Cost Per Action (CPA) Değerini Nasıl Düşürürüz?

yazaraykutalcelikDijital Pazarlamanın geleneksel pazarlamaya göre en belirgin avantajlarından birisi de kampanyaların performanslarının tam anlamı ile ölçülebilir olmasıdır. Ne aldık ve ne verdik noktasında net sonuçları görmek mümkündür. Dijital kampanyalardaki genel performans ölçütleri CTR (tıklanma oranı), CPC (tıklama başına maliyet), ROI (yatırım getirisi) ve CPA (edinme başına maliyet) gibi değerlerdir.

Dijital performans pazarlamacıları olarak bu değerleri optimize etmek için yoğun mesai harcarız. Bu yazımızda CPA çalışmaları için neler yapabiliriz, incelemeye çalışacağım. CPA değeri azaltmamız gereken bir değerdir. CPA değeri ne kadar az ise, dönüşüm olarak belirlediğimiz unsuru o kadar düşük maliyetle elde etmiş oluruz. Bu da karlılığımızı arttırmak adına önemli bir hamledir. CPA’yi düşürürken dikkat etmemiz gereken en önemli noktalardan biri, dönüşüm hacmini yitirmemektir. Yani 3 TL maliyetle 100 dönüşüm elde ederken bu maliyeti 1 TL’ye düşürüp 10 dönüşüm elde ediyorsanız çokta doğru bir optimizasyon yapmıyorsunuz demektir. Hacmi çok küçülttüğünüzde dönüşüm maliyetlerinizin azalması ve dönüşüm oranlarınızın yükselmesi bir optimizasyonun sonucu değildir. Matematiksel olarak doğal bir sonuçtur.

Şimdi CPA değerini azaltmak için neler yapabiliriz inceleyelim;

CPA değerinizi azaltmak için şehir özelinde hedeflemeler yapabilirsiniz. Örneğin İstanbul ve İzmir’de CPA değeriniz 5 TL iken Bursa ve Aydın’da 15 TL ise, bu şehirlerdeki bütçenizi kısıp (bu şehirler özelinde değişik promosyonlar düzenlemekte denenebilir) CPA değerinizin daha düşük olduğu şehirlere aktarıp oralardaki hacminizi arttırmayı deneyebilirsiniz. Bu hamle dip toplamdaki CPA değerlerinizi de düşürecektir.

Gün içerisinde saat dilimlerine ve günlere göre performansınızı mutlaka analiz etmelisiniz. Pazar günleri CPA değerinizin çok yükseldiğini tespit ettiyseniz, bu güne özel promosyonlar deneyebilirsiniz. Örneğin Pazar günü yapılan alışverişlerde kargo bedava kampanyası ya da aynı gün kurye ile teslimat gibi o güne özel aksiyonlar dönüşümlerinizi yükseltip CPA değerinizi azaltabilir.

Promosyonların işe yaramadığı ya da size maliyetinin getirisinden fazla olduğu durumlarda (sonuç olarak promosyonlarda dönüşüm maliyetinize eklenecektir) o güne ait reklam harcamalarınızı diğer günlere dağıtmayı deneyebilirsiniz. Aynı aksiyonları günün belirli saatleri için de alabilirsiniz.

Örneğin saat 18:00-20:00 arasında CPA değerlerinizin çok yüksek olduğunu tespit edebilirsiniz. Bu saat aralığında insanlar genellikle mesailerini bitirmiş ve yolda olacaklardır ya da akşam yemeği öncesinde olacaklardır. Bu zaman aralığında kullanıcılar özellikle mobil cihazlardan aramalarına ve site ziyaretlerine devam edecek fakat bunlar satışa dönüşmeyecektir. Bu saat aralığında mobil cihaz hedeflemelerinizi kaldırabilir, desktopta da özellikle AdWords tekliflerinizi düşürebilirsiniz.

AdWords-schedule-bid-adjustments

Hacim bizim için oldukça önemlidir kaldı ki, gerek hafta sonu gerekse de CPA değerlerinin yüksek olduğu saat dilimleri sonraki gün ve zaman dilimlerine destek sağlıyor olabilir. Bu sebeplerle özellikle desktop için reklam çalışmalarınızı tamamen kapatmak yerine AdWords, Facebook vb kanallarda tekliflerinizi kademeli olarak düşürmenizi öneriririm. Özellikle CPM çalıştığınız display mecralar için ise yayın kesme düşünülebilir.

