Dijital Profesyonellere: Mecralara Değil, Marka Dostlarına Yatırım Yapın

social-media-addiction-576x230Ülke olarak son derece hareketli bir gündeme sahibiz. Hemen hemen her gün yeni bir önemli gelişme ile uyanıyor, kendimizi farklı bir gündem tartışmasının içerisinde buluyoruz. Tartışmaların en çok yaşandığı yerlerin başında ise şüphesiz sosyal mecralar var. Türkiye’deki internet kullanıcılarının %90’ından fazlasını barındıran Facebook ve yarısından fazlasını barındıran Twitter, ülke gündemini televizyon kanallarından bile çok etkiler oldu. Hal böyle olunca siyasilerin işine gelmeyen ya da kontrol edilemeyen her konunun faturası başta Twitter olmak üzere tüm sosyal mecralara kesilmeye başlandı.

2007 ve 2008 yıllarında Atatürk’e hakaret içeren videolardan dolayı kapanan Youtube,2014’te özel hayatın gizliliğine müdahale eden videolardan dolayı kapanan Vimeo, yine 2014’te gündemi sarsan tape’lerin sonucunda kapanan Twitter ve Youtube, kesilen bu faturanın en akılda kalan örnekleri.

Diyelim ki yarın Twitter, Youtube ve Facebook kapatıldı. Markanızın nasıl bir yol izleyeceğine dair aksiyon planınız var mı? Kimsenin giremediği, kanunen yasaklı olan mecralara markanızı atarak suç işleme veya fişlenme riskine girebilecek misiniz?

Sadece Google’ın erişime engellendiğini varsayalım; Adwords’leriniz, SEO çalışmalarınız bir anda çöpe gidecektir. Peki bu durumu tahmin ederek alternatif arama motorları için çalışmalar, işbirlikleri yaptınız mı?

Üzgünüm ama bunlar birer olasılıktan da öte, hayatın gerçekleri.

Google’da hedeflediğiniz kelimelerde ilk sıralarda çıkıyor olabilirsiniz, Facebook ve Twitter’da sizin peşinizden gelen milyonlarca takipçiniz de bulunabilir ama tüm bu yatırımlarınızın tek bir kişinin dudağından çıkacak bir çift sözle çöpe gidebileceğini bir düşünün.

Türkiye’de işler çok çabuk değişiyor, özellikle de dijitalde. Bugün insanların vazgeçemediği bir sosyal mecranın, yarın kimsenin yolunun düşmediği bir terkedilmiş kasabaya dönüşmeyeceğinin garantisini kim verebilir?

İşte bu noktada dijital ekibe büyük bir iş düşüyor. Bu iş, Türkiye’nin hızlı değişen iklimine ayak uydurarak, şirketi olası kriz durumlarından en az zarar ile çıkartabilmekten başka bir şey değil. Bu görevi icra edebilmenin yolu da takipçi kazanmaya yönelik rakamsal hedeflerin bir kenara koyulup, şirkete karşı sevgi besleyen dijital marka dostları yaratmaktan geçiyor.

Dijital Marka Dostları Nedir?

blog-Lovemarks-manİnternet uçsuz bucaksız bir dünya. Bu dünyada kullanıcılarla iletişim kurmaya markalar hem olabildiğince popüler hem de olabildiğince yalnız. Nasıl mı? sosyal mecralarda markanızın peşinden milyonlarca kişinin geldiğini varsayalım. İşte bu noktada çok popülersiniz. Peki bu kitlelerin kaçı sizi çok iyi tanıyor? Kaçı sizi sürekli izliyor? Kaçı sizi gerçekten seviyor? İşte bu noktada da çok yalnız ve güçsüzsünüz.

Rakamlar neredeyse tüm iş alanlarında şirketlerin performansını kolaylıkla gösterebilse de sosyal medya için durum biraz farklı. Buradaki ölçü birimi rakamlar değil, duygular. Sosyal medyada rakamlar 1 milyon kişilik bir hayran kitlesini yöneten markanın, 10 bin kişilik bir topluluğu yöneten bir markadan çok daha iyi bir durumda olduğunu söyler. Oysa 10 bin kişilik bir topluluk ile daha çok etkileşim alabilir, satış yapabilir, viralite yakalayabilirsiniz.

