Türkiye’deki Dijital Dünyanın En Başarılı Markaları

GfK Araştırma Şirketi’nin The Brand Age dergisi için Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesini temsilen tüm yaş ve tüm SES gruplarında toplam 1036 kişi ile yüz yüze gerçekleştirdiği “Dijital Dünyanın Markaları Araştırması” sonuçları yayımlandı. Araştırmaya göre, dijital dünyanın en aktif markası Samsung olurken tüketicilerin algısında dijital dünyanın en genç markası yine Samsung oldu. Uygulamalar özelinde; Facebook’da en başarılı bulunan iki marka Nike ve Adidas oldu.  Instagram’da ise Nike başı çekiyor. Twitter’da en başarılı bulunan marka ise Apple. Youtube’da ise yine iki rakip marka ipi göğüslüyor; Arçelik ve Vestel. Dijital dünyada en beğenilen viral videolarda Coca Cola ilk sırada yer alıyor.

Artık hepimizin dijital dünyada bir kimliği, bir kişiliği, bir yaşam biçimi ve geride bıraktığı bir ayak izi mevcut. Facebook hesabımızda neyi beğenip paylaştığımız, Instagram hesabımızdan kimleri takip edip beğendiğimiz, kimleri re-tweet ettiğimiz neredeyse bizim kim olduğumuzu ortaya koyuyor.  Alışverişimizi, tercihlerimizi, yaşam biçimimizi, ilişkilerimizi, izlediklerimizi, sohbetlerimizi ve dünya görüşümüzü dijital platformda belirliyoruz ve herkesle anında paylaşıyoruz. Tüm bu hareketlerimizi markalar takip ediyor ve dijital dünyada adeta bizi kıskaca alıyor, adım adım takip ediyorlar.

GfK Araştırma Şirketi, The Brand Age için bu yeni nesil yaşam alanını ‘dijital dünyayı’ araştırdı. Bu dünyanın kahramanları olarak tüketicilerin gözünden “Dijital Dünyanın Markaları Araştırması” çok ilginç sonuçlar ortaya koydu.

Dijital dünyanın en başarılı markaları

Dijital dünyanın bireylerine, sosyal medyada en başarılı buldukları markalar soruldu. Facebook özelinde, tüketiciler en çok iki rakip markayı başarılı buluyor: Nike ve beraberinde Adidas. Bu durumu e-ticaret sitesi gittigidiyor.com takip ediyor. Son dönemlerde ürünleri ile sıkça konuşulan Samsung da Facebook’da başarılı bulunan markalardan. Flo ayakkabı markası da Facebook’daki çalışmaları ile tüketici beğenisini toplamış.

Instagram’da en başarılı bulunan markalarda ise, yine Nike başı çekiyor. Apple ise ikinci sırada yer alıyor. Diğerleri ise sırasıyla n11.com, Adidas, hepsiburada.com.

Tüketiciler Twitter’da ise, en çok Apple markasını başarılı buluyor. Bu durumu Adidas, Nike, Samsung, Beko, LG ve Flo takip ediyor.

Tüketiciler Youtube’da rakip iki markayı eşit oranda en başarılı buldu: Arçelik ve Vestel. Bu durumu Samsung, LG, Adidas ve Bosch takip ediyor.

Facebook’da en başarılı bulunan markalar:

  1. Nike
  2. Adidas
  3. Gittigidiyor
  4. Samsung
  5. FLO

Instagram’da en başarılı bulunan markalar:

  1. Nike
  2. Apple
  3. com
  4. Adidas
  5. Gittigidiyor

Twitter’da en başarılı bulunan markalar:

  1. Apple
  2. Adidas
  3. Nike ve Samsung
  4. Beko ve LG
  5. FLO

Youtube’da en başarılı bulunan markalar:

  1. Arçelik ve Vestel
  2. Samsung
  3. LG
  4. Adidas
  5. Bosch

1479389411_8 1479389403_12 1479389401_13 1479389401_10 1479389401_1 1479389399_17 1479389395_11 1479389394_2 1479389392_16 1479389392_9 1479389392_5 1479389387_3 1479389384_15 1479389384_6 1479389384_4 1479389382_14 1479389382_7

En aktif ve en genç marka Samsung

Araştırmada genel olarak, tüm sosyal medya uygulamaları, internet siteleri yani tüm dijital dünya düşünüldüğünde, dijital dünyanın bireylerinin en çok karşılaştıkları yani en aktif buldukları marka soruldu. Dijital dünyanın en aktif markası Samsung oldu. Tüketici gözünde dijital dünyanın diğer en aktif markaları; Arçelik, Apple Sony, Bosch.

