Eyy Markalar! Artık Tamamen Çıplaksınız!

 ugur-bati-001Get Content Get Customers” kitabının yazarları Joe Pulizzi & Newt Barret, kitaplarında önemli bir saptama yapıyorlar:

 “Ağızdan ağıza pazarlama her zaman önemliydi. Bugün, internetin varlığı ile çok daha önemli.”

Gerçekten öyle. Bakalım.

Richard Neil, Bodyform’un Facebook duvarına yazdığı yazısı ile reklamlarda gösterilen mavi suyun periyodik dönemde şişede durduğu gibi durmadığını ifade ederek, sözlerine şu şekilde devam etmiştir:

“Adet dönemlerinde kadınların çeşitli ekstrem sporları yapabileceğini ve mutlu olacağını söylediniz. Ama kız arkadaşım “Şeytan” filmindeki başını 360 derece çeviren kıza dönüşüyor. Siz yalancısınız”.

Ve Richard’ın yazdıkları 87 bin kişi tarafından beğenilmiştir. Bodyform bu durum karşısında mükemmel bir strateji izlemiş ve Richard’a yine sosyal medya üzerinden hayali CEO’su Caroline Williams’ın ağzından tüm gerçeklerin birer birer esprili bir şekilde sıralandığı bir video ile cevap vermiştir: “Haklısın, Yalan söyledik. Bunlar metafordu” diye başlayan ve “hayatın gerçeklerini öğrenmelisin Richard…” diye devam eden videoda CEO, mavi sudan bir yudum içip ardından pırt yaparak “bunu yaptığımızı da bilmiyordun, değil mi?” cümlesi ile mükemmel cevabına son noktayı koymuştur.

Diğer taraftan ABD ordusunda istihbarat eri olarak görev yapan Bradley Manning, Lady Gaga CD’si içinde ABD Dışişlerinin gizli yazışmalarını dünyaya yaydı. Bu belgeler birçok hükümet tarafından büyük bir kriz nedeniydi. Genç er Manning ise gizli belgeleri elde etmesine ilişkin; “Çocuk oyuncağıydı cevabını verdi.” Önümüzde duran Wikileaks örneği ise tam bir fenomen.

Oooov, artık hiçbir şey gizli kalmıyor… Devam edelim.

Modern pazarlamanın önemli ismi Don Peppers da, Y jenerasyonu çağında internetteki her şeyin sonsuza kadar “yerinde kaldığını” ifade ediyor. Peppers, Y kuşağının mahremiyeti bilmediğini, e-maili bile demode bulduğunu vurguluyor. Bunları söylerken Y jenerasyonuyla birlikte mahremiyetin de tamamen sona erdiğini ifade eden Peppers sözlerini şöyle açıklıyor:

“ABD’de evlenen 8 çiftten biri internette tanışıyor. 2011 yılına kadar baby-boomer’lar büyük oranda azalmış olacak. Biz gidiyoruz. Hoş geldin Y nesli. Y jenerasyonunun %96’sı sosyal medyaya çok bağlı yaşıyor. Y jenerasyonundan birine mahremiyeti sorun. ‘Aman Allahım o da ne’ derler. Mahremiyet koruması, baby-boomer nesliyle ölüp gidecek. Ergenlik çağındaki çocuğunuzun arkasında durup ekrana bakın. Zamanı böyle yakalayabilirsiniz. “

İnternette kötü itibarı silmek, işenmiş havuzu temizlemekten zor!

Şeffaflık, dünyanın bindiği geminin adı. Artık “gizlemek”, “yönlendirmek”, “saklamak” çok zor. Düzen, açık düzen. Zamanın ruhu teknolojinin elinde “açığa vuruluyor”. Medyanın sosyalliği, açıklığından, şeffaflığından kaynaklanıyor. Markalar da bundan fazlasıyla payını alıyor, Body Shop ve daha pek çok örnekte olduğu gibi.

