Değişim Üzerine Serbest Düşünceler

hakan-akben-yazi-ic%cc%a7i-001Geçtiğimiz hafta Pazarlamasyon ekibinin gerçekleştirdiği Marketing Meetup etkinliğindeydim. İş ve pazarlama dünyasındaki değişimin konuşulduğu etkinliğin sahnedeki yönetimi bana emanet edilmişti. Dillere pelesenk olmuş ‘değişim’ meselesini sektör liderlerinden dinledik. Gerçekten güzel bir konuşmacı listesi vardı. Hepsi birbirinden değerli insanlar, birinci ağızdan önemli bilgiler ve deneyimler paylaştı. Etkinlikle ilgili keyifli bir özeti şuradan okuyabilirsiniz.

 

Bu aralar etkinliklerde moderatör olarak fazlaca boy göstermeye başladım. Ekim başında Kristal Elma’nın Eli Acıman salonundaki sunumları da üç gün boyunca bana devredilmişti. Çok yorucuydu ama bu konuda hiçbir şikayetim yok. Etkinlikleri sahne arkasından izlemek, uzmanlarla tanışmak ve podyumdan iki kelam laf etmek gerçekten büyük keyif, eşsiz bir deneyim. Fırsatınız olursa okulunuz ya da kurumunuzdaki etkinliklerde sahneye çıkıp, dünyaya ve kendinize bir de oradan bakın derim. İnsan sahnede yalnız, kırılgan ve savunmasız kaldığından, her gün ihmal ettiği kişiliğine daha yakından bakabiliyor. Sahnede her şey bazen 3, bazense 5 ile çarpılıyor; heyecan da, hüzün de, mutluluk ve endişe de…

 

Geleceğe dair ahkam kesmek, geçmiş hakkında konuşmaktan çok daha kolaydır. Biraz yaratıcık, biraz hayal gücü ve kulaktan dolma birkaç bilgiyle hemen herkes gelecek hakkında fantastik öngörülerde bulunabilir ve saatlerce konuşabilir. Geleceğe dair yapılan konuşmaların konuşanı bağlayan sorumluluğu da yoktur. Siz sahneden salladıkça, kelimelerinizin ahengiyle sarhoş olan kitle kendinden geçer, mest olur. Bazı dikkatli katılımcılar notlar alsa da, çoğu zaman anlattıklarınız akşama unutulur. Üniversite yıllarında grubuyla bar sahnelerinde müzik yapan biri olarak (evet, bir aralar müzisyenliğe hevesliydim) şu konunun değişmez gerçekliğine olan inancım katlanarak artıyor: Sen sahnedeyken ne dediğini çok az kişi hatırlar. Büyük bir çoğunluğun aklında tek bir soru ve cevap vardır: ‘Biz bu adamı sevmiş miydik, sevmemiş miydik?’ cevap ‘evet’ ise yürür, ilerlersin bu alemde. ‘Hayır’ ise daha çok çalışman gerekir.

Neden değişime açız

Biz insanlar gelecek hakkında ön görüler yapmayı sevdiğimiz gibi değişimi konuşmayı da çok seviyoruz. Geçen yaz Cannes Lions’ta da değişim çok konuşuldu. Türkiye’deki birçok etkinlikte de konuşulmaya devam ediyor. Medyada, ürün lansmanlarında ve kurumlarda ‘değişim’i kelimelerin sonuna, ‘yeni’ yi de başına koyarak kullanıyoruz. Bu şekilde kolay yoldan kalabalıkların ilgisine nail oluyoruz. Güzel de gidiyor: Dijital değişim, kültürel değişim, toplumsal değişim veya yeni medya, yeni kültür, yeni toplum ve hatta ‘yeni Türkiye’. Herkes yeniyi ve değişimi konuşmaya ve uygulamaya pek hevesli, ama neden?

Değişim bir strateji mi yoksa taktik midir?

Hayat hiç bitmeyen bir merak, büyüme ve gelişim yolculuğudur, derler. İnsanın kendiyle olan bitmek bilmeyen derdi ve kurtulma çabası, benliğini üst seviyeye taşıma arzusuyla birleşince değişim de zoraki bir hale geliyor. Peki değişim bir strateji midir, yoksa yüce benliğimize hizmet eden bir taktik mi? Doğada değişmeyen tek şey değişimin kendisi olduğuna göre değişim bir taktik ya da araç olamaz. Sadece ‘değişim için değişim’ de manasız olacağından, değişimin kendi salt bir amaç olmamalı.  Bence değişim, yüce bir amaca hizmet eden bir strateji olabilir. Yine de üzerine daha çok düşünmek gerek.