Dijital dünyanın en dinamik ve en genç markası sorulduğunda ise cevap, daha önceki soruda olduğu gibi yine Samsung oldu. Diğer en genç algılanan markalar ise: Apple, Arçelik Bosch, Sony.

Viral videoda en başarılı marka Coca Cola

Viral videolar son zamanlarda markaların tüketiciye dokunması, markayı sevdirmesi veya bir sosyal sorumluluk projesinde farkındalık yaratması anlamında en etkili yollardan biri. Tüketici algısında Coca Coa viral videoda en beğenilen marka oldu. Viralde başarılı olan diğer markalar; Vodafone, Arçelik, Samsung.

Dijital dünyadaki etkileşim, kullanıcıların %14’ünü doğrudan satışa yönlendiriyor 

Araştırmada, tüketicilerin dijital dünyada gördükleri ve sevdikleri bu markaları daha sonra satın alıp almadıkları soruldu. Yani dijital dünyada marka görünürlüğünün satışına olan etkisi incelendi. Elde edilen verilere göre, dijital dünyanın satışlar üzerinde %14 varan direk etkisi, %50’ye varan dolaylı etkisi mevcut. Markaların dijital dünyadaki performanslarından, satın alma tercihim konusunda hiç etkilenmem diyenler ise sadece %25.

Seyahat ve giyim alışverişi ilk sırada

Dijital platformlar üzerinden en çok satın alınan ürünlerin başında uçak, otobüs bileti geliyor. (%13) Bu durumu hazır giyim alışverişleri takip ediyor. (%12). Hazır giyimde kadınların oranı (%15) erkeklerden (%9) fazla.  Ayakkabıda (%11) da durum değişmiyor.  (Kadınlar %13, Erkekler %8) Tüketici elektroniğinde ise erkeklerin oranı (%8) kadınlara (%5) göre daha yüksek.

Web siteleri ana bilgi kaynağı

İnternet kullanıcıları, markaların indirim, çekiliş ve kampanya gibi uygulamalarını en çok markanın kendi web sitesinden (%63) takip ediyor. Tüketiciler daha önceki verilerde ortaya çıktığı gibi, marka hakkında bilgiye ihtiyaç duyduğunda ilk markanın kendi web sayfasına tıklıyor.  Bu durumu %16’lık oranla markanın Facebook sayfası takip ediyor.

İndirim talebi başı çekiyor

Son olarak internet kullanıcılarına, markaların dijital ortamlarında (web sayfası, sosyal medya uygulamaları, aplikasyonlar, video izleme siteleri, internetin tüm mecrası) ne tarz aksiyonlar, ne tarz projeler yürütmesi gerektiği soruldu. Yüzde 74 gibi yüksek oranda indirim kampanyaları ilk beklenti oldu. Bu durumu çekiliş, hediyeler, interaktif uygulamalar, sosyal sorumluluk projeleri ve daha sık viral video isteği takip etti.

Araştırma Künyesi

Araştırma şirketi GFK tarafından gerçekleştirilen “Dijital Dünyanın Markaları Araştırması” Türkiye geneli internet kullanıcılarını temsil ediyor. Araştırma Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesini temsilen seçilmiş, 15 ilin kentsel kesimlerinde yaşayan, internet kullanan 15-65 yaş arası, ABC1C2DE tüm SES grubunda toplam 1036 kişi ile yüz yüze görüşülerek gerçekleştirildi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

1 Comment

  1. Apple’ın 676 bin takipçisi olduğu twitter hesabında herhangi paylaşılmış bir tweet bulunmamaktadır. Apple anahtar kelimesi hashtag ile birlikte aratıldığında daha çok Apple ürünleri veya şirket ile ilgili haberleri çıkıyor; yani herhangi bir ünlü veya marka elçisi ile birlikte yaptığı pazarlama aktivitesi bulunmamaktadır. Aynı şekilde Beko’nun hesabında özel günlere ait kutlamalar ve kampanyalar bulunmaktadır ki diğer bir çok marka aynı şeyi yapmaktadır. Bu durum araştırmanın kalitesi hakkında kafada soru işareti bırakıyor.

