İnsan İş Yaşamında Nasıl Mutlu Olur?

Son yıllarda iş dünyasının tüm guruları “insan odaklı” bir işletme olmanın zorunluluğunu ortaya koyuyorlar. Mutlu, eğlenceli, yaratıcı ve dinamik organizasyonlardan bahsediyorlar.

“İnsana Dönüş” akımı olarak da söyleyebileceğimiz bu akım itici gücünü kapitalizmin kendi amaçları uğruna ihtiyaç duyduğu zorunlu değişimden alsa da “insan”ın yüceltilmesi ve kutsanması anlamında sevinç verici.

Samimi bir taklitle başlasa da “insan”ı insan olduğu için yüceltme ve “insana hizmet”in kutsallığı ve sevginin ve adaletin tüm ilişki biçimlerine egemen olduğu bir anlayışa doğru bir ilerleme olarak görüyorum.

mutlucalisan (2)

‘İnsan çalışma hayatında nasıl mutlu olur?’ sorusuna cevap arayan London Business School profesörlerinden Rob Goffee ve Gareth Jones araştırma sonuçlarını 6 temel ilke altında toplamışlar. Temel Aksoy üstadımızın  “Mükemmel Bir İşyeri Yaratmanın 6 Kuralı” adlı makalesinde ( makeleyi okumak için) aktardığı bu ilkelerin maddi değil manevi ilkeler çerçevesinde bir anlayış ortaya koyması anlamlıdır.

Söz konusu altı ilkeye göre insanlar:

  1. Gereksiz kurallarla baskı altında tutulmadıkları
  2. İhtiyaç duydukları bilgiye serbestçe eriştikleri
  3. Kendilerini geliştirebildikleri
  4. Kabul gördükleri, kendileri olabildikleri
  5. Anlam buldukları
  6. Yaptıklarından gurur duydukları

ortamlarda mutlu olurlar.

Bu ilkeler, bir çok şirketin Google ya da Apple gibi yeni nesil şirketlerin işyerlerinden esinlenerek ve biçimsel taklitlerle yaptıkları değişikliklerin, bir “anlayışla” desteklenmedikçe kısa vadeli heyecanlardan öte gidemeyip neden orta vadede işe yaramayacağını bize göstermektedir.

google-office

Görüldüğü gibi ilkelerin tamamı insanın manevi boyutlarıyla yakından ilişkilidir. Gallup’un yaptığı bir araştırmanın sonuçları da bu düşünceyi pekiştirecek sonuçlar içeriyor. Araştırma sonuçlarına göre, bir işte mutlu olmak için, parasal konuların dışında, insanların kendilerine sordukları sorular şunlardır:

  • Yaptığım işte, gerçekten bir işe yarıyor muyum?
  • Yöneticilerim ve çalışma arkadaşlarım, yaptığım işi takdir ediyor mu?
  • Kendimi bu işe ve bu iş yerine ait hissediyor muyum?
  • Bu işte kendimi geliştirebiliyor muyum? yeni bir şeyler öğrenebiliyor muyum, fikirlerimi hayata geçirebiliyor muyum?

Artık günümüz şirketlerinin çalışanlarının manevi ihtiyaçlarına daha çok odaklanması gereken bir dönemdeyiz. İnsanlar kendilerinden istenileni yapmakla yetinmek istemiyorlar, işlerine kendilerinden bir parçayı katmak istiyorlar.

Kontrol odaklı bir kültürün kıskacında robotlar gibi mesailerini doldurmak sadece şirketleri sıradanlaştırmıyor, çalışanların da ruhlarını karartıyor.

mutsuzcalisan

İş süreçlerine katkı yapmak, karar süreçlerine dahil olmak istiyorlar. Görev tanımlarına kişiliklerini de katarak daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyorlar.

Daniel Pink’in Drive adlı eserinde de ortaya koyduğu gibi insanlar “maddiyat odaklı” geleneksel motivasyon yöntemleriyle değil ağırlıklı olarak kalplerine ve anlam dünyalarına dokunan daha insana özgü nedenlerle motive oluyorlar.

İnsanlar katkılarının görülmesini ve takdir edilmesini başarıya ortak olmayı arzuluyorlar.