Değişim için gerçek nedenler bulmalı

Hepimiz değişmek istiyoruz. Neye doğru evrilip değişeceğimiz ya da neden değişime kucak açmak isteyeceğimize dair çoğumuzun pek bir fikri yok. Ancak nasıl değişmemiz gerektiğine dair bir sürü ucuz fikir; binbir farklı formatta dört yanımızı sarmış. Bu, maalesef her şeyi hemen şimdi isteyen sabırsız insanlar çağının tipik bir özelliği. Bilgeliği 140 karakterde arayan, duygularını emojilerle anlatan, markaların insan; insanların da marka gibi davranmaya çalıştığı sözde samimiyet çağının arka sokaklarında dolaşarak değişim için bir sebep bulmak mümkün mü? Değişmek istiyorum ve hiçbir şeye sabrım yokun yasak aşkından doğan kişisel gelişim tantanası değişim arayışımıza derman olabilir mi?
Gerçekten değişmek istiyorsak, gerçekten çok sağlam sebeplerimizin olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü gerçek değişim sabır ve özveri gerektirir.
“Dünyada en büyük değişimler, yavaş yavaş ve kademe kademe olmuştur, patlama ve devrimlerle değil,” diyor, ingiliz yazar ve şair,  John Ruskin. Gerçek değişim yavaş ve acılı oluyor, çünkü büyük bir sabır ve özveri gerektiriyor. Sabır ve acı gerektiren bir işe girişimeden evvel neden bu işe girişmek istediğinize ikna olmalısınız. Bir başka deyişle;  gerçekten değişmek istiyorsanız, evvela sağlam bir nedeniniz olmalı. Buna yürekten inanıyorum.
Bu kadar konuştuktan sonra Montaigne’in çok sevdiğim bir sözüyle aradan sıyrılarak yazımı noktalamak isterim: ”Bütün söylediklerim karşılıklı bir sohbettir ve hiçbir öğüt niteliğinde değildir. Bu kadar serbest konuşabiliyorsam bu, başkalarını kendime inandırmak zorunda olmadığım içindir.”
Hakan Akben
Dijital İletişim Danışmanı, Campaign Dergisi Yazarı
 
Öğrencilik yıllarında, bilişim muhabirliği yaparak çalışma hayatına başladı. Show TV ve Skyturk 360’ta yayınlanan, Teknotrend ve Silikon Vadisi teknoloji programlarına, içerik editörü ve yardımcı sunucu şapkalarıyla, katkıda bulundu. Adobe Systems’de Türkiye, Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa Ülkelerinden Sorumlu Bölge Pazarlama Müdürü olarak çalıştı. Samsung’un kurumsal pazarlama ekibinde, BT’nin tüketicileştirilmesi vizyonuna hizmet eden, pazarlama ve iletişim projeleri gerçekleştirdi. Şu an, Teknoloji ve B2B ekseninde faaliyet gösteren kurumlara, dijital iletişim teknolojileri ve içerik danışmanlığı hizmetleri veriyor, terzi işi projeler gerçekleştiriyor. Campaign Türkiye dergisinde ve bloğunda teknoloji, iletişim trendleri ve dijital çağda üretkenlik üzerine yazıyor.
twitter:@hakanakben

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Marketing Meetup Konuşmacıları Belli Oluyor. İkinci İsim: Olcayto Cengiz

Pazarlamaya ait faydalı alt konuların, alanında uzman konuşmacılar tarafından anlatıldığı, iş zekasına, analitiğe ve entelektüelliğe odaklanarak pazarlama ekosistemini geliştirmeyi amaçlayan bir buluşma serisi olan Marketing Meetup’ın beşinci buluşması “experience” yani “deneyim” temasıyla 19 Nisan’da Uniq İstanbul’da profesyonellerle buluşacak.

Bu kez her zamanki gibi birbirinden profesyonel ve önemli konuşmacıları Marketing Meetup’ta ağırlayacağız ancak bu sene özel bir konuğumuz daha var: Robot Sophia. Bu konuda daha fazla bilgi almak için “Sophia Türkiye’e Geliyor” yazımıza göz atabilirsiniz.