Sosyal medya, markalar tarafından tüketicileri ile ilişki kurması ve pazarlama faaliyetlerini interaktif bir şekilde gerçekleştirmek için kullanılan en verimli alanlardan biri haline geldi. Tabii ki bunda tüketicilerin istek ve tercihlerinin de önemli bir payı var. Zira tüketiciler artık markalar ile arkadaşları ya da ortaklarıymış gibi bire bir iletişim kurmak istemeleri ve markaların yapacakları değişiklik ve yeniliklerde tüketicilerin de söz sahibi olmak istemeleri, markaları Facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda boy göstermeye teşvik etti. Pek tabii ki bu durum markalar için de sadakat oluşturmak, rakiplerinin önüne geçmek, yeni fırsatlar yaratmak için önemli bir adımdı. Ancak sadece Facebook ve Twitter’da hesap açmak ve insanların gelip sizin sayfalarınızı “like” etmelerini beklemek ya da “hayran” olmalarını sağlamak, Twitter hesabından üç beş sıradan mesaj atmak yeterli olmadı. Düzenli haber girişinin sağlanarak bu hesapların iyi yönetilmesi ve gerçekten interaktif olması önemliydi. Bunu başaran markalar tüketici yorumlarının en önemli pazarlama stratejisini oluşturduğu günümüzde pastadan büyük payı alıyorlar.

Sosyal medya krizlere gebedir, itibar içerikten gelir!

Doğru kullanılmadığı takdirde markaların başına büyük krizler açabilen sosyal medya, tüketicilerin açıkça istek, şikâyet ve yaşadıkları deneyimleri paylaşabildiği bir alan olma özelliğini koruyor. Pazarlamada tüketicilerin yorum ve tavsiyelerinin önem kazandığı bu yüzyılda sosyal medyanın bu özelliği göz ardı edilemez durumda. Artık markalar her açıdan açık, güvenilir ve tüketici beklentilerine uygun olmak zorunda. Aksi takdirde birçok marka gibi sosyal medyada bir çuval incir berbat edilebilir.

Küresel çapta sosyal medyayı en iyi kullanan markalardan biri olan Starbucks, Twitter üzerinden önemli bir sorun ile karşılaşıp krizi çözebilmek için diğer bir sosyal ağ olan Facebook üzerinden de bilgi mesajı geçmeyi ihmal etmemiştir. Yaşanan krize bakacak olursak, suçlu Twitter’da “Starbucks Coffee Ar” hesabından Arjantinliler için gönderilen bir tweet idi. Aslında çok da kötü bir niyet taşımayan mesajın tüketiciler tarafından farklı yönlerden algılanarak yorumlanması Starbucks’ı oldukça zor durumda bıraktı. Krize neden olan tweette, geçici bir arz sorunu nedeniyle Arjantin’deki Starbucks dükkânlarında orijinal baskılı bardaklar yerine yerel üretim bardak ve karton koruyucuları kullanmak zorunda kaldıklarını belirten ve bunun için de özür dileyen bir mesaj vardı. Bu şekilde hem bilgilendirme yapmak hem de tüketicisine sempatik görünmek isteyen Starbucks yetkilileri beklediklerinin tam tersine bir tepki ile karşılaştılar. Mesaj ile birlikte hem Starbucks’ın bardaklarını yurtdışından ithal ettiği ortaya çıktı, hem de yerel üretim bardaklarını kullandığı için özür dilemesi birçok vatandaşı kızdırdı. #pedimosdisculpas hashtag’iyle trending topic olan özür mesajının, şirketin uluslararası imajını etkileyecek düzeyde olmasa da, Starbucks’ın dikkate alması gereken bir uyarı atışı niteliğinde olduğu kesin. Bunun üzerine Starbucks Arjantin’deki resmi Facebook sayfası üzerinden bir özür mesajı daha yayınlayarak, niyetlerinin iç planlama hatası sonucu meydana gelen bir sorun hakkında müşterilerini bilgilendirmek olduğunu belirterek durumu toparlamaya çalıştı.