Sosyal medyada başarıdan söz edebilmenin yolu hayran sayılarından değil, duygulara hitap ederek dijital marka dostları yaratmaktan geçiyor. Peki nedir bu dijital marka dostları? Markayı tanıyan, ona gövenen, dijital mecralarda savunan, kısaca marka ile arasında bir gönül bağı oluşmuş tüm kullanıcılara ‘Dijital Marka Dostları’ adını veriyoruz.  

  • Marka dostlarının %90’ı olumlu deneyimlerini internette paylaşırlar.(McKinsey)
  • Marka dostları normal müşterilere göre 2 kat daha fazla harcama yaparlar. (Zuberance)  
  • Marka dostları, marka ile ilgili düşündüklerini normal müşterilere göre 4 kat daha fazla paylaşırlar. (MarketingCharts)

Dijital marka dostları markanın dijital mecralardaki silahlarıdır. Herhangi bir kriz anında markanın üzerine gelen tepkili kitlenin karşısına çıkıp markayı savunurlar. Markanın bulunduğu sosyal mecraya olan erişim yasaklansa dahi marka ile olan bağlarını koparmazlar ve etkileşime devam ederler. Mecra ne olursa olsun markanın onlara iyi bir deneyim yaşatmaya çalıştığını, insani yönünün olduğunu ve onları düşündüğünü iyi bilirler.

Hayranlar Dijital Marka Dostları
  • Markanın kendilerine ulaşmasını beklerler.
  • Marka içerikleri hakkında pek yorum yapmazlar, pasiftirler.
  • Markanın itme stratejisi (reklam, kampanya, promosyon…) sonucunda tek bir mecradan markayı takip etmişlerdir.
  • Onlara göre markalar promosyon ve indirim kaynağıdır.
  • Reklam körüdürler. Markanın yaptığı iletişim dikkatlerini çekmez.
  • Markanın ürettiği içeriklere ulaşmak için çaba sarfederler.
  • Marka ile sürekli etkileşimde bulunurlar, aktiftirler.
  • Markayı, kendilerinin bulunduğu tüm mecralarda takip ederler.
  • Onlara göre markalar bilgi ve fayda kaynağıdır.
  • Markanın tüm iletişim faaliyetlerini ilgi ile dikkat ederler.


Dijital marka dostları yaratmak uzun ve zorlu bir süreç olsa da, markanın geleceğine yapılmış en büyük yatırımlardan biridir. Çünkü marka dostları, hayranlar gibi kısa dönemli değil, uzun soluklu bir marka sadakatine sahiptirler. Peki markalar bu uzun soluklu sadakati yaratabilmek için tam olarak nereden ve nasıl başlamalı? Bunu 3 aşamada inceliyoruz.

  • Dinleme (Monitoring)
  • Belirleme
  • Proaktivite

Dinleme (Monitoring), kullanıcıların dijital kanallarda markalar hakkında yaptıkları tüm yorumların incelenmesi ve raporlanması sürecidir. Bu süreç basit bir anahtar kelime araması sonucunda ulaşılan bilgilerin bir excel içerisinde toparlanmasıyla da, komplike bir web yazılımı kullanılarak oluşturulan düzenli dinleme raporlarıyla da icra edilebilir. Nasıl icra edileceği şirketin büyüklüğü, hedefleri ve ihtiyaçları doğrultusunda belirlenir. Örneğin çatı sistemi çözümleri sunan bir KOBİ, basit bir Twitter aramasıyla şirketten veya çatısındaki sorunlardan söz eden kullanıcıları dinleyebilirken, bir banka için web üzerindeki kullanıcıları dinleyebilmenin yolu ayrıntılı web dinleme yazılımlarını kullanmaktan geçer.

