5 Duyu ile Müşteri Deneyimi Tasarımı

Markaların başarılarıyla, beş duyuyu sinerjik şekilde kullanmaları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu gösteren ‘Brand Sende’ adlı 200 markayı kapsayan çalışmanın sonuçlarına göre: görme duyusunun %58, kokunun %45, sesin %41, tatmanın %31, dokunma duyusunun %25 oranında ‘duyusal markalaşma’ için önem taşıdığından “Müşteri Deneyimi İçin Duyusal Tasarım” adlı yazımızda bahsetmiştik.

Görme duyusunun %58 ile en yüksek önemi taşıması şaşırtıcı değil. Beş duyu arasında insanın en güçlü duyusu görmedir. Beyinde duyular arasında en yüksek görme duyusu için yer ayrılmıştır. Yaşamsal bir öneme sahiptir. Şirketlerin çok eskiden bugüne en yoğun kullandıkları ve odaklandıkları duyumuz “görme” olmuştur. Mağazaların veya ofislerin dekorasyonu, tasarımı, ürünlerin şekli, logomuz, kullanılan renkler, personelin görünümü, kıyafetleri vb. bir çok farklı alanda görsel duyulara hitap etmeye odaklanmışlardır.

Müşteriler de şirketler ve ürünleri hakkında en çok görsel yolla veri toplarlar. Müşterilerin ürün ve hizmetlerle ilişkisi daha çok ve öncelikli olarak görsel iletişim ve estetik algılarla gerçekleşir. Görselliğin bu yaygınlığı hem onu şirketler için öncelikli ve vazgeçilmez bir duyu haline getirirken aynı zamanda kullanım yoğunluğu da o alanda farklılaşmayı oldukça zorlaştırmıştır. Görme duyusuna hitap eden bir çapa oluşturmak için farklılık kadar uzun süreli ve tutarlı bir tekrara ihtiyaç var.

Logo ve renk kullanımı bu alandaki en güçlü aletlerdir. Logo, tüm deneyimin duygu ve anlam boyutlarını içeren güçlü bir simge görevi görür. Gerçek bir çapa haline geldiğinde artık nerdeyse müşterilerin marka adını bile görmelerine gerek kalmaz. Pine ve Gilmore’in etkileyici bir deneyim tasarımı için ilk şart olarak ortaya koyduğu “deneyimin ana temasını oluşturmak” ilkesini hayata geçirirken, ana temanın en güçlü işaretçileri görsel unsurlar olacaktır. Müşteriler deneyimin ana temasıyla ilgili ilk ipuçlarını görme duyusu ile yakalayacaklardır.

Renkler ve duygular arasındaki ilişki de çok uzun zamandır bilinen ve üzerinde araştırmalar yapılan bir alandır. Birçok şirket artık renkleri, karar vericilerin kişisel beğenilerine göre değil, psikolojinin bu alandaki bulgulardan hareketle vermek istedikleri duyguya destek bir unsur olarak seçiyorlar.

duyusal tasarim 6Görme duyusundan sonra en sık kullanılan işitme duyusudur. İşitsel duyunun kullanımı en yoğun olarak müzik ve melodi olarak karşımız çıksa da bununla sınırlı değildir. Müziğin duygulanım yaratmadaki gücü özellikle hizmet sektöründe yakından bilinen bir gerçek. Hizmet sunulan sahnenin atmosferini belirlemede sıklıkla kullanılır. Mağazalarda, otel lobilerinde, yiyecek ve içecek sektöründe, satış ve müşterilerle ilgili ofis alanlarında, çağrı merkezlerinde kullanıldığını görürüz. Görece uygulaması çok daha kolay ve ucuzdur. Bu alanda yapılan araştırmalar hafif tempolu müziklerin insanları rahatlattığı, bulundukları ortamda daha uzun süre kalmaya ve daha çok alışveriş yapmaya teşvik ettiği gözlemlenmiştir.

Sesler en çok reklamlarda görselliği tamamlayan ve verilmeye çalışılan duygunun oluşumuna katkı sağlayan bir unsur olarak kullanılır. Bunun dışında reklam cıngılı olarak markanın akılda kalıcılığına ve hatırlanmasına katkı sağlaması hedeflenir. Bu alandaki başarılı örneklere baktığımızda uzun yıllardır belirli sesleri istikrarlı şekilde kullandıklarını görüyoruz.