Benzer krizler McDonald’s ve Burger King’in de başına geldi. Şili’nin başkenti Santiago’nun 700 km güneyinde yer alan Temuco kentindeki restorandan alınan hamburgerin içinden yabancı bir madde çıkması ve bunun bir fare kuyruğu olduğunun doğrulanması sosyal medyada bir anda birçok takipçinin paylaşıp, yorum yaptığı ve hızla yayılan bir olay haline geldi. Burger King ise daha değişik bir krize ev sahipliği yaptı. Şöyle ki Burger King’de çalışan bir kişi marul kutularının üzerine ayakları ile basarken fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaştı. Daha sonra bu görüntü “Burger King’te yediğiniz marul” başlığı ile haber sitelerinde yer aldı. Bunun üzerine Burger King yetkilileri fotoğrafta bulunan GPS verilerini toplayıp harekete geçti ama kriz başlamıştı bile! Onur Air de benzer bir hataya düşerek Van depreminden hemen sonra paylaştığı Facebook durum güncellemesi ile birçok kişinin tepkisini üzerine çekti. “Facebook sayfamızı beğenen her bir kullanıcı için Van’a 50 kuruşluk yardım yapacağız.” mesajı bu talihsiz olaydan takipçi kazanarak fayda sağlama algısı ve şartlı yardım politikası ile birçok insanın sosyal medyada ateş püskürmesine neden oldu. Bunun üzerine “Kampanyamız, amacımızı anlamayan takipçilerimiz yüzünden sona erdirilmiştir.” tavrına girerek bir hataya daha imza atan Onur Air, talihsiz açıklamalar zincirinde zirveye oturdu. Peki ya kişisel hesaplar ile kurumsal hesapların karışması sonucu yaşanan esprili krizlere ne demeli?

Garanti Bankası’nın kurumsal hesabında geçen bir tweet: “Biraz evvel shot bardağında Gaviscon içtim, heyecanlıyım, mutluyum.”

İyi örnekler de var. Çalışan yanlışlıkla kurumun Twitter’ını kullanınca bakın Kızıl Haç ne yaptı? Geçen yıl Bir Kızıl Haç çalışanı kendi kişisel Twitter hesabı yerine yanlışlıkla Kızıl Haç hesabından bir mesaj yayınladı: Genç adam arkadaşı ile sarhoş olmayı planladığını söylüyordu. #gettngslizzerd hashtag’iyle atılan tweet’e Kızıl Haç çok eğlenceli bir cevap veriyordu: “Az önceki neşeli tweet’i sildik. Lütfen Kızıl Haç’ın ayık olduğundan şüpheniz olmasın” Kızıl Haç devamında bunu blog yazısı haline de getiriyordu: “Geçmişi 130 yıla dayanan bir insanî yardım kuruluşu olmanın yanı sıra insanlardan oluşan bir kurum olduğumuz unutulmasın.” Samimiyetin getirdiği sonuç daha ilginç olmuştu: Twitter takipçileri Kızıl Haç’ın bu hoşgörülü hareketine #gettngslizzerd hashtag’ini kullanarak bağış yaparak cevap veriyorlardı. Bir başka örnek de Axe markasından. Unilever’in İngiltere’deki satış ağında Axe reklamlarını “aşırı cinsellik yüklü” suçlamalarına marka cevap verdi ve tüketicileri için bazı reklamları yayından kaldırdığını ifade etti. Ve bunu bir devam filmiyle anlattı. Filmde orijinal reklam filmlerinde oynayan ünlü manken Lucy Pinder, canı sıkkın bir şekilde reklam dekorunu söküyordu.

Zamanı ancak böyle yakalayabilirsiniz!

En ufak hataları bile affetmeyen sosyal medya platformunda kullanıcılar Demokles’in kılıcı gibi tuşlarda parmaklar hazır beklerken, markaların çok daha dikkatli stratejiler ile sosyal medya hesaplarını profesyonel yöneticilere emanet etmeleri gerekmez mi?

