Tesla Şimdi De Irkçılıkla Suçlanıyor

Elon Musk Tesla

Geçen haftaki Türkiye ziyaretiyle ülkemizin gündemini belirleyen Elon Musk, ciddi bir sorunla karşı karşıya. Musk’ın önderliğinde ürettiği elektrikli otomobiller sayesinde, bizi geleceğin arabalarıyla tanıştıran Tesla, siyahi çalışanlara ırkçılık yapmakla suçlanıyor.

Olay, Tesla’nın California’daki fabrikasında çalışan Marcus Vaughn’ın açtığı davayla su yüzüne çıktı. Vaughn, Tesla yöneticilerinin siyahi çalışanlara ırkçı söylemler kullandığını ve bunun sistemli bir şekilde yapıldığını öne sürerek hukuk mücadelesi başlattı.

Tesla logo
Marcus Vaughn’ın açtığı dava, Tesla’nın ayrımcılıkla ilgili ilk vukuatı değil.

Ne var ki Tesla’da ırkçılıkla ilgili ilk iddia bu değil. Zira benzer nedenle Tesla’da çalışan üç siyahi kişi daha dava açmıştı. Bu üç davada ise şirket, cinsiyetçi mobbing ve eşcinselleri aşağılamayla suçlandı. Vaughn’un ırkçılık üzerine açtığı bu dava ise işin münferit bir olay olmadığına dair şüpheleri güçlendirecek gibi görünüyor. Mağdur, dava dilekçesinde kendisine, İngilizcede siyahiler için kullanılan ve çok ağır bir hakaret olarak kabul edilen “nigga” ifadesinin kullanıldığını belirtti.

Tesla çalışanı, fabrika yöneticilerinin bu hakareti sıkça kullandığını söyleyerek, teknolojik üretim açısından dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan firmanın, yönetici kademesinin siyahi haklar mücadelesi öncesindeki ABD zihniyetinde olduğunu vurguladı. Irkçı tacizlerin sürekliliğini gördüğünde durumu Elon Musk’a yazılı bir şekilde ileterek şikayetini bildirdiğini de söyleyen Vaughn, sonraki süreçte işten atılmış.

Tesla's black employees
Owen Diaz ve oğlu da Tesla’yı ırkçılıkla suçlayıp şirkete dava açan kişiler arasında bulunuyor. İkili, şirkette siyahilerin aşağılandığını ve sürekli ırkçı hakaretlere maruz kaldıklarını söylüyor.

Tesla ise konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı. Elon Musk tarafından şirket çalışanlarına gönderilen e-postada ise “Büyük bir pislik olmamak için tarihsel açıdan az temsil edilmiş bir grubun parçası olmayı anlamaya çalışın. Bazen böyle şeyler istemeden de olsa yapılıyor ve bu durumda özür dilemelisiniz. Eğer birisi adalet yoluyla sarsılıyorsa içtenlikle özür dilemek, böyle durumlarda da duyarlı olmak ve özürleri kabul etmek gerekir” sözleri yer aldı.

Dünyada inovasyonun ve teknolojik gelişimin öncülüğünü yapan sayılı şirketlerden olsanız da kurumsal kültürünüzü çağın gereklerine göre konumlandıramazsanız ve yönetici kadronuzu çağ dışı kalmış, dar kafalı insanlardan oluşturursanız, bir olayla bütün imajınız dağıtılabilir. Tam da bu yüzden, Tesla’nın birden fazla sistematik ayrımcılıkla suçlanmasının, hiçbir şekilde istisnai bir durum olmadığını düşünüyorum.

Kaldı ki atılan işçiyi yeniden kadroya almayı hâlâ düşünmeyen Elon Musk’ı da bu konuda samimiyetsiz buluyorum. Bana kalırsa, Elon Musk’ın olaya ilişkin verdiği demeçte kurduğu “Derisi kalın olunmalı ve dilenen özür kabul edilmeli” cümlesi, yere göğe sığdırılamayan bir kişinin zekâsından önce, etik ve insani değerlerine bakılması gerektiği gerçeğinin bir kez daha yüzümüze vurulmasından başka bir şey değil. Demek ki Musk’a göre ırkçılık gibi dünyanın en aşağılık suçlarından biri de bir özürle geçiştirilebilir bir durum hâline gelebiliyor. Ten renginden dolayı aşağılanan bir çalışanın hakkını araması, basit ve gereksiz bir girişim gibi görülebiliyor.