Sesler artık sadece reklamların bir unsuru değil, ses mühendisliği alanındaki gelişmeler çok farklı uygulamaları ortaya çıkardı. Bir cips firması en akılda kalıcı ve tazeliği çağrıştıran çıtırtıyı bulmaya çalışırken bir otomobil firması kapının açılıp kapanma sesine ya da motorun sesine odaklanan mühendislik çalışmasına yıllarca kaynak ayırabiliyor. Bir zamanlar bir telefon markasını sadece melodisinden tanıyabiliyorduk. İşitme duyusunu uyaran seslerin doğru kullanımı insan ruhuna dokunarak beynin ilgili markayı hızlı şekilde hatırlamasına yardımcı oluyor.

Deneyim ekonomisinin güçlü oyuncularından Disney, tematik parklarının her bir noktasında hangi seslerin, melodilerin ve müziklerin kullanılacağını bütünsel bir koreografi çerçevesinde en ince detayına kadar belirliyor. Starbucks’ın müzik işine bulaşması müzik Cd’si satarak para kazanmak değil, yaşatmayı hedeflediği deneyimin bir parçası olarak müziği kullanma amacının bir sonucuydu.

duyusal tasarim 5Dokunma duyusu, Lindstrom’un araştırmasında sonuncu sırada çıksa da kişisel gözlemlerimin bunun ülkemizde daha üst sıralarda yer aldığı yönündedir. Ürünlere dokunmayı, elimizle incelemeyi, dokusunu hissetmeyi seven bir topluluğuz. İnsan ilişkilerinde de batı kültürlerine göre daha sık birbirimize dokunmamız bunun göstergesidir. Eskiden “almayacaksanız dokunmayın” türünden uyarılar görürken artık şirketler müşterilerin ürünlere dokunmasını ve bu yolla kişisel bir ilişki kurmalarını teşvik ediyorlar.

Bir otomobille deneme sürüşüne çıkmadan önce direksiyon ve ön panele dokunuyor ve hissetmeye çalışıyoruz. Bir cep telefonunu elimizle tutarak ve dokusunu hissedip hem de ağırlığını ve ne kadar tok durduğunu anlamaya çalışıyoruz. Bazen hafiflik ararken bazen de kalite ve sağlamlığı ağırlıkla ilişkilendiriyoruz. Bir ürünün gerçekliğini bize en çok dokunma duyumuz sağlıyor. ürünle müşteri arasında bir yakınlık kurulmasına yardımcı oluyor. Bir tuvalet kağıdı markası, müşterilerin ürüne dokunmasını sağlayacak şekilde ambalaj yapısını değiştirdiğinde müşteriler kağıda dokunarak yumuşaklığını ve dokusunu hissettikleri için satışlarını ciddi oranda arttırmıştır.

Mağazaları, pazarları gözlemlersek Türk müşterisinin ürünlere dokunmayı ne kadar önemsediğini hemen fark ederiz. Hazır giyim alanındaki bir çalışmanın sonuçlarına göre tüketicilerin yarıdan fazlası, dokunduklarında hissettiklerinin ürünün görüntüsünden daha önemli olduğunu belirtmişlerdir. Fiziksel ürünlerle ilgili hemen hemen tüm sektörlerde dokunma özellikle kalite ve konfor algısında görmeyle birlikte çalışan en önemli duyumuz.

Tat duygusu ağırlıklı olarak gıda ve içecek sektörüne özgüdür. Diğer sektörlerin tat duygusunu kullanım alanları yaratması çok ciddi yaratıcılık gerektirebilir. Tat duygusunun önemli ölçüde koku duyusu tarafından belirlenmesi nedeniyle koku duyusu üzerine yapılacak etkileşimler gizil olarak tat duyusunu da harekete geçirecektir.

