Genç Girişimciler Silikon Vadisi’ne Yelken Açıyor

Genç girişimcilerle bir araya gelmek, onların enerjisiyle, hayata pozitif bakış açılarıyla ilham almaktan çok keyif duyuyorum. Bugün de sizi Türkiye’den Silikon Vadisi’ne uzanan genç bir girişimciyle ve onun yarattığı platformla tanıştıracağım.

Demirhan Erim, ortağı Can Poyrazoğlu ile birlikte 2016 yılında uLouder’ı ABD Delaware’de kuruyor. Çoğunluk Türkiye’den olmak üzere San Francisco, Porto, Londra, Toronto’nın dahil olduğu dünyanın çeşitli bölgelerinden kullanıcılarla ciddi bir organik büyüme yakalıyorlar. Girişim 2017 yılının Haziran ayında Türkiye’den TRANGELS ve ayrıca Hüseyin Karayağız’ın lider yatırımcılığı üstlendiği 6 şahıs yatırımcıdan yatırım alıyor. Şimdi de dünya çapında büyük bir yatırım sürecine hazırlanıyor.

Platformun kurucularından Demirhan Erim’le bir araya geldim ve yarattıkları platformun detaylarını, yurt dışında girişimci olmanın farkını, zorluklarını ve avantajlarını konuştum.

Genç yaşta ailenden uzak hayalinin peşinde koşan bir idealist olarak görüyorum seni?  Pek çok gencin hayalini yapıyorsun sanki şu anda. Nasıl çıktın bu yola? ABD’de iş kurmak kolay mı?

Bu yola önce değerli kardeşim Can, sonrasında ise aramıza katılan Eren ile aynı hayali paylaşarak ve dünyayı değiştirmeyi amaçlayarak çıktık. ABD’de iş kurmak ülkemizde kurmaktan çok daha kolay.

Her ne kadar uzakta iş yapıyor olsam da ben sadece ailemle birlikte daha adil bir dünyada yaşamayı hayal ediyorum. Hayal ederken işe biraz da detay katarsanız ilk adımlarınızı görmeye başlıyorsunuz. Karşılaşacağınız tüm problemlere de “nasıl çözebiliriz?” sorusunu sorarak yaklaştığınızda bir bakmışsınız Stanford Üniversitesi’nde ders alırken, Silikon Vadisi’nde önemli bir bankanın genel müdürü ile görüşüyorsunuz.

uLouder nedir? Bana faydası ne?

uLouder aslında cebinizde taşıyabildiğiniz bir megafon ve Türkçe anlamı ise “sen daha seslisin”.

Platform üzerinden lokal satış, özel ders, kayıp duyurusu, yemek satışı, haber, spor arkadaşı bulma, köpek gezdirici, komşuluk dayanışması, üniversite içi haberleşme, aynı konuya ilgi duyan insanların buluşması vs. amaçlı ilanlar paylaşmak mümkün. Tabi bu paylaşımlar bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor. Programımızda çeşitlilik mevcut ve renk katıyor.

uLouder size sesinizi duyurma imkanı sunarak çevrenizdeki gerçek insanlar ile sosyalleşmenize olanak tanırken, direklere ve panolara duyuru asarak kağıt israfı yapmak yerine, duyurularınızı dijital yolla hem daha etkin hem de daha çevreci bir şekilde yapmanıza olanak sağlıyor. Böylece çocuklarınıza daha temiz ve sağlıklı bir dünyayı miras bırakabilirsiniz.

Lokal işletmeler için ise bölgesel duyuru imkanı sunarak bölge sakinleri ve işletmeciler arasında bir concierge hizmeti sunulmasını da sağlıyor, iş hacimlerini arttırıyoruz.

Böyle bir girişim fikri nasıl doğar?

Gün içerisinde bazı sessiz çığlıkları duymuyoruz. Bunlardan kimisi bir hastanede kan ihtiyacı olan bir hasta, köpeğini kaybetmiş bir kadın, yazlık bir semtte çocuğunu kaybetmiş bir anne ya da arabasının arkasına park eden araç sahibini bulamadığı için otoparktan çıkamayan bir adam. Hepsi etrafa seslenmek istiyor.