Yapılması gerekenler,

  • Kullanıcılarla ilişki kurun
  • İçeriğinizi düzenli olarak güncelleyin
  • Viral promosyon çalışmalarına yer verin
  • Görünürlüğünüzü arttırın
  • Tüketicinize anında geri dönüş ile cevap verebilin
  • Sosyal medya hesaplarınızı asistanlarınıza ya da bu işin uzmanı olmayan kişilerin yönetimine bırakmayın.

Bunlar önemli uyarılar. Her şey gerçeklik, inandırıcılık ve ikna etrafında dolaşıyor, farkında mısınız? Üstad-ı azam Bill Bernbach’ın dediği gibi; “Gerçek, insanlar size inanmadığı sürece gerçek değildir. anlattığınız şeyi anlamazlarsa, size inanmazlar. sizi dinlemezlerse, anlattığınız şeyi anlamazlar. Anlattığınız şey ilginç değilse, sizi dinlemezler. Ve eğer anlattığınız şeyi hayal gücünüzle süsleyerek özgün ve yepyeni bir yöntemle anlatmazsanız, ilginç olamazsınız.” Evet, sosyal medyanın doğası bu.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Borsa İstanbul Kurumsal İletişim Direktörü

Bir Cevap Yazın

Mc Donald’s’ın Happy Meal Menüleri Artık ‘Daha Sağlıklı’ Olacak!

Sanırım artık bir Mc Donald’s klasiği olan Happy Meals çocuk menüleri gözümüze biraz farklı görünmeye başlayacak. Çünkü Mc Donald’s yaptığı son açıklamada bu menülerin daha ‘dengeli’ hale getirilmesi için çalıştıklarını ifade etti.

1979’den bu yana özellikle son çıkan animasyon filmlerin kahramanlarının oyuncakları ile çocukları sevindiren klasik çehresini daha sağlıklı bir yöne dönmeye hazırlanıyor. Ünlü fast food markası yaptığı açıklamada 2022 yılına kadar 120 ülkede satılan Happy Meals menülerinin değişime giderek çizburgerlerin sadece isteğe bağlı şekilde verileceğini ve menüdeki patates kızartmasının porsiyonunun azaltılacağını duyurdu.

Yeni düzenlemeye göre Happy Meals menüleri 600 kaloriyi geçmeyecek. 600 kalorinin ise %10’undan daha azı doymuş yağ ve şeker olacakken, menülerde ki sodyum miktarı da azaltılacak. Ayrıca menülerden yapay renklendirici, aromaların da çıkarılması gündem dahilinde.

Şimdilerde 120 hedef piyasadan sadece 20 tanesi bu kriterleri karşılıyorken menülerden çıkarılan ve yeni eklenecek olan sağlıklı içeriklerle 2022’ye kadar daha sağlıklı menü hedefi gerçekleştirilecek. Bununla beraber, müşterilere de ürünlerin besleyici değerleri konusunda daha fazla şeffaf olunacak.

Aslında bu Happy Meal menülerini daha sağlıklı hale getirmenin ilk adımı değil. Daha önceden bu menülerden asitli içecekler çıkarılmış, yerine meyve suyu, süt ya da su içecek olarak verilmeye başlanmıştı.

Her ne kadar kabul etmek istemeseler de fast food markalarının çocukların yaşadığı obezite problemi ile ilgileri su götürmez bir gerçek. Mc Donald’s ‘da artık bunu göz ardı etmiyor olacak ki işe ‘daha sağlıklı’ bir çocuk menüsü oluşturarak yeniden başlamayı düşünüyor olabilir.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Dünyanın En Ünlü Markalarının İsimlerinin Nereden Geldiğini Biliyor Muydunuz?