Açılış sayfalarınızı da doğru seçmeniz ve optimize etmeniz de CPA değerleriniz üzerinde doğrudan etkili olacaktır. Ücretli trafiğinizi yanlış bir sayfaya yönlendirirseniz, kullanıcının aradığına ulaşması zorlaşacak bu da CPA değerinizi yükseltecektir.

landing-page-optimization-checklist

Alınabilecek bazı aksiyonlarla örneklendirmek isterim;

AdWords search özelinde Arçelik Buzdolabı araması yapan bir kullanıcıyı ana sayfa ya da tüm markalara ait buzdolaplarının sergilendiği listeleme sayfasına yönlendirmemelisiniz. Arçelik 2470 Nex buzdolabı araması yapan kullanıcıları da bütün Arçelik buzdolabı modellerinin listelendiği bir sayfaya kesinlikle düşürmemelisiniz.

Kullanıcı yaptığı arama ile birebir eşleşen sayfaya yönlendirilmelidir. Reklamınıza tıkladıktan sonra gittiği sayfada ürünü sepete ekleme dışında başka bir hamleye ihtiyaç duymamalıdır. Daha jenerik aramalar için de aksiyonlar alabilirsiniz. Örneğin en ucuz buzdolabı aramasını kampanyalı ya da indirimdeki buzdolaplarının olduğu bir sayfaya yönlendirebilirsiniz. Sitenizde gerekli filtreleme özellikleri mevcutsa, ürünleri ucuzdan pahalıya listeletip bu sayfaya da yönlendirme yapabilirsiniz.

Ekran Resmi 2016-09-05 00.46.05

Sattığınız buzdolaplarının bazılarında kampanya yaptığınızı bunun için de özel bir sayfa hazırladığınızı düşünelim. Facebook ve bazı display mecralarda da bütün trafiğinizi bu sayfaya düşürdüğünüzü. Bu yanlış bir hamle olabilir, bazı ürünlerinizde kampanya olması diğer ürünlere duyulabilecek ilgiyi ortadan kaldırmayacaktır.

Kampanya sayfanızdaki ürünlere talep düşündüğünüz kadar yüksek olmayabilir. Bu durumda tüm yazılarımda da vurguladığım gibi test sürecine girmelisiniz. Kullanıcıların %50’sini kampanya sayfasına %50’sini de tüm ürünlerin listelendiği sayfaya düşürmelisiniz. Tüm ürünleri listelediğiniz sayfaya da bir kampanya duyurusu ve yönlendirmesini mutlaka eklemenizi öneriririm. Yeterli veriyi elde ettikten sonra da trafiği hangi sayfaya yönlendireceğinize karar verebilirsiniz.

Belki genel sayfada çok fazla ilgi gören bir ürünü tespit edebilir bunu da kampanya sayfanıza ekleyerek dönüşümlerinizi arttırıp CPA değerinizi düşürebilirsiniz. Unutmayın sürekli test süreçlerine girmeli ve en doğru veriyi elde edene kadar çok keskin aksiyonlar almamalısınız.

Mobil cihazlardan gelen trafik son yıllarda katlanarak arttı. Fakat dönüşüm oranları için aynı şeyi söyleyemeyiz. Yapılan analizlerde desktop ve mobil arasındaki paslaşmaların etkisi kayda değer görünüyor. Yani bir kullanıcı Google aramasını mobil üzerinden yapıp, satın alma işlemini desktop üzerinden tamamlayabiliyor. Daha nadir de olsa tersi durumda gerçekleşebiliyor. Fakat bunun gerçekleşmesi için gerçekten iyi bir mobil siteniz olması gerekli.

İyi bir mobil siteniz yoksa, mobili sadece Google search için kullanmanızı bunu yaparkende tekliflerinizi olabildiğince düşük tutmanızı öneririm. Mobil sitesine güvenenler de desktop için bütçe sıkıntısı yaşamadıkları durumda mobili kullanmalı burada da tekliflerini kontrol altında tutmalıdır. Tabii ki tüm bu söylediklerim CPA değerlerinizi azaltmak üzerine stratejiler. Yoksa mobilin etkisi günden güne artmakta ve bu mecralara da yatırım yapmak gerekmektedir. Sadece mobil cihazları kullanan bir kitlenin de var olduğunu ve bunlarında değerli kullanıcılar olduğunu unutmamak gerek.

mobile-ads-best-practices-settings

Örneğin İOS kullanıcılarının sepet ortalamasının genellikle yüksek çıktığını söyleyebilirim. CPA değeri yüksek olmasına rağmen ROI anlamında çok daha pozitif olabilir bu kullanıcılar. Bu yüzden bu müşterileri de tamamen kaybetmemeliyiz.