Keşke bir “megafon” olsa da böyle durumlarda etrafa acil duyurularımızı yapsak diye düşündük ve değerli kardeşim Can ile beraber bu megafonu insanların ceplerine sığdırmak için bir aplikasyon olarak işe başladık. Böylece sesi duyulmayan lokal işletmelerden tutun, ders notu arayan çekingen bir öğrencinin bile sesi olabilecek ve herkese söz hakkı tanınan adil bir platform yaratabilecektik, yarattık.

Türkiye’de senin gibi genç girişimciler yatırımcı bulabiliyor mu? Yatırımı bulmak ve işini büyütmek kolay mı?

Türkiye’de girişimciler yatırımcı bulabiliyor fakat yatırım miktarları ABD ile kıyaslanamayacak ölçüde. Bana göre girişimcinin yatırımcıya çok da ihtiyacı yok aslında. Ama ülkemizde girişimler aldıkları yatırımlara göre başarılı sayılıyorlar. Bu sebeple girişimciler yatırıma bir ihtiyaç olarak bakıyorlar, hâlbuki asıl ihtiyaçları bu yatırımı nereye harcayacaklarını planlamak ve ona odaklanmaları gerekiyor.

Bizim ekibimizde, pazarlama ve yazılım bölümlerinde çalışan arkadaşlarımız şirkette belirli bir hisseye sahipler, böylece ekibimizin her bir üyesi maaş için değil şirketimizi yükseltmek, hayallerine ulaşmak için çalışıyor ve giderlerimiz minimumda kalıyor.

Girişimimiz, kendisine paranın yanında çok daha fazlasını katan, ortak konseptleri paylaştığımız değerli Hüseyin Karayağız öncülüğünde 6 şahıs yatırımcı ve bir melek yatırım ağından 2 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı. Şu an ise ABD’de 1,5 milyon dolarlık bir yatırım için görüşmelerimiz sürüyor ve sonuçlanmak üzere.

Bu tarz bir platformun gelir modelleri nedir? Nasıl para kazanacak ve ayakta kalacak?

Bir bölgede gerekli yoğun kullanım sağlandığında kişiler harita üzerinde dijital dükkanlarını açabilecek ve ticaret gerçekleştirebilecekler. Vergi şartlarına uygun şekilde mahalledeki küçük esnaf da, özel ders vermek isteyen bir genç de, hatta ev yemeklerini satmak isteyen bir ev hanımı da bu sistemi kullanabilecek.

Böylece uLouder üzerinden gerçekleştirdiği bu ticaretten makul payını alarak ayakta kalacak. Ayrıca uygulama içerisinde satılacak ekstra haklar ile de gelir elde edebiliyor.

Bu tarz bir platformun başka kullanım alanları ne olabilir?

uLouder, konserler, konferanslar ve hatta gece kulüplerinde interaktif bir iletişim sağlamak amacıyla da kullanılıyor. Konserlerde sanatçıdan özel istek ve organizasyon firmasının anlık duyuruları için, konferanslarda soru cevap etkinliğinde zaman tasarrufu sağlamak amacıyla ve gece kulüplerinde ise insanların kendileri arasında sosyal iletişimi için kullanılabiliyor.

Sence Türkiye’de girişimci olmakla ABD’de olmak arasında ne gibi farklar var?

Burada hasta olunca doktora gidiyoruz, orada hasta olmamak için gidiyorlar. Burada işlerimiz bozulunca avukata gidiyoruz, orada işleri bozmamak için gidiyorlar. Orada rekabet desteklenen bir şey çünkü rakibiniz değerlenirken pazar değerlendiğinden sizler de değerleniyorsunuz.  Buradaysa rakibe farklı bir gözle bakılıyor.

Orası daha paylaşımcı olduğundan bilgi alışverişi ücretsiz ve insanların girişiminizi desteklemesi siz zengin olun diye değil daha güzel bir dünya oluşsun diye. Bu da girişiminizi evrensel yapıyor. Ülkemizde girişimler hep şahıs işleri olarak algılanıyor ve bu yüzden de yatırımcı ile girişimciler arasında çatışmalar yaşanabiliyor. Ayrıca kapital ve hukuksal anlamda tecrübeli bir bölge olduğundan Silikon Vadisi’nde işleriniz daha çabuk ve daha etkin ilerliyor.