2 yıldır pazarlama, teknoloji ve iş dünyasını konuştuğumuz ve bu yıl dördüncüsünü düzenleyeceğimiz Marketing Meetup serimizde konuşmacı kadromuz yavaş yavaş belli olmaya başladı. İlk isimler arasında geçen senenin en beğenilen konuşmacılarından Kreatif Direktör Olcayto Cengiz de var.

Olcayto Cengiz 1996 yılında başlayan reklamcılık kariyerinde pek çok reklam ajansının yaratıcı ekiplerinde görev alan ve gerek ulusal gerekse uluslararası ödüller kazanan Olcayto Cengiz, 2016 yılında Manajans/J.Walter Thompson Turkey’deki yaratıcı yönetmenlik görevinden ayrılarak Berlin’de bulunan Gamewheel şirketinin yaratıcı başkanı (CCO) pozisyonuna gelmiştir. 2017 sonunda ise; Gamewheel’de CTO olarak görev alan Christian Bittler ile yeni nesil iletişim şirketi olarak konumlandırdıkları, oyunlaştırma (gamification) tabanlı Flying Spoon’u kurmuştur. Kendisi hakkında tanıtım yazısı yazarken çok sıkılan ve utanan Olcayto Cengiz, kendisine sorulduğunda sadece “Rüzgar’ın babasıyım” diyerek kendini tanıtmaktadır.

Şimdiye kadar birçok uzmanı konuk eden ve sektörü biraraya getiren Marketing Meetup serimizde siz de yer almak istiyorsanız detayları buradan bulabilir ve erken kayıt fırsatıyla yerinizi ayırtabilirsiniz.

Neden Marketing Meetup’a Gelmeliyim, Marketing Meetup’ın Diğer Etkinliklerden Farkı Ne?

  1. Marketing Meetup için birincil konu konuşmacılar ve konuşma içerikleridir.  Konuşmaların içeriklerinin güvenilirliği konusunda şüpheye yer yok.
  2. Marketing Meetup’ta tamamen bağımsız konuşmacılar, özgün konuları sizin için anlatıyor.
  3. Marketing Meetup’ta seçici kurul o yılın en gözde konularını belirler, bu konulara ilişkin en uygun  konuşmacıları seçer. Sonra da temaya uygun konularla içerikli, derinlikli bir konferans tasarımı yapar. Bu kadar net.
  4. Marketing Meetup’ta klişelere yer yoktur. Başkalarını, hatta kendimizi bile tekrar etmeyiz.
  5. Marketing Meetup’ta hiçbir konuşmacı  hazırlanmadan dinleyici karşısına çıkmaz. İşine değer veren profesyonellerden oluşan konuşmacılarımız gerekli yetkinliğe sahiptir.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Teknoloji Kullanımında Yeni Dönem: “Sesli Asistanlar”

Bilgisayarlarla iletişim kurma biçimimizde radikal değişikliklerin yaşanacağı bir süreçteyiz. Önümüzdeki 5 – 10 yılda sokaklarda, işyerlerimizde, arabalarında kendi kendine konuşuyormuş gibi gözüken insanlara sıklıkla tanıklık edeceğiz. İki bin yılından sonra doğan Z kuşağı nesil, bu geçişe rahatlıkla adapte olurken, bugün orta yaş ve üstü olanlar, teknolojik aygıtlarla konuşarak iletişim kurmak konusunda biraz çekingen olabilir.

9 Haziran 2007’de San Francisco Macworld’de sahneye çıkan Steve Jobs’ın “Beraber tarih yazmaya hazır mısınız?” diye sormasının üzerinden 10 yıl geçti. O an, pek çoğumuz farkında olmasa bile, kesinlikle tarihi bir andı. Steve Jobs elinde tuttuğu ilk nesil iPhone ile dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın alışkanlıklarını kökten değiştirdi.

iPhone dokunmatik bir ekrana sahip ilk aygıt değildi ama kullanım kolaylığı, tasarımı, telefondan öte cebimize sığan bir bilgisayar olmasıyla kısa sürede tüm dünyada akıllı telefon furyasını tetiklemekle kalmadı, o zamana kadar klavye ve mouse kullanmaya alışmış bir nesli yepyeni kavramla tanıştırdı; “dokunmatik arayüzler”.

Kısa süre içinde akıllı telefonlar için geliştirilen aplikasyonlarla tanıştık, gündelik hayatımızda pek çok işimizi bu aplikasyonlar aracılığıyla halletmeye başladık. 7’den 70’e herkesin parmakları dokunmatik ekranlarda gezinmeye başladı.