Elon Musk
Elon Musk, davayı bir özürle geçiştirmeye çalışıyor.

Hatırlayacağınız üzere Dove ve Nivea, bazı reklam çalışmaları nedeniyle yakın geçmişte ırkçılık ile suçlanmıştı. Fakat bu durumun Tesla’da sistemli bir şekilde ve yönetim kademesi tarafından uygulanması, konunun iş dünyasındaki boyutunun düşünülenden daha büyük olduğunu gösteriyor.

Ne dersiniz? Yeraltı tünelleri ve hyperloop’lar ile hayatımızı kolaylaştırmaya, elektrikli arabalarla yakıttan tasarruf edip havayı kirletmemeye çalışırken veya Mars’ta koloni kurmayı düşünürken kimliklerin örselenmesine, ırkçılığa ve her türlü ayrımcılığa sessiz mi kalmalıyız? Bunun bedeli bu mu olmalı?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Son Bir Yılda Konkordato İlan Eden Şirketler

Son bir yılda birçok şirket konkordato ilan etti, konkordato ilan eden şirketleri sizler için toparladık. Keyifli okumalar.

BETA

Konkordato ilan tarihi: 21.09.2018

Türkiye’de toplam 400 çalışanımız ve 50 mağazamız ile online kanalımızla yılda 1 milyona yakın müşterilerimize hizmet veriyoruz. Konkordato kararını, Beta Ayakkabı Yönetim Kurulu Başkanı, Taner İkiışık kamuoyuna duyurdu.

YEŞİL KUNDURA

Konkordato ilan tarihi: 18.09.2018

13 Eylül günü İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesine başvuran şirketin talebi dün karara bağlandı. Mahkeme, şirkete yönelik yeni haciz yapılmasını yasakladı. Şirkete üç ay geçici mühlet veren mahkeme, şirket faaliyetlerinin denetimi ve onayı için de iki kişilik konkordato komiseri atadı.


HOTİÇ

Konkordato ilan tarihi: 31.08.2018

Türkiye’de 150 satış noktası bulunan, 80 yıllık ünlü ayakkabı markası Hotiç’de geçtiğimiz günlerde konkordato ilan etmişti. Hotiç CEO’su Alihan Hotiç’in yaptığı açıklamada şirketin son dönemde piyasadaki hareketlerden dolayı nakit sıkışıklığı çektiğini söylemişti.


MAKRO MARKET

Konkordato ilan ettiği tarih: 28.10.2017

Türkiye’nin önemli perakende market zincirlerinde olan Makro 28 Ekim tarihinde konkordato ilan etti. Şirket bu haberi tedarikçilerine gönderdiği bir mektupla açıklamıştı.


KESKİNOĞLU

Konkordato ilan tarihi: 12.06.2018

55 yıllık bir firma olan Keskinoğlu, nakit sıkışıklığı nedeniyle iflas erteleme yerine getirilen konkordato başvurusu yapmıştı. Şirket, neden olarak ise ticari faaliyetlerini devam ettirebilmek için bulunduğunu açıklamıştı. Konkordato süresi boyunca şirket yönetimindeki kişiler birçok mal varlığını satışa çıkardı. Tabi yaşanan bu sıkıntılar nedeniyle Keskinoğlu Şirketler Grubu  birçok işçinin de işine son verdi.


REMOİL

Konkordato ilan tarihi: 02.08.2018

Yılda 300 milyon lira cirolu Türkiye genelinde bayileri bulunan akaryakıt dağıtım şirketi Remoil’de konkordato ilan etmişti. Remoil’in konkordato başvurusu İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından kabul edildi.