Bundan sonrası için hedefin ne? 

Los Angeles ofisimizi açtıktan sonra Türkiye dahil olmak üzere 7 farklı ülkede eş zamanlı başlayacak bir pazarlama planıyla bu adil platformu daha fazla insan ile paylaşmayı amaçlıyoruz. Şu anda da uygulama marketlerinde kullanıma açık olan programımız için bazı global firmalar ile iş birliği için görüşüyoruz.

Sokaklarda asılan kağıt duyuruların yerini almayı ve daha temiz sokaklar bırakmayı hedefliyoruz. Büyük firmaların gölgelerinde kalan küçük işletmelerimizin seslerinin daha çok duyulmasını sağlamayı ve iş hacimlerini arttırmayı amaçlıyoruz.

Biraz da gelecek öngörüsü alayım senden? Dijital dünyayı nasıl bir dönüşüm bekliyor sence?

Dijital dünya fazla hızlı ilerliyor. Şimdiden yapay zekanın insanlığa karşı olumsuzluk getireceği tartışmaları başladı bile.

Benim şahsi görüşüm bazı matematikçilerin çizdiği grafiklerden ve Moore’s yasasından bağımsız bir şekilde teknolojinin azalarak değişeceği yönünde. Tüm bu hesaplamalarda mühendisler insanların duyguları, değerleri ve her birinin sınırları olduğunu unutuyorlar.

Eğer insanlarımız uyutularak robotlaşmaz ise; teknolojiyi kendi istekleriyle, değerlerine sahip çıkarak kullanacak ve dünyayı mühendislerin rakamlarla yönetmesine izin vermeyecektir. Bunun yerine insanlığın kendi kendini merhametli ve adil bir şekilde yöneteceğine inanıyorum.

Çok teşekkür ederim bu güzel sohbet için.

Ben teşekkür ederim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

CNN Türk Program Müdürü

Bir Cevap Yazın

Cambridge Analytica RTÜK’ü Haklı Mı Çıkarıyor?

İngiltere’de yayın yapan Channel 4 News’in, kendilerini “tüketici, takipçi, seçmen davranışlarını değiştirmek isteyen iş dünyası ve siyasi partilere hizmet sunan bir veri analiz şirket” olarak tanımlayan Cambridge Analytica isimli şirketin Facebook’tan topladığı veriler ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık Seçimleri’nden Brexit’e, Kenya’dan Çek Cumhuriyeti’ne kadar dünyanın birçok noktasında seçimleri yönlendirdiğine yönelik yaptığı haber mart ayının küresel çapta yankı bulan en önemli konularının başında geliyor.
2014 yılında Cambridge Üniversitesi Profesörü Aleksandr Kogan’ın Facebook üzerinde yayınladığı basit bir anket uygulamasıyla toplamda 50 milyon kişinin bilgilerini toplayıp Cambridge Analytia’ya satmasına kadar uzanan sürecin sonunda şirket dünyanın birçok noktasında seçimlerin kaderini etkileyebilme yeteneğine kavuşmuş görünüyor.
Sorun şu: Facebook üzerinde yaptığınız yalnızca 68 beğeniden bile hangi siyasi görüş ya da parti taraftarı olduğunuzun 885 oranında tutarlı tahmin edilebildiği bir durumdan bahsediyorum. İsteyerek ve bilerek verdiğimiz datalarla birlikte sizi gerçekten sizden daha iyi tanıyan bu platformlar, masum reklamlardan oldukça uzakta ülkelerin kaderlerini değiştirir bir güce erişmiş durumdalar. The Economist’in “Dünyanın en değerli kaynağı: Data” manşetini atması tüm tabloyu özetler nitelikte.
Hem internetin yapısı gereği doğasında özgür bir platform olma kimliğini taşıması hem de insanların fikirlerini özgürce ifade edebilmesi taraftarı olduğum için her ne kadar internetin sansürlenmesi ya da kontrol edilmesi fikrine karşı olsam da, Cambridge Analytica skandalı sosyal medyanın aslında ülkelerin kaderlerini belirleme noktasında ne kadar tehlikeli olabileceğini gözler önüne serdi. Bu kapsamda yine mart ayı içerisinde yasalaşarak internetten yayın yapan Netflix, PuhuTv ve BluTv gibi platformlara RTÜK denetiminin önünü açan kanun, geniş kitlelere internet üzerinden yayın yapan mecraların denetim altında tutulmasını amaçlıyor. Her ne kadar kanun kapsamında YouTube ya da Facebook gibi sosyal medya platformları yer almıyor olsa da, önümüzdeki günlerde kanun kapsamına
alınmayacağının garantisi yok.
Cambridge Analytica skandalı, internet üzerindeki kontrolün sağlanması noktasında devletleri haklı çıkarıyor gibi görünse de ben kesin çözümün sansür ya da denetleme mekanizmalarında değil – ki günümüzde tüm bu engellemeleri aşmak oldukça kolay, pratikte pek bir anlamı kalmıyor – toplumun kendi iç dinamiklerinde yattığına inanıyorum. Bu kapsamda medya okuryazarlığı gibi derslerle birlikte yeni nesillerin eğitilmesinin ve devlet politikalarıyla halkın bilinçlendirilmesinin çok daha etkili bir yol olacağının kanısındayım.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Sanal mı Gerçek mi? Hala Oyunda mıyız?

