Bir Markanın Başına Gelebilecek En Kötü Şey: IŞİD’le Anılmak 0

Köy yerini bilirsiniz, herkes yaptığı işle veya ailesinin geçmişiyle anılır: Fıstıkçıların Mustafa, İplikçilerin İbrahim… İsminin başına gelen şey aslında o kişinin markası haline gelmiştir ve kişiyle ilgili tüm olumlu-olumsuz yargılar o sıfatla anımsanır. O aile için ismin itibarı her şeyden daha çok önem arz eder. “İsme leke sürdürmemek” hayat memat meselesidir.

Kötü bir olaya “Yok yok İplikçilerin İbrahim yapmaz öyle şey” deniyorsa bu İbrahim’in yarattığı itibar, marka değeridir. Manevi bir sermayedir aslında. Ticarette bir hile yaptığı ortaya çıkarsa “Babası hiç öyle değildi” denir. Bu da marka mirasıdır. İbrahim marka mirasına zarar vermiştir artık. Önceden İbrahim’in babası diğer esnaflardan pahalı sattığı halde daha çok tercih edilirken artık oğlu piyasa fiyatında bile satamaz hale gelir.

Ama ya bu kişi bir iftiraya kurban gittiyse?

Toyota’nın başına gelen budur. Marka ailelerinin yer aldığı global köyde art niyetli müşteriler ve aracılar tarafından istismara uğramıştır. Her kanlı vakada ve propoganda içeren videoda suç nesnesi olarak yer almış ve bunu kontrol etme imkanı bulunmamıştır.

Dünyanın en büyük ikinci araba üreticisi, 49 milyon dolar değeri bulunan ve dünyanın en değerli 6. markası (Interbrand 2015 raporuna göre) ve dünyanın en büyük reklam verenlerinden biri. 5 senedir ölümle ve cihadla yan yana anılıyor.

Haber kaynaklarında yazdığına göre Toyota Irak, Ürdün ve Türkiye sınırlarından üçüncü sahipleri tarafından IŞİD’e ulaştırılıyor ve marka tarafından takibi imkansız hale geliyor. Tercih edilme sebebinin de -özellikle Hilux modelinin- dayanıklılığı, 4 çeker olması ve kasasında ağır silah kaldırabilmesi olduğu düşünülüyor. Marka aynı zamanda Ortadoğu’nun ezici üstünlüğe sahip otomotiv pazarı lideri. Yani bu insanlar barış halinde de bu aracı kullanıyorlar.

Peki buna karşı marka ne yapıyor?

Toyota Halkla İlişkiler Müdürü Ed Lewis basın aracılığıyla modifiye ederek terör amaçları için kullanılmasına karşı çok katı kuralları ve denetimleri olduğunu paylaşmış. Buna rağmen üçüncü satıcıdan itibaren arabanın kimde olduğunu tespit edemediklerini dile getirmiş. ABD Hazine Bakanlığı’nın Ortadoğu’ya uluslararası para akışının güzergahının araştırılması konusunda destek vereceklerini de belirtmiş.

Bu durumda yapılabilecek en mantıklı şey gibi görünüyor. Çünkü basında ne kadar çok IŞİD’le bağlarının olmadığını dile getirirse aslında markayı örgütle o kadar çok yan yana zikretmiş olacak. Bunun sonuçlarını zihinlerden temizlemek de çok pahalı bir iş.

Bu algıyı değiştirmek ciddi zaman ve emek alacağa benziyor.

Yapımcı-Reklam Yazarı @graphxajans

Bir Cevap Yazın

2017 Müşteri Deneyimi Yönetimi Trendleri 1

Walker’ın yayınladığı son “Customers 2020” araştırma sonuçlarına göre “müşteri deneyimi” markalar için ürün ya da fiyattan daha öncelikli bir ayırt edici unsur olacak. Yine Gartner’ın yaptığı araştırmaya göre önümüzdeki 5 yıl şirketlerin birinci önceliğinde Müşteri Deneyimi Yönetimi olacak. Sonuçlar, araştırmaya katılan şirketlerin %50’sinin 2017 ve 2018’de “müşteri deneyimi” yatırımlarını arttıracağını ortaya koyuyor.