DİZAYN BORU

Konkordato ilan ettiği tarih: 17.04.2018

Türkiye’nin en büyük üç plastik boru üreticisinden biri olan 300 milyon lira cirolu Dizayn Boru, içine girdiği mali dar boğazı aşamayınca iflas ertelemenin yasaklanması sonrası hayata geçen yeni konkordato yasası kapsamında mahkemeye başvuruda bulunmuştu. Başvuruda, şirketin hacizlere karşı korumaya alınması talep edilmişti.


GİLAN

Konkordato ilan tarihi: 03.09.2018

3 Eylül Pazartesi günü konkordato için başvurduklarını ifade eden Geylan, 5 Eylül Çarşamba günü de konkordato ilan ettiklerini dile getirdi. Geylan, “İşimize odaklanabilmek için bunu yaptık, amacımız mevcut vadeleri uzatmak. Borçlu olduğumuz bankaların markamıza bakış açısı olumlu, böyle dönemler beraber hareket edilmesi gereken dönemler, Türkiye hedeflerine markalarıyla ulaşabilir” dedi.


NALPAS GIDA

Konkordato ilan ettiği tarih: 13.07.2018

Kayseri’de 4 kuşaktır faaliyet gösteren Nalpaş Gıda’da mali açıdan dar boğaza girdi. Mahkemeye başvuran şirket hacizlere karşı koruma istemişti. Mahkeme, şirkete yönelik tedbir kararı vererek geçici konkordato komiseri heyeti atamıştı.


EURONET CAR RENTAL 

Konkordato ilan ettiği tarih: 20.08.2018

Araç kiralama sektörünün devlerinden  yaşadığı mali sıkıntıyı aşamayınca mahkemeye başvurmuştu. Hacizlere karşı koruma talep eden şirketin konkordato davasında tedbir kararı çıkmıştı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kurumsal Şirketler Narköy’de Yeni Çağın Terimi “Ekonovasyon” ile Tanışıyor

Organik pazarlar, “sürdürülebilirlik” kavramının birçok şirketin sözlüğüne girmesi, LOHAS – Lifestyles of Health and Sustainability gibi yeni terimler, sosyal sorumluluk yarışına girmiş dev şirketler… Dünyanın kaynaklarını adeta sömürürken bu kadar “kazanmanın” aslında kaybetmek olduğunu fark etmeye başlayan insanların rotayı daha temiz bir geleceğe çevirmek için faaliyete geçirdikleri birçok kavramdan sadece bazıları. “Daha karlı” olmayı finansal gelir artışı ile tanımlayan bir ekonomik sistemde onlarca yıl geçirmiş insanoğlu, gerçek karın teknolojik ve ekonomik gelişimin yanı sıra uzun vadeli bedensel ve ruhsal sağlıkla elde edildiğini, dünyanın gittiği yerin aslında kendisinin de destinasyonu olduğunu anlamaya başlıyor. İşte bu noktada, Nar Eğitim ve Danışmanlık kurucusu Ozan Kuşcu’nun hayatımıza kattığı ve “ekonovasyon” olarak adlandırdığı yeni bir terim hayatımıza giriyor.

“Smart” Olmayan SMART Hedefler Yerine Ekonovasyon

Ekonovasyon; ekolojik-ekonomik-inovasyon kavramlarını bir araya getiren ve gerçek, devamlılığı olacak başarının ölçümlenebilmesi için finansal verilerden çok daha fazlasına bakılması gerektiğini savunan bir terim. Yıllardır işletme okullarının giriş derslerini himayesi altına almış SMART hedefler kavramının artık o kadar da “smart” olmadığını iddia ediyor. Zira dünyanın kaynaklarının hiç bitmeyeceğini ve insanların para kazandıkları sürece başka şeyler talep etmeyeceklerini varsayan bu hedefler, insanlarda uyanmaya başlamış çevresel farkındalığı da bir gün üzerinden para kazanacak hammaddeler elde edemeyecek olma ihtimallerini de göz önüne almayan yetersiz hedefler olarak kalıyor.