Belirleme, dinlenen kullanıcıların kim olduklarının öğrenilmesi ve gelen geri bildirimlerin sınıflandırılması sürecidir. Markanız hakkında olumsuz yorumlarda bulunan kullanıcılar sadece tek bir ilde toplanmış ya da tek bir yaş grubunun mensubu olabilirler. Öte yandan, şirket olarak birçok ürüne sahipken, gelen olumlu geri bildirimler tek bir ürünü işaret ediyor olabilir. Tüm bu sizi yanıltabilecek, dağınık verilerin sağlıklı bir şekilde anlamlandırılması ve ilgili departmanlara iletilmesi bu süreçte gerçekleşir.

Proaktivite, dijital marka dostları yaratma sürecinde dinleme ve belirleme süreçlerinin aksine, markanın kullanıcılara karşı aksiyona geçerek marka dostlarına dönüşümü tetiklediği uzun soluklu bir süreçtir. Bu süreçteki öncelikli amaç belirlenen kullanıcılar ile sürekli proaktif iletişimlerin kurulması ve kendilerinin özel olduklarının hissettirilmesidir.

Örneğin bir bankaysanız, markanız hakkında olumlu yorumlar yaptığını belirlediğiniz kişilere sürpriz hediyeler verebileceğiniz, sosyal ağ tadında bir marka platformu oluşturabilirsiniz. Bir e-ticaret sitesiyseniz, gönderdiğiniz emailleri sürekli okuyarak web sitenize gelen kişileri belirleyerek onlara özel indirim kodları gönderebilirsiniz. Bir otomobil üreticisiyseniz, müşterilerinizin tüm ihtiyaçlarına yanıt verebilen bir online platform oluşturabilirsiniz. Neyi, nasıl yaparak bu sadakati sağlayacağınız tamamen sizin hayal gücünüz ve ne kadar proaktif olduğunuz ile alakalı.

Neler Yapmalı

  • Tüm müşterilerinize değer verin, verimli olanları ise mutlaka ödüllendirin. Unutmayın, çoğu zaman markanız için maddi değeri olmayan hediyeler, müşterileriniz için çok şey ifade edebilir.
  • Sosyal mecralarda yarattığınız topluluklara güvenin ancak onlara bel bağlamayın. İmkanınız varsa kendi marka platformunuzu yaratın ve değerli müşterilerinizi burada toplayın.
  • Her gün binlerce gündem eskiten ve sürekli birilerinin suçlandığı bir ülkede yaşadığınızı unutmayın.  Olası mecra yasaklanması ve kriz durumları için ayrı ayrı acil durum planları oluşturun.
  • Dijital pazarlama bütçelerinizi tek bir mecraya yığmayın. Bütçenizin %20’sini gelişmekte olan mecralara ayırmayı unutmayın.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Sadakat Programlarında Geçmişten Günümüze Türkiye

Türkiye’ de Sadakat Programlarının temeli, Interlink Şirketler Grubu tarafından 1991 yılında atılmış bulunmakta. 1987 yılında %100 yerli sermaye olarak kurulan Interlink, ilk senelerinde Direkt Pazarlama yöntemiyle çoğunluğu elektronik olan ürünler satmaktaydı. Bu süreçte de Takse, TV Satış Kanalı, Kredi Kartı Taksitlendirme gibi Türkiye’ nin birçok kayda değer ilkini gerçekleştirdi. Bu ilklerden en önemlisi ise Sadakat Programları oldu. O zamanların büyük bankalarından olan Pamuk Bank’ ın Pamuk Para projesi, banka ve Interlink ortak çalışmasıyla hayata geçti. Şimdiki dijital sistemlerin aksine, o günün teknolojisiyle bütün imkanlar kullanılarak yapılan bu projede müşteriler, kredi kartı ekstrelerinin ekinde o ay yapmış oldukları harcamalarından kazandıkları puan miktarlarını görmekteydiler. Kendilerine dağıtılan basılı hediye kataloglarında da hangi hediyenin kaç puan olduğunu görüp, puanları istedikleri hediyenin puanına ulaştığında siparişlerini vermekteydiler. Bu siparişleri katalogların arkasında bulunan Hediye Talep Formlarını doldurup göndererek yapmaktaydılar. Hediyelerin seçilip kataloglara yerleştirilmesinden katalogların oluşturulup basılmasına, hediyelerin tedarik edilip gönderilmesinden ürün veya kargoda çıkan herhangi bir problemle ilgilenmeye kadar Pamuk Para projesinin tamamı Pamuk Bank – Interlink ortak çalışmasıyla yönetilmekteydi. 