duyusal tasarim 3Koku son yılların en popüler pazarlama kavramlarından birisidir. Literatürde “Scent Marketing – Kokusal Pazarlama” kavramı bile yer etmiş durumda. Kokunun gücü sürüngen beyinle yaşıt olmasındadır. Sürüngen beynin önemli bir kısmı koku lobundan oluşmaktaydı. Hayatın devamlılığı ve tehlikelerin tespitiyle hayatta kalma içgüdümüzün en önemli unsuru koku duyusudur. Koku sadece hisler üzerinde değil bizzat biyolojik ritmimizi de belirleme gücüne sahiptir. Beyin ve koku  ilişkisi günümüzde bile hala tam anlamıyla çözülebilmiş değildir. Normal bir insan 10 bin ile 40 bin aralığındaki bir koku çeşitliğini bilinçli olarak ayırt edebilirken Feromonlar gibi normal koku mekanizmalarından farklı yollarla kokusunu algıladığımız kimyasal sinyaller gibi bilincinde bile olmadığımız ama algıladığımız kokular da var.

Koku duyusunun gücü, engellenememesinin ya da diğer duyular tarafından bastırılmasının çok zor olmasındandır. Beyinle ilgili bölümde duyuların topladıkları verilerin ilk önce orta beyindeki talamus bölgesine iletildiğini burada toplanıp dağıtıldığını belirtmiştik. İlginç olan Koku duyumuzdan gelen sinyaller Talamusa hiç uğramıyor. Koku için ayrı bir aktarma istasyonu var ve bu kısım duygularla ilgili bölümlere çok yakın. Kokunun güçlü duyguları tetiklemesinin nedeni bu olsa gerek.

Kokunun bu gizemi onu iş dünyasından da önce tüm kültürlerde edebiyatın, dinin önemli bir konusu haline getirmiştir. Hem kokunun güçlü duygulanımlar yaratmadaki gücü hem de koku hafızasının görsel hafızamızdan çok daha güçlü olması şirketlerin marka hafızası ve hatırlanabilirliği için koku duyusunu pazarlama çalışmalarının içine almalarına neden olmuştur.

Gerald Zaltman “Müşteriler Nasıl Düşünür?” kitabında kokunun deneyimin çağrıştırmasıyla ilgili olarak “Koku ve diğer duyular beynin limbik sistemine entegre edilmiş durumda. Görsel tetiklemelerde bu deneyimler yeniden yaşanıyor, hatırlatılıyor. Mesela taze çekilmiş bir kahve reklamını gören izleyicinin koku duyuları çalışıyor ve bu deneyimi özlemle hatırlıyor.” diyor.

Nöro marketing alanındaki araştırmalarda da koku duyusunun müşteriler üzerindeki etkileri sıklıkla araştırılmıştır. Örneğin Chicago Koku ve Tat Araştırma Birliği tarafından yapılan bir araştırmada: Las Vegas’ta kumar makinelerinin etrafına sıkılan özel bir kokunun makinelere atılan parayı %45 oranında arttırdığı tespit edilmiştir. Bir diğer araştırmada Dr. Alan Hirsch tarafından yapılmıştır. Belirli bir markanın spor ayakkabılarını denemek için katılımcılar birine çiçek kokusu sıkılmış diğerine herhangi bir koku sıkılmamış iki farklı odaya alındılar. Araştırma sonucunda katılımcıların %84’ü çiçek kokusu sıkılmış odadaki ayakkabıya üstelik biraz daha fazla fiyat etiketi olmasına rağmen daha çok beğenmişlerdir.

Rahatlatıcı kokuların insanların o ortamlarda daha uzun süre kalmalarına ve pozitif duygular hissettiklerine dair araştırma sonuçları da var. Bir çok otomobil firmasının “yeni araba kokusu” üzerine çalıştığı biliniyor. En eski bilinen uygulama Rolls-Royce markasına ait. 1960’larda ürettiği yeni modelin beklenilen başarıyı elde edememesi üzerine araştırma yapan şirket, bir önceki modelde kullanılan doğal malzemelerin oluşturduğu kokunun yeni modelde olmadığını keşfetmiş. Bunun üzerine yapılan özel bir çalışma ile bu koku tekrardan oluşturularak yeni modelde kullanılmış ve satışlar istenilen seviyelere yükselmiş.

