Bir Markanın Başına Gelebilecek En Kötü Şey: IŞİD’le Anılmak

Köy yerini bilirsiniz, herkes yaptığı işle veya ailesinin geçmişiyle anılır: Fıstıkçıların Mustafa, İplikçilerin İbrahim… İsminin başına gelen şey aslında o kişinin markası haline gelmiştir ve kişiyle ilgili tüm olumlu-olumsuz yargılar o sıfatla anımsanır. O aile için ismin itibarı her şeyden daha çok önem arz eder. “İsme leke sürdürmemek” hayat memat meselesidir.

Kötü bir olaya “Yok yok İplikçilerin İbrahim yapmaz öyle şey” deniyorsa bu İbrahim’in yarattığı itibar, marka değeridir. Manevi bir sermayedir aslında. Ticarette bir hile yaptığı ortaya çıkarsa “Babası hiç öyle değildi” denir. Bu da marka mirasıdır. İbrahim marka mirasına zarar vermiştir artık. Önceden İbrahim’in babası diğer esnaflardan pahalı sattığı halde daha çok tercih edilirken artık oğlu piyasa fiyatında bile satamaz hale gelir.

Ama ya bu kişi bir iftiraya kurban gittiyse?

Toyota’nın başına gelen budur. Marka ailelerinin yer aldığı global köyde art niyetli müşteriler ve aracılar tarafından istismara uğramıştır. Her kanlı vakada ve propoganda içeren videoda suç nesnesi olarak yer almış ve bunu kontrol etme imkanı bulunmamıştır.

Dünyanın en büyük ikinci araba üreticisi, 49 milyon dolar değeri bulunan ve dünyanın en değerli 6. markası (Interbrand 2015 raporuna göre) ve dünyanın en büyük reklam verenlerinden biri. 5 senedir ölümle ve cihadla yan yana anılıyor.

Haber kaynaklarında yazdığına göre Toyota Irak, Ürdün ve Türkiye sınırlarından üçüncü sahipleri tarafından IŞİD’e ulaştırılıyor ve marka tarafından takibi imkansız hale geliyor. Tercih edilme sebebinin de -özellikle Hilux modelinin- dayanıklılığı, 4 çeker olması ve kasasında ağır silah kaldırabilmesi olduğu düşünülüyor. Marka aynı zamanda Ortadoğu’nun ezici üstünlüğe sahip otomotiv pazarı lideri. Yani bu insanlar barış halinde de bu aracı kullanıyorlar.

Peki buna karşı marka ne yapıyor?

Toyota Halkla İlişkiler Müdürü Ed Lewis basın aracılığıyla modifiye ederek terör amaçları için kullanılmasına karşı çok katı kuralları ve denetimleri olduğunu paylaşmış. Buna rağmen üçüncü satıcıdan itibaren arabanın kimde olduğunu tespit edemediklerini dile getirmiş. ABD Hazine Bakanlığı’nın Ortadoğu’ya uluslararası para akışının güzergahının araştırılması konusunda destek vereceklerini de belirtmiş.

Bu durumda yapılabilecek en mantıklı şey gibi görünüyor. Çünkü basında ne kadar çok IŞİD’le bağlarının olmadığını dile getirirse aslında markayı örgütle o kadar çok yan yana zikretmiş olacak. Bunun sonuçlarını zihinlerden temizlemek de çok pahalı bir iş.

Bu algıyı değiştirmek ciddi zaman ve emek alacağa benziyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yapımcı-Reklam Yazarı @graphxajans

Bir Cevap Yazın

AdWords Search Kampanyalarında Bütçe Optimizasyonu Nasıl Yapılır?

Bir çoğumuz doğru bir AdWords kurgusu kurabilmek adına çok sayıda kampanya oluşturur ve bütçelendiririz. Buna karşın çoğumuzun sınırsız bir bütçesi yoktur. Doğal olarak kampanyalar arasındaki bütçe dağılımını doğru bir şekilde sağlamak oldukça kritiktir. Doğru metrikleri takip ederek hangi kampanyadan bütçe kısıp hangi kampanyaya bütçe aktaracağımızı hızlı ve pratik bir şekilde analiz edebilmemiz performans artışı sağlamak adına çok önemlidir.