Pamuk Para projesinin katkılarını gören diğer bankalar da hemen bu işe girmek istediler. O yıllarda aynı işleyiş içlerinde Garanti Bankası, Yapı Kredi Bankası ve Akbank’ ın da olduğu 22 bankaya daha uygulandı ve Türkiye’ de Sadakat Programları gerçek anlamda ilk bankalar kanalıyla başlamış oldu. Takip eden yıllarda ise farklı sektörlerden firmaların, Puan Sisteminin bankalara yarattığı katma değeri görmesi çok uzun sürmedi. Bankalar kanalıyla onlar da bu sistemi uygulamak istediler ve Puan Sistemi onlara da açıldı. İşte o zaman, Türkiye’ de Sadakat Programları çığ gibi büyüdü. Puan Sistemi her sektörden çeşit çeşit firmaya uyarlandı ve gerek B2B, gerek B2C birçok markanın müşterisi (Bakkallar, Sigorta Acenteleri, Lastik Bayileri, Satış Temsilcileri, Son Tüketiciler, Boya Ustaları vb….) ilgili markalardan yaptıkları alımlar karşılığında puanlarını kazanıp hediyelerini sipariş etmeye başladılar ve bu müşterilerin marka sadakatleri arttı. 

Günümüzde büyük bir marka olmanın ilk kurallarından biri bir Sadakat Programı yürütüyor olmak. Bir marka ne kadar uzun yıllar bir Sadakat Programı yürütüyorsa o kadar fazla ve sağlıklı veriye sahip oluyor. Bu veriler Know – How ve Big Data konularında büyük avantajlar sağlamakta. Günümüzde markalar, hem kendi verilerinden yararlanarak, hem de ilgili kuruluşlardan yardımlar alarak yeni bir programa veya kampanyaya başlamadan onun başarılı olup olmayacağını görebilmekte. Tabii bunun için en başında iyi analizlerle bir yerden başlanması, sonrasında alınacak aksiyonlarda ise bu başlangıçtan yola çıkılması gerekmekte. İlk kampanyanızın başarılı olması tabii önemli ama başarısız olsa bile bir sonraki kurguyu ona göre değiştirmek önemli. 

Peki günümüzde Sadakat Programlarının geldiği son nokta nedir? Aslında Sadakat Programları temelinde bir oyundur. Belli kriterleri yerine getirir ve sondaki havuca ulaşırsınız. Bu havuca ulaşmak için aslında yıllarca kullanılmış tek kriter satın alma işlemiydi. Satın almanı gerçekleştir, puanını kazan ve hediyeni sipariş et. Daha sonralarda teknolojinin de gelişmesiyle araya başka kriterler girdi; İzle Kazan, Oyna Kazan, Kendini Göster Kazan vb. Bu aksiyonların hepsinin de genel adına “Gamificition (Oyunlaştırma) dendi. Oyunlaştırma, şu anda Sadakat Programlarının geldiği son nokta diyebiliriz. Burada kafalar biraz şöyle karışabilir; zaten Sadakat Programlarına temelde bir oyun demiştik, şimdi içindeki modüllere de mi oyun diyoruz? Ben buna aslında Sadakat Programları özünü buldu demek istiyorum. Artık firmalar diledikleri her kritere puan verebilir konumdalar. Buna en iyi örneklerden biri sigara içmeyi bırakan çalışanlarına puan kazandıran Vodafone diyebiliriz. Günümüzde sadece birkaç firma bu bahsettiğim teknolojilerin hepsine sahip, Oyunlaştırmalarla donatılmış portalları oluşturabilmekte. Dilerim ki zamanla eğitim videoları izletip, sorular çözdürüp, anketler doldurup, sosyal medyada paylaşımlar yaptırıp, oyunlar oynatıp puan dağıtılmasını sağlayabilen firma sayısı daha da artar ve Sadakat Programları sektörü artan rekabet sayesinde daha da büyür. Bunu ekonomi mezunu biri olarak gönülden söylediğimden emin olabilirsiniz.  