duyusal tasarim 4Starbucks mağazalarındaki özel kahve kokusu içerde sunulan ve tüketilen kahveden ziyade yaratılan özel bir kahve temalı kokudandır. Süpermarketlerin taze ekmek veya fırından yeni çıkmış ürünlere ait kokuları özel olarak ürettirip kullanıldığı örnekler vardır. Singapur havayollarının uçaklarda kullanmak üzere özel olarak ürettirip patentini aldığı “Stefan Floridian Waters” adlı kokusuna benzer şekilde ülkemizde THY’nin de kendi özel kokusunu ürettirmiştir. Bu kokular hem uçak içinde hem personel tarafından hem de bekleme salonlarında vb kullanılarak marka ile koku arasında güçlü bir bağ yaratılması hedefleniyor.

Pazarlama yazınına konu olmuş bu çok bilinen uygulamaların öncülüğünde bir çok şirket deneyim içinde koku duyusuna nasıl yer vereceklerini bulmaya çalışıyorlar. Kuşkusuz ortama güzel bir parfüm sıkmak kadar basit değil, oldukça maliyetli bir çalışma olması da yaygınlaşmasını zorlaştırıyor. Çünkü önemli olan sadece hoş bir koku yaratılması değil. Ürettirilen markaya özel koku ile rastgele hoş bir kokudan öte müşterilere yaşatılması hedeflenen deneyime katkı sağlayacak duyguların tetiklenmesini sağlamak, koku ile marka arasında bir bağ oluşturmak ve güçlü bir çapa etkisi yaratmaktır.

5 Duyumuza yönelik yapılacak tüm deneyim tasarımı çalışmalarında dikkat edilmesi gereken en önemli unsur ‘farklı duyuları hedefleyen etkileşimlerin birbirinden bağımsız tek başlarına ele alınmayıp bir bütünün parçaları olarak aralarında güçlü bir sinerji yaratılması’ gerektiğidir. Duyuların gücünden ancak o zaman etkin şekilde yararlanma şansımız var.

Bugünlerde yayına başlayan Nescafe‘nin yeni reklam filmi, markanın yıllarca yaptığı duyusal tasarımla inşa ettiği marka algısına duyduğu güvenle rakiplerine meydan okuduğu, duyusal tasarımın gücünün güzel örneklerinden birisi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İ.Ü. SBF İşletme Mezunu olan Ercan Kalit, Hizmet ve Bilişim sektörlerinde uzun yıllar Satış, Şube Müdürlüğü, Bölge Müdürlüğü ve Ülke Satış Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Yaşamına, Yazar, Danışman ve Eğitmen olarak devam eden Ercan Kalit, Yedi Adım ve ADS Consulting Group bünyesinde Müşteri Deneyimi Yönetimi, Değişim Yönetimi, Satış Yönetimi, Performans ve Motivasyon Yönetimi alanlarında eğitim ve danışmanlık vermektedir. İnsana dair merakının peşinde uzun yıllardır Felsefe, Psikoloji ve Kadim Bilgelik öğretileri alanında disiplinler arası araştırmalar yapan Ercan Kalit, ICF Onaylı Professional Solution Focused Coach ve Executive & Team Coach , IAC onaylı NLP Practitioner sertifikaları sahibidir.

Bir Cevap Yazın

Coca-Cola’dan “Ölümcül” Kelime Hatası

Global markalar yeni bir ülkede pazara girmeden önce oranın kültürünü ve dilini iyice anlamaya yönelik pazar araştırması yaparlar. Coca-Cola Yeni Zelanda’da yerli halk için koyduğu otomatın üzerine yazacağı cümle için yeterince araştırma yapmamış olacak ki önemli bir hata meydana gelmiş.

Coca-Colanın Yeni Zelanda halkına “Arkadaşça” ulaşma çabası “Ölüme merhaba” anlamına gelecek bir yerel dil karışıklığına yol açtı. Otomatın üzerine “Kia Ora, Mate” şeklinde bir mesaj yazan Coca-Cola’nın amacı; yerel dilde merhaba demek olan “Kia Ora” ile İngilizce’de arkadaş, eş anlamına gelen “Mate”i birleştirmek ve halkı sıcak bir dille selamlamaktı ancak Maori dilinde “Mate” kelimesinin “Ölüm” anlamına gelmesi hoş olmayan bir karışıklığa yol açtı.