Bu çalışmaları yapmadan önce ise kampanyalarımızın mevcut bütçeleri ile ulaşabilecekleri erişimin ne kadarını elde edebildiklerini de biliyor olmamız gerekir.

Kampanyalar sekmesinde, Sütunlar>Sütunları değiştir adımlarını takip ederek, Rekabet ölçümleri altından Arama Ağı Gösterim payı ve Arama Ağı Kaybedilen Gösterim Payı (bütçe) metriklerini sütunlarınıza ekleyin. Buradan mevcut bütçenizle kampanyanız altında hedeflediğiniz kelimelerdeki alabileceğiniz gösterimin yüzdelik dilim olarak ne kadarını elde ettiğinizi görebilirsiniz.

Yine kampanyalar sekmesinde, grafik bölümde rekabet “ölçümleri altında” Arama Ağı Kaybedilen Gösterim Payı (bütçe) metriğini takip ederek, bütçe’den dolayı hangi günler kaybınızın arttığını görüp o tarihleri daha detaylı analiz edebilirsiniz. Belki bazı gün ya da haftalar rekabet çok daha fazla yükseliyor ve artan tıklama başı maliyetlerle birlikte gösterim kaybınız artıyor olabilir. Bu analize göre günlük ve haftalık bütçelerinizi daha verimli olacak şekilde planlayabilirsiniz. Rekabetin arttığı zaman dilimlerinde belki de bazı kelimelerinizde tıklama başı tekliflerinizi ve reklam sıralamanızı düşürerek, harcamanın daha büyük bir kısmını sizin için daha önemli anahtar kelimelere aktarmanız gerekebilir.

İş modeli ve hedeflerinize göre takip etmeniz gereken metriklere karar verin. Farklı tutarlarda ürünler satan bir E-ticaret sitesi için ROI değeri doğru bir metrik olacaktır. Bu değeri sütunlarda kendimiz oluşturabiliriz.  Sütunlar>Sütunları değiştir >Özel sütunlar adımlarını izleyelim. Aşağıdaki formulü girerek ROI değeriniz için bir sütun oluşturup takip edebilirsiniz

Lead toplayan ya da ürün fiyatları tek bir fiyat olan siteler için de dönüşüm maliyeti (Maliyet / Dönüşüm) ya da Dönüşüm oranı metriğini takip etmek doğru bir tercih olabilir. Bu değerlere göre hangi kampanyanızdan bütçe kısıp hangi kampanyanızın bütçesini arttırmanız gerektiğine karar verebilirsiniz.

Kampanyalarınızın hangi saat aralıklarında daha iyi performans göstereceğini ön görmeniz zordur. Bununla ilgili verilere sahip olmanız gerekir. Eğer kampanyanız sınırlı bütçeye sahipse ve reklam yayınlanma yöntemi olarak hızlandırılmış seçiliyse bu verilere doğru bir şekilde erişemezsiniz. Bu durumda olan kampanyalarınız için yapmanız gereken yayınlanma yönteminizi hızlandırılmıştan standarda geçirmektir.

Kampanyalar sekmesindeyken ayarlar sekmesine geçiş yapın. Sütunlar>Sütunları değiştir adımlarını izleyerek Yayınlanma Yöntemi seçeneğini de sütunlarınız arasına ekleyin. Bu şekilde kampanyanlarınızın bütçe durumunu ve yayınlanma yöntemini yanyana görerek hızlı bir şekilde düzenleyebilirsiniz.

Performans doğrultusunda bütçe dağılımını doğru bir şekilde yapabilmek için maliyetlerimizi de kontrol edebilmeliyiz. Bunun yollarından birisi de tıklama başı maliyetlerimizi ve paralelinde reklam sıralamalarımızı kontrol edebilmekten geçiyor.

Bütçe tarafında yaptığımız gibi, sütunları özelleştirirken Rekabet ölçümleri altında Arama Ağı Kaybedilen Gösterim payı (sıralama) metriğini de hesabımıza eklemeliyiz.

Performansı iyi giden kampanyalarınızda sıralamadan dolayı gösterim kaybınız yüksekse bu kampanyalar altındaki anahtar kelimelerin sıralamalarını yükseltmeyi ve gösterim payınızı arttırmayı deneyebilirsiniz. Bunu yaptıktan sonra performansında aynı şekilde devam edip etmediğini mutlaka takip etmelisiniz.