Şirketlerin “müşteri deneyimini” ana stratejileri haline getirmelerinin en temel nedeni: yapılan bir çok araştırmanın ortaya koyduğu gibi Müşteri Deneyimi ile Müşteri Sadakati, Müşteri Mutluluğu ve Satış arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olmasıdır.

Müşteri Deneyimi, en temelde müşterilere dokunduğunuz tüm temas noktalarında onlarla kurduğunuz ilişkiler sonunda oluşan algılarının ve hissettikleri duygularının bütünüdür. Müşteri Deneyimi Yönetimi ise; iş süreçlerini yönetmekten bu süreçlerdeki “duyguyu” yönetmeye geçişi ifade eder. İçeriden dışarıya bakış açısı olarak adlandırdığımız “merkeze şirketinizi” alma bakış açısını tersine çevirip, dışarıdan içeriye bakış açısı ile “merkeze müşterinizi almak” ve buradan hareketle tüm süreçlerinizi yeniden inşa etme anlayışına geçişi anlatır.

Hala birinci gündem maddeniz “müşterileriniz” değilse, kendinize “müşterilerimiz bu süreçlerde bizimle olan ilişkilerinde nasıl bir duygu yaşıyorlar?” diye sormamışsanız 2017’deki ilk yönetim kurulu toplantınızı bu soruya ayırmanızı öneriyorum. Sektörünüz ne olursa olsun şirketlerin büyük çoğunluğunun kendilerini “hizmet sektöründeyiz” diye tanımladığı “müşteri çağında” ihtiyacınız olan farklılaşmanın ve müşteri sadakatinin anahtar unsuru müşteri deneyimi yönetimidir.

Birçok uluslararası danışmanlık ve araştırma kuruluşlarınca ortaya konan 2017 yılı müşteri deneyimi trendlerini, ülkemizdeki mevcut müşteri deneyimi anlayışını da düşünerek sizler için 10 başlıkta toparladım. 2017 planlarınız için yol gösterici olmanızı dilerim.

musteri-deneyim-tasarimiMüşteri Deneyimini Tasarlamak

Siz yönetmezseniz de hatta gündeminizde olmasa bile müşterileriniz sizinle olan mevcut ilişkilerinde bir deneyim yaşıyorlar. Bu deneyim 1-10 ölçeğinde; 1:Hayal kırıklığı yaratan bir deneyim de olabilir, 10:Hayranlık uyandıran bir deneyim de. Ya da en iyimser ifade ile 7-8 bandında Sıradan bir deneyim yaşıyordur. Müşteri deneyimi yönetiminin ilk evrelerindeki şirketler deneyimin ve duyguların önemini farkedince öncelikle mevcut deneyimin olumlu olması yönünde çaba ortaya koyarlar. Bu anlaşılır olmakla birlikte yeterli değildir.

Deneyim ekonomisinin güçlü oyuncuları mevcut deneyimi iyileştirmekle yetinmezler, müşteri deneyimlerini bizzat tasarlar. Çekirdek ideolojilerine uygun olarak yaşatmak istedikleri duyguyu merkeze alarak tüm temas noktalarını kapsayacak şekilde deneyim kurgusunu oluşturup tasarımını yaparlar. Tıpkı bir oyun sahneler gibi, hem oyunun ana hikayesini (deneyimin ana teması) senaryoları, alt senaryoları, oyuncuları (çalışanlar) rolleri tasarlarlar.

musterinin-sesiMüşterinin Sesini Duymak

Müşteri deneyimi yönetimi için en kritik konulardan birisi müşterinin sesini duymak ve çeşitli kanallardan elde edilen verileri anlamlı hale getirerek deneyim yaratmak için kullanmaktır. Günümüzde müşterilerin sesini eğer dinlemeye niyetliysek birçok farklı kanaldan duyabiliyoruz. Şirket içi kaynaklar, sosyal medya, web sitemiz, call center vb. birçok kanaldan akan verileri müşteri bazında anlamlı hale getirmek ve bu anlamlı bilgileri deneyim sahnesindeki oyuncuların (çalışanlar) kullanımına sunmak ve müşterilere unutulmaz deneyim yaratmakta kullanmak en öncelikli konuların başında geliyor.