“Ölüme Merhaba” sloganı kolanın ölümcül bir içecek olduğuna yormaya çok müsait bir slogan ve elbette Coca-Cola gibi büyük bir marka için 2018 yılında kabullenmesi zor bir hata oldu.

Coca-Cola sonrasında duruma yönelik bir açıklama yaparak İngilizce ile yerel dili birleştirdiklerini ve bir sorun olmadığını belirtti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Grundig’den Ruhumuzu Doyuran Pazarlama Çalışması

En son çocukluk yıllarımızdaki tüplü televizyonlardan hatırladığımız markalardan biri olan Alman Grundig, Arçelik A.Ş. tarafından 2007 yılında tamamen satın alınarak premium bir marka olarak yeniden canlandırıldı. Grundig, bu yeniden doğuş sürecinde, sahiplendiği yeni konumlandırma çerçevesinde yürüttüğü pazarlama çalışmalarında, alışılmış tekniklerin dışına çıkarak son derece yaratıcı ve bir o kadar da günümüz dünyasıyla uyumlu bir iletişim çalışmasıyla karşımıza çıktı. Beni son zamanlarda en heyecanlandıran ve uzun bir aradan sonra klavyenin başına geçmeme vesile olan bu projeyle sizleri tanıştırmak için sabırsızlanıyorum.

Dünyada özellikle son 30-40 yılda üretim teknolojilerinin gelişmesi ile önemli bir sorun haline gelen gıda israfı meselesi, aynı zamanda bizleri, özellikle Afrika’da süren açlık, küresel ısınma, doğal kaynakların tükenmesi, obezite, kronik hastalıklar gibi birbiriyle yakın ilişkili bir sorunlar yumağına doğru sürükledi. Grundig markası, verimlilik odaklı teknolojiler sunarak yaşanan bu sorunların çözümüne bir katkı sunma hedefiyle tüm iş süreçlerini şekillendirmekle kalmayıp büyük kalabalıkları da bu vizyona ortak etme adına önemli bir proje sürdürüyor.

Dünyaca ünlü İtalyan şef Massimo Bottura’yla “Respect Food-Gıdaya Saygı” felsefesiyle yürüttüğü girişimini, “Ruhun Doysun” adlı projeyle Türkiye’ye son derece başarılı bir şekilde taşıyan Grundig, gıda israfına karşı farkındalık yaratma ve bilinçli tüketime ilham vermeamacıyla tüketicileri ruhlarını doyurmaya davet ediyor.

Ruhumuzu Nasıl Doyuracağız?

“Ruhun Doysun” projesinin özünde; bilinçli ve keyifli bir yaşam için ilham vermek, doğaya, insana ve yemeğe saygı aşılamak, sadeleşerek daha anlamlı ilişkiler üretmek, doğayla yeniden buluşmak ve daha uyumlu bir hayat felsefesi benimsemek yatıyor.

Marka bu sıra dışı projede samimiyeti her geçen gün daha da sorgulanan klasikleşmiş pazarlama faaliyetlerinden hayli farklı bir şekilde, son derece yaratıcı bir konseptle tüketicilerin karşısına çıkmış bir Youtube programı dizisi ile… Projenin yüzü olan ünlü şef Mehmet Gürs’ün hazırlayıp sunduğu ve Youtube üzerinden yayınlanan 25’er dakikalık 13 bölümlük programda Mehmet Gürs, yıllardır sürdürdüğü araştırmalarla derinleştirdiği mutfak deneyimini izleyicilerle paylaşıyor. Böyle söyleyince klasik bir yemek programından farkı yokmuş gibi görünebilir. Fakat Mehmet Gürs, programda mutfakta israfın nasıl önleneceğine dair fikirlerden, gıdanın tarladan soframıza olan yolculuğuna kadar pek çok farklı konuyu; doğanın ortasında konteynerden dönüştürülmüş ve ince zevklerle dekore edilmiş bir ortamda, özel konuklarla ele alıyor. Bölüm konularından birkaç örnek vermek gerekirse, Ateş ve Sofra, Doğru bir seri üretim mümkün mü? Şehirde sade yaşamak mümkün mü? Anadolu mutfağı, İhtiyacın kadar tüketmek mümkün mü?