Dişlinin sırdan bir çarkı olarak algılanmak istemiyorlar. Şirketleri için varlıklarının bir anlamı olsun istiyorlar.

Yöneticilerinden emir ve talimatlarla otorite ve korku odaklı bir ilişki değil koçluk ve yoldaşlık bekliyorlar.

Aynı sıkıcı görevleri tekrarlamak değil işlerinin onları geliştirmesini ve kişiliklerini zenginleştirmesini bekliyorlar.

Sadece para için çalışmıyorlar aynı zamanda yaptıkları işle insanların hayatlarına bir katkı sağladıklarını gördüklerinde kendilerini işe yarar hissediyorlar.

Tüm bu olguları sadece IK’nın alanına atıp işin içinden sıyrılamayız. Bu bir IK konusu olmakla birlikte IK’yı da içererek aşan ve tüm yönetim kademelerini bağlayan, kısaca şirketinizin manevi atmosferiyle çok yakından ilişkili olgulardır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İ.Ü. SBF İşletme Mezunu olan Ercan Kalit, Hizmet ve Bilişim sektörlerinde uzun yıllar Satış, Şube Müdürlüğü, Bölge Müdürlüğü ve Ülke Satış Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Yaşamına, Yazar, Danışman ve Eğitmen olarak devam eden Ercan Kalit, Yedi Adım ve ADS Consulting Group bünyesinde Müşteri Deneyimi Yönetimi, Değişim Yönetimi, Satış Yönetimi, Performans ve Motivasyon Yönetimi alanlarında eğitim ve danışmanlık vermektedir. İnsana dair merakının peşinde uzun yıllardır Felsefe, Psikoloji ve Kadim Bilgelik öğretileri alanında disiplinler arası araştırmalar yapan Ercan Kalit, ICF Onaylı Professional Solution Focused Coach ve Executive & Team Coach , IAC onaylı NLP Practitioner sertifikaları sahibidir.

Bir Cevap Yazın

Ayakta Çalışmanız İçin 8 Neden

Çoğumuz iş yerlerinde bütün gün oturuyoruz. Oturarak çalışmayla ilgili olumsuz şeyleri elbet duymuşsunuzdur ancak oturarak çalışmanın neden sağlıksız olduğunu ayrıntılarıyla bilmiyor olabilirsiniz. Bizler de sizler için ayakta çalışmanın faydalarını ve oturarak çalışmanın zararlarını araştırdık. Umarız ki yazımız sağlınız ve iş kaliteniz için faydalı bir yazı olur… Okuyacaklarınıza hazırsanız başlayım:

  1. Öncelikle eğer masa başı bir işiniz varsa bu gününüzün yaklaşık 9-10 saatini oturarak geçirdiğiniz anlamına gelir. Ve maalesef günde 6 saatten fazla oturuyorsanız (ki masa başında çalışıyorsanız muhtemelen oturuyorsunuz) bu yaşam sürenizi günde 3 saatten az oturan birisine göre oldukça kısaltan bir etkendir.
  2. “Ben oturarak çalışıyorum ancak çok sağlıklı besleniyorum ve mutlaka spor yapıyorum” diyor olabilirsiniz ancak bunun sağlığınıza etkisi çok az olacaktır. Her gün bir saat egzersiz yapsanız bile bu sizin neredeyse 10 saatinizi oturarak geçirdiğinizi ne yazık ki değiştirmiyor…
  3. Araştırmalara göre günün çoğunda oturmak kalp krizi riskini sigara içen bir kişinin kalp krizi geçirme seviyesine kadar yükseltir. Zaten oturarak uzun süre çalışmak sigaradan sonraki en büyük sağlık tehlikesi olarak gösteriliyor.
  4.  Oturarak çalışmak selülit oluşumu gibi estetik bozukluklar, omurga ağrıları gibi ortopedik bozuklukların yanı sıra obezite, diyabet ve hatta kalın bağırsak kanseri gibi tehlikeli rahatsızlıklara da yol açabilir.
  5. Hep oturmanın zararlarından bahsettik biraz da yürümenin ya da ayakta çalışmanın faydalarından bahsedelim ki ayağa kalkmak için motivasyonunuz çoğalsın. Yürümek beyin hücrelerinin birbiri ile bağlantıya geçmesine yardımcı olur. Nöronlar arasındaki iletişimi ve beyin sağlığını iyileştirmek adına yürümenin önemini kesinlikle küçümsememek gerekir. Yani yürüyerek yaptığınız işlerde yaratıcılığı ve verimliliği yakalamanız çok daha kolaydır.
  6. Yürümenin yaratıcılığa ve verimliliğe faydası yeni keşfedilmiş bir şey değil zira Steve Jobs’un katıldığı toplantılarda hep ayakta veya dolaşır halde olduğunu biliyoruz. Ernest Hemingway, Vladimir Nabokov, Virginia Woolf, Lewis Caroll gibi pek çok yazar da eserlerini genelde ayakta yazarak üretti.
  7. Özellikle bir fikir düşündüğünüz zamanlarda bazen istemsiz ayağa kalkıp volta atmaya başlıyorsanız demek ki siz de hareket halindeyken beyninizin daha iyi çalıştığını fark edenlerdensiniz. Ayakta veya hareket halinde daha iyi düşünüyor olmamızın sebebini evrimle ilişkilendiren bir teori bile var. Teori diyor ki; İnsanlar avcılık toplayıcılık dönemlerinden itibaren özellikle tehlikede olduğu anlarda hep kaçma, hareket etme eylemi gösteriyorlar. Ve böyle durumlarda kendilerini korumak için bir şeyler düşünmeleri ve bulmaları gerekiyor. İnsan beyni de hareket halindeyken kendini kurtarmaya ya da hızlı düşünmeye programlandığı için hala bu sebeple hareket halindeyken beynimiz daha iyi çalışıyor.

  8. Oturarak çalışmanın neredeyse sigara tüketimi kadar kötü olduğunu bilen Google, General Electric ve Porsche gibi bazı şirketler çalışanlarına ayakta çalışma seçeneği koymuşlar. Güney California merkezli “Rebel Desk” firması ise özellikle Silikon Vadisi çalışanlarının ilgisini çekebilecek bir çalışma masası tasarlayarak çalışanların yürüme bandı üzerinde yürürken aynı zamanda çalışabilmelerini sağlamış.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Japonya’da Bir İşçi Öğlen Yemeğine 3 Dakika Erken Çıktığı İçin Cezalandırıldı

Japonya’nın disiplinli ve özellikle iş yaşamında ne kadar başarılı olduğunu biliyoruz. Ancak bu kez bu katı disiplin bir çalışanın normal saatinden 3 dakika önce yemeğe çıkması nedeniyle cezalandırılmasının ardından sorgulandı.

Japonya’nın batısındaki Kobe kentinde 64 yaşında bir çalışanın 7 haftalık bir periyotta 26 kez öğlen molasına 3 dakika erken çıktığı tespit edildiği için azarlandı ve cezalandırıldı.

Bürodaki üst düzey yetkililer daha sonra televizyonda yayınlanan bir basın toplantısı düzenlediler, burada insanların davranışlarını “üzüntü verici” olarak tanımladılar ve özür dilediler. Büro sözcüsü AFP’ye şunları söyledi: “Öğle yemeği molası öğlen 12’den 1’e kadar. Moladan önce masasını terk etti. ” Büroya göre bu kişi çalışanların işlerine konsantre olmalarını gerektiren bir yasayı ihlal etmişti. 

Sosyal medya kullanıcıları yalnızca haftada bir kere masasını erken terk ettiğini Twitter üzerinden belirtti. Diğer çalışanlar aynı şeyin sigara içenler için de geçerli olup olmadığını merak ederken; “Mecliste uyuyan siyasetçiler? O halde onların da kovulması gerekir.” şeklinde Tweet atan bir kişi de oldu.

Anladığımız kadarıyla Kobe şehri bu konuda katı çünkü benzer bir kabahatten ötürü başka şirkette bir çalışanı 55 saatten uzun bir süredir ofiste bulunmadığı gerekçesiyle askıya almışlar…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link