Bu alandaki teknolojik çözümler oldukça fazla ve giderek de artmakta. Topladığınız bu verileri satış ve pazarlama odaklı kitlesel kampanyalarda kullanmaktan önce müşterilerimizi tanımak ve onlara yaşatacağımız deneyimde nasıl kullanabileceğinizi düşünmemiz gerekiyor. Teknolojinin yaygınlaşmasına paralel müşteriler eskiye oranla bir çok dijital iz bırakıyorlar. Aynı zamanda müşteri geri bildirimlerini bırakmakta eskiye oranla daha rahat ve cesurlar.

Gartner’ın araştırmasındaki önemli bulgulardan birisi de şirketlerin büyük çoğunluğunun 2017 öncelik listesinde müşteri geri bildirimleri var. Geri bildirimler mevcut sunduğumuz deneyimi ölçümlemek, zenginleştirmek ve gerekli olduğunda yeniden tasarlamak konularında ihtiyacımız olan kritik bilgileri bize sunarlar. Geri bildirimleri sadece şikayet yönetimi odağından çıkarıp deneyim odağında yeniden ele almak gerekiyor.

musteri-deneyimi2Teknolojiyi Müşteri Odaklı Kullanmak

Teknoloji geçen yıllarda olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da müşteri deneyimini etkilemeye ve şekillendirmeye devam edecek. Hatta öyle uygulamalarla karşılaşmaya başladık ki başlı başına bir dijital deneyimden bahsedebiliriz. En uç noktada insansız bir müşteri deneyimi yaratan girişimler var. Amazon’un deneme aşamasındaki insansız mağazaları, Virgin’in insansız otel konsepti gibi girişimler teknolojinin uç noktadaki uygulamaları olarak müşteri deneyimini yeniden düşünmemize neden oluyor.

Siri ile popülerleşen sesli arama ya da örneklerini sık sık görmeye başladığımız Chatbot’lar sanal zekanın gelişimine paralel dijital dünyada deneyimler yaratmak noktasında yeni fırsatlar sunuyor. Birçok araştırma şirketinin üzerinde hemfikir olduğu trendlerin başında sesli arama ve chatbotların kullanımının yaygınlaşacağı var.

Henüz chatbot aşamasında değilsek bile, Akıllı telefon ve tabletlerin kullanımı hızla artarken dijital müşteri deneyimi için mobil sitemiz ve aplikasyonlarımız öncelikle odaklanmamız gereken alanlar olmalı.

multichannel1Çoklu Kanallarda Tutarlı Deneyimler İnşa Etmek

Günümüzde markalar müşterileriyle offline ve online çok farklı kanallar üzerinden etkileşimde bulunuyor. Aberdeen Group Inc.’ın araştırmasına göre çoklu kanal yönetiminde etkin bir stratejiye sahip şirketler olmayanlara oranla 2 kat daha fazla müşterilerini elde tutma şansına sahipler. Yine Gartner’ın araştırmasında öne çıkan başlıklardan birisi de çoklu kanalların uyumlu hale getirilmesi.

Birçok şirket sektörlerindeki gelişmeye paralel bilinçli ya da bilinçsiz kendilerini çok kanallı bir yapının içinde buldular. Kanal sayısı arttıkça, her bir kanal bağımsız yapılar olarak evrildiler ve büyüdüler. Birçok şirket doğal bir içgüdü ile operasyonel verimlilik ve maliyet odaklı bir yaklaşımla işleri bu kanallara dağıttılar. Bir mağazaya ya da banka şubesine gittiğinizde X işlemini yapmak için çağrı merkezini aramanız gerektiğini söylediler. Her kanalın kendine özgü dinamikleri ya da maliyetler bunu gerektiriyor gibi gözükse de bu parçalanmış yapı her kanalda farklı deneyimlerin yaşanması sonucunu doğurdu.