Bir Cevap Yazın

Warren Buffet’ın Tüm Yatırımcılara Ders Niteliğindeki 4 Hatası

  • Milyarder iş adamı Warren Buffet her ne kadar son derece başarılı bir yatırımcı olsa da, kendisi gibi başarılı birçok insan gibi, iş hayatı boyunca birçok hata yaptı.
  • Bu yazımızda sizlerle Warren Buffet’ın yaptığı ve tüm yatırımcılara ders niteliğindeki en büyük dört hatayı paylaşıyoruz.
  • İlgili Yazı: Warren Buffet’tan Yolunuza Işık Tutacak 5 Zamansız Tavsiye

Dünyanın en zengin insanlarından biri olan Berkshire Hathaway şirketinin CEO’su ünlü yatırımcı Warren Buffet‘ın nasıl bu kadar başarılı bir iş adamı haline geldiğini hiç merak etmiş miydiniz? Buffet’ın bu büyük başarıya ulaşmasının ardındaki öykü cesaret vericidir. Çünkü o, hisse senedi yatırımcılığında başarının dehaya değil, sürekli iyi ilkelere odaklanmaya ve bunun yanı sıra uyum sağlama istekliliğine dayandığına vurgu yapar. MarketWatch’in paylaştığı yazıya göre, ünlü iş adamının yaptığı hatalardan dört tanesi ve bu hataların tüm yatırımcılara verebileceği dersler şu şekilde:

Duygularının Yatırım Kararını Etkilemesine İzin Verdi

1962 yılında, Warren Buffet’ın BPL ismindeki yatırım ortaklığı, ortalama 7,5 dolar fiyattan Berkshire Hathaway isimli bir tekstil şirketinden hisse satın aldı. Berkshire Hathaway’in hakim hisse sahibi ve yöneticisi olan Seabury Stanton, BPL’in Berkshire Hathaway hisselerini 11,5 dolara satın almak için Buffet ile bir anlaşma yaptı. Ancak resmi teklif hisse başına 11,375 dolardı. Buffet bunu onursuz bir davranış olarak gördü ve hisseleri satmadı. Bunun yerine, daha sonradan muazzam bir şekilde aptal bir karar olarak nitelendirdiği şeyi yaptı: Agresif bir şekilde hisseleri satın almaya başladı.

Nisan 1965 itibarıyla BPL, Berkshire Hathaway’in %39’una sahipti ve şirketin kontrolünü ele geçirdi. Daha sonra Warren Buffet, tekstil işini bir 20 sene boyunca devam ettirmenin fırsat maliyetinin, diğer yatırımları ile benzer kazançlar elde etmiş olsaydı milyarlarca dolar olduğunu öngördü. Sonuç olarak ünlü yatırımcı, imalathanelerden para kazanmanın bir yolunu buldu. Orijinal işin sermayesinin büyük kısmını yavaş yavaş diğer alanlara -özellikle Ulusal Tazminat ve Illinois Ulusal Bankası gibi yüksek karlı işletmelere- kaydırdı.

Müşteri Sadakatini Hafife Aldı

Warren Buffet, 22 yaşındayken bir arkadaşıyla ortaklaşa Omaha’da bir benzin istasyonu satın aldı. Bu benzin istasyonu Texaco istasyonunun tam karşısındaydı ve Texaco istasyonu, sürekli olarak Buffet’ın istasyonundan daha çok iş yapıyordu. Çünkü Buffet’ın ifadesiyle bu Texaco istasyonu müşteri sadakatine sahipti. Ünlü iş adamının bu uzun yolculuğunda öğrendiği ilk derslerden biri, Coca-Cola gibi sektörlerinde en belirgin müşteri sadakatine sahip şirketleri aradığı için en iyi satın almalarından bazılarına yol açan stratejik rekabetçi konumlandırmanın önemiydi.

Nicel Kriterlere Çok Fazla Güveniyordu

Warren Buffet, kariyerinin başında Benjamin Graham‘ın fikirlerinden çok etkilendi. Graham kazanç gücüne, iş beklentilerinin niteliksel faktörlerine, yöneticilerin niteliğine ve işletmenin istikrarına dikkat ederken onun bakış açısıyla diğer her şeyi gölgede bırakmak, dengenin gücü ve verdiği güvenlik payıydı. Berkshire Hathaway’in Buffet’a çekici gelmesinin nedeni de buydu: O, bir mevcut net varlık değeri satın almasıydı.

Buffet iyi bir varlık destek arayışında olduğu için bazı büyük yatırımların neler olabileceğini kaçırdı. Ancak 1960’ların ortalarında, Walt Disney ve American Express‘teki yatırımlarının başarısı göz önüne alındığında, nicel kriterlere güçlü bir vurgudan geçici olarak uzaklaşmaya başladı. Büyük ölçüde net varlık pozisyonuna aldırış etmeden, mükemmel niteliksel özelliklere sahip şirketlere daha fazla yatırım yapmaya çalıştı.