Yepyeni bir dönem başlıyor

Bugünlerde ise yepyeni bir dönemin henüz başlangıcındayız. Bilimkurgu filmlerinde görmeye alıştığımız akıllı sistemlerle iletişimimizi sağlayan “sesli arayüzler”, yavaş yavaş da olsa, hayatımıza giriyor. Nesnelerin interneti çevremizdeki akıllı aygıtları birbirine bağlarken, tüm bu sistemleri kendi sesimizle komuta etmeye başlıyoruz.

Sesli komutlarla 2011’de yine Apple’ın Siri adlı asistanıyla bayağı haşır neşir olmuştuk. O dönem birçoğumuza oldukça etkileyici gelse de “Siri” pek de bir işe yaramıyordu. Ancak aradan geçen yıllarda yapay zeka ve ses tanıma teknolojisi oldukça gelişti. Sesli asistanlar Kuzey Amerika, bazı Avrupa ve gelişmiş Asya ülkelerinde çok sık kullanılmaya başlandı.

Teknoloji firmaları kendi akıllı asistanlarını piyasaya sürmeye başladı. Apple “Siri”yi, Google “Google Asistan”ı geliştirirken, Microsoft “Cortona”yı, Samsung “Bixby”i tanıttı.

Bugün Google arama çubuğuna aramak istediğiniz cümleyi sesli komutla İngilizce dikte ettiğinizde yüzde 92 oranında başarılı sonuç almanız mümkün. Apple Siri de bu oranın yüzde 95 olduğunu iddia ediyor. Henüz Türkçe dilinde bu kadar yüksek başarı oranı olmasa da, kısa sürede aşağı yukarı her dilde bu oranlara ulaşılacak. 6 yaşındaki oğlum, henüz okuma yazma bilmemesinin de etkisiyle, Google arama çubuğuna sesli komut vermeye ve gelen sesli yanıtı dinlemeye bayılıyor.

Akıllı ev sistemleri yaygınlaşıyor

Sesli arayüz teknolojisinin yaygınlaşmasında, Amazon’un 2014 yılında piyasaya sürdüğü akıllı hoparlörü Echo’da yer alan “Alexa” adlı akıllı asistanının etkisi büyük oldu. Henüz Türkçe dilinde kullanımı mümkün olmasa da Alexa pek çok ülkede aktif.

Alexa sesli komutlarla size internetten istediğiniz konuda arama yapabilir, müzik çalar, hava durumunu ve haberleri okur, yapılacaklar listesi hazırlar, yemek siparişi verebilir, sabah için alarmınızı kurar, akıllı ev sistemlerinizi yönetebilir. Alexa ve benzeri sistemler yakın dönemde daha fazla aygıtla bütünleştikçe, makine öğrenmesi sağ olsun, bizleri daha da iyi tanıdıkça ve Türkçe’ye de hâkim oldukça hayatımızın her alanında bize asistanlık edecek.

Amazon bir süredir Ford, Hyundai, Volkswagen gibi otomobil firmalarıyla işbirliğine giderek Alexa’yı araçlara entegre etmeye başladı bile.

Amazon’un ardından Google “Home”, Çinli Baidu “Little Fish VS1” ve JD.com “LingLong DingDong” adlı sesle yönetilebilen akıllı aygıtlarını piyasaya sürdü. Apple da “Homepod” adını verdiği akıllı hoparlörle piyasaya giriyor.

Ses tanıma teknolojisi henüz mükemmel değil. Akıllı sistemler hala konuşmamızı anlamakta zorluk çekiyor ve bizi sinirlendiriyor olabilirler. Ama Baidu’nun eski başmühendisi Andrew Ng şöyle diyor; “Pek çok insan ses tanıma teknolojisindeki doğruluk oranını küçümsüyor. Yüzde 95 ile yüzde 99 arasındaki fark o sistemi çok az kullanmanızla, o sistemi hiç düşünmeden hayatınızın bir parçası yapmanız arasındaki farktır.”

Comscore medya ölçüm ve analitik şirketinin öngörüsüne göre 2020 – 2021’de internetteki aramaların yarısı sesli asistanlarla yapılıyor olacak. Görünen o ki çok yakın gelecekte ekranlara dokunmayı bırakıp, bilgisayarlarla, telefonumuzla, hatta robotlarla iletişimimizi çok daha geleneksel bir yöntemle, kendi sesimizle kuruyor olacağız.

Kaynak: https://www.cnnturk.com

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link