Müşteri deneyiminin önemli dinamiklerinden birisi bütünsel olmasıdır. Siz istediğiniz kadar parçalayın müşteriler bu parçaların herhangi birinde olumsuz bir deneyim yaşarlarsa bunu markanın bütününe mal ederler. Hattınız çok iyi çekiyor ve tarifeniz gayet avantajlı olabilir ama eğer telefon operatörünüzün çağrı merkezi sizi üzmüşse büyük olasılıkla hattınızı taşıyacaksınızdır.

2017’nin önemli başlıklarından birisi de bu çoklu kanalları uyumlulaştırmak, müşterilerin tüm kanallarda tek bir deneyimi yaşamasını sağlamak olacaktır. Tüm kanallarda tutarlılığı sağlamak öncelikli hedefimiz olmalı.

Kolaylaştırmak

Müşteri 3.0’ın öncelikli beklentilerinden birisi markayla kuracağı etkileşimlerin kolay olmasıdır. Kolaylık unsuru, “çaba metriği” olarak son yıllarda müşteri deneyim ölçümleme sistematiğinde kendine yer buldu. Bir çok araştırma şirketi “çaba metriğinin” deneyim ölçümlenmesinde ki ağırlığının artacağını öngörüyor.

Müşterilerle olan süreçlerinizi “çaba metriğine” göre gözden geçirmeliyiz. Hizmetlere ulaşmaları ne kadar kolay? Genelde konu ürün ya da hizmeti satmaksa tüm şirketler “kolaylaştırma” konusunda çok başarılı. Ancak satın aldıktan sonra bu ilkeyi birçoğu ihmal ediyor. Satış sonrası müşteri süreçleri o kadar da kolay değil. Müşteriler birçok çözüme ulaşmak konusunda “satın alırken kinden çok daha yüksek bir çaba” göstermek zorunda bırakılıyor.

Müşterilerle temas ettiğiniz her noktada mevcut işlemleri nasıl daha fazla kolaylaştırabilirsiniz? 2017 için güzel bir gündem maddesi!

starbucks-name-cupKişiselleştirmek

Birbirine benzeşen ürün ve hizmet bolluğunda piyasalar küreselleşirken müşteriler ise aksi yönde bireyselleşme eğilimdeler. İletişim devrimi ile sınırların kalktığı dünyada müşteriler bu kalabalık içinde herhangi biri olmak istemiyorlar. Kendi varlıklarının tanınmasını istiyorlar. Kendilerini özel hissetmek, ürün ve hizmetleri kullanarak kendilerini ifade etmek istiyorlar. Anonimleşme ile bireyselleşme arasındaki çelişkinin çözülmesi için ürün ve hizmetlerimizin kişiselleştirilmesi gerekiyor.

Kişiselleştirme, müşterilerin bireysel istek ve beklentilerine göre ürün ve hizmetleri farklılaştırmak demektir. Bu en uç noktada tamamen kişiye özel bir ürün veya hizmet sunmak olabilirken genelde standart bir ürün ve hizmetin kişiye özel dokunuşlarla farklılaştırılarak kişiselleştirilmesi şeklinde de olmaktadır.

Kişiselleştirme için öncelikle müşterilerin kişisel tercihlerini, ilgi ve isteklerini öğrenebilmemiz ve çalışanların kullanımına sunmamız gerekir. Bu ise müşterinin sesini duymayı ve teknolojiyi etkin kullanmayı gerektiriyor.

Satmaktan Önce İlişki Geliştirmeye Odaklanmak

Müşteri deneyimi yönetiminin özünde müşterilerimize birşeyler satmaktan önce onlarla kurduğumuz etkileşimde hayranlık uyandıran bir deneyim sunma anlayışı yatar. Odağa “satışı” değil müşteriyi alır. Satış ve kar müşteri deneyiminin doğal bir çıktısı olarak görülür.