“Başlat: Ready Player One” insanların tüm zamanını sanal bir ortamda geçirmeye başladığı bir geleceği tasvir ediyor. İşin ürkütücü yanı, filmde gördüğümüz sahneler size ne kadar uçuk kaçık, fantastik geliyor olsa da, aslında durum o kadar da gerçek.

Bu yazımda kısaca filmi özetleyip, ardından Sanal Gerçeklik teknolojisinin ulaşabileceği noktaya değinmek istiyorum.

Ernest Cline’nın 2011 yılında yayımladığı romandan uyarlanan, Steven Spielberg imzalı “Başlat: Ready Player One”, sanal gerçekliğin gerçek hayattan daha tercih edilebilir olduğu bir geleceği tasvir ediyor.

Yıl 2045. Bugünün Steve Jobs’u ya da Mark Zuckerberg’i diyebileceğimiz bir dâhi James Halliday, “Oasis” adında bir Sanal Gerçeklik platformu yaratmış. Bu platformda yaşanan deneyim o kadar gerçekçi ki, insanların yeme, içme, tuvalet ve uyuma gibi temel ihtiyaçları haricindeki tüm zamanını geçirdiği bir ortam halini almış durumda. İnsanların pek çoğu artık bu platformda para kazanıyor, sosyalleşiyor, arkadaşlık kuruyor, ilişki yaşıyor, hatta sevişiyor.

Oasis’te insanlar gerçek hayatın zorluklarından sıyrılıp olmak istedikleri kişi olabiliyor. Sınırsız bir dünyadan bahsediyoruz. Sanal ortamda yaratacağınız sizi temsil eden “Avatar”ınız, istediğiniz karakter, yaratık, robot, cinsiyet olabilir.  Zaten gerçek hayatta kim olduğunuzun pek de önemi yok artık.

Şöyle söyleyebiliriz; 1999 yapımı kült bilimkurgu filmi Matrix’te başkalarının yarattığı sanal bir dünyaya farkında olmadan hapsedilmiş insanlardı kahramanlarımız. Ready Player One’da ise benzer bir sanal dünya içindeyiz ama fark şu; bu sefer gönüllü olarak oradayız. Ne yazık ki bu gönüllülük artık bağımlılık noktasına ulaşmış durumda.

Film, kullanılan üst düzey görsel efektleri ve Spielberg’in ustalığıyla, size 2 saat 20 dakika boyunca 1980’li yıllar pop kültürüyle bezenmiş, sürükleyici bir video oyunu içindeymişsiniz hissi veriyor. İşin ürkütücü yanı ise filmde gördüğümüz sahneler size ne kadar uçuk kaçık, fantastik geliyor olsa da, aslında durum o kadar da gerçek.