Sıralamadan dolayı gösterim kaybı oranınızı Reklam Grubu ve Anahtar kelime seviyesinde de görebiliyorsunuz. Bu sayede hangi kelimelerin tekliflerini yükseltmeniz gerektiğini kelime özelindeki performanslara göre kolayca tespit edebilirsiniz.

Tabii ki reklam sıralamanızı yükseltmek için yapabileceğiniz tek şey tıklama başı tekliflerinizi yükseltmek değildir. Kalite puanlarınızı yükseltmekte reklam sıralamalarınızı iyileştirecek unsurlardan biridir. Bununla ilgili geçtiğimiz hafta detaylı bir yazı yayınlamıştım. BURADAN okuyabilirsiniz. Eğer kullanmıyorsanız, site uzantıları da reklam sıralamanızı değiştirebilecek bir diğer unsurdur. Mümkün olan tüm site uzantı çeşitlerini kampanya ve reklam gruplarınızda kullanmaya gayret edin.

Sizlerin de bütçe optimizasyonu yaparken kullandığınız belirli yöntem ve stratejiler varsa bu yazının altına yorum olarak paylaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

AdWords Kalite Puanı Nedir? Kalite Puanını Nasıl Yükseltiriz?

AdWords hesabı yönetmeye yeni başlayanların en çok merak ettiği konuların başında Kalite Puanı geliyor. Açıkcası bunda pek haksız da sayılmazlar, kalite puanımızı yükseltebildiğimiz sürece, tıklama başı maliyetlerimizi de düşürebiliriz. Bu sebeple yönettiğimiz hesabın başarılı olabilmesi için, kalite puanlarımızı yükseltmemiz kritik bir önem taşıyor.

Adwords kalite puanı nedir?

Adwords Kalite puanı, Google’un hedeflediğimiz anahtar kelimeler için, reklamlarımızın kalite ve alaka düzeyine göre yaptığı bir değerlemedir. Kelimelerimiz için 1 ile 10 arasında bir kalite puanı alırız. Bu kalite puanı esasında küsüratlı bir değer de olabilir, ama AdWords arayüzünde 1 ile 10 arasında değişen tam sayı değerleri görürüz.

Reklam sıralamamız belirlenirken, açık arttırmaya girdiğimiz maksimum tıklama başı teklif ile birlikte kalite puanı en önemli unsurlardandır. Google bu iki değeri çarparak bir puan oluşturur ve buna göre bizi diğer reklam verenlerle birlikte sıralamaya sokar.

Adwords kalite puanı nasıl arttırılır?

Kalite puanını arttırmak için yapabileceğimiz çok sayıda çalışma var. Kalite puanını belirleyen ise temelde 3 farklı unsur var. Bunlar; Beklenen tıklama oranı, reklam alaka düzeyi ve açılış sayfası deneyimidir. Yani sadece tıklama öncesi yaptığımız çalışmalar değil, tıklama sonrası için yaptığımız çalışmalar da kalite puanımız üzerinde etkilidir.

Tıklanma oranınızı arttırmak için gerçekte sitenizde var olmayan %90’a varan indirim gibi bir indirim vurgusu kalite puanınızı arttırmak için yeterli olmayacaktır, tıklama sonrası böyle bir indirim olmadığını gören kullanıcılar sitenizi hemen terkedecek, bu da size düşük bir kalite puanı olarak olumsuz yansıyacaktır. Ya da reklamınız tıklandıktan sonra sayfanız yeteri kadar hızlı açılmıyorsa, Google amcanın sizi yine düşük bir kalite puanı ile cezalandırabileceğini unutmayın.

Verdiğim eğitimlerde yeni yeni AdWords hesabı yönetmeye başlayan kullanıcıların tek bir reklam grubu içerisine 15-20 arasında değişen ve hatta bazen daha da üzerine çıkan sayıda anahtar kelimeyi eklediğini görüyorum. Bu oldukça yanlış bir yaklaşım. Kalite puanımızı etkileyen temel unsurlardan ikisinin reklam alaka düzeyi ve açılış sayfası deneyimi olduğundan bahsetmiştik. Eğer çok sayıda anahtar kelimeyi tek bir grup altında toplarsanız, bu anahtar kelimelere özel bir reklam metni yazmanız ya da düşüş sayfası belirlemeniz mümkün olmaz.