1. Amazon

İlk ismi Cadabra idi. Ancak kısa sürede bu isim “Cadaver” (Kadavra) sözcüğünü çağrıştırdığı için değiştirildi. Kurucu Jeff Bezos yeni isim olarak, alfabetik sıralamada üst sıralarda yer alması için A harfiyle başlayan bir kelime düşünmeye başladı, dünyanın en büyük ırmağı Amazon’un isminde karar kıldı.

2. Ikea

Şirketin ismi, kurucusu Ingvar Kamprad’ın; onun doğduğu çiftlik Elmtaryd’in ve büyüdüğü köy Agunnaryd’in baş harflerinin yan yana gelmesinden oluşuyor.

3. P&G

Sabun üreticisi William Proctor ile mum imalatçısı James Gamble, 1837’de aynı aileden iki kız kardeşle evlenip bacanak olunca, güçlerini tek bir şirket çatısı altında birleştirmeyi düşünürler. Böylece günümüz P&G’si (Proctor&Gamble) doğar.

4. Starbucks

Kahve devinin ismi ilk önce, Herman Melville’in klasik romanı Moby Dick’teki geminin adı  “Pequod” olarak düşünülür. Ancak bu isim kurul tarafından reddedilince, yine romandan bir karakter olan “Starbuck” ismine yönelinir.

5. Vodafone

İngiliz menşeili telekomünikasyon devi ismini İngilizce’deki “Voice” (ses),  “Data” (veri) ve “Telephone” (telefon) kelimelerinden alıyor

6. Lego

Danimarka merkezli şirket Lego’nun ismi ,Türkçe’de “iyi oyna” anlamına gelen Legt Godt kelimelerinden geliyor.

7. Coca Cola

İçecek firması ismini koka bitkisi yaprakları ve kola fıstığından alıyor.

8. Nike

Dünyanın önde gelen spor ürünleri üreticisi Nike’nin ismi, Yunan mitolojisinden zafer tanrıçası Nikea’dan geliyor. İznik kentinin antik ismi de Nikea’dır.

9. Virgin Records

Söylentiye göre ünlü plak şirketinin kurucusu Richard Branson’a bu isim “Bu sektörü hiç bilmiyorsun, bakire (virgin) sayılırsın” diyen bir arkadaşı tarafından önerilir. Branson fikri beğenir ve uygulamaya koyar.

10. Adidas

1949 yılında kurulan günümüz spor devi, ismini kurucusu Adolf Dassler’in takma adı “Adi” ile soyadının ilk üç harfinin birleşiminden alıyor.

11. Nintendo

Şirketin Japonca adı Nintendou’daki ‘Nin’ güvenilir, tendou ise cennet anlamına geliyor.

12. Reebok

Spor ürünleri üreticisi Reebok’ın ismi, Afrikalıların bir tür antiloba Rhebok diye seslenmesinden esinlenerek konulmuş.

13. Volkswagen

Şirketin ismi Almanca halkın otomobili anlamına geliyor.

14. Nikon

Ünlü kamera ve lens üreticisi şirket ismini, Japon Optiği anlamına gelen Nippon Kogaku’nun kısaltılmış halinden alıyor.

15. Pepsi

Pepsi ismini bir tür sindirim enzimi olan Pepsin’den alıyor.

16. Intel

Integrated Electronics’in kısaltması.

17. Canon

 

Kurulduğunda ismi Budizm’de merhamet tanrıçasının ismi olan Kwanon’du. 1935’de marka dünyaya açılma kararı aldığında isim yerini Canon’a bıraktı.

18. Nissan

Japon Endüstrisi anlamına gelen Nippon Sangyo sözcüklerinin kısaltılmışıdır.

19. IBM

IBM Bilgisayar devi ‘IBM’in açılımı ‘International Bussiness Machines’ yani Uluslararası İş Makineleri.

20. Saab

Bir zamanların sağlamlığıyla ünlü otomobil firması Saab, ismini ‘İsveç Havacılık Şirketi’nden (Senska Aeroplan Aktiebolaget ) alıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link