VR teknolojisinin sonu yok

Sanal Gerçeklik (VR) teknolojisinin sunduğu imkanlara baktığınızda heyecanlanmamak mümkün değil. Her ne kadar daha çok oyun sektörünü ilgilendiren bir teknoloji gibi dursa da, sanal gerçeklikle film izleyebilir, resim çizebilir, uygulamalı eğitimler alabilir, kültürel yolculuklara katılabilir, deneyimleyerek tarih öğrenebilirsiniz. Alışveriş yapabilir, tuttuğunuz takımın maçını tribünden, en sevdiğiniz sanatçının konserini en ön sıradan takip edebilirsiniz. Hem de evinizin konforunda, dışarıya adım bile atmadan.

Ancak son birkaç yıldır yaygınlaşan bir teknoloji olan “Sanal Gerçeklik”in henüz emekleme aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. Bugünkü uygulamalara göz attığınızda pek çok sanal ortam hala sizde oldukça yapay bir his uyandırıyor. Grafikler zayıf kalıyor. Kimi zaman beklediğiniz deneyimi size yaşatamıyor. Ancak işin başında sayılırız. Teknolojinin sınırı yok. Güçlenen bilgisayarlar, artan işlemci güçleri, yüksek bağlantı hızları yaşanan deneyimi her geçen gün daha gerçekçi bir noktaya taşıyorlar.

Günümüzde sadece 2 boyutlu yazı yazmak, fotoğraf ve video paylaşmaktan ibaret sosyal medyalara olan bağımlılığımızı dikkate aldığımızda insan ürkmüyor değil. Pek çok insan sosyal medyada olmadığı kimliğe bürünebiliyor. Gerçek yaşamında yapamadıklarını yapmaya, söyleyemediklerini dile getirmeye başlıyor. Oyun bağımlılığı tüm dünyada hiçbir zaman olmadığı kadar yaygınlaşmış durumda.

Sanal gerçeklik %100 gerçek hissi verecek

Dünyaca ünlü mühendis ve fütürist Ray Kurzweil’e göre sanal gerçeklik 2030 yılında %100 gerçek hissi verecek. Yani önümüzdeki 10-15 yıl içinde gerçek dünyayla sanal ortam arasındaki bariyerler ortadan kalkacak.

Bugün sanal gerçeklik teknolojisini gözümüze taktığımız devasa gözlüklerle kullanıyoruz. Yakın gelecekte maliyetlerin düşmesi ve gelişen teknolojiyle gözümüze takılacak ufak bir lens ya da vücudumuza yerleştirilecek bir implant çip aracılığıyla “Oasis” benzeri bir sanal ortama girip çıkmaya başlayabiliriz.

Netflix CEO’su Reed Hastings Ekim 2016’da Wall Street Journal’ın düzenlediği bir etkinlikte eğlence sektörünün geleceğiyle ilgili ilginç bir öngörü yapıyor. Önümüzdeki 20-30 belki 50 yıl içinde eğlence sektörü farmakolojik olabilir diyor.

“Farmakolojik eğlence” ne demek? Burada bahsettiği tıpkı Matrix filmindeki tarz bir deneyim. Kırmızı hapı alıyorsunuz ve sanal bir dünyanın içindesiniz. İşte size yüzde yüz bir sanal gerçeklik deneyimi. Mavi hapı aldığınızda gerçek hayata dönüyorsunuz.

Böyle bir teknoloji sağlıklı olur mu, yan etkiler yaşanır mı? Gerçekle sanal dünyalar birbirine karışır mı? Açıkçası oldukça ürkütücü duruyor. Durum bana David Cronenberg imzalı “Existenz” filminin son repliğini hatırlatıyor; “Bana doğruyu söyleyin; hala oyunda mıyız?”

Teknoloji şüphesiz artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Ancak kendi yarattığımız teknolojinin kölesi haline gelmeden, teknolojiyi insanlığı, çevremizi, dünyamızı daha iyi ve yaşanılabilir bir seviyeye taşıyacak bir denge içinde kullanmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Kaynak: www.cnnturk.com

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link