İlgi Bağımlılığı Ekseninde Sosyal Medya

Toplantı, dersler, konferanslar, aile yemekleri, misafirlikler, aklınıza gelebilecek her yerde telefonlar gençlerin eline yapışmış biçimde ve birbirinden farklı amaçlarla sosyal medyayı kullandıklarını görüyoruz. Ama suçu sadece onlara atmayın, X [1965-1979] ve önceki kuşakların da akıllı cihazlar tarafından esir alındığının farkındayız.

Y [1980-1999] ve Z [2000-….] jenerasyonları, kendi gerçeklikleri değişim gösterecek derecede etkilense de; hepimizin çeşitli sosyolojik değişimler içinde olduğumuzu kimse inkâr edemez.

Facebook’u sollayan Instagram’da harcanan saatlerin istatistikleri, Snapchat efektleri, kedi / köpek filtrelerinin eğlence amacını aşarak her fotoğrafta kullanımı, toplumların IQ’ları ile ilgili soru işaretleri yaratıyor.

Teşhis konabilecek bireylerin dikkat çekmekten hoşlanan, çoğunlukla özgüven eksikliği yaşayan, aidiyet sorunu olan ve toplumsal konumunu güçlendirme ihtiyacı içindeki kullanıcılar olduğu psikiyatristlerce açıklanmıştı.

Kendini yeterince tanımayan ve / veya ‘dış referanslı’ kategorize edilen kişilerin, kendi kimlik / konumlarını anlamak için başka görüşlere ihtiyaç duyduklarını hatırlayalım. Bu bağlamda sosyal medyadan gelen ilgi boynunuza tasmayı geçirdiği anda normalde vermeyeceğiniz cevapları ve tepkileri vermenizin kapısını aralıyor.

2010’da yapılan bir araştırmada kullanıcıların SM’de beğeni, yorum yazma gibi etkileşimlere girdiklerinde yalnızlıktan uzaklaştıkları ve sosyal duygularında artış olduğu ortaya çıkmıştı. Araştırmayı ve işaretlerini doğru okumak gerekiyor. Yüzeysel bir bakışla, SM ve sık etkileşim faydalı görünse de; aşırı kullanıma alıştıktan sonra cihazları ellerinden alınan kullanıcıların depresif tepkileri son derece normal.

Yani SM aslında, kendi magazin programınızın yıldızı olmanıza olanak tanıyor. Sorun onda değil, sorun gündemden çok magazin sevmekte. Bu döngüye girdiğiniz andan itibaren beğeni sayıları, yapılan yorumlar sizi esir alıyor ve bu faktörler hayatınızdan uzaklaştıkça da yetersiz hissetmenize sebep oluyor [Her kullanıcıda böyle olmadığını, bağımlılık altyapısının bu şekilde oluştuğunu unutmayalım].

Önemli olan SM kullanma sıklığınızın, sizin farkında olmadığınız psikolojik durumları ortaya çıkarıp çıkarmadığı, yani aşırı kullanıma kendinizi kaptırmamak, oradaki yeni dünyayı gerçek dünyanız ile değiştirmemek.

Son zamanlarda paylaşımların zaten kontrolden çıktığı açık. Mezarlıkta yakınını defnedenler, hastane yatağında son selfiesini aile büyükleriyle çekenler, trafikte kaza yaptıktan sonra, namazda, dini kitaplar okurken, kolda serumla… listeyi uzatmak mümkün ancak dikkat ettiğiniz üzere liste uzadıkça iş biraz şova dönüşüyor. İnceleme derinleştikçe dijitalleşen bir görgüsüzlük ve statü endişesi, hatta yarışı var.

Bu tür paylaşıları kimimiz aşırıya kaçmadan, kimimiz kaçarak, bir şekilde hepimiz yapıyoruz. Etkileşim yaratma amaçlı yönlendirici (‘Saçımı ne renge boyatsam’, ‘haydi bana soru sorun’ gibi) veya tepki beklentili ([‘Kadınlara / erkeklere güvenmiyorum artık’ v.b) içeriklerin çoğunlukla bağımlılığın ve ilgi isteğinin yansımaları olduğunu zaten SM kullanımı sırasında fark ediyoruz.

Yüzeysel içerikli olup derin görünen özlü sözler, hastanede yer bildirimleri, araç kullanırken ‘bakın kazaya davetiye çıkaran ben ve playback yapan ben’ videoları..vb. hepimizin timeline’da mâruz kaldığı içerikler.

