücadele ettiğiniz bilinmelidir.

Mükalatı yapan kişinin bu noktada bilmek istediği şey, duruma nasıl tepki verdiğiniz ve durumu iyileştirmek için bir şey yapıp yapmadığınızdır. Olayın sizin içinde bulunduğunuz kısmı sorulduysa, sorumluluğunuzu kabul etmeye hazırlıklı olun, ancak olaya farklı bir şekilde bakarak “neler yapabilirdiniz” sorusu üzerinden konuşun. Mülakatı gerçekleştiren kişiler, insanların hata yapmasını beklerler, ancak hatalardan bir şeyler öğrenen ve ders alan biri olup olmadıklarını bilmek isterler.

7. Şirketin Kültürü ve Değerleri Hakkında Sorular Sorun

Genel olarak bir iş görüşmesinin sonunda, herhangi bir sorunuz olup olmadığı sorulur. Bu, duygusal zekanızı göstermek için harika bir fırsattır. Bu noktada şirketin kültürü ve değerleri hakkında ve şirkette başarılı olmak için nelerin göz önünde bulundurulması gerektiğine dair sorular sorun. Bu, sadece iş ile ilgilenmediğinizi, şirkete nasıl uyum sağlayacağınızı da görmek istediğinizi gösterir. Aynı zamanda bu, kendinizi ve şirketin ihtiyaçlarıyla kendi ihtiyaçlarınızı eşleştirmenin öneminin farkında olduğunuza işaret eder. İnsan kaynakları uzmanları, bunu da değerlendirmeye çalışıyorlar ve farkındalığınız, karar vermelerinde onlara yardımcı olacaktır. Eğer işe uygun biriyseniz, bu kural, sizin lehinize işleyecektir. İşe uygun biri değilseniz de bu noktada bunu bilmeniz ve zamanınızı ve enerjinizi başka bir iş arayarak geçirmeniz daha iyidir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Jeff Bezos’un İşe Alım Sürecinde Dikkat Ettiği 3 Şey


E-ticaret devi Amazon, şu anda dünyanı en değerli markalarının başında yer alıyor. Şirket, bu başarısını büyük ölçüde kurucusu Jeff Bezos‘a borçlu. Jeff Bezos, 1994 yılında Amazon’u bir online kitap mağazası olarak kurdu. Şimdi ise 563 bin çalışanı bulunan devasa bir şirket. Jeff’ Bezos’un Amazon’da her zaman titizlik gösterdiği şeylerden biri işe alım sürecidir. YourStory isimli internet sitesinin paylaştığı yazıya göre, Bezos, 1998 yılında hissedarlara yazdığı mektupta, işe alım sırasında dikkat ettiği şu 3 önemli sorudan bahsetmiştir:

İşe Almayı Düşündüğünüz Kişi, Hayranlık Duyabileceğiniz Biri mi?

Bir çalışan ile ilgili sorulacak en önemli sorulardan biri, “Bu kişiye hayran olacak mısınız?” sorusudur. Jeff Bezos, hayran olabileceğiniz bir kişiyi işe almanın önemini hissedar mektubunda şu şekilde açıklıyor:

“Hayatında hayran olduğun insanları düşünürsen, onlar muhtemelen bir şeyler öğrenebildiğiniz ya da örnek aldığınız kişilerdir. Kendim için, her zaman hayran olduğum insanlarla çalışmak için çok uğraştım ve ben burada insanları aynı şekilde ısrarcı olmaları için teşvik ediyorum.”

Hepimiz sevdiğimiz ve hayran olduğumuz insanlardan bir şeyler öğrenmek istemez miyiz? İşte bu, iyi çalışanları işe almanın anahtarıdır. Bu nedenle işe alacağınız kişinin hayranlık kıvılcımı saçması büyük önem taşımaktadır.

Bu Kişi, Şirketin Verimliliğini Artırır mı?

Jeff Bezos’un ikinci sorusu, “Bu kişi girmekte olduğu grubun ortalama etkinlik seviyesini artırır mı?” sorusudur. Bezos, mektupta bu sorunun amacıyla ilgili olarak şunları söylüyor:

“Entropi ile savaşmak istiyoruz. Çubuğun sürekli olarak yukarı çıkması gerekiyor. İnsanlardan şirketin beş yıl sonrasını gözlerinin önüne getirmelerini istiyorum. Bu noktada, her birimiz etrafına bakmalı ve “Şu anda standartlar çok yüksek. Yaptığımda içeri girdiğime sevindim!” demeliyiz.”

Jeff Bezos, çıtayı daha fazla yükseltmenin ve standartlar belirlemenin önemli olduğuna inanıyor. Bu nedenle ekibe katılan her bireyin sadece etkili olması yeterli değil, aynı zamanda standardın yükseltilmesine de yardımcı olması gerek.

Bu Kişi, Hangi Boyutta Bir Süperstar Olabilir?

Bezos’un üçüncü sorusu, “Bu kişi, hangi boyutta bir süperstar olabilir?” sorusudur. Jeff Bezos, hissedar mektubunda bu soruyla ilgili olarak şu ifadeleri kullanıyor:

“Birçok insan, hepimiz için çalışma ortamını zenginleştiren eşsiz becerilere, ilgi alanlarına ve bakış açılarına sahiptir. Buradaki bir kişi, Ulusal Yazım Arısı (National Spelling Bee) şampiyonu. Bunun günlük işlerinde ona yardım etmediğinden şüpheleniyorum. Ama ara sıra antrede hızlı bir meydan okuma ile ona takılırsanız, burada çalışmak daha eğlenceli hale gelir.”

Bu gibi durumlarda, kişi hala başarılı bir kişidir ve eğer bu tür ilgi alanlarına ve hobilere ellerinden gelenin en iyisini verirse, işinde kesinlikle sivrilecektir ve ona saygı gösterecektir. Kurumların, çalışanların işyerinde sergileyebileceklerinin ötesindeki yeteneklerine saygı göstermeleri son derece önemlidir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link