Sonuç olarak, CPA değerlerinizi düşürmek için bol bol test ve analiz yapmanızı, tüm ekip üyelerinin fikirlerinden faydalanmanızı (herkesin her zaman için gözden kaçırdığı şeyler mutlaka olabilir), aldığınız aksiyon ve sonuçlarını mecra özelinde değerlendirmenizi öneriririm.

 

Doğuş Grubu ve Güney Kore'li SK Grubun birlikte hayata geçirdiği pazar yeri girişimi n11.com'da Kıdemli Dijital Kanallar Yöneticisi olarak çalışan Aykut, daha önceden de Doğan Online bünyesindeki hepsiburada.com, yenicarsim.com, daybuyday.com ve altincicadde.com gibi sitelerin dijital pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesinde görev aldı. Google AdWords, Google Analytics ve Facebook kalifikasyon sertifikalarına sahip olan Aykut, SEM Akademi bünyesinde AdWords eğitimleri vermekte ve sektörel yazılar yazmaktadır.

2 Comments

  1. Çok verimli bir yazı,

    Mobil saatlerinde yani iş çıkışında mesela ben özel kampanya yapıp reklam bütçemi burada kullanıyorum ve işe yarıyor. Burada verdiğim/sunduğum bir kupon kodu varsa da bunu mutlaka kullanıyorlar.

    Saat bazlı çalışmada ben daha ilginç bir şey denedim dönüşüm oranının en yüksek olduğu saat aralığını aldım ve tamda burada kargo bedava kampanyası yaptım CR 6 katına çıktı.

    Oturum ve CR’nin en düşük olduğu zaman aralıklarında da denedim tabi ki yani gece kampanyaları gibi, gelen trafik bakıp gidiyordu bende bu trafiği alışverişe yönlendirmeye çalıştım.

    Şehir bazlıyı direk deneyeceğim bakalım ne dönüş olacak. Benzeri çalışmalar yapmıştım ama ben sepet ort. yüksek olan şehirlere pahalı ürün kampanyaları sunmuştum.

  2. Hakan Selam,

    Kusura bakma yorumu yeni gördüm. Değerli yorum ve katkıların için çok teşekkürler. Çok güzel ve denenebilecek örnekler bunlar, yazının okuyucuları kaçırmamıştır umarım.

Bir Cevap Yazın

Bir Elmanın İki Yarısı: Çalışan Deneyimi ve Müşteri Deneyimi

Müşterilerin gönlüne dokunmadan unutulmaz bir müşteri deneyimi yaşatamayız,

“..gönle dokunacak olansa ancak bir başka gönüldür..”

Profesyonel dünyanın biçimsel nesneleriyle, jargonlarıyla ne kadar maskelemeye çalışsak da insanın aradığı önce insandır.

Müşteri deneyimi üzerine yapılan bir çok araştırmada deneyimi oluşturan unsurlar içinde “çalışanların müşterilere davranış ve tutumları” oldukça önemli bir ağırlığa sahiptir. Yine bir çok araştırmada müşterilerin şirketleri terk etmesinin birinci nedeni olarak yaşadıkları ürün/hizmetle ilgili aksaklıklardan öte şirket çalışanlarının onlara karşı yaklaşım ve tutumları olduğunu bize göstermiştir.

Çalışanların tutum ve davranışlarını belirleyen en güçlü etmen ise o şirketteki “çalışan deneyimi”dir.

Müşterilerine unutulmaz deneyimler yaşatacak olanlar, şirketin çalışanları olduğu için, şirketin de çalışanlarına unutulmaz bir “çalışan deneyimi” yaşatması gerekir. Bir şirketteki çalışma deneyimi müşterilere yaşatılacak olan deneyime hem dolaylı hem de doğrudan bir etki yapacaktır. Aslında giderek -özellikle hizmet sektöründe- müşteri deneyiminin çalışan deneyiminin bir yansıması olduğunu dahi söyleyebiliriz. Adeta bir elmanın iki yarısı gibi.