 

 

 

 

 

 

Bu kadar yaygın olması sebebiyle Türkiye’ de başarılı ticaretin altın kurallarından birinin Sadakat Programı uygulamak olduğunu söyleyebiliriz. Siz de firmanızda bir yenilik yapmak, varsa mevcut sisteminizi iyileştirmek veya son teknolojileri kullanarak Oyunlaştırma Dünyasına girmek istiyorsanız hemen doğru bir partnerle Sadakat Programı uygulamanızı başlatın derim. 

Bu yazı konuk yazarımız Can Taşçıoğlu tarafından yazılmıştır.

Can Taşçıoğlu hakkında:

1992 yılında doğan Can Taşcıoğlu eğitim hayatına Hisar Eğitim Vakfı’ yla başlayıp İstek Atanur Oğuz İlköğretim Okulu ve Lisesi ile devam etti. Lisede bir yaz Londra’ da bulunan Dulwich College’ da dil eğitimine katıldı. Üniversitede Koç’ un Ekonomi bölümünü %25 bursla kazandı. Üniversite yıllarında Koç Üniversitesi’ nin aktif kulüplerinden Pazarlama ve İşletme Kulübü gibi kulüplerinin köklü etkinliklerinde pek çok kez hem görev aldı, hem de katılımcı oldu ve kendini Pazarlama alanında geliştirdi. Gene Üniversite yıllarında Los Angeles’ da UCLA – Koç iş birliğiyle UCLA’ de seçmeli dersler aldı. Okuduğu dönemde MNG Kargo ve INTERLINK ŞİRKETLER GRUBU’ nda staj yaptı. Üniversiteden hemen sonra 1 yıllığına New York’ a yerleşti ve Manhattan Institute of Management’ ta Pazarlama alanında Setifika Programına katıldı. Aynı zamanda Venture X Yatırım Danışmanlığı firmasında staj yaptı. 

Türkiye’ ye döndükten sonra Sadakat Programlarında lider firma olan INTERLINK ŞİRKETLER GRUBU’ nun satış ekibinde Sistem Koordinatörlüğüne başladı. Günümüzde portföyünde AKBANK’ tan UNILEVER’ e, LUFTHANSA’ dan VODAFONE’ a birçok yerli ve çok uluslu firmanın farklı kanallarda Sadakat Programlarını yönetmekte. 

INTERLINK’ in Dijital Hediye Katalogu olan “Kurumsal B2C” ye eklettiği Sosyal Sorumluluk kategorisi sayesinde INTERLINK’ e Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği’ nden 12. Birleşmiş Milletler Global Hedefi olan “Sorumlu Tüketim ve Üretim” dalında ödül aldırdı. Sonrasında ise Loyalty Magazine Awards’ da aynı projeyle bireysel olarak “Sadakat Programlarında Kırk Yaşın Altında Otuz Kişi” den biri seçildi ve son derece prestijli olan bu etkinlikte Tower of London’ da ödülünü aldı. 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Avrupa Dijital Reklam Yatırımları 5 Yılda 2 Katına Çıktı

  • Türkiye dijital reklam yatırımları, 2016 yılına göre yüzde 15,5 oranında artarak Avrupa’nın en hızlı gelişen ilk 10 pazarının içinde yer aldı.
  • Mobil display yüzde 40’dan fazla büyüyerek toplam display pazarının yüzde 42’sini oluştururken, video bunun dörtte birinden fazlasını oluşturdu.
  • Dijital reklam yatırımlarında en büyük pazar 15,6 milyar Euro ile İngiltere’de. 
  • İlgili yazı; ABD’de dijital reklam yatırımları, Türkiye’nin toplam reklamlarının 40 katı

Her yıl Interact konferansında açıklanan IAB Avrupa AdExbenchmark raporuna göre dijital reklam yatırımları 2017 yılında yüzde 13,2 oranında artarak 48 milyar Euro’ya yükseldi. 