Beynin ödül merkezi (nucleus accumbens) ile SM kullanımı arasında bir bağlantı bulunduğuna, konuyu araştırdıysanız rastlamışsınızdır. İlginin sonucu olarak flörtün dijitalleşmesini daha ayrıntılı merak edenler, serinin gelecek haftalarda yayımlanacak çalışmaları; ‘Dijital Flört Bağımlılığı’ ve DM’den Yürümek’i de inceleyebilirler.

Eskiden entelektüel arkaplanı yoğunlukla hissedilen kişiler bile, onaylanma arzusu – özgüven sorunları ekseninde SM’nin öyle esiri oldu ki, bilişsel yeteneklerimiz üretkenlikten aptallaşmaya sapmaya başlamış görünüyor.

Benzer koşullarda bir alternatif geleceği konu alan 2006 yapımı Idiocracy filmini de bu vesileyle tebessümle analım.

Gerçek iletişim kanallarının kapatılması, dönem itibariyle henüz ölçümlenmesi zor veya imkansız birçok sosyolojik değişime sebep oluyor ve olmaya devam edecek. Ve şüphesiz, rasyonel karar veren bir canlı olduğu ‘iddiasındaki’ insanın; daha dengesiz, metalaşmış, daha yeni bir toplumsal kurgu içine çekildiğini düşünmemek her geçen gün daha da zorlaşacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

1987'de Ankara'da doğdu. Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği'nden mezun olarak, turizm sektörü başta olmak üzere marketing üzerine çalışmalar yaptı. İki defa 'En İyi Dijital Ajans' ödüllü A.D.1644 Marketing Group'ta CEO pozisyonunda görevini sürdürmekte olup; on bir sivil toplum kuruluşu başkanlığına istinâden iki uluslararası onur nişanı ve yirmi bir özel ödül sahibidir. İstanbul Üniversitesi'nde Sosyoloji ve Anadolu Üniversitesi'nde Felsefe çalışmalarına devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

Konuşarak Ticaret (Conversational Commerce) Nedir?

Konuşarak ticaret kavramına bir Uber yöneticisi tarafından popüler hale getirilen, geleceğin trendi olarak bakılıyor.

Aslına baktığımızda konuşmak her zaman ticaretin bir parçasıydı hem de önemli bir parçasıydı. Eskiden de bir tüccar önemli bir müşteri ile özel bir diyaloğa girmeye çalışırdı veya yeni bir müşteriyi konuşarak bağlamaya çalışırdı şimdi de mağazalarda, butiklerde, pazarlarda aynı durumu görebilirsiniz. Konuşmak ticaretin doğasında var olan bir durum.

Ancak Uber yöneticisi Chris Messina’nın ortaya attığı konuşarak ticaret (Conversational Commerce) kavramı mesajlaşma uygulamaları ile ticaretin kesişimine işaret ediyor. Yani bugün pek çok konuşma otomatik hale geldi ve “Conversational Commerce” (Konuşarak ticaret) terimi ile bahsedilen de işte bu otomatik deneyimler.

Facebook Messenger, WhatsApp, Talk ve WeChat gibi mesajlaşma ve sohbet uygulamaları yoluyla işletmelerle etkileşim kurma eğilimi alışveriş deneyimleri için de kullanılıyor ve bu durum aslında tamamen iletişim kurmak ve konuşmaktan geliyor. Bu uygulamaların yanı sıra ses ve komutlar ile benzer şeyleri daha geniş kapsamlı yapan sesli asistanlar da bu gruba girebilir. Bu sayede tüketiciler, şirket temsilcileriyle sohbet edebilir, müşteri desteği alabilir, soru sorabilir, kişiselleştirilmiş öneriler alabilir, yorumları okuyabilir ve mesajlaşma uygulamalarının içinde satın almak için yönlendirilen yerlere tıklayabilirler. Bu işlemlerin büyük bir çoğunluğu da günümüzde chatbotlar tarafından uygulanıyor.

Chatbot’un ne olduğunu geçen hafta sizlerle paylaşmıştık. Yazıyı buradan inceleyebilirsiniz.

Chatbot’lar  insanlar tarafından da oldukça benimsendi. Mesaj uygulamalarının benimsenmesi sosyal ağların benimsenmesinden bile daha hızlı gerçekleşiyor. Örneğin; dünya nüfusunun %37’si mesajlaşma uygulamaları kullanıyor. 40 Milyon kişi şu anda akıllı bir sesli asistana sahip.

Konuşarak Ticaretin Avantajları Neler?