Uzun Vadeli Gerçek Fayda Kazanmak…

Peki, bu yeni kavramı hayatımıza uygulamak ne demek? İlk olarak sürekli sonuca odaklanmamızı öğütleyen eski moda bakış açısını geride bırakıp sürece odaklanmak, bunun için de bir işe başlamadan önce değerleri ve prensipleri belirlemekdemek. Enerji sektöründe başarılı olma sonucuna ulaşmak için dünya petrol rezervlerini sınırsızca kullanan ve bu yolda ekosisteme verdikleri zararı umursamayan onlarca enerji şirketi, bugün imajlarını korumak için milyon dolarlık sosyal sorumluluk projeleri yapsalar da insanları samimiyetlerine ikna edemiyorlar ve temiz enerjiye olan talep hızla artıyor. Oysa ekosistemi de kendi finanslar karları kadar korunması gereken bir değer olarak görüp son yıllarda yöneldikleri temiz enerji sistemlerine 50 yıl önce yönelmiş olsalar, hem kendileri hem de dünyamız ve insanlar için “daha karlı” bir iş modeli oluşturmuş olurlardı.

Daha tek bir çivisi bile çakılmadan ekonovasyonu işletmesinin temellerine koymuş bir girişim aradığımızda ise Nar Eğitim ve Danışmanlık’ın girişimi Narköy karşımıza çıkıyor. Ekosisteme zarar vermeme prensibinden vazgeçmeden tasarlanan Narköy; organik tarım yapan bir çiftlik, ekolojik bir otel ve deneyimsel öğrenme sağlayan bir eğitim merkezi. Narköy’de toprağın doğal dengesine zarar vermemek adına yapılar, çelik konstrüksiyonlar üzerine kurulmuş ve yağmur suları arıtılarak duşlar için ve buradan gelen suda yine arıtılarak organik tarım arazisini sulamak için kullanıyor. Ozan Kuşcu, bazı misafirlerin havuz talebi olsa da, tonlarca suyu boşa harcamadan ve klorla kirletmeden bir havuz yapma yöntemi bulunana kadar bu fikirle ilgilenmediğini, bunun yerine üstü güneş panelleriyle kaplanacak bir açık otopark fikri için kaynak ayırmayı düşündüğünü söylüyor. Tüm tesisin teknolojik inovasyonların sunduğu arıtma ve temiz enerji sistemleri ile donatılmış olmasının yanı sıra Narköy’ün neredeyse tüm gıdasal ihtiyaçları organik tarım arazilerinden ve bünyesinde yer alan çiftlikten temin ediliyor. Bu sayede sürdürülebilir bir iş modeli ortaya konuluyor.

Narköy’den Pazarlama Dünyasına Dersler

70’li yıllarda fonksiyonelliğe, 80’li yıllarda duygusal argümanlara odaklanan pazarlamanın, 2000’li yıllarla birlikte geldiği nokta ise deneyim yönetimi. Bunu kalıcı kılmanın yolu ise çok yönlü hedefler ve sürdürülebilir/arkasında durulabilir bir yaklaşım sergilemek. Kurumsal hayatın bize çizdiği 21. yüzyıl profilinden çok uzak bir gelecek hayali kurmuş olan Narköy ailesi, başka bir yaşam şeklinin mümkün olduğunu misafirlerine de hissettiriyor. Yarattığı çok yönlü ve istikrarlı konsept ile Narköy’ü deneyimlemiş herkesi kendisine bağlayarak deneyim yönetiminin güzel bir örneğini sergiliyor ve aslında pazarlama departmanlarının esas amacını, değerlerini ve ekosistemi koruyarak gerçekleştiriyor. Yeni bir işe, bir projeye başlarken sadece ne almak istediğini değil, hangi prensiplerinden vazgeçemeyeceğini ve bu vazgeçilmez prensipler için hangi bedelleri ödemeye hazır olduğunu söyleyebilecek bir pazarlama bakış açısının, her daim kazanan olacağını gözler önüne seriyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?