Geçmişten Günümüze dijital reklam yatırımları

pastedGraphic.png

Toplam yirmi pazar çift haneli büyürken, çalışmaya katılan 27 ülkede Mobil çift haneli büyüme ile dikkat çekti. Mobil display yüzde 40’dan fazla büyüyerek toplam display’inpazarının yüzde 42’sini oluştururken, video bunun dörtte birinden fazlasını oluşturdu. Yüzde 38 büyüyen Sosyal medya,display’deki payını artırırken 4 kat büyüyen videonun yanında non-video display yüzde 35 büyüdü. Videodaki büyüme, yüzde 73,4’lük artış ile out-stream’den gelirken, in-stream’de yüzde 6,9 büyüme yaşandığı görüldü.  

Türkiye dijital reklam yatırımları, 2016 yılına göre yüzde 15,5 oranında artarak Avrupa’nın en hızlı gelişen ilk 10 pazarının içinde yer aldı.

2017 Avrupa Dijital Reklam Yatırımları

Dijital reklam yatırımlarında yüzde14,9’luk bir büyümeyle arama motoru ve ilan sayfaları çok yüksek bir performans gösterdi ve19,3 milyar Euro’ya ulaştı.

Arama motoru reklam yatırımları yüzde 14,4’lük bir büyüme oranıyla yılı 21,9 milyar Euro ile tamamladı ve böylece en büyük online reklam formatı olma özelliğini devam ettirdi.

IAB Avrupa CEO’su TownsendFeehand sonuçları şu sözlerle değerlendirdi:Dijital reklam yatırımları, bu yıl da Avrupa’da içeriğin ve tüketici deneyimlerinin önemini ispatlayarak çift haneli büyüme yaşadı. 3 gün sonra yürürlüğe girecek GDPR sektörümüz için bir dönüm noktası olacak. Kullanıcı deneyimlerini geliştirmeye devam ederek djital reklamcılığın Avrupa ekonomisine sağladığı katkıyı sürdürmeliyiz”.

IHS Technology Reklam Araştırmaları Direktörü Daniel Knapp ise görüşlerini şu cümlelerle paylaştı: “2017’de Sosyal medya, mobil, video ve arama motorureklamcılığı Avrupa online reklam yatırımlarının büyümesinde ana oyuncular oldu.Bağlantı,konum, duygu ve satın alma yolunun gücü dijital reklamları günümüzün markaları için çok yönlü ve vazgeçilmez kılıyor”.

2017’de CEE (Merkez ve Doğu Avrupa) bölgesinde en yüksek büyüme oranı yakalayan 3 ülke:

  1. Belarus – Yüzde 33,9
  2. Sırbistan – Yüzde 23,7
  3. Rusya – Yüzde 21.9

2017’de olgun pazarlarda da büyümenin devam etmesi (Avrupa ortalamasıyla orantılı veya üstünde) pazar doygunluğunun yenilik ve büyümeyi engellemediğini gösterdi. İngiltere (Yüzde 4,3), Norveç (Yüzde16,6), İsveç (Yüzde 18,4), İsviçre (Yüzde 12,5) ve Danimarka (Yüzde 9,7)’da çift haneli büyümeler gerçekleşti.

Dijital reklam yatırımları bakımından en büyük 10 Pazar:

  1. İngiltere – 15,6  milyar Euro
  2. Almanya – 6,6 milyar Euro
  3. Fransa – 5,1 milyar Euro 
  4. Rusya – 3,3 milyar Euro 
  5. İtalya– 2,6 milyar Euro 
  6. İsveç– 1,8 milyar Euro 
  7. Hollanda – 1,8 milyar Euro 
  8. İsviçre – 1,8 milyar Euro 
  9. İspanya – 1,8 milyar Euro 
  10. Belçika – 1 milyar Euro 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link