Geçen yıl bir çok global marka, mağazalarını bu anlayışa göre yeniden kurgulamaya başladılar. Apple Store örneğini geçen ay ki yazımda detaylıca ele almıştım.(bknz) Deneyim ekonomisinin güçlü oyuncuları mağaza ve şubelerini ürünlerini sattıkları bir yer olmaktan çıkarıp müşterilerle ilişkilerini geliştirebilecekleri bir yer olarak konumlamaya başladılar.

Bu eksende offline temas noktalarını 2 önemli kriteri zenginleştirmek için kullanıyorlar, kişiselleştirme ve eğitim (bilgi/çözüm sunma). Bir çok marka için çağrı merkezleri en sorunlu temas noktası iken Zappos çağrı merkezindeki hayranlık uyandıran uygulamaları ile müşteri deneyiminin parlayan yıldızlarından biri olmayı başarabildi. Tüm bunların arkasında yatan anlayış önceliği ilişki geliştirmeye vermektir.

calisandeneyimi4Çalışan Deneyimini Geliştirmek

Birçok yazımda ısrarla vurguladığım gibi çalışan deneyimi ve müşteri deneyimi bir elmanın iki yarısı gibidir. Çalışanlarınızın gönlünü kazanmadan müşterilerinizin gönlünde taht kurmak neredeyse imkansızdır. Deneyim ekonomisinin güçlü oyuncuları bunu çok erken farkettiler ve müşteri deneyimi kadar çalışan deneyimine de odaklandılar.

Maalesef ülkemizdeki en sorunlu alanlardan birisi çalışan deneyimi. Mevcut ekonomik koşullar, işsizlik oranları bir çok şirketin çalışan deneyimine gönülsüz ya da bilinçsizce yaklaşmasına zemin hazırlıyor. Müşteri deneyimi konusunda istekli ve coşkulu şirketlerin bile iş çalışan deneyimine gelince aynı coşkuyu göstermediklerini üzülerek görüyorum.

Bazılarının hoşuna gitmeyecek belki ama çalışanlarınıza rağmen, hayranlık uyandıran bir müşteri deneyimi yönetimi yapmanızın bir yolu henüz bulunmadı. Eğer ki deneyim dünyasına adım atmayı düşünüyorsanız ki tüm global araştırmalar artık bunun bir tercih olmadığını orta vadede zorunlu bir süreç olduğunu ortaya koyuyor, çalışanlarınızın mutluluğunu en az müşterilerinizin mutluluğu kadar önemsemeniz gerekiyor. İnsan kaynakları fonksiyonunun çalışan deneyimi yönetimine doğru evirilmesi, bazı şirketlerde “C..” seviyesinde çalışan deneyimi yöneticilerinin olması bunun göstergelerindendir.

Çalışan deneyimi yönetimi için öncelikle mevcut şirket kültürünün “insan odaklı” bir bakış açısıyla gözden geçirilmesi, genel merkez duvarlarına astığımız “adalet, içtenlik vb” fiyakalı değerleri tüm şirket uygulamalarında koşulsuz hayata geçirmeniz gerekiyor.

Müşteri Deneyimi yönetimi “müşteri odaklı” olmaktan bir adım ileri giderek “insan odaklı” olmayı gerektirir. İnsan odaklı olmak, hem müşterileriniz hem çalışanlarınız hem de tedarikçileriniz için kısa vade de olmasa bile uzun vade de doğru yolu size gösterecektir.

Bu yazı Ercan Kalit tarafından kaleme alınmıştır.

Reklamcılar Derneği İlk 6 Ayın Reklam ve Medya Yatırımlarını Açıkladı 0

Reklamcılar Derneği, 2017 yılının ilk 6 ayında, toplam reklam yatırımlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4.88 arttığını açıkladı. Reklam yatırımlarında en büyük payı yine televizyon mecrası alırken, onu dijital ve radyo izledi. Gazete, dergi, sinema ve açıkhava reklam yatırımlarında düşüş görüldü.

Büyüyen yatırımların itici gücü ise; inşaat, finans ve perakende sektörünün ardından, kamu kurumları ve siyasi partilerde oldu.