  •  Konuşarak ticaret sadece marka ve tüketici arasındaki otomatik etkileşimler ile çok daha fazla insana ulaşabildiği için değil, aynı zamanda müşterinin bir eylemi tamamlamak için atılması gereken adım sayısını azalttığı için de güçlüdür.
  •  Konuşarak ticaret, müşteri ile iki yönlü iletişim sağlar. Sadece onlara bir şey anlatmaz, aynı zamanda onlardan öğrenir, sorularını ve şikayetlerini duyar ve onlarla bir ilişki kurar.
  •  Konuşarak ticareti doğru şekilde kullanan mağazalar, yıllık gelirlerini %7 ila  %25 oranında artırmaktadır.

 Konuşarak Ticaret Nasıl Çalışır?

Konuşma ticaretini ve işinize nasıl uygulanacağını düşünürken, dört farklı deneyim türü üzerinde düşünmeniz gerekir.

1)   Proaktif / Otomatik. Örnek: Bir müşteri ilk satın alımını yapar ve ertesi gün mağaza otomatik olarak onlara bu mağazada alışveriş yaptığı için teşekkür eden güzel bir mesaj gönderir.

2)   Reaktif / Otomatik. Örnek: Bir müşteri yeni bir kamera satın aldı, ancak doğru çalışmıyor, bu nedenle mağazadan yardım istemek için mesaj gönderir. Mağaza, sorularını otomatik olarak tanır ve müşteriye doğru yönlendirmeyi gönderir.

3)   Manuel / Birden Çoğunluğa. Örnek: Mağaza10 yeni yer açtı ve yakınlardaki insanları bilgilendirmek istiyor. Yeni konumların 10 mil yakınında yaşayan, hedeflenen müşteri segmentine özel bir mesaj gönderir.

4)   Manuel / Bire Bir. Örnek: Twitter’da olumlu bir inceleme veya fotoğraf paylaşan bir müşteriye teşekkür mesajı veya kupon gibi bir şey gönderilir.

Önümüzdeki dönemlerde chatbot’ların hayatımıza entegre oluşunu daha derinden incelemeye devam edeceğiz. Takipte kalın!

SOR’UN Kimdir?

SOR’UN, şirketlere entegre ve dijital müşteri deneyimi yönetimi konusunda özelleştirilebilir çözümler sunar.  Yapay zeka ve doğal dil işleme destekli ChatBot’lar ile müşteri iletişimi süreçlerinde dijital dönüşümünün hızlanmasına ve bu sayede iletişim merkezi maliyetlerini azaltma konusunda yardımcı olmaktadır.

Hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki onlarca şirketin müşterileri ile yaptığı milyonlarca görüşmenin altyapısı sağlayan SOR’UN finans, sigorta, e-ticaret, kamu, otomotiv ve daha birçok sektörde yer alan kurumsal müşterilerine ihtiyaçlarına göre geliştirdiği çözümler ile bölgesel ölçekte müşteri deneyiminde dijital dönüşümün öncüsü olmaktadır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Apple Artık E-Postaları ve Telefon Aramalarını Takip Altına Alıyor

  • Apple’ın 12 Eylül’deki etkinliğinde yeni  iPhone’ları tanıtmasının ardından birçok marka, Apple’ın yeni telefonlarını çeşitli açılardan eleştirmişti.
  •  Apple, kullanıcıların arama ve e-posta verilerini kullanarak güven puanını hesaplamaya başlayacak. 
  • İlgili yazı: Feminist Gruplar Apple’a Neden Kızgınlar?

Dolandırıcılıkla mücadele kapsamında atağa geçen Apple, artık aramaları ve e-postaları kontrol altına alacak söz konusu veriler kalıcı olarak değil, geçici bir süre için saklanacağını duyurdu. Apple’ın bu hamlesi, iOS 12’nin gelişi ile birlikte güncellenen iTunes Store gizlilik sayfasında şöyle ifade ediliyor:

“Dolandırıcılığı belirlemeye ve önlemeye yardım etmek için, gönderdiğiniz ve aldığınız telefon aramalarının veya e-postaların yaklaşık sayısı da dahil olmak üzere aygıtınızı nasıl kullandığınız hakkındaki bilgiler, bir satınalma işlemi gerçekleştirmeye çalıştığınızda aygıt güven puanı hesaplamak için kullanılır. Gönderilen veriler, Apple’ın aygıtınızda ki gerçek değerleri öğrenemeyeceği şekilde tasarlanmıştır. Puanlar, sunucularımız da belirli bir süre saklanır.”

Aygıtlara verilecek olan bu güvenin puanını telefon aramaları ve e-posta verileri oluşturmaktadır. Bu adımın ise Apple’a; satın alma, yorum ve hesap konularında dolandırıcılıkla mücadelede konusunda yardımcı olabileceği belirtilmektedir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?