Grundig Türkiye Grup Yöneticisi Handan Abdurrahmanoğlu, Gürs ile birlikte çalışma sebeplerini söyle anlatıyor: “Ruhun Doysun” projesini yıllardır sürdürdüğü araştırmalar sonucu geleneksel yemeklere getirdiği modern yorumla Yeni Anadolu Mutfağı hareketini başlatan, sürdürülebilirlik konusunda duyarlı bir isim olan Mehmet Gürs ile işbirliği içinde yürütmekten mutluluk duyuyoruz.”

Mehmet Gürs ise proje ile ilgili görüşlerini; “Doğa ile bütünleşmiş bir hayata inanıyorum ve uzun zamandır bu konuda biriktirdiklerimi bu programla anlatmak istiyorum. Temelinde dünyaya sahip çıkmak olan fikirlerimi, Ruhun Doysun projesi ile çok daha geniş bir kitleye aktarabileceğimi düşünüyorum. Program ve web’de tarımdan teknolojiye, çürümüş meyve ve sebzeleri nasıl değerlendireceğimizden, Anadolu’daki alışkanlıklar ve mutfak kültürüne kadar pek çok konuda ipuçları verirken, tüketim bilincini öncelikle mutfakta başlatarak farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz.” şeklinde belirtiyor.

Programın her bölümünde Gürs, aralarında Arda Türkmen, Levent Erden, Aslı Pasinli, Yekta Kopan, Ebru Yetişkinoğlu, Zafer Yenal gibi özel konuklarını konteyner evde ağırlayarak konuyla ilgili görüşlerine yer verirken birbirinden lezzetli tarifler hazırlıyor. Programda tarımdan teknolojiye birçok farklı konu ele alınıyor.

Ruhun Doysun, yaptığımız tüketim yanlışlarından dönmek için bir çağrı ve bir yol gösterici. Hem büyük konular hem de doğrudan uygulayabileceğimiz fikirlerle dolu bir proje. Ruhun Doysun’un en önemli etkisi ise altından kalkamayacağımızı hissettiğimiz evrensel sorunlar karşısında bireysel gücümüzü hatırlatması sanırım. Aynı zamanda program içerinde yer verilen yerel ürünler ve geleneksel yöntemler yaşadığımız toprakların kıymetinin farkına varmamız konusunda sanki bir hatırlatma geçiyor bize.

Bu konu şu açıdan da çok önemli; son yıllarda ülkemizdeki tarım sektörü ciddi kriz içerisinde. Üretici artan maliyetler nedeniyle ürün üretemiyor.  Bu süreç ülkemiz için çok önemli bir konu olan coğrafi işaretli ürünler için de bir tehdit oluşturuyor. Programda zaman zaman yer verilen bu örneklerin bu özel ürünlerin yarınlara taşınması anlamında da önemli bir etki yaratacağı kanaatindeyim.

Projenin internet sitesi de son derece başarılı. İnternet sitesinde proje hakkında ayrıntılı bilgilerin yanı sıra programda işlenen konularla ilgili yazılar, özel yemek tarifleri, küçük tüyolar ve bir de nasıl yapıldığını merak ettiğiniz o konteyner ev ile ilgili bir yazı var.

Ruhun Doysun Neden Başarılı Bir İş?

Bin bir zorlukla soframıza gelen gıdaların kıymetini yeteri kadar bilmemek belki son 1-2 nesle özgü bir davranış. Büyüklerimiz israfın önüne geçmenin yollarını iyi biliyor ve bunları günlük hayatlarında kullanıyorlardı. Anneanne ve babaannelerinizi hatırlayın. Evde pişen pirinç pilavının ertesi gün masaya yayla çorbası olarak gelmesi çok doğal bir durumdu onlar için. Amma velakin günümüzde gıda maddelerine ve dahi bir çok şeye kolay ulaşmanın verdiği rahatlık israf kültürünü beraberinde getirdi. Ülkemizde büyük şehirlerde yaşayan, iyi eğitimli, çevre bilincine sahip bir grup insan bu konularda bir hassasiyete sahip olmaya başladı. O hassasiyet şehirden uzaklaşıp doğaya dönme isteği olarak son 5-10 yıldır çokça karşınıza çıkıyordur yaptığınız sohbetlerde. Bu proje o sohbeti gerçekleştiren kişileri yakalamayı başardı. Ortada çok net bir sorun, çözüm arayışı ve rehberlik ihtiyacı var.