Eğer özel bir reklam metni hazırlayabilecekseniz ya da düşüş sayfasını özelleştirebilecekseniz tek bir kelime için bile ayrı bir reklam grubu oluşturmaktan kaçınmayın.

Örneğin;

iphone 8
en ucuz iphone 8
kırmızı iphone 8
indirimli iphone 8

gibi kelimelerden oluşan tek bir reklam grubu oluşturursanız, bu kelimelerin hepsine ayrı ayrı özel bir metin hazırlayamazsınız. Bildiğiniz gibi reklam metinlerini reklam grupları düzeyinde atayabiliyoruz. İyi bir açılış sayfası deneyimi için de bu kelimelerin düşüş sayfalarını mutlaka aramaya özel belirlemeliyiz.

Eğer kullanıcı Google’da “en ucuz iphone 8” şeklinde bir arama yaptıysa reklam alaka düzeyi açısından metinde bunu görmelidir. Açılış sayfası deneyimi için de iphone 8‘lerin ucuzdan pahalıya sıralandığı bir sayfaya düşmelidir.

“kırmızı iphone 8” şeklinde bir arama için de aynı şeyler geçerlidir. Kullanıcı reklama tıkladıktan sonra, sadece kırmızı iphone 8‘lerin olduğu bir sayfaya yönlenmelidir.

Reklam metnini özelleştirmek ya da düşüş sayfasını farklılaştırmak gibi unsurlardan sadece birini bile gerçekleştirebilecekseniz, o kelimeye özel bir reklam grubu oluşturmalısınız.

Reklamınızın tıklanma oranı, belki de kalite puanını etkileyen en önemli unsurdur. Tıklanma oranını yüksek tutmak için mutlaka iyi bir negatif kelime çalışmamız olmak zorundadır. İyi bir negatif anahtar kelime çalışması için de sattığımız ürün ya da hizmeti çok iyi tanımamız, özelliklerine vakıf olmamız gerekmektedir. Bundan sonrasında da Google Anahtar Kelime Aracı ile birlikte diğer araçları da kullanmak durumundayız.

Google arama barı, ubersuggest, keywordtool.io, kwfinder ve keyword.center gibi araçlar negatif anahtar kelimeleri tespit etmenizde size oldukça yardımcı olacaktır. Bunlara ek olarakta doğru anahtar kelime eşleşme seçeneğini kullanmak, düzenli olarak arama terimlerini analiz etmek, ilgili kelimelere özel reklam grupları oluşturmak ve ilgisiz tetiklemeleri negatiflemek tıklanma oranınızı yükseltecek en önemli çalışmalar arasındadır.

Açılış sayfası deneyimini üst düzeye taşımak için de Google’un araçlarıyla sayfalarınızı mutlaka kontrol etmelisiniz. Açılış hızı kontrolü için PageSpeed Insights, sayfanızın mobile olan uyumunu kontrol etmek için de Mobile-Friendly Test‘i kullanabilirsiniz. Bu araçlar ile yapacağınız analizler, açılış sayfanızda ne tür geliştirmeler yapmanız gerektiği konusunda size ışık tutacaktır.

Son olarakta yine bir kampanya kırılımından bahsetmek isterim. Mobil cihazlar ve desktop’taki aranma hacimleri ve tıklanma oranları oldukça farklılık gösterebilmektedir. Bu sebeple aynı hedeflemere sahip iki kampanya oluşturup mobil ve dekstop için ayrı ayrı hedeflemenizi öneririm. Ayrı bir mobil kampanyaya sahip olduğunuzda, arama uzantısı kullanmak ya da metinlerde mobil cihazlara özel bir iletişim dili kullanmak gibi tıklanma oranlarını arttıracak aksiyonlar alabilirsiniz.

Pek tabii ki kalite puanını arttırmak için yapabileceğiniz tüm çalışmalar bunlarla sınır değil, ama bu değişiklikler puanlarınızı yükseltmeye başlamak için iyi bir ilk adım olacaktır. Sizler de deneyimlerinize dayanan püf noktaları yorum olarak paylaşırsanız çok mutlu olurum.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link