Ünlü iş adamı, zamanla değerli bir yatırımcı olmanın birden fazla yolu olduğunu öğrendi. Ancak bu, Graham’ın metotlarını terk etmek zorunda olduğu anlamına gelmiyordu. Philip Fisher, Charlie Munger ve Warren Buffet’ın birleşik yatırım fikirlerini ve de Graham’ın fikirlerini kullanarak bir portföy yönetmek mükemmel bir şekilde mümkündür. Buffet ve Munger, bugün bile küçük miktarlara yatırım yaparlarken nicel pazarlık fikrini reddetmiyorlar.

Kaybını Durdurmak İçin Çok Yavaş Hareket Etti

Warren Buffet’ın yakın geçmişteki bir hatası, Birleşik Krallık merkezli süpermarket zinciri Tesco ile yaşandı. Buffet, 2013 yılında Berkshire Hathaway’in hisselerinin bir kısmını, katılmadığı yönetim hamleleri yüzünden sattığını ifade etti. Ancak oldukça büyük miktarda hisse tutmaya devam etti. 2014 yılındaki muhasabe problemleri, Tesco’yu kazancını yeniden şekillendirmeye zorlarken hisse senedi değeri düşüş yaşadı. Buffet tüm Tesco hisselerini elden çıkardığında, Berkshire Hathaway vergi sonrası 444 milyon dolar zararla karşı karşıya kaldı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Lüks Otomobil Savaşları: BMW vs Mercedes-Benz

  • “Marka Savaşları” serisimizin bu haftaki bölümünde, Almanya’nın iki lüks otomobil markası BMW ve Mercedes-Benz’i karşılaştırdık.
  • 2017 yılında BMW, araç satışlarını bir önceki yıla göre %4,2 oranında artırarak toplamda 2,09 milyon araç sattı. Mercedes-Benz ise %9,9 oranında bir artışla toplamda 2,29 milyon araç satışı gerçekleştirdi.
  • 2,29 milyon araç satış rakamına ulaşan Mercedes-Benz, 2016 yılının ardından 2017 yılında da dünyada en çok lüks araç satan otomobil markası oldu.
  • 2017 yılında dünyanın en değerli otomobil markaları sıralamasında, 24,56 milyar dolarlık marka değeriyle BMW ikinci sırada yer alırken Mercedes-Benz ise 23,51 milyar dolarlık marka değeriyle üçüncü sırada yer alıyor.
  • İlgili Yazı: Spor Giyim Savaşları: Nike vs Adidas

Otomotiv sektörü söz konusu olduğunda akla gelen ilk ülkelerden biri hiç şüphesiz Almanya. Zira kendileri, dünyanın en iyi araçlarını üreten ülkelerin başında geliyor. Mühendislikteki başarısını otomotiv sektörüne yansıtan Almanya’nın BMW, Mercedes-Benz, Audi, Volkswagen, Opel ve Porsche gibi önemli otomobil markaları bulunuyor. Ve bu markalar arasında en çok BMW ve Mercedes-Benz arasındaki rekabet dikkat çekiyor.

Bu iki büyük otomobil markasının arasındaki rekabete, geçtiğimiz yılki araç satış rakamlarına göz atarak bir giriş yapalım. Londra merkezli haber ajansı Reuters’ın paylaştığı bilgilere göre, 2017 yılında BMW, araç satışlarını bir önceki yıla göre %4,2 oranında artırarak toplamda 2,09 milyon araç sattı. Buna karşılık Mercedes-Benz ise %9,9 oranında bir artışla toplamda 2,29 milyon araç satışı gerçekleştirdi ve bu rakamla birlikte, 2016 yılından ardından ikinci kez üst üste dünyada en çok lüks araç satan otomobil markası oldu. 2016 yılından önce ise BMW, yaklaşık olarak 10 yıl boyunca global lüks araç satışları kategorisinde zirvede yer alıyordu.

İki otomobil markasının arasındaki rekabetle ilgili olarak istatistik platformu Statista’nın yayımladığı birkaç istatistiği de sizlerle paylaşalım. Bu istatistiklerden ilki, otomobil markalanın sağladığı müşteri memnuniyetiyle alakalı. 2017 yılında ABD’de, belirli otomobil ve hafif araç markaları için yapılan müşteri memnuniyeti araştırmasında, BMW 82 puan alırken Mercedes-Benz ise 84 puan aldı. Bu arada ortalama puanın 81 olduğunuda belirtelim.