Reklamcılar Derneği, üyesi olan medya ajanslarından gelen verilerle hazırladığı 2017’nin ilk yarısının toplam reklam yatırımlarını kamuoyuyla paylaştı. Yönetim Kurulu Başkanı Nil Bağcıoğlu sözcülüğünde, Asbaşkan Demet İkiler ve Genel Müdür Ayşegül Molu’nun katıldığı toplantıda, dünya genelinde reklam yatırımlarında yılsonunda yüzde 7,3, Türkiye’de ise yüzde 5 – 10 bandında büyüme beklendiği açıklandı. 5’inci yılını kutlayan Kristal Elma Festivali’nin de konu edildiği toplantıda, Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nil Bağcıoğlu, “5-6 Ekim tarihlerinde Uniq İstanbul’da düzenleyeceğimiz organizasyon; 48 saat canlı müzik, 2 tam gün film gösterimi, 81 konuşmacı, 3 ödül töreni, parti, akşam koşuları, parkur yarışması ve enstalasyonlarla, gerçek bir festival olacak” dedi. Çok önemli konuşmacıların festivale konuk olacağını belirten Bağcıoğlu, Rula Jebreal’in kimlik-islam-kadın-eğitim-yaratıcılık bağlamında anlatacaklarını merakla beklediğine değindi.

Ekonomik krizdeki ülkelerin oranı Türkiye’nin üzerinde

Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Asbaşkanı Demet İkiler toplantıda, 2017’nin ilk yarısında, Türkiye Reklam Yatırımı/GSYH oranının binde 30-35, dünya ortalamasının ise binde 75 civarında olduğunu belirtti. Ekonomik kriz yaşanan ülkelerin Reklam Yatırımı/GSYH oranının Türkiye’nin üzerinde olduğunu da belirten İkiler, 2017 yılsonu beklentisini binde 32 olarak açıkladı.

Kamu kurumları ve siyasi partiler toplam reklam yatırımlarını büyüttü

2016’da, rekabetin yoğun olduğu inşaat, otomotiv ve iletişim sektörlerinin reklam yatırımları artarken, 2017’nin ilk yarısında sıralamada değişiklik oldu. İnşaat sektörü yerini korurken, onu finans ve perakende sektörleri izledi. Kamu kurumları ve siyasi partiler de yılın ilk yarısında, reklam yatırımlarındaki büyümenin itici gücü arasında yer aldı.

Medya reklam yatırımları yüzde 4.88 oranında yükseldi

2016 yılının ilk 6 ayında toplam 3.662.08 milyon TL olan medya yatırımı, 2017’nin ilk yarısında yüzde 4.88 artışla, 3.840,69 milyon TL olarak gerçekleşti.

TV’ler en büyük payı aldı, dijital medya ve radyolar yükselişini sürdürdü

Kural değişmedi, reklam yatırımlarda % 52,78’lik oranla, televizyon kuruluşları yine en büyük paya sahip oldu. Televizyon reklamlarına yapılan yatırım geçen yılın ilk yarısında toplam 1.948 milyon TL iken bu yıl 2.027 milyon TL’ye ulaştı. Dijital medya yatırımları da yükselişini sürdürdü. 2016’nın ilk yarısında toplam 808 milyon TL olan yatırım, bu yılın ilk yarısında yüzde 17,92 artışla toplam 953 milyon TL’ye çıktı. Toplam radyo reklam yatırımı da bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9.91 artışla; 83 milyon TL’den 91 milyon TL’ye yükseldi.

Gazete, dergi ve sinemalara yatırım azaldı

2017’nin ilk yarısında, gazetelere yapılan reklam yatırımı gerilemeye devam etti. 449 milyon TL’ye düştü. Dergilere yapılan reklam yatırımı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11.26 oranında azalarak, 49 milyon TL’den 43 milyon TL’ye düştü. Toplam sinema reklam yatırımı ise yüzde 3.94 oranında azaldı ve 47 milyon TL iken 46 milyon TL oldu.

Açıkhava reklam yatırımları son 7 yılda ilk kez düştü

2010 yılından bu yana yükselişini sürdüren açık hava reklam yatırımları da bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1.48 oranında düşerek, 235 milyon TL’den 232 milyon TL’ye geriledi.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link