Grundig, Ruhun Doysun projesi ile işte bu kitleyle temas kurma şansı elde etti. Bahsettiğimiz kitle Grundig’in sahiplendiği yeni konumlandırmayı satın alması en muhtemel kitle. Başarı burada işte… Daha önce Akustikhane programına da sponsor olmuş kendisine bir kitle oluşturmaya başlamıştı. Ruhun Doysun projesi ile birlikte her geçen gün büyüyen ve ortak değerlere sahip olan bir kitle markanın kuşattığı bir ortamda toplanıyor. Büyüyen bu geniş kitle üzerinde oluşan Grundig imajı son derece olumlu ve kalıcı bir hal alıyor. Şu anda Ruhun Doysun elçileri oluşmuş durumda ve hatta 8 Mayıs 2018’de İstanbul Kanyon’da bir buluşma gerçekleştirildi. İnsanlar birbirleriyle tanıştı, kendi buldukları çözümleri ortamdaki diğer insanlarla paylaştı ve ortak bir çözüm platformu yarattılar.

Bu proje geçtiğimiz yıllarda bu siteden sizlerle paylaştığım Concepting kavramına başarılı bir örnek teşkil ediyor. Çünkü, var olan bir soruna yüzeysel çözümler üretmek yerine kollektif bir çözüm yaratmak için büyük kalabalıkları etrafında topluyor. O kalabalıklarla duygusal bağ kuruyor. Tıpkı bir yazar, sanatçı ya da siyasetçi gibi… 

İzleyiciler markaya maruz kalmıyor, onu yaşıyor 

Programdaki evde kullanılan Grundig markalı ürünlerin özenle seçimi, ürün kullanımında göze çarpan zarafet, programın konsept ve içeriğinin beraberinde getirdiği “özel” ambiyans, markanın tüketiciler üzerinde nasıl bir marka algısı oluşturmak istediğini ortaya koyuyor. Videoların üst köşesinde bir Grundig logosu var ve mutfaktaki tüm ürünler Grundig ama bunlar 25 dakikalık bölümlerin içinde o kadar göze çarpmadan geçiyor ki rahatsız olmak söz konusu değil.  

Gerçekten samimi 

Öte yandan konuşmalarda “doğaya dönmek, özümüze dönmek” gibi konular işlenirken bunların yapmacıklıktan uzak olduğu göze çarpıyor. Malum, günümüzde herkesin dilinden düşmeyen organik, doğal, şehir sıkıntıları, lezzet gibi kelimeler var. Bir noktadan sonra bu kelimelerin kullanımı samimiyetsiz geliyor. Ancak Ruhun Doysun’un bölümleri bu samimiyetsizlikten uzak. 

Prodüksiyon kalitesi hayli yüksek  

Çekimler İğneada’da belki de hepimizin gıpta ettiği ortamda, konteyner bir evde gerçekleşiyor. Şahane bir ortam yaratılmış. Programın içeriği kadar çekimlerle yaratılan görsellik de ruhu doyuruyor. Bölümler sinematografik açıdan yüksek kalitede hazırlanmış. Seyir zevki veriyor izleyiciye.  

Projenin 13 bölümlük ilk sezonu geçtiğimiz yaz NTV’de de yayınlanmıştı. 2. Sezon bölümleri Youtube kanalı üzerinden yayınlanmaya başlandı. Son olarak Ruhun Doysun projesi, dijital dünyanın en önemli ödüllerinden biri olarak kabul gören ve bu yıl 8’inci kez düzenlenen MIXX Awards Yarışması’nda Markalı İçerik kategorisinde Altın Mixx, Marka Farkındalığı ve Konumlandırma kategorisinde Bronz Mixx ödüllerine layık görüldü.  

Projede emeği geçen herkesi gönülden tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link