Bir şirketin, müşterilerinin gönlünde taht kurması için öncelikle çalışanlarının gönlünde taht kurmaları gerekir.

Müşteri deneyimi yönetimindeki örnek uygulamaları ile tüm sektörlere ilham veren Zappos‘un kurucusu Tony Hsieh‘e kulak verelim:

“Başarımızın sırrı çalışanlarımıza değer vermekten ve 7/24 kesintisiz canlı hizmet veren müşteri servisimizden geliyor. Sunduğunuz ürün ne kadar mükemmel olursa olsun, eğer kaliteli bir müşteri hizmeti sunmuyorsanız, hedeflerinize ulaşamazsınız. Başarılı bir müşteri hizmeti için ise, mutlu çalışanlara ihtiyacınız var. Kısaca başarının sırrı çok basit: Çalışanlarına değer ver ve iç dinamiklerini ortaya çıkart!”

Zappos-1

Nasıl ki müşteri deneyimi sadece pazarlama ve satışın değil tüm şirketin bütünsel olarak yaratacağı ve sunacağı bir ilişkiler bütünüyse, “çalışan deneyimi” de sadece IK’nın değil şirketin bütününü kapsayan bir ilişki ve deneyimler bütünüdür.

Çalışan deneyimi: Fiziksel çalışma koşulları, İş yapma biçimleri, Performans Sistemleri, Organizasyon yapısı, Şirkete hakim olan yönetsel iklim, Şirket içi iletişim kültürü, Kararlara katılım, Yaratıcılığın ve gelişimin desteklenmesi, Bireylerin kendini ifade edebilmesi, Şirket içi sosyal yapılar, Güven, Dürüstlük, Adalet, Sevgi, Saygı ve Yardımlaşma gibi evrensel insani değerlerin gözetilmesi ve yaşatılması vb. bir çok boyutu olan bir süreçtir.

Güven, dürüstlük, yardımlaşma gibi kavramlar hepimize öylesine tanıdıktır ki hepimizin insan olarak doğalında sahip olduğumuz bir değer olduğunu düşünürüz. Sadece iş dünyasına değil insanın yaşamının her boyutuna yer etmiş bu türden kavramlara o kadar alışırız ki sahip oldukları derin gücü hafife alma eğilimindeyizdir. Çoğunlukla profesyonel dünyanın kavramsal dünyasında kendilerine yer bulamazlar, bulsalar bile küçümsenerek karşılanırlar.Oysa tüm bu türetilmiş kavramların merkezinde güven, sevgi, saygı ve yardımlaşma vardır.

caliandeneyimi3İnsana hangi profesyonel elbiseyi giydirmeye çalışırsak çalışalım o elbisenin altındaki “ruhu” asla şirketin dışında tutamayız. Ruhsuz ve zekayı yücelten bir çalışan anlayışının egemenliği, sergilediği başarısızlıktan sonra nihayet terk edilmeye başlandı. Değerler hiç bir dönemde bugünkü kadar iş dünyasında tartışılmamıştı. Nihayet hem müşterilerin hem de çalışanların “insan” oldukları idrak edilmeye başlandı.

Sosyal sermayenin kalbini oluşturan “güvenin” tesisi için hem çalışanların bir birine hem de şirketin yönetim kadrosuna güvenmelerini sağlamalıyız. Çalışanlar, şirketlerin çalışanlara dönük uygulamaları ve davranışları aracılığıyla o şirketin niyeti hakkında fikir sahibi olurlar. Özellikle bencilce sadece şirket çıkarlarını koruyan uygulamalar, tek yanlı performans sistemleri çalışanların güvenini tüketen en önemli unsurdur.

Çıkar birliğinin sağlanması gerekir. Bu ise tam bir açıklık politikasını gerektirir. Şirketin hedefleri ve niyetleri konusunda çalışanlarıyla açık bir iletişim içinde olması gerekir. İnsanlar bindikleri otobüsün nereye gittiğini bilmek isterler. Şirket olarak siz bir belirsizlik yaratırsanız o belirsizlik bir şekilde çalışanlar tarafından yüklenecek anlamlarla ortadan kaldırılacaktır. Çoğunlukla gerçeklerle değil dedikodularla.

calisandeneyimi7Açık iletişim sadece tek yönlü bir bilgilendirmenin ötesine geçerek çalışanların da sürece katkı sağlamasına ortam sağlamalıdır. Bu konuda yöneticilerin ön ayak ve cesaretlendirici bir tutum sergilemeleri gerekir. Yöneticiler, farklı görüşleri (çoğunlukla zannedildiği gibi) otoritelerini zayıflatacak bir tehlike gibi görmeyip takımlarının yaratıcı zenginliği olarak görmelidir.

Özellikle yeni çalışanlar bu konuda oldukça hevesli ve cesaretli olarak işe başlarlar. Bir çok yönetici ise yarattığı korku ve kontrol kültürünün tehdit edildiğini düşünüp bu hevesi öldürmek için elinden geleni yapar. Yeni çalışan, bir kaç denemeden sonra şirketin kültürüne yenik düşerek hevesini kaybeder. Bu şekilde yöneticiler yeni çalışanın sadece işine odaklanmasını sağlamış olur. Düşünmeyen, sorgulamayan, katkı sağlamayan çalışan ordusuna bir kişi daha eklenir. Daha sonra da şirketin neden yaratıcı olamadığı, istenilen başarının neden gelmediği, çalışanların neden motivasyonlarının düşük olduğu sorgulanır.

supermanmanegerYöneticinin anlaması gereken, günümüz dünyasında tek başına ne kadar yetenekli bir ‘Süpermen’ olduğunun bir öneminin kalmadığıdır. Bir yöneticinin gücü birlikte çalıştığı insanların güçlerinin ortalaması kadardır. Çalışanların gücünü arkasına almanın yolu, pozisyonun sağladığı biçimsel otoritenin sonucu olan boyun eğmeden ziyade çalışanların sevgi ve saygısına dayanan bağlılıktan geçmektedir. Çalışanlara samimiyetle saygı göstermeden onların içtenlikli saygısını kazanamazsınız. Bu ise her şeyden önce insani bir ilişkiyle başlar. Onlara bir çalışan olmalarından önce insan gibi davranarak.

Açık iletişim “anlaşılmaya” da odaklanmalıdır. Bir şeylerin çalışanlara yazılı ya da sözlü aktarılmış olması onun anlaşıldığı ve benimsendiği anlamına gelmez. Bu otorite düşüncesine ters gelebilir, çalışanlara düşen üstlerinin onlardan istediklerini benimseyerek yerine getirmelidir diye düşünebiliriz. Yöneticinin “anlaşılmak” üzerine çaba göstermesi zayıflık belirtisi olarak görülebilinir. Ancak çalışanların sürece katılması, onların düşüncelerinin alınması, yapılması istenilen şeyin gerekçelerinin ve şirkete olan katkısının anlaşılmasını sağlamak ve olası itirazların dikkate alınmasının bir çok kritik faydası vardır.

Öncelikle hiç bir yönetici tüm çalışanların toplamından daha zeki değildir. Çalışanlardan gelen katkılarla bazı düşünceleriniz daha da zenginleşecek ve uygulamanın kalitesini arttıracaktır. Yönetici olarak gözden kaçırabileceğiniz detayların ortaya çıkmasına imkan verecektir. Çalışanlar tarafından sürece dahil oldukları uygulamaların sahiplenilmesi ve korunması sağlanmış olur. Çalışanları bunun için kontrol etme ihtiyacınız azalır. Takım içindeki çalışanlar ortak karardan dolayı kararın uygulanmasında birbirlerini hem motive ederler hem de iç kontrolü sağlarlar.

calisandeneyimi2En önemli faydalarından biri ise “istemli körlüğün” oluşmasını engellemeye yardım eder. Çalışanların düşüncelerine değer verildiğini bizzat görmeleri ve yaşamaları onların şirketi sahiplenmesi ve gelişimine katkı sağlamak için düşüncelerini paylaşma konusunda cesaretlendirir.

Çalışanların şirketlerinin gözünde kendilerini “değerli” hissetmeleri güven ortamının bir diğer bileşenidir. Bu “değer” her şeyden önce yukarıdaki gibi onları karar süreçlerine dahil ederek sürekli beslenir. Bu değerin oluşması ise daha işe alım sürecinde ve oryantasyon aşamasında başlar ve şirkette geçirilen ilk aylarda iyice yerleşir. Çalışanların kendi yeteneklerinin ve ihtiyaçlarının keşfi ve geliştirilmesi konusunda, şirketinin ortaya koyduğu çaba ve özen bunun ilk işaretleridir.

Daha sonraki zamanlarda şirketin sürekli olarak çalışanın gelişimine yaptığı eğitim yatırımları, şirkete sağlayacağı bir çok fayda kadar çalışanın kendisini değerli hissetmesini de sağlar. Değer görme anında karşılığını yaratır, çalışan da şirketine, yöneticisine değer vermeye başlar. Ve şirkette bir güven kültürünün oluşmasına katkı sağlar.

Açıklık, güven için bir diğer kritik unsur olan “dürüstlüğü” de gerektirir. Çalışanlara karşı dürüst olmak hem onlara karşı şeffaf olmayı hem de verdiğiniz sözleri tutmanızı gerektirir. Yöneticilerin sıkıntılarından birisi de çalışanların bahaneleridir. Açıklık ve dürüstlüğün olmadığı ortamlarda bahaneler oldukça popülerdir. Gerek korku gerekse anlaşılamama endişesi ile çalışanlar gerçekleri paylaşmaktan kaçınırlar.

Onlara karşı dürüst olmak çalışanlarından yöneticilerine karşı dürüst olmasının yolunu açar. Çalışanlarına bir takım sözler verdiyseniz ve bunun çoğunu yerine getiremediyseniz aranızdaki güven hızla kaybolacaktır. Güven en çok yaptığınızı söyleyerek ve söylediğinizi yapmakla kurulur.

calisandeneyimi6

Bir çok şirkette manevi atmosferin ağırlıklı olarak korku ve kontrol kültürüyle şekillendiğini görürüz. Korku kültürü, deneyimin en güçlü düşmanlarından biridir. Korkmuş ve istemli körlüğe teslim olmuş çalışanlar, açıkça konuşmaya ve fikirlerini paylaşmaya isteksizdirler.

Korku, inisiyatif alma cesaretini ortadan kaldırır. Çalışanların görev tanımlarına sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerinden istenileni yapmanın dışına çıkmalarına engel olur. Yaratıcılık, işi zenginleştirme ve kişisel katkı ortadan kaybolur. Çalışanların kendileri olmalarını engeller ve deneyimin kilit unsurlarından biri olan içtenliği ve kalpten gelen coşkuyu ortadan kaldırır.

Geride elinize belki mükemmel tasarlanmış iş süreçlerine harfiyen uyan ama ruhsuz bir çalışan ordusu kalır.

Ürün ve hizmet sunmaktan deneyimin dünyasına geçiş yapacak olan her şirketin, oyuncularını hazırlarken, doğru oyuncuları seçmek ve eğitimlerle onların yeteneklerini geliştirmek kadar oyuncuların içinde yaşadığı manevi atmosfere de özen ve ilgi göstermesi gerekir. Müşteri odaklı, hatta her şeyden önce insan odaklı bir şirketin güven, dürüstlük, karşılıklı saygı ve yardımlaşma üzerine kurulu bir atmosferi yaratması için, odağına koyduğu “insana” hak ettiği değeri göstermesi yeterlidir.

calisandeneyimi4

İnsan odaklılık “niyetle” başlasa da en çok şirket içi uygulamalarımızda sergilediğimiz davranış ve tutumlarımızla hayat bulur. “Şirketinizi sevin” diyerek çalışanlardan isteyebileceğimiz bir şey değildir sevgi. Sevgi daha çok bir sonuçtur. Şirket olarak bu sevgi ve bağlılığı yaratacak olansa güven ve adaleti tartışmasız ve istisnasız olarak tüm şirket çalışanlarına sağlamak ve onlara insanın hak ettiği değeri ve saygıyı her koşulda göstermektir.

Tüm bunlar şirket olarak, çalışanların içinde yaşamaktan mutlu oldukları bir manevi atmosfere kavuşmamızın anahtarlarıdır. Bir çok bilimsel araştırmada da ortaya çıkarıldığı gibi, çalışanların şirketlerinden en çok bekledikleri de budur.

Şirketler çalışanlarına nasıl davranırlarsa çalışanlar da işlerine ve müşterilerine aynı doğrultuda davranacaklardır. Belli sınırları kontrol edebiliriz, işlerin yapılış şeklini ve standartlarını denetleyebiliriz. Ancak işin niteliğini çoğunlukla belirleyecek olan yeteneğin ve kişisel katkının, iş süreçlerine tümüyle dahil olmasını ancak çalışanların tutku ve coşkusuyla sağlayabiliriz. Tutku ve coşkunun hayat bulması ve şirketin çekirdek ideolojisine tam bir adanmışlık içinse çalışanların ruhlarını harekete geçiren bir çalışan deneyimine ihtiyacımız var.

Hayranlık uyandıran bir müşteri deneyimi yolculuğunu sağlayacak olan en çok da böylesine bir “çalışan deneyimi”nin yaratacağı adanmış ve tutkulu çalışanlardır.

Bu yazı Ercan Kalit tarafından kaleme alınmıştır.

Yuvako Yeni Hizmeti Alıcı Danışmanlığını Hayata Geçirdi

Gayrimenkul sektörünün dijitalleşmesinde lokomotif görevi gören Yuvako büyümesini ve yatırımlarını hızlı bir şekilde sürdürüyor. 2016 yılının Ekim ayında kurulan Yuvako çok kısa bir sürede büyük bir ivme yakalayarak gayrimenkul sektörünün önemli isimlerinden biri olmayı başaran Yuvako her ay 4 milyon kişiye ulaşma başarısını yakalamış durumda.

Yuvako’ya dair diğer önemli veriler ise şu şekilde;

-Yuvako’nun portföyünde 1000’in üzerinde ev bulunuyor.

-Yuvako’ya İstanbul’da 6binin üzerinde kişi ev alım, satım ve kiralama talebiyle başvuru da bulundu. Bu veri teknoloji, verimlilik ve start up zihniyeti sayesinde şimdiden yaklaşık 150 emlakçının yaptığı işi küçük bir ekip ile Yuvako’nun yapabildiği anlamına geliyor.

-Yuvako’nun evleri 160 bin defa 3D ortamda gezildi.

-İstanbul’un dışında yurt dışında ev almak isteyen kişiler için Miami ve Kıbrıs’ta ev satışına başladı.

-Projelerini daha hızlı satmak isteyen 15 adet inşaat firmasına da hizmet vermeye de başladı.

Tüm bu gelişmelerin ardından Yuvako sektörde yine adını duyuracağı bir yeniliğe imza atarak sadece Yuvako’da bulunan ‘Alıcı Danışmanlığı’ hizmetini müşterilerinin kullanımına sundu.

Peki nedir bu Alıcı Danışmanlığı?

Alıcı Danışmanı hizmet almak isteyen kişiye objektif olarak danışmanlık yapan bir sistem. Klasik olarak tabir ettiğimiz emlakçıların daha çok ev sahibinin yanında olarak elindeki evi bir şekilde müşteriye satma çabasının müşterinin zararına olarak sonuçlandığı iç görüsü ile ortaya çıkmış bir hizmet aslında. Yuvako da müşterilerinin zarara uğramaması adına bu sistemi geliştirmiş durumda.

Yuvako Alıcı Danışmanları: 

  • Odaklarına alıcının ihtiyaçlarını ve isteklerini koyar.
  • Onları hayal ettikleri yuvaya ulaştırmak için Yuvako teknolojisi ile tüm piyasayı anlık şekilde takip eder. Hiç bir ev sahibine bağlı olmadan, uygun fırsatları sizin için yakalar.
  • Beğendiklerinizi evinizin rahatlığında 3D şekilde gezmenizi sağlar.
  • İstediğiniz evi en iyi fiyata alabilmeniz için bağımsız değerleme raporlarını kullanır, profesyonelce pazarlık eder.
  • Baştan sona tüm süreçte, siz arzu ettiğiniz evi en iyi şartlarda satın alana dek yanınızda olur. En önemlisi, bu hizmet için cebinizden hiç bir ek masraf çıkmaz.
GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Black Friday Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link

BLACK FRIDAY

Marketing Meetup'ta Bugün Tüm Biletler 42,90 €
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
Kalan Kontenjan: 22
close-link
€42,90 Bugün Marketing Meetup'ta Tüm Biletler İndirimli
Black Friday