Statistic: Consumer satisfaction with selected automobile and light vehicle brands in the United States in 2017 (index score) | Statista
2017 Yılında, ABD’de Otomobil ve Hafif Araç Markaları İçin Oluşturulan Müşteri Memnuniyeti İndeksi (100 Üzerinden)

Statista’nın paylaştığı bir diğer istatistik ise marka değerleriyle alakalı. Statista’nın yaptığı araştırmaya göre, 2017 yılı itibarıyla dünya genelinde otomotiv sektörü içerisindeki en değerli markalar sıralamasının zirvesinde 28,7 milyar dolarlık marka değeriyle Japon otomotiv devi Toyota yer alıyor. Listenin ikincisi sırasında 24,56 milyar dolarlık marka değeriyle BMW, üçüncü sırada ise 23,51 milyar dolarlık marka değeriyle Mercedes-Benz bulunuyor.

Statistic: Most valuable brands within the automotive sector worldwide as of 2017, by brand value (in billion U.S. dollars) | Statista
2017 Yılında Dünyanın En Değerli Otomobil Markaları

Tüketiciler İçin Hangisi Daha İyi?

U.S. News isimli internet sitesi geçtiğimiz yılın mayıs ayında yayımladığı yazıda, bu iki otomobil devini güvenilirlik, güvenlik, performans ve iç kısım gibi çeşitli kriterlere göre karşılaştırmış ve her bir kriterde hangi markanın daha iyi olduğuna karar vermiş.

Güvenilirlik: Mercedes-Benz

Bir global pazar araştırma şirketi olan J.D. Power and Associates, her yıl bir marka güvenilirlik çalışması yayımlar. Şirketin yaptığı sıralama, her otomobil markasının sahip olduğu 100 araç başına düşen sorun sayısını baz almaktadır. Mercedes-Benz, 2017 çalışmasında 100 araç başına 131 sorunla ilk beşe girdi. BMW ise 100 araç başına 139 sorunla Mercedes-Benz’in iki sıra altında yer aldı.

Güvenlik: BMW

Mayıs 2017 itibarıyla bir güvenlik derecelendirmesine sahip olan Mercedes-Benz modelleri C sınıfı (10 üzerinden 9,3 puan), GLE (10 üzerinden 9,7 puan) ve E sınıfı (10 üzerinden 10 puan) idi. BMW’nin ise 2 serisi ve X1, güvenlik derecelendirmesinde 10 üzerinden 10 puan aldı. Bununla birlikte i3, 9,9 ve X3 ise 9,7 güvenlik puanına sahip.

Performans: BMW

Son yıllarda BMW, konfora daha fazla önem veriyor. Mercedes-Benz ise performans konusunda yeni atılımlar yapıyor. Ancak puanlar, BMW’nin hala performans konusunda daha iyi olduğuna işaret ediyor.

BMW X4 ve 3 serisinin ikisi de 8,8’lik bir performans puanına sahip. X6 ve 2 serisi 8,9 performans puanı alırken X5 ve 4 serisi tam 9 puan alıyor. 5 serisi ise sahip olduğu 9,1 puan ile performans açısından en iyi BMW modeli olma özelliği taşıyor.

Gelelim Mercedes-Benz’e. Mercedes-Benz için S serisi, 9,2 performans puanıyla bu alanda zirvede yer alırken onu 8,9 puan ile SL ve CLS takip ediyor. Bütün bu BMW ve Mercedes-Benz modelleri arasında en yüksek performans puanına S serisi sahip olsa da, BMW yüksek performans puanına sahip çok fazla araç modeline sahip olması nedeniyle ön plana çıkıyor.

İç Kısım: Mercedes-Benz

Aracın iç ortamı söz konusu olduğunda, burada Mercedes-Benz’in BMW’ye karşı bir üstünlüğü bulunmaktadır. Özellikle Mercedes-Benz’in S serisi ve E serisine göz attığınızda, kabin konforunda ve tarzında ustalık sınıfı bir tasarım görürsünüz. Ki bu tasarım da S serisinin bu alanda 9,2, E serisinin ise 8,9 puana sahip olmasını sağlıyor.

BMW’ye gelecek olursak, markanın tüm modelleri 7,5 ile 8,4 arasında bir puana sahip. Mercedes-Benz tarafında ise SL, GLS, GLE, GLC ve C sınıfının tamamı 8,5 ya da daha üstü bir puana sahip. Bunların yanı sıra şaşırtıcı sayılabilecek bir şekilde, küçük araç sınıfındaki CLA sadece 6